Back to Blog
3/30/2026
Av. Yusuf Kılıçkan
DEĞERLENDİRMELER

ABD’nin “Dijital Egemenlik” Hamlesi: Router Yasağı ve Teknoloji Hukuku Stratejisi

Share
ABD’nin “Dijital Egemenlik” Hamlesi: Router Yasağı ve Teknoloji Hukuku Stratejisi

Avukat Yusuf KILIÇKAN

30.03.2026

ABD’de alınan router kararı, yüzeyde “siber güvenlik önlemi” olarak sunulsa da, metnin içine girildiğinde bunun klasik bir güvenlik düzenlemesi olmadığı açıkça görülür. Asıl mesele, bir cihazın güvenli olup olmamasından çok, nerede üretildiğidir.

Federal Communications Commission(Federal İletişim Komisyonu) tarafından yapılan düzenleme ile yabancı üretim tüketici router’ları “Covered List” kapsamına alınmıştır. Bu teknik bir ifade gibi görünse de hukuki sonucu oldukça nettir: Bu listeye giren bir ürün artık FCC onayı alamaz. ABD’de bir elektronik cihazın satılabilmesi için bu onay zorunlu olduğundan, sonuç doğrudan piyasadan dışlanmadır.

Ancak burada kritik bir ayrım vardır. ABD mevcut cihazları yasaklamamıştır. İnsanların evinde kullandığı router’lar çalışmaya devam eder, daha önce onay almış ürünler piyasada satılabilir. Yasak yalnızca henüz piyasaya girmemiş cihazlara yöneliktir. Bu da düzenlemenin ani bir güvenlik tehdidine karşı alınmış olmadığını gösterir. Çünkü gerçek bir tehdit varsa, ilk müdahale mevcut cihazlara yapılır.

Bu noktada düzenlemenin gerekçesi olarak “siber güvenlik riskleri” öne sürülmektedir. Resmî belgelerde, yabancı üretim router’ların casusluk, veri sızdırma ve kritik altyapıya sızma riski taşıdığı ifade edilir. Özellikle son yıllardaki bazı siber saldırıların bu tür cihazlar üzerinden gerçekleştiği iddia edilmektedir

Ancak aynı belgelerde dikkat çekici bir boşluk vardır. Yabancı üretim cihazların, yerli üretim cihazlara kıyasla daha güvensiz olduğuna dair somut ve karşılaştırmalı bir teknik veri ortaya konmuş değildir. Bu nedenle düzenleme, teknik bir riskten çok, potansiyel risk varsayımına dayanmaktadır.

Asıl kırılma noktası ise “Conditional Approval” mekanizmasıdır. Teorik olarak hiçbir şirket tamamen yasaklanmış değildir. Ancak pazara girmek isteyen üreticilerden, yalnızca teknik güvenlik değil; aynı zamanda üretim yeri, tedarik zinciri ve şirket yapısı hakkında detaylı bilgi talep edilir. Daha da önemlisi, başvuru sürecinde şirketlerden ABD’de üretim veya üretimi ABD’ye kaydırma planı sunmaları beklenir.

Bu noktada hukuki yapı açık hale gelir. ABD, doğrudan “yabancı ürün yasaktır” dememektedir. Bunun yerine, öyle bir onay sistemi kurmaktadır ki, bu sisteme uyum sağlamak için şirketlerin üretimlerini ABD’ye taşıması gerekir. Yani yasak dolaylıdır; fakat sonucu doğrudandır.

Bu yaklaşımın aynı şekilde drone sektöründe de uygulandığı görülür. DJI örneğinde, mevcut ürünler yasaklanmamış; ancak yeni ürünlerin pazara girişi engellenmiştir. Böylece kullanıcıya dokunmadan, pazarın geleceği yeniden şekillendirilmiştir. Router kararı da aynı modelin daha geniş kapsamlı bir versiyonudur.