Back to Blog
5/5/2026
Av. Yusuf Kılıçkan
İCRA VE İFLAS HUKUKU

Akıllı Sözleşmeler (Smart Contracts) ve Elektronik Kambiyo Senetleri (Dijital Bono)

Share
Akıllı Sözleşmeler (Smart Contracts) ve Elektronik Kambiyo Senetleri (Dijital Bono)

TL;DR: Geleneksel bono ve poliçe, sahipliğin fiziki senede bağlandığı ve devrin teslimle gerçekleştiği bir hukuki inşadır; TTK m. 645 ve devamı bu yapıyı değiştirilemez biçimde kıymetli evraka bağlamıştır. Blokzincir üzerindeki bir akıllı sözleşme, Türk hukuku kapsamında bugün itibarıyla kambiyo senedi sayılamaz. Bununla birlikte UNCITRAL MLETR'ı 2017'de elektronik devredilebilir kayıtların işlevsel eşdeğerliğini düzenlemiş; İsviçre, mevcut Borçlar Kanunu'na 2021 yılında eklediği "defter tabanlı kıymetli evrak" kategorisiyle blokzincir üzerindeki hakları geleneksel senetlerle eşit hukuki statüye kavuşturmuştur. Türkiye'nin MLETR'ı benimsemediği bugünkü hukuki aşamada, ihracat alacaklarını USDC/USDT destekli otomatik escrow akıllı sözleşmesi ile TBK kapsamında inançlı işlem ve e-imzalı mutabakat metnini birleştiren hibrit bir yapı; yasal geçerliliği korunan, icra edilebilir ve uluslararası ticaret uyuşmazlıklarında savunulabilir bir hukuki kabuk oluşturabilir.

Yazar: Avukat Yusuf KILIÇKAN

Tarih: 5 Mayıs 2026

Fiziki Senet Neden Bu Kadar Dirençli?

Uluslararası ticaretin finansmanı bugün hâlâ milyarlarca kağıt belge üzerine inşa edilmiştir. ICC'nin tahminlerine göre yalnızca küresel tedarik zinciri ve ticaret finansmanında yılda 4 milyar fiziksel belge dolaşmaktadır. Fiziki bono ve poliçenin hukuki değeri; senedin bizzat kendinde somutlaşmaktadır. Türk Ticaret Kanunu'nun kıymetli evrak hükümleri bu yapıyı açıkça kodifike etmiştir: hak senet içinde kristalize olur; senet devredilmeden hak devredilemez; senet ibraz edilmeden ödeme talep edilemez.

Dijitalleşme çağında bu tablo ciddi bir operasyonel sorun doğurmaktadır. Döviz cinsinden hazırlanmış ihracat alacakları için fiziksel senedin kurye ile gönderilmesi, güvenli muhafaza edilmesi, imza itirazlarına karşı ispat yükü taşınması ve icra takibinde fiziksel ibraz yapılması gerekmektedir. Her adım zaman, maliyet ve hukuki risk demektir. Nakit akışının kritik önem taşıdığı ihracat ve uluslararası hizmet firmalarında bu gecikme rekabet avantajını doğrudan aşındırmaktadır.

TTK'nın Kıymetli Evrak Yapısı: Neden Kolayca Aşılamıyor?

TTK m. 645 ve Yazılılık Şartının Mutlak Niteliği

TTK m. 645, kambiyo senetlerine ilişkin temel düzenlemeyi içermekte; kıymetli evrakın senede bağlı bir hak olduğunu ve bu hakkın senetten ayrı olarak ileri sürülemeyeceğini hükme bağlamaktadır. Düzenleme Bonoyu TTK m. 776'da, Poliçeyi TTK m. 671'de detaylandırmaktadır.

Bu hükümler kapsamında geçerli bir kambiyo senedi üç unsuru zorunlu biçimde bünyesinde barındırmalıdır: fiziksel kağıt ortamında yazılılık, asıl imza ve teslim yoluyla devir. "Fiziksel kağıt ortamında yazılılık" şartı Türk ticaret doktrininde tartışmasız biçimde yerleşmiş olup mahkeme içtihadı bu şartın dijital ortamda karşılanamayacağını istikrarlı biçimde teyit etmektedir.

Elektronik imza, bilgisayar çıktısı veya dijital zaman damgasının bu şartı karşıladığına dair Yargıtay kararı bugüne dek mevcut değildir. 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu, e-imzayı ıslak imzayla eşdeğer saymakla birlikte bu denkliği sözleşmeler kapsamında tanımlamış; kambiyo senetlerini bu denkliğin dışında tutmuştur.

Dolayısıyla blokzincir üzerindeki bir akıllı sözleşmenin içerdiği ödeme taahhüdü ve devir mekanizması Türk hukuku açısından bir bono ya da poliçe sayılamaz. Bu tespiti doğrudan kabul etmek hukuki mühendisliğin başlangıç noktasını belirlemesi açısından kritiktir: kısıtı görmeden aşmak mümkün değildir.

Kıymetli Evrak Hukukunun Emredici Niteliği

Kıymetli evrak hukuku şekil serbestisi tanımayan emredici normlara dayanır. Poliçe ve bononun mutad koşullarının herhangi birinden sözleşmesel düzenlemeyle vazgeçilmesi mümkün değildir. Tarafların "blokzincir üzerindeki token'ı bono olarak kabul ettik" biçiminde bir mutabakata varmaları bile bu tokeni hukuken kambiyo senedine dönüştürmez; alacaklıya kambiyo hukuku yollarını açmaz.

Bu nedenle çözüm, akıllı sözleşmeyi "kambiyo senedi" olarak konumlandırmaktan değil; kambiyo senedinin sağladığı işlevsel avantajları — hızlı devir, güçlü icra, karşı taraf riskinin azalması — alternatif hukuki araçlarla karşılamaktan geçmektedir.

UNCITRAL MLETR: Küresel Çerçevenin Neresindeyiz?

Model Kanunun Hukuki Mimarisi

UNCITRAL Elektronik Devredilebilir Kayıtlar Model Kanunu, 13 Temmuz 2017'de UNCITRAL tarafından kabul edilmiş ve devletlere iç hukuklarına aktarmaları için sunulmuştur. MLETR'ın üç temel ilkesi şunlardır: teknoloji tarafsızlığı — özel bir teknolojiyi kayırmaz; işlevsel eşdeğerlik — elektronik kayıt, kağıt belgeyle aynı hukuki işlevi görür; ayrımcılık yapmama — elektronik ve kağıt biçim arasında hukuki sonuç farklılığı kabul edilmez.

MLETR, elektronik devredilebilir kayıt kavramını kağıt tabanlı devredilebilir belgeler veya araçların elektronik eşdeğeri olarak tanımlamakta ve bu kapsamda bono, poliçe, çek, konşimento ve depo makbuzlarını açıkça saymaktadır. Dijital "kontrol" kavramı fiziksel "zilyetlik" kavramının işlevsel karşılığı olarak düzenlenmiştir.

MLETR özellikle dağıtık defter teknolojilerini, token modellerini ve kayıt sistemlerini kapsayacak biçimde tasarlanmıştır. Bu teknoloji tarafsızlığı, MLETR'ı blokzincir tabanlı senetlerin hukuki zeminini oluşturacak kapsamlı bir çerçeve haline getirmektedir.

Benimseme Tablosu: 11 Yargı Çevresi, Türkiye Dışarıda

UNCITRAL'ın 2026 güncel verilerine göre MLETR temelinde mevzuat oluşturmuş 11 yargı çevresi şunlardır: Bahreyn (2018'de MLETR'ı benimseyen ilk ülke), Singapur, Belize, Kiribati, Paraguay, Papua Yeni Gine (2021), Birleşik Krallık ve Abu Dabi Küresel Piyasa (2023). Bu sekiz tam benimseme ile birlikte yaklaşık 6,5 trilyon dolarlık ticaret hacmi MLETR kapsamına girmiş durumdadır. Fransa ve Almanya'da kanun süreci ilerleme aşamasındadır; Japonya'da inceleme grubu kurulmuştur; Avustralya ise 2024 yılı sonunda kamuoyuyla danışma sürecini tamamlamıştır.

Türkiye bugüne dek MLETR'ı benimsememiştir; herhangi bir resmi kanun teklifinin TBMM'ye sevk edildiğine ilişkin kamuya açık bir bilgi de mevcut değildir. Bu tablo; ihracatçı firmaların Türk hukukunu esas alan akıllı sözleşme yapılarında kambiyo senedi fonksiyonunu doğrudan elde etmesinin imkânsız olduğunu, ancak uluslararası ticaret belgelerini İngiliz veya Singapur hukuku kapsamında düzenleyenler için farklı seçeneklerin mevcut olduğunu ortaya koymaktadır.

UK Electronic Trade Documents Act 2023: Pratik Örnek

Birleşik Krallık'ın Eylül 2023'te yürürlüğe giren Electronic Trade Documents Act, MLETR'ın işlevsel eşdeğerlik ilkesini İngiliz hukukuna tam anlamıyla entegre etmiştir. Bu kanun kapsamında bir elektronik bono, dijital "kontrol"ü fiziksel "zilyetliğin" işlevsel eşdeğeri sayan açık bir hukuki düzenlemeye kavuşmuş; kağıt belgenin yerine geçebilir hale gelmiştir. İngiltere'nin ticarette taraf olduğu uyuşmazlıklarda elektronik kambiyo senetleri bugün itibarıyla hem İngiliz mahkemelerinde hem de Londra tahkiminde geçerli belge statüsü taşımaktadır. Türk ihracatçılar için pratik sonuç şudur: Türk hukukunu esas alan sözleşmede kağıt bono zorunlu kalırken, İngiliz hukukunu seçen uluslararası ticarette elektronik bono geçerli bir araç haline gelebilmektedir.

İsviçre DLT Yasası: Mevcut Hukuku Dönüştürmenin Model Örneği

Yeni Bir Kanun Değil, Mevcut Kanunun Genişletilmesi

İsviçre, 25 Eylül 2020'de Dağıtık Defter Teknolojisi Yasası'nı (DLT Act) kabul etmiştir; Borçlar Kanunu'na eklenen hükümler 1 Şubat 2021'de, kalan düzenlemeler ise 1 Ağustos 2021'de yürürlüğe girmiştir. Bu yasa, sıfırdan yazılmış yeni bir kanun değil; İsviçre Borçlar Kanunu başta olmak üzere on ayrı federal kanunda yapılan seçici değişikliklerin bütünüdür.

DLT Yasası'nın Borçlar Kanunu'na getirdiği en kritik yenilik "Registerwertrecht" yani "defter tabanlı kıymetli evrak" kavramıdır. İsviçre Borçlar Kanunu m. 973d ve devamı uyarınca tanımlanan bu kavram; tarafların anlaşması temelinde dağıtık defter kaydına işlenen ve yalnızca bu kayıt aracılığıyla ileri sürülüp devredilebilen bir hak statüsü oluşturmaktadır.

Pratik sonucu şudur: İsviçre'de bir şirket, mevcut teknolojilerle bono veya pay senedine karşılık gelen bir tokenı blokzincir üzerinde ihraç edebilir ve bu token geleneksel kağıt senetle aynı hukuki statüyü taşır. Devir için fiziki teslim zorunluluğu yoktur; blokzincir kaydında "kontrol"ün devredilmesi yeterlidir.

Düzenlemenin bir diğer kritik özelliği teknoloji tarafsızlığıdır: yasa belirli bir blokzinciri protokolüne ya da teknik standarda atıf yapmaz; herhangi bir dağıtık defter kayıt sistemi bu çerçeve içinde işleyebilir. Bu esneklik, İsviçre modelinin uzun ömürlülüğünü garanti eden tasarım tercihidir.

Türkiye ile Karşılaştırma: Esin Kaynağı Olarak İsviçre

Türk ticaret ve borçlar hukukunun İsviçre hukukundan aldığı esinle şekillendiği bilinmektedir; bu tarihsel bağ, İsviçre DLT Yasası'nı Türkiye için özellikle yakın bir model olarak konumlandırmaktadır. İsviçre, yeni bir kanun yazmak yerine mevcut Borçlar Kanunu'nun kıymetli evrak hükümlerine bir kategori ekleyerek dönüşümü gerçekleştirmiştir. Benzer bir yaklaşımın Türkiye'de hayata geçirilmesi; TTK'nın kıymetli evrak hükümlerine "elektronik kıymetli evrak" veya "defter tabanlı kıymetli evrak" kategorisinin eklenmesini gerektirir. Bu bir mevzuat boşluğunu doldurmak değil; mevcut yapıya yeni bir kategori kazımaktır.

Akıllı Sözleşmenin Türk Hukukundaki Statüsü

Blokzincir üzerindeki bir akıllı sözleşme (smart contract), Türk hukuku kapsamında bugün itibarıyla kambiyo senedi değildir; ancak bağımsız bir sözleşme olarak geçerlidir. TBK m. 1 kapsamında sözleşme; karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarıyla kurulur. Elektronik ortamda gerçekleştirilen irade beyanlarının geçerliliği 5070 sayılı Kanun ve TBK'nın genel hükümleri çerçevesinde tanınmaktadır.

Akıllı sözleşmenin hukuki niteliği ise içeriğine göre farklılaşır: ödeme yükümlülüğü içeriyorsa borç doğurucu bir sözleşme; belirli koşulların gerçekleşmesine bağlı otomatik ifa öngörüyorsa şarta bağlı bir sözleşme; taraflardan birinin edimini karşı tarafın ediminin ifasına kadar kilitli tutuyorsa bir escrow düzenlemesidir. TBK m. 97 kapsamındaki takas def'i ve m. 110 kapsamındaki üçüncü kişi yararına sözleşme hükümleri, akıllı sözleşme mimarisi içinde doğrudan işlevlendirilmesi mümkün olan normatif dayanaklardır.

Hukuki Mühendislik: Hibrit Yapı ve İnançlı İşlem Çerçevesi

Türk hukukundaki mevcut sınırlar içinde uluslararası döviz cinsinden alacakları etkin biçimde yönetmek için önerilen mimari dört katmandan oluşmaktadır.

Birinci Katman: E-İmzalı Ana Mutabakat Metni

Taraflar arasında 5070 sayılı Kanun kapsamında nitelikli elektronik imzayla imzalanmış bir çerçeve sözleşme düzenlenir. Bu sözleşme; alacağın esasını, miktarını, vade koşullarını ve ödeme tetikleyicilerini açıkça tanımlar. Aynı zamanda akıllı sözleşme mekanizmasını ve stablecoin escrow yapısını bu ana sözleşmenin uygulama aracı olarak konumlandırır. Bu katman, tüm yapıya Türk mahkemeleri ve tahkim önünde savunulabilir bir sözleşmesel zemin sağlar.

İkinci Katman: Otomatik Escrow Akıllı Sözleşmesi

Borçlu, belirlenen USDC veya USDT miktarını akıllı sözleşmeye kilitler; bu tutar çerçeve sözleşmedeki ödeme yükümlülüğüne eşdeğer stablecoin değerini karşılar. Akıllı sözleşme; alacaklının doğrulanmış teslimat kanıtını sunması, kabul onayının sisteme işlenmesi veya ihtilafsız vadenin dolması gibi önceden programlanmış koşulların gerçekleşmesi üzerine ödemeyi otomatik olarak gerçekleştirir. Bu katmanın hukuki niteliği, TBK m. 97 kapsamında takas def'inin blokzincir ortamında işlevlendirilmesidir.

Türk hukukunda "otomatik yediemin" kavramı bugün itibarıyla kural olarak gerçek kişi ya da kurumun yerine getirdiği bir işlev olarak tanımlanmıştır; ancak akıllı sözleşmenin escrow mekanizması olarak kullanılmasına belirleyici bir yasal engel bulunmamaktadır. Nitekim TBK kapsamında sözleşme özgürlüğü çerçevesinde taraflar ödeme koşullarını serbestçe belirleyebilir; akıllı sözleşmenin "koşul gerçekleşince ödeme" mantığı bu serbesti kapsamında değerlendirilebilir.

Üçüncü Katman: TBK Kapsamında İnançlı İşlem

TBK'nın genel hükümleri ve yerleşik doktrin çerçevesinde inançlı işlem; bir tarafın belirli bir amaç için hesap ya da varlık üzerindeki kontrolü diğer tarafa devrettiği veya bir üçüncü kişide tuttuğu yapıyı ifade eder. Escrow akıllı sözleşmesinin "akıllı yediemin" sıfatıyla konumlandırılması bu çerçevede açıklanabilir. İnançlı işlemin temel unsurları; inanç anlaşması (tarafların akıllı sözleşmeyi yediemin mekanizması olarak ortak iradesiyle kabul etmesi), inançlı devir (fonların akıllı sözleşme adresine kilitlenmesi) ve inanç amacının sınırları (yalnızca öngörülen koşulların gerçekleşmesi halinde serbest bırakma) bu yapıda karşılanmaktadır.

Dördüncü Katman: Uygulanacak Hukuk ve Uyuşmazlık Çözümü

Uluslararası işlemlerde uygulanacak hukukun seçimi, akıllı sözleşme yapısının yasal zeminini belirleyen en kritik karardır. Tarafların İngiliz hukukunu seçmesi halinde Electronic Trade Documents Act kapsamında elektronik bono geçerliliği sağlanabilir. Singapur hukukunun seçilmesi de MLETR'ı benimsemiş bir yargı çevresinin korumasını sunar. Bunların yanı sıra tahkim klozuna özel dikkat gösterilmelidir: UNCITRAL Tahkim Kuralları ya da ICC Tahkimi, akıllı sözleşme uyuşmazlıklarını ele alan deneyim birikimini günden güne artırmaktadır.

Stablecoin Seçimi: USDC mi, USDT mi?

Escrow mekanizmasının stablecoin seçimi de salt teknik değil hukuki bir karardır. USDT (Tether), merkezi yönetimi ve şeffaflığa ilişkin eski tartışmaları nedeniyle kurumsal tahkim süreçlerinde değer kanıtı olarak daha savunmasız bir konumdadır. USDC (Circle), tam rezerv kanıtı yayımlamakta ve ABD düzenleyici çerçevesine daha yakın bir yapı sergilemektedir.

Türkiye'de stablecoin kullanımına ilişkin doğrudan bir yasal düzenleme bugün itibarıyla yoktur. Kripto para mevzuatı kapsamında SPK lisanslı borsalar üzerinden gerçekleştirilen işlemler için belirli kurallar mevcut olmakla birlikte, taraflar arası ticarette ödeme aracı olarak stablecoin kullanımı açık yasal bir yasakla karşılaşmamaktadır. Sözleşmenin stablecoin değerini TL karşılığında tanımlayarak kur riskini netleştirmesi hem muhasebesel hem de hukuki açıdan bu belirsizliği azaltır.

Türkiye'nin MLETR'ı Benimsemesi Halinde Değişen Tablo

MLETR'ın Türkiye tarafından benimsenmesi veya İsviçre modelinden ilham alınan bir TTK değişikliğinin hayata geçirilmesi halinde yukarıda tarif edilen hibrit yapının üçüncü ve dördüncü katmanları artık gerekli olmayacaktır. Kambiyo senetleri Türk hukuku çerçevesinde doğrudan blokzincir üzerinde düzenlenebilecek, devir için fiziksel teslim zorunlu olmayacak ve elektronik kontrol devri yasal geçerlilik kazanacaktır.

Bu reformun pratik ekonomik etkisi son derece somuttur. İngiltere'nin ETDA etkisini analiz eden bir çalışmaya göre ticaret belgelerinin dijitalleştirilmesi belge işlem sürelerini yüzde yetmişbeş oranında azaltmakta ve ikincil finansman maliyetlerini düşürmektedir. Türkiye gibi 2025 yılında ihracat hacmi 250 milyar doları aşan büyük bir ticaret ekonomisi için bu kazanımın somut değeri hesaplanabilir ölçektedir.

Avukat Yusuf KILIÇKAN

5 Mayıs 2026

Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

1. Blokzincirde düzenlenen bir belge Türk hukukunda kambiyo senedi sayılabilir mi?

Hayır, bugün itibarıyla hayır. TTK m. 645 ve devamı kıymetli evrakı fiziksel senetle özdeşleştiren emredici hükümlere dayanmaktadır. Tarafların akıllı sözleşmeyi bono olarak kabul ettiklerine dair mutabakatları bile bu tokeni kambiyo hukuku yollarına taşıyamaz; alacaklı kambiyo senetlerine özgü hızlı icra yollarından yararlanamaz.

2. MLETR'ı benimseyen bir ülkenin hukukunu seçersek elektronik bono geçerli olur mu?

Evet. İngiliz hukuku (ETDA 2023), Singapur hukuku veya MLETR'ı iç hukuka aktarmış başka bir yargı hukuku seçilmişse, o hukukun tanıdığı elektronik devredilebilir kaydın o yargı çevresinde geçerliliği bulunmaktadır. Sözleşme yabancı hukuku esasa uygulanacak hukuk olarak belirlemiş ve tahkim klozuyla desteklenmişse bu geçerlilik tahkim sürecinde de korunabilir.

3. İsviçre "defter tabanlı kıymetli evrak" modeli Türkiye'de uygulanabilir mi?

Doğrudan uygulanamaz; çünkü İsviçre Borçlar Kanunu'nun OR m. 973d bağlayıcı niteliği sadece İsviçre yargı çevresinde söz konusudur. Ancak Türkiye, TTK'ya benzer bir "elektronik kıymetli evrak" veya "defter tabanlı kıymetli evrak" kategorisi ekleyerek aynı sonucu elde edebilir. Bu, yeni kanun yazmak değil mevcut yapıya yeni bir kategori kazımak anlamına gelir.

4. USDC destekli escrow akıllı sözleşmesi Türk mahkemelerinde icra edilebilir mi?

Akıllı sözleşmenin içerdiği ödeme koşulları e-imzalı ana mutabakat metniyle desteklenmişse, bu metin TBK kapsamında geçerli bir sözleşme oluşturur. Escrow mekanizmasının "koşul gerçekleşince serbest bırak" mantığı şarta bağlı ödeme taahhüdü olarak değerlendirilebilir. Ancak blokzincir çıktılarının delil değeri ve icra sürecindeki teknik uyumluluk, bugün itibarıyla yargı pratiğinde netlik kazanmamış bir alandır.

5. İnançlı işlem yapısı akıllı sözleşme escrow'unu tam olarak karşılar mı?

Yakın bir işlevsel örtüşme söz konusudur; ancak tam bir özdeşlik yoktur. Klasik inançlı işlemde inançlı kişi gerçek ya da tüzel bir kişidir; akıllı sözleşme ise özerk çalışan bir koddur. Bu fark hem mülkiyet hukuku hem sorumluluk hem de uyuşmazlık çözümü açısından yorumlanmayı bekleyen hukuki meseleleri gündeme getirmektedir.

6. Kambiyo hukuku yolları neden bu kadar önemli; neden sıradan sözleşme yeterli değil?

Kambiyo senetlerine özgü hızlı icra yolu (İİK m. 167 vd.) özellikle uluslararası döviz cinsinden alacaklarda kritik bir avantaj sağlar: itiraz süresi daha kısa, itiraz sebepleri daha sınırlı ve alacaklının hızlı hacze geçişi çok daha kolaydır. Sıradan sözleşme alacakları bu yoldan yararlanamaz; alacaklı genel hükümler kapsamında daha uzun ve daha maliyetli bir icra sürecine katlanmak durumundadır.

7. UNCITRAL 2024 Otomatik Sözleşme Model Kanunu akıllı sözleşmelerle ilgili mi?

Evet. UNCITRAL, 2024 yılında Otomatik Sözleşme Model Kanunu'nu (Model Law on Automated Contracting, 2024) kabul etmiştir. Bu model kanun, otomatik sistemlerle kurulan sözleşmelerin geçerliliğini ve bu sözleşmelerin taraflara atfedilebilirliğini düzenlemektedir. Türkiye'nin bu metni de benimsemesi halinde akıllı sözleşmenin yalnızca sistem çıktısına dayandığı hallerde sözleşmenin taraflara bağlayıcılığı güçlü bir yasal zemine kavuşacaktır.

8. Türkiye'nin MLETR'ı benimsemesi gerçekçi bir beklenti mi?

Türkiye'nin 250 milyar dolar aşkın ihracat hacmi ve uluslararası ticaret finansmanına olan bağımlılığı, bu reformun ekonomik gerekçesini somut biçimde ortaya koymaktadır. G7 ülkelerinin neredeyse tamamının reform sürecinde olduğu düşünüldüğünde Türk ihracatçılarının rekabet dezavantajı giderek büyümektedir. Ancak bu reform için kapsamlı bir TTK değişikliği, ilgili Bakanlıkların koordinasyonu ve bankacılık sektörünün teknik uyum süreci gerekmektedir; bu nedenle kısa vadeli değil orta vadeli bir reform hedefi olarak değerlendirilmelidir.

9. Akıllı sözleşme hata yaparsa ya da saldırıya uğrarsa sorumluluk kime ait olur?

Bu, Türk hukukunda henüz yanıt bekleyen kritik bir sorudur. Akıllı sözleşmenin kendisinde hata yoksa ancak kullanıcı hatası sonucu yanlış koşul tetiklenmişse bu durumun sözleşmeden dönme, iade veya tazminat talepleri için TBK'nın genel hükümleri kapsamında değerlendirilmesi gerekir. Güvenlik açığı ya da protokol saldırısına maruz kalınması halinde ise sorumluluk zinciri teknik denetim, yazılım geliştirici sorumluluğu ve sigorta katmanları üzerinden kurgulanmak zorundadır.

10. Hangi koşullarda hibrit yapı yerine doğrudan kağıt bono kullanmak daha avantajlı?

Türk mahkemesinde icra yapılmasının kesinleştiği alacaklar; küçük tutarlı ve tekrarlı tahsilat döngüleri; karşı tarafın blokzincir altyapısına teknik erişiminin olmadığı durumlar ve uyuşmazlık ihtimalinin yüksek olduğu ilişkiler için fiziksel kambiyo senedi hâlâ daha öngörülebilir bir araç olmaya devam etmektedir. Hibrit yapı özellikle yüksek tutarlı, tekrarlayan uluslararası ticaret ilişkilerinde ve karşı tarafın teknik altyapısının güvenilir olduğu durumlarda rekabetçi avantaj sağlar.

Yazar Hakkında

Avukat Yusuf KILIÇKAN, blockchain hukuku, dijital hukuk ve ticaret hukuku alanlarında faaliyet gösteren bir hukukçudur. Akıllı sözleşme uyuşmazlıkları, elektronik ticaret belgeleri, kripto varlık hukuku ve uluslararası ticaret finansmanına ilişkin sözleşme mimarisinde müvekkillere hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunmaktadır. Hukuki yazılarına yusufkilickan.av.tr adresinden ulaşabilirsiniz.

Yasal Uyarı

Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Akıllı sözleşmelerin Türk hukukundaki statüsü, stablecoin kullanımına ilişkin düzenleyici gelişmeler ve elektronik kıymetli evrak mevzuatı hızla gelişen bir alan olduğundan yatırım ve işlem kararları öncesinde güncel hukuki değerlendirme zorunludur. Uluslararası işlemlerde uygulanacak hukuk seçimi ve tahkim koşulları her somut anlaşma için ayrıca değerlendirilmelidir. Somut hukuki durumunuz için mutlaka alanında uzman bir ticaret veya teknoloji hukuku avukatından destek almanız tavsiye edilir.

Yusuf Kılıçkan Logo

Upholding justice and the rule of law, we defend our clients' rights at national and international levels with the highest professional standards.

This website has been prepared by Attorney Yusuf Kılıçkan in compliance with the Attorneys Act and the Turkish Bar Association's Advertising Prohibition Regulation. The information on this site does not constitute legal advice.

© 2026 Yusuf Kılıçkan. All Rights Reserved.