Bedensel Zararlarda Tazminat

TL;DR
Bedensel zarar; kişinin vücut bütünlüğünün haksız fiil, iş kazası, trafik kazası veya başka bir eylem nedeniyle ihlal edilmesidir. Türk Borçlar Kanunu m.54 yaralanma hâlinde talep edilebilecek dört zarar kalemini; m.53 ölüm hâlinde üç zarar kalemini; m.56 ise her ikisinde manevi tazminat hakkını düzenlemektedir. Yaralanma hâlinde doğrudan zarar gören tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücü kaybı ve ekonomik geleceğin sarsılması başlıklarında maddi tazminat; ağır yaralanmada yakınları da manevi tazminat isteyebilir. Ölüm hâlinde destekten yoksun kalanlar — mirasçı olsalar da olmasalar da — maddi ve manevi tazminat talep edebilir. Tazminat hesabı; maluliyet oranı, aktüerya hesabı, aktif/pasif dönem ayrımı, müterafik kusur indirimi, SGK ödemelerinin mahsubu ve uygun bir yaşam tablosunun uygulanmasıyla belirlenir. TRH 2010 tablosu güncel standart olmakla birlikte Yargıtay'ın PMF 1931 tablosunu kullanmayı sürdürüp sürdürmediği hâlâ tartışmalıdır. Haksız fiilde zamanaşımı süresi olay ve failin öğrenilmesinden itibaren 2 yıl; her hâlde 10 yıldır. Suç teşkil eden fiillerde suç zamanaşımı uygulanır.
Yazar: Avukat Yusuf KILIÇKAN
Tarih: 24 Nisan 2026
Bedensel Zararlarda Tazminat Davaları: Sağlıktan Ölüme Kapsamlı Hukuki Rehber
İnsan Zararı Bir "Mal Zararı" Değildir
Bedensel zarar, tazminat hukukunun en hassas ve en karmaşık alanlarından birini oluşturur. Bir insanın kolu kırıldığında, gözünü kaybettiğinde ya da bir trafik kazasında hayatını yitirdiğinde salt ekonomik bir hesap değil, insanın en temel varlığına yapılan bir müdahalenin karşılığı tartışılmaktadır.
İnsan zararlarının bir "mal zararı" değil, "can zararı" olduğu bilinmeli; bu nedenle kalıplaşmış zarar kavramına ve buna bağlı fark kuramına bağlı kalınmamalı; destekten yoksunluğun ölenden bağımsız bir hak olduğu, bir yansıma zarar değil doğrudan zarar olduğu kabul edilmelidir.
Bu bakış açısı, Yargıtay içtihadının modern yorumunu da yansıtmaktadır. Tazminatın amacı; zarar göreni zenginleştirmek değil, yaşam standardını olay öncesi konuma mümkün olduğunca yaklaştırmaktır.
Bedensel Zararın Hukuki Kaynakları: Hangi Kanun, Hangi Madde?
Türk hukukunda bedensel zarar tazminatının temel kaynağı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'dur (TBK). Başvurulabilecek ana maddeler şunlardır.
TBK m.49 haksız fiilin genel düzenlemesi, TBK m.50-51 zararın belirlenmesi ve tazminatın kapsamını, TBK m.52 tazminattan indirim sebeplerini (müterafik kusur, hakkaniyet), TBK m.53 ölüm hâlinde maddi zarar kalemlerini, TBK m.54 yaralanma hâlinde maddi zarar kalemlerini, TBK m.55 SGK mahsubu ve hakkaniyetle artırma/azaltma yasağını, TBK m.56 manevi tazminat hakkını ve TBK m.72 zamanaşımını düzenlemektedir.
Özel kanunlar açısından ise 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu, iş kazaları için 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve zorunlu mali sorumluluk sigorta genel şartları ayrıca uygulanır.
Yaralanma Hâlinde Maddi Tazminat: TBK m.54 Kapsamı
Türk Borçlar Kanunu madde 54 uyarınca bedensel zarar hâlinde uğranılan zararlar şu şekildedir: tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar.
Tedavi Giderleri
Tedavi giderleri kapsamında hastane, ilaç, ameliyat, rehabilitasyon ve fizyoterapi masrafları; bakım, ev hemşiresi, özel beslenme gereksinimleri; ulaşım ve refakatçi giderleri yer almaktadır. Sosyal Güvenlik Kurumu'nun karşılamadığı harcamalar buraya dahildir. Zarar görenin belirli bir dönem özel olarak beslenmesi gerekiyorsa bu masraflar yahut zarar görenin maluliyeti nedeniyle bir süre toplu taşıma araçlarına binemeyecekse veya kendi otomobilini kullanamayacaksa bu sebeplerle oluşan harcamalar, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmayacaktır; bu nedenle maddi tazminat kapsamındadır.
Kazanç Kaybı
Kazanç kaybı, zarar görenin haksız fiil nedeniyle yoksun kaldığı kazançtır. Bu zarar, fiilen yoksun kalınan kâr niteliğinde olup geçici nitelikte ve geçmişe ilişkindir. Kazanç kavramına maaş dışında fazla mesai, ikramiye, prim ve lojman giderleri olmak üzere geniş kavramda ücretler de girer.
Çalışma Gücünün Kaybı (Maluliyet Tazminatı)
Kalıcı maluliyet hâlinde tazminat hesabı, belirlenen maluliyet oranıyla zarar görenin kalan aktif çalışma yılları üzerinden aktüer yöntemle yapılır. Kişinin maluliyet oranı, yaşadığı fiziksel veya psikolojik hasarın derecesi ve iş gücü kaybı gibi unsurlar bedensel zararlar nedeniyle tazminat hesaplama sürecinde önemli bir rol oynar. Gelecekteki kazanç kaybı hesaplanırken kişinin gelecekte elde edebileceği kazançların ne kadar azalacağı, yaş ve mesleki gelişim dikkate alınarak belirlenir.
Maluliyet oranının tespiti için en yakın üniversitenin Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'ndan veya Adli Tıp Şube Müdürlüğü'nden "Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği" hükümlerine göre rapor alınması gerekmektedir.
Ekonomik Geleceğin Sarsılması
Bu zarar kalemi; mesleğini tam kapasiteyle icra edemeyen, kariyer basamaklarını çıkamayanlar, piyasa itibarı zarar görenler için öngörülmüştür. Maluliyet oranı düşük olmakla birlikte meslek icrasını fiilen etkileyen durumlar bu kapsamda değerlendirilir.
Ölüm Hâlinde Maddi Tazminat: TBK m.53 Kapsamı
TBK m.53 uyarınca ölüm hâlinde oluşan zararlar şu şekilde sınıflandırılır: cenaze giderleri, ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ve çalışma gücü kaybı, ayrıca ölenin desteğinden yoksun kalanların zararları.
Destekten Yoksun Kalma Tazminatı
TBK m.53'ün 3. bendi uyarınca "ölüm hâlinde ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıpların tazmini gerekmektedir." Haksız fiilin doğrudan doğruya muhatabı olmayan, ancak bu haksız fiil nedeniyle ortaya çıkan ölüm olayından zarar gören ya da ileride zarar görmesi güçlü olasılık içinde bulunan kimselere tazminat hakkı tanınmıştır.
Kim isteyebilir? Ölenin desteğinden yoksun kalanlar, mirasçı olmasalar dahi, eğer ölen kişinin sağlığında herhangi bir şekilde desteğini görmüşlerse veya gelecekte büyük olasılıkla destek göreceklerse maddi tazminat isteyebilirler. Birbirlerinden destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilecek başlıca kişiler eş, çocuklar, anne ve babadır. Kardeşler genellikle tazminat isteyemezler.
Önemli bir içtihat birleştirme kararı: Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 22.06.2018 tarih ve 2016/5 E., 2018/6 K. sayılı kararında, ana ve/veya babanın çocuğunun ölümü nedeniyle açtığı destekten yoksun kalma tazminatı davalarında destek ilişkisinin varlığının ispatı için SGK'dan gelir bağlanması şartının aranmayacağı; destekten yoksun kalma tazminatı davalarında çocukların ana ve/veya babaya destek olduklarının karine olarak kabulünün gerektiği kabul edilmiştir.
Destekliğin Para Dışı Biçimleri
Destek ilişkisinin yalnızca nakdi olmadığı, Yargıtay içtihadında köklü biçimde yerleşmiştir. Desteklik mutlaka para veya maddi katkı şeklinde olmaz. Yardım ve hizmet ederek de destek olunabilir. Evlâdın evde ailesine yardımcı olması, her türlü hastalık ve sair sıkıntılarında yardıma koşması maddi desteklik kapsamında değerlendirilmelidir.
Aktif Dönem ve Pasif Dönem Ayrımı
Tazminat hesabında en kritik teknik kavramlardan biri "aktif dönem" ile "pasif dönem" ayrımıdır.
Aktif dönem, zarar görenin veya desteğin çalışma yaşamı boyunca süren dönemdir; bu dönemde fiilî gelir veya piyasa değeri esas alınır. Pasif dönem ise emeklilik sonrası dönemdir; Yargıtay'ın köklü içtihadına göre bu dönem için asgari ücret üzerinden hesaplama yapılır, çünkü emekli bireyler birbirlerine "yardım ve hizmet" ederek destek olmaya devam ederler.
Yargıtay'ın artık süreklilik kazanmış kararlarına göre emeklilik dönemini sürdüren kişiler, yaşlılık günlerinde birbirlerine "yardım ve hizmet" ederek destek olurlar. Bu nedenle "pasif dönem" zararları asgari ücretler üzerinden hesaplanmalıdır.
Tazminat Hesabında Yaşam Tabloları: PMF 1931 mi, TRH 2010 mu?
Muhtemel yaşam süresi hesabında kullanılan tablolar, tazminat miktarını doğrudan ve önemli ölçüde etkiler.
PMF 1931 yaşam tablosu cinsiyet ayırımı gözetmeyen bir tablo olup kadın-erkek ayrımı yapılmamıştır. Bu tabloda yeni doğan bir insanın ömrü ortalama 56,64 yıl olarak kabul edilmiştir. Oysa TRH 2010 yaşam tablosunda kadın ve erkekler için ikili bir ayrıma gidilmiştir; yeni doğan bir insanın ömrü kadınlarda 78,02, erkeklerde ise 71,93 yıl olarak belirlemiştir.
TRH 2010 tablosu fiilen Türkiye hayat istatistiklerine dayanması ve daha gerçekçi veriler sunması nedeniyle güncel standarttır. Sigorta şirketlerinin sorumluluğunda TRH 2010 uygulanmakta; ancak işleten ve sürücü sorumluluğunda PMF 1931'in Yargıtay tarafından kullanılmaya devam edilip edilmediği tartışmalı olmayı sürdürmektedir.
Manevi Tazminat: TBK m.56
Yaralanma Hâlinde Manevi Tazminat
TBK m.56/1 uyarınca hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir.
Ölüm ve Ağır Yaralanmada Yakınlara Manevi Tazminat
Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir. Yargısal uygulamaya göre manevi tazminatın bir zenginleşme aracı olmaması gerekir. Manevi tazminatın amacı, olay nedeniyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesidir. Bu nedenle manevi tazminat miktarı belirlenirken; kaza tarihi, olayın meydana geliş şekli, kusur durumu ve tarafların sosyal ve ekonomik durumları değerlendirilmelidir.
"Ağır bedensel yaralanma" kavramı Yargıtay uygulamasında uzuv kaybı yaşanması veya hayati fonksiyonların yerine getirilememesi olarak kabul edilmektedir. Örneğin bir gözün kaybedilmesi, kol veya ayaklardan birinin kesilmesi gibi hâller ağır bedensel yaralanma olarak değerlendirilmektedir.
Müterafik Kusur ve Tazminat İndirimleri
TBK m.52, tazminatın azaltılabileceği hâlleri düzenlemektedir: zarar görenin de kusurlu olması (müterafik/iştirak kusuru), zararın ağırlaşmasına yol açan davranışlar ve hakkaniyet indirimi. Ancak bu indirim mekanizması TBK m.55/1'in son cümlesiyle sınırlandırılmıştır.
TBK m.55/1'in son cümlesi gereğince "Hesaplanan tazminat, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılamaz veya azaltılamaz." Hakimler TBK'nın 51 ve 52. maddelerini uygulayacaklar, bu iki maddenin dışında "takdiri" indirim yapamayacaklardır.
Uygulamada sıkça karşılaşılan müterafik kusur durumları şunlardır: trafik kazasında emniyet kemeri takmama, bisiklet veya motosiklet kullanımında kask takmama, iş kazasında bireysel koruyucu ekipmana uymama ve işverenin talimatını ihlal etme.
SGK Ödemelerinin Mahsubu
Bedensel zarar tazminatında Sosyal Güvenlik Kurumu'nun yaptığı ödemelerin tazminattan düşülmesi zorunludur. Bu konu TBK m.55 ve 5510 sayılı Kanun'un ilgili hükümleri çerçevesinde düzenlenmiştir.
SGK tarafından bağlanan sürekli iş göremezlik gelirleri, ölüm geliri ve sağlık gideri ödemeleri, SGK'nın rücu edebileceği kısım ölçüsünde tazminattan düşülür. Ancak SGK'nın karşılamadığı özel giderler indirilemez.
Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından iş kazası veya meslek hastalığı sonucu sigortalının ölümü nedeniyle gelir bağlanması hâlinde, yapılan ödemeler ve bağlanan gelirin TBK m.55'e göre Kurum tarafından rücu edilebilen kısmı, belirlenen destekten yoksun kalma zararından indirilecektir.
Çocukların ve Küçüklerin Tazminat Hakları
Tazminat hesabında çocuklar özel kurallara tabidir. Haksız eylem sonucu mağdur olan çocuk için 18 yaşını bekleme gereği bulunmamaktadır. Çocuklar yaşıtlarına göre daha fazla çaba sarf etmek zorunda kalacaklarından kazanın olduğu ve maluliyetin doğduğu tarihten itibaren iş göremezlik zararının hesaplanması gerekeceği Yargıtay kararlarında kökleşmiştir.
Öte yandan çocukların ana-babaya destek sağlama yaşı konusunda Yargıtay kararlarıyla ve öğretiden görüşlerle yıllar içinde oluşan ilkelere göre, erkek çocuklar için 18, orta öğretimdeyse 20 yaşına kadar; kız çocuklar için 22 yaşına kadar; yüksek öğrenim görüyorlarsa kız-erkek ayrımı yapılmadan 25 yaşına kadar maddi destek süresinin kabul edildiği yerleşmiştir.
Tazminat Hesabının Adımları
Tazminat hesaplarında izlenecek sıra ve hesabın temel unsurları şunlardır: zararlandırıcı olay; olay ile zarar arasındaki nedensellik bağının belirlenmesi; zarar sorumlularının belirlenmesi; kusur ve sorumluluk derecelerinin saptanması; zararın türü ve nitelikleri (destekten yoksunluk, geçici veya kalıcı sakatlık); zarar görenlerin kimlikleri ve nitelikleri; zarar süreleri; zararın parasal değerlendirmesi; zararın tazminata dönüştürülmesi.
Zamanaşımı
Uygulama ve öğretide kabul edildiği üzere, zamanaşımı failin ve zararın öğrenildiği tarihten başlatılmalıdır. Zarar görenin zararı öğrenmesi demek, zararın varlığı, mahiyeti ve esaslı unsurları hakkında bir dava açma ve davanın gerekçelerini göstermeye elverişli bütün hâl ve şartları öğrenmiş olması demektir. Vücut bütünlüğünün ihlalinden doğan zarar, ancak bakım ve tedavi sonucunda düzenlenen hekim raporuyla belirli bir açıklığa kavuşur. Bedensel zararın gelişim gösterdiği durumlarda zamanaşımına başlangıç olarak hastalık seyrinin tamamlandığı tarihin esas alınması gerekir.
TBK m.72 gereği, tazminat yükümlüsü veya zarar sonradan öğrenilse bile, her hâlükarda destekten yoksun kalma nedeniyle maddi ve manevi tazminat davası açma hakkı 10 yılda zamanaşımına uğrar. Destekten yoksun kalma tazminatına konu fiil aynı zamanda suç teşkil eden bir fiil ise, suç için öngörülen ceza zamanaşımı süresi içinde tazminat davası açılabilir.
Arabuluculuk Zorunluluğu
Bedensel zararlar nedeniyle sigorta şirketlerine veya tacirlere açılacak tazminat davalarında dava şartı arabuluculuk zorunluluğu bulunmaktadır. Bu zorunluluk, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nda ve Türk Ticaret Kanunu'nda yapılan değişikliklerle getirilmiştir.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
Bedensel zarar tazminatı davalarında görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir; ancak iş kazasından kaynaklanan davalarda iş mahkemesi görevlidir. Yetkili mahkeme; davalının yerleşim yeri, haksız fiilin gerçekleştiği yer ya da zararın meydana geldiği yerdeki mahkemedir. Sigorta şirketine karşı açılan davalarda ZMSS sigortacısı için Sigorta Tahkim Komisyonu alternatif bir çözüm yolu sunar.
Her Zarar Hesaplanabilir, Hiçbir Acı Tam Olarak Karşılanamaz
Bedensel zarar tazminatı, hem matematiksel kesinlik hem de takdir yetkisi gerektiren bir alandır. Aktüer hesabı bilgisi, maluliyet oranı değerlendirmesi, SGK mahsubunun doğru yapılması ve uygun yaşam tablosunun seçimi; bir davanın kaderini doğrudan belirleyebilmektedir.
Hak kaybı yaşamamak için en kritik adımlar şunlardır: tedavi sürecinin tamamlanmasını bekleyip maluliyet oranı kesinleştikten sonra davayı açmak ya da kısmi dava yolunu kullanarak ıslah hakkını saklı tutmak; zarar kalemlerinin tamamını eksiksiz belgelemek; SGK ödemelerini ve rücu haklarını doğru hesaba katmak; arabuluculuk zorunluluğunu dava açmadan önce yerine getirmek.
Avukat Yusuf KILIÇKAN
24 Nisan 2026
Sıkça Sorulan Sorular
Trafik kazasında hem sürücü hem sigorta şirketine dava açabilir miyim? Zarar gören, işleten ve sürücü ile ZMSS sigortacısı aleyhine iş göremezlik veya destekten yoksun kalma tazminatı davası açabilir. Sigorta şirketine karşı dava açmadan önce arabuluculuk zorunluluğu yerine getirilmelidir.
Ölenin anne-babası destekten yoksun kalma tazminatı alabilir mi? İçtihat birleştirme kararı gereğince çocukların ana ve/veya babaya destek olduklarının karine olarak kabul edilmesi gerekir; destek ilişkisinin ispatı için SGK'dan gelir bağlanması şartı aranmaz.
Yaralanmam hafifse manevi tazminat isteyebilir miyim? Evet, yaralanmanın ağırlığına bakılmaksızın zarar görenin kendisi manevi tazminat isteyebilir. Yakınların manevi tazminat isteyebilmesi ise yalnızca ağır bedensel zarar veya ölüm hâlleriyle sınırlıdır.
Maluliyet oranı nasıl belirlenir? Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'ndan veya Adli Tıp Şube Müdürlüğü'nden "Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği" hükümlerine göre rapor alınması gerekir.
Zamanaşımı ne zaman başlar? Zamanaşımı failin ve zararın öğrenildiği tarihten başlar. Bedensel zararın gelişim gösterdiği durumlarda hastalık seyrinin tamamlandığı tarih esas alınmalıdır. Her hâlde azami süre 10 yıldır.
SGK'dan ödeme aldıysam yine de dava açabilir miyim? Evet; SGK'nın ödemesi, haksız fiile dayanan tazminat talebini ortadan kaldırmaz. Ancak SGK'nın rücu ettiği kısım tazminattan düşülür; karşılanmayan zararların tamamı talep edilebilir.
Kısmi dava açmanın avantajı nedir? Maluliyet oranı henüz kesinleşmemişse ya da tazminat miktarı tam tespit edilememişse kısmi dava açılabilir ve ıslah dilekçesiyle ilerleyen aşamada talep artırılabilir. AYM, ıslahla artırılan kısmın dava zamanaşımı gerekçesiyle reddedilmesinin mahkemeye erişim hakkına yönelik bir müdahale teşkil ettiğine karar vermiştir.
Yazar Hakkında: Avukat Yusuf KILIÇKAN, Türk tazminat hukuku, iş hukuku ve kişisel varlık hukuku alanlarında uzmanlaşmış avukattır.
yusufkilickan.av.tr hukuk blogunun yazarıdır.
av.yusufkilickan@gmail.com
Yasal Uyarı: Bu makale, Nisan 2026 tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ve güncel Yargıtay içtihatları çerçevesinde genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Her bedensel zarar davası kendine özgü olgular, delil durumu ve hesaplama teknikleri barındırmaktadır; hak kaybı yaşamamak için alanında uzman bir avukattan bireysel danışmanlık almanız önerilir.