Back to Blog
4/9/2026
Av. Yusuf Kılıçkan
DİJİTAL VARLIKLAR HUKUKU

Blockchain (blokzinciri) ve Hukuki Regülasyonları

Share

TL;DR: Blockchain (blokzinciri), merkezi bir otoriteye ihtiyaç duymadan verilerin dağıtık, şeffaf ve değiştirilemez biçimde kaydedildiği teknolojidir. Hukuki açıdan kripto varlıklar, akıllı sözleşmeler, NFT'ler ve merkeziyetsiz finans (DeFi) bu teknolojinin doğurduğu başlıca regülasyon alanlarıdır. Türkiye'de 7518 sayılı Kanun ile 02.07.2024'ten itibaren kripto varlık hizmet sağlayıcılar SPK denetimi altına alınmış; 13.03.2025 tarihli iki ayrı tebliğle kapsamlı ikincil düzenlemeler yürürlüğe girmiştir. Lisanssız faaliyet, üç yıldan beş yıla kadar hapis cezasıyla yaptırıma bağlanmıştır. Akıllı sözleşmelerin TBK çerçevesinde hukuki geçerliliği teorik olarak mümkün olmakla birlikte, özel şekil şartına tabi işlemlerde uygulanabilirliği sınırlıdır.

YAZAR: Avukat Yusuf KILIÇKAN

TARİH: 09.04.2026

Kodun İçindeki Hukuk: Blockchain'i Neden Ciddiye Almak Gerekiyor?

Blockchain teknolojisi, 2008 yılında "Satoshi Nakamoto" takma adıyla yayımlanan bir teknik makaleyle dünyaya tanıtıldığında, hukuk çevrelerinin büyük bölümü bunu bir finans merakının ötesinde görmedi. Aradan geçen on yedi yılda tablo köklü biçimde değişti. Blockchain artık yalnızca kripto paranın teknik altyapısı değil; sözleşme ilişkilerini, mülkiyet haklarını, veri güvenliğini ve finansal aracılık modellerini kökten dönüştüren bir paradigma değişikliğinin taşıyıcısıdır.

Hukuku ilgilendiren boyut şuradan kaynaklanıyor: bu teknoloji, "güven" üretiminin geleneksel aracılarını — bankalar, noter, tapu müdürlüğü, sicil kurumları — devre dışı bırakma iddiasıyla sahneye çıkmaktadır. Güvenin kurumsal aracısız üretildiği bir ortamda, sorumluluk, temsil, irade ve yaptırım gibi hukukun temel kategorileri yeniden tanımlanmak zorunda kalmaktadır.

Türkiye'de kripto varlık yatırımcısı sayısı 2020 başındaki 1,24 milyondan 2026 Ocak itibarıyla 6,56 milyona ulaşmıştır. Bu rakam, düzenlemenin neden kaçınılmaz hale geldiğini tek başına açıklıyor.

Blockchain Nedir: Hukuki Analize Temel Olan Teknik Gerçeklik

Blockchain'i hukuki perspektiften kavrayabilmek için teknik mantığını en azından ana hatlarıyla anlamak gerekir.

Blokzinciri, kısaca "dağıtık defter teknolojisi" (Distributed Ledger Technology — DLT) olarak tanımlanır. Veriler, merkezi bir sunucuda değil; ağa katılmış binlerce bilgisayar (düğüm, node) üzerinde eş zamanlı olarak tutulur. Her yeni işlem, önceki bloğa kriptografik olarak bağlanarak bir zincir oluşturur. Bu yapının üç temel özelliği hukuku doğrudan ilgilendirmektedir.

Değiştirilemezlik (immutability), zincire bir kez kaydedilen verinin geriye dönük olarak değiştirilmesinin fiilen imkânsız ya da astronomik derecede maliyetli olduğunu ifade eder. Bu özellik, hukuk düzeninin vazgeçilmez unsurlarından biri olan delil niteliği açısından kritik sonuçlar doğurmaktadır. Şeffaflık, herkese açık (public) zincirlerde tüm işlemlerin her katılımcı tarafından görüntülenebilir olduğunu, izinli (permissioned) zincirlerde ise bu erişimin belirli aktörlerle sınırlandırıldığını ifade eder. Son olarak merkeziyetsizlik, tek bir noktanın çökmesinin sistemi durduramayacağı ve tek bir otoritenin sistemi kontrol edemeyeceği anlamına gelir; bu durum "kime karşı dava açılacak?" sorusunu hukuki açıdan gerçek bir soruna dönüştürmektedir.

6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nda 7518 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle kripto varlık yasal olarak şu şekilde tanımlanmıştır: "Dağıtık defter teknolojisi veya benzer bir teknoloji kullanılarak elektronik olarak oluşturulup saklanabilen, dijital ağlar üzerinden dağıtımı yapılan ve değer veya hak ifade edebilen gayri maddi varlıklar." Bu tanım, Türk hukukunun blockchain'e verdiği ilk resmi hukuki kimlik olma özelliğini taşımaktadır.

Türkiye'nin Blockchain/Kripto Regülasyon Kronolojisi

Türk hukukunun bu teknolojiyle karşılaşmasının üç ayrı dönemde ele alınması gerekmektedir.

İlk dönem: Yasak ve uyarı (2021) Nisan 2021'de Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından çıkarılan "Ödemelerde Kripto Varlıkların Kullanılmamasına Dair Yönetmelik" ile kripto varlıklar ödeme aracı olarak yasaklanmıştır. Bu yönetmelik, Türk hukukundaki ilk kripto düzenlemesi niteliğini taşır. Aynı yıl Mayıs ayında ise kripto varlık hizmet sağlayıcılar MASAK mevzuatı çerçevesinde yükümlüler arasına dahil edilmiştir. Böylece kara para aklamayla mücadele yükümlülükleri — müşterini tanı kuralları, şüpheli işlem bildirimi, belge muhafaza — sektöre uygulanmaya başlanmıştır.

İkinci dönem: Yasal çerçevenin kurulması (Temmuz 2024) 7518 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 02.07.2024 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu Kanun ile kripto varlık hizmet sağlayıcılar ilk kez SPK'nın düzenleme ve denetim yetkisi altına alınmıştır. Kanunun getirdiği temel yenilikler şunlardır: faaliyet için SPK izninin zorunlu hale getirilmesi, izinsiz faaliyetin ağır yaptırıma — üç yıldan beş yıla kadar hapis — bağlanması, yurt dışı merkezli platformların Türkiye'deki faaliyetlerinin kısıtlanması, kripto ATM'lerin üç ay içinde kapatılması zorunluluğu ve müşteri varlıklarının saklama düzenlemesi.

Üçüncü dönem: İkincil düzenlemeler (Mart 2025) 13.03.2025 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan iki tebliğ ile regülasyon mimarisi tamamlanmıştır. III-35/B.1 sayılı Tebliğ kuruluş ve faaliyet esaslarını; III-35/B.2 sayılı Tebliğ ise çalışma usulleri ile sermaye yeterliliğini kapsamlı biçimde düzenlemektedir.

Kripto Varlık Hizmet Sağlayıcıların Hukuki Statüsü

Tanım ve kapsam

SPKn md. 35/B kapsamında "platform" terimi şöyle tanımlanmaktadır: kripto varlık alım satım, ilk satış ya da dağıtım, takas, transfer, bunların gerektirdiği saklama ve belirlenebilecek diğer işlemlerin bir veya daha fazlasının gerçekleştirildiği kuruluşlar.

Kuruluş şartları

Mevcut regülasyon çerçevesine göre (2026 yılı itibarıyla güncel tutarlarla) platformlar için asgari sermaye 250.000.000 TL olarak belirlenmiştir. Bu tutar tamamen nakden ödenmiş olmalıdır. Platformların anonim ortaklık yapısında kurulması zorunludur. Ayrıca kuruluş izninden sonra altı ay içinde faaliyet izni başvurusu yapılması gerekmektedir; bu iki aşamalı izin süreci lisanslama sürecinin belkemiğini oluşturmaktadır.

Bankalar da BDDK'nın uygun ön görüşü ve faaliyet genişleme onayı alınması kaydıyla kripto varlık saklama hizmeti sunabilmektedir.

Müşteri varlıklarının korunması

Müşterilere ait kripto varlıkların temel olarak müşterilerin kendi cüzdanlarında bulundurulması esas kabul edilmektedir. Müşterilerin kendi cüzdanlarında bulundurmayı tercih etmedikleri kripto varlıklar için saklama hizmeti ise yalnızca BDDK onaylı bankalar veya SPK tarafından yetkilendirilmiş saklama kuruluşlarınca sunulabilecektir. Müşterilere ait nakitler bankalarda tutulmak zorundadır.

Listeleme kısıtlamaları

Türkiye'de lisanslı platformlarda listelenemeyen kripto varlıklar arasında cüzdan adreslerini gizleyen gizlilik odaklı varlıklar, soğuk cüzdanlarda saklanamayan varlıklar, proje sahibi uluslararası yasaklı listelerde yer alan varlıklar ve proje sahibine tek taraflı olağanüstü hak tanıyan tokenler bulunmaktadır.

Yaptırım Rejimi: Lisanssız Faaliyetin Ağırlığı

7518 sayılı Kanun'un getirdiği yaptırım rejimi son derece ağırdır. SPKn md. 109/A uyarınca izinsiz kripto varlık hizmet sağlayıcılığı faaliyeti için üç yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin günden on bin güne kadar adli para cezası öngörülmüştür. Bu yaptırım, SPKn md. 107/1'deki piyasa manipülasyonu suçuyla aynı ceza dilimini paylaşmaktadır.

Erişim engeli mekanizması da etkin biçimde kullanılmaktadır. SPK, 2024-2025 döneminde izinsiz faaliyet gösterdiği tespit edilen üç yüzü aşkın internet sitesinin erişimini engellemiştir. Yurt dışında yerleşik platformların Türkiye'de iş yeri açması, Türkçe internet sitesi oluşturması veya Türkiye'de yerleşik kişilere yönelik tanıtım ve pazarlama faaliyetinde bulunması da izinsiz kripto varlık hizmet sağlayıcılığı sayılmaktadır.

AML/CFT Boyutu: MASAK Yükümlülükleri

Blockchain'in regülasyon gündemindeki en kritik kalemlerinden biri, kara para aklamayla mücadele (AML) ve terörün finansmanının önlenmesi (CFT) alanındadır.

Aralık 2024'te MASAK mevzuatında yapılan önemli değişikliklerle kripto varlık hizmet sağlayıcılar, finansal kuruluşlar kapsamına alınmıştır. Bu değişiklikle "Travel Rule" benzeri bir yükümlülük getirilmiştir: transferlerdeki işlem tutarının 15.000 TL'yi aşması durumunda kripto varlık hizmet sağlayıcılara kimlik tespitine yönelik ek yükümlülükler uygulanacaktır. Bu düzenleme, uluslararası FATF standartlarıyla uyum sağlama çabasının somut bir yansımasıdır.

Akıllı Sözleşmelerin Hukuki Statüsü

Akıllı sözleşmeler (smart contracts), blockchain ağına yerleştirilen ve önceden belirlenen koşulların gerçekleşmesi halinde otomatik olarak çalışan bilgisayar kodlarıdır. İsim olarak "sözleşme" ifadesini kullansalar da geleneksel hukuki sözleşme tanımıyla her zaman örtüşmemektedirler.

TBK çerçevesinde kurulma şartları

TBK md. 1'e göre bir sözleşmenin geçerli sayılabilmesi için tarafların birbirine uygun irade beyanlarını açıklamış olmaları gerekmektedir. Akıllı sözleşmelerde bu koşul teorik olarak karşılanabilmektedir: iki tarafın akıllı sözleşme kodunu kabul ederek sisteme dahil olması, irade uyuşmasının dijital ortamdaki tezahürü olarak değerlendirilebilir.

Türk hukuku genel olarak serbest şekil ilkesini benimsemektedir; kanun ve ahlaka aykırı olmayan her tür sözleşme yapılabilmektedir. Bu çerçevede uygun kimlik ve yetki doğrulama araçlarının sağlandığı koşullarda akıllı sözleşmeler de uygulama alanı bulabilecektir. Ancak tapu devri, araç satışı, nikah akdi gibi özel şekil şartına tabi işlemlerde akıllı sözleşme kullanımı mevcut hukuk sistemimizde ciddi bir engelle karşılaşmaktadır.

Delil niteliği

Türk hukuku "serbest delil" sistemini benimsemiştir: kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça herhangi bir hukuki vakıa, kanunda yer alsın veya almasın, herhangi bir delille ispat edilebilir. Bu çerçevede blockchain kaydı, değiştirilemez yapısı nedeniyle güçlü bir elektronik delil niteliği taşımaktadır.

Ancak kesin delil ve takdiri delil ayrımı burada kritik rol oynar. Blockchain üzerindeki kayıt, kural olarak takdiri delil niteliğinde değerlendirilecek; hâkimin takdir yetkisi içinde kalacaktır. Delil değerinin somut davada nasıl belirleneceği henüz Türk içtihadında netlik kazanmamıştır; bu alan önemli bir gelişme bekleyen boşluk olarak varlığını sürdürmektedir.

Kod ile off-chain metin çelişkisi

Avrupa Hukuk Enstitüsü'nün (ELI) Blockchain İlkeleri'nde de benimsenen yaklaşım şudur: off-chain (zincir dışı geleneksel) sözleşme ile on-chain (akıllı sözleşme kodu) çeliştiğinde, kural olarak off-chain metne üstünlük tanınmalıdır. Bu prensip Türk hukuku açısından da anlam taşımaktadır: akıllı sözleşme kodu ile taraflar arasında geleneksel yöntemle imzalanmış bir metin çelişirse, TBK'nın yorum ve tamamlama kuralları uygulanarak geleneksel metnin dikkate alınması beklenir.

Akıllı sözleşmenin uyarlanması sorunu

Geleneksel sözleşme hukukunda sözleşmenin değişen koşullara uyarlanması (TBK md. 138, aşırı ifa güçlüğü) mümkündür. Akıllı sözleşmelerde ise kod, bir kez zincire yerleştirildikten sonra değiştirilemez. Bu durum, "kod kanundur" (code is law) anlayışı ile "adil sonuca ulaşmayı sağlaması gereken hukukun esnekliği" arasında ciddi bir gerilim yaratmaktadır. Tarafların öngöremediği bir durum ortaya çıktığında akıllı sözleşmeyi geri alacak ya da uyarlayacak hiçbir mekanizma yoktur; bu boşluk hem sözleşmesel hem de yargısal düzlemde önemli sorunlara zemin hazırlamaktadır.

NFT'ler: Mülkiyet mi, Lisans mı?

Non-Fungible Token (NFT), bir blockchain üzerinde benzersiz dijital varlıkları temsil eden tokendir. Sanat eserleri, müzik, oyun içi varlıklar ve hatta gayrimenkul hakları NFT aracılığıyla temsil edilmektedir. Ancak hukuki açıdan önemli bir ayrım gözetmek gerekmektedir: NFT satın almak, çoğu zaman o eserin telif hakkını satın almak anlamına gelmemektedir. NFT, üzerine yazılan "token"ı temsil eder; eserin kullanım hakkını ya da telif hakkını genellikle temsil etmez.

Bu durum, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu çerçevesinde ciddi sorular doğurmaktadır. NFT ihracı yapan bir kişi aynı zamanda eserin maddi hak sahibi midir? NFT'nin ikinci el piyasada defalarca satılması durumunda eser sahibine pay verilmesi "takip hakkı" kapsamında değerlendirilebilir mi? Bu soruların büyük bölümü henüz Türk hukukunda cevap bulmamış, doktrin ve yargı içtihadının gelişmesini bekleyen açık sorular olarak durmaktadır.

DeFi: Aracısız Finansın Regülasyon Boşluğu

Merkeziyetsiz finans (DeFi), geleneksel finansal aracılar olmaksızın blockchain üzerinde gerçekleştirilen borç verme, borç alma, takas ve yatırım işlemlerini kapsar. Bu yapının hukuki açıdan en zorlu yanı şudur: tek bir merkezi operatör bulunmadığından, "kim sorumlu tutulabilir?" sorusu gerçek bir hukuki belirsizlik alanı yaratmaktadır.

Türkiye'de 7518 sayılı Kanun esas olarak merkezi kripto varlık platformlarını düzenlemektedir. DeFi protokolleri bu düzenlemenin kapsamında açıkça yer almamakta; sektörün merkeziyetsiz yapısı, mevcut regülasyon çerçevesinin etkin biçimde uygulanmasını zorlaştırmaktadır. Bu alan hem Türkiye'de hem de dünya genelinde en hızlı gelişen ve en büyük regülasyon boşluğu barındıran kesim olmaya devam etmektedir.

Kişisel Verilerin Korunması ve Blockchain

Blockchain'in değiştirilemez yapısı, KVKK'nın en temel haklarından biri olan "silme ve yok etme" hakkıyla doğrudan çatışmaktadır. KVKK md. 7'ye göre kişisel veriler, işlenme amacının ortadan kalkması halinde silinmeli veya yok edilmelidir. Buna karşılık blockchain'e kaydedilen bir veri fiilen değiştirilemez ve silinemez.

Bu gerilimin çözümüne yönelik iki yaklaşım tartışılmaktadır. İlk yaklaşım, verilerin zincire değil zincir dışında şifrelenmiş olarak tutulması ve yalnızca hash (özet) değerinin zincire kaydedilmesidir. Şifreleme anahtarının yok edilmesi, veriye erişimi imkânsız kılsa da verinin "silinip silinmediği" tartışması devam etmektedir. İkinci yaklaşım, henüz Türk hukukunda benimsenmemiş bir esneklik penceresi olan GDPR benzeri "teknik imkânsızlık" istisnasının tanınmasıdır.

AB ve Uluslararası Regülasyon: MiCA ve Türkiye'ye Yansımaları

Avrupa Birliği'nin Kripto Varlıklar Piyasaları Regülasyonu (MiCA), 2024 yılında tam anlamıyla yürürlüğe girmiş ve dünya genelinde kripto varlık regülasyonunun referans çerçevesi haline gelmiştir. MiCA'nın Türk regülasyonuyla karşılaştırıldığında hem benzerlikler hem de önemli farklılıklar dikkat çekmektedir.

Benzerlikler şunlardır: faaliyet için lisans zorunluluğu, müşteri varlıklarının korunmasına yönelik saklama düzenlemeleri, AML/CFT yükümlülükleri ve tüketici koruma mekanizmaları her iki sistemde de yer almaktadır. Farklılıklar bakımından ise MiCA'nın stablecoin'lere getirdiği özel düzenlemeler ile NFT ve DeFi'ya ilişkin açık hükümler, Türk mevzuatında henüz karşılık bulmamaktadır. Bu eksiklik, uluslararası uyum açısından önümüzdeki dönemde giderilmesi gereken bir alan olarak öne çıkmaktadır.

Kod Kanunun Önüne Geçemez

Blockchain teknolojisi "kod kanundur" iddiasıyla sahneye çıkmış olsa da bu iddia, hukukun evrensel işleviyle kaçınılmaz biçimde çatışmaktadır. Hukuk, sosyal gerçekliği ve insan davranışını düzenlerken esneklik, yorum ve uyarlama mekanizmalarına ihtiyaç duyar; kod ise sabittir, katıdır ve öngörülemeyen durumları kendi başına çözemez.

Türkiye'nin 2024-2025 döneminde atmış olduğu adımlar — 7518 sayılı Kanun ve iki SPK tebliği — bu alanda düzenlemenin artık ertelenebilir olmadığını açıkça ortaya koymuştur. Kripto varlık sektörü "düzenlenmemiş bir alan" olmaktan çıkmıştır. Bununla birlikte akıllı sözleşmelerin hukuki statüsü, DeFi protokollerinin regülasyonu, NFT'lerin fikri mülkiyet boyutu ve blockchain verilerinin KVKK uyumluluğu gibi alanlarda önemli boşluklar varlığını sürdürmektedir.

Bu boşlukların doldurulması; teknoloji hukuku, sözleşmeler hukuku, finans hukuku ve kişisel veri koruma hukukunun birlikte çalışmasını gerektirmektedir. Bu alanda pratik hukuki danışmanlık, kanun metnini okumakla değil; o metnin teknolojik gerçekliğe nasıl uygulanacağını kavrayabilmekle mümkün olmaktadır.

Avukat Yusuf KILIÇKAN

09.04.2026

Sıkça Sorulan Sorular

Kripto varlık platformu kurmak için SPK'dan izin almak gerekiyor mu? Evet. 7518 sayılı Kanun ile 02.07.2024'ten itibaren tüm kripto varlık hizmet sağlayıcıların SPK'dan kuruluş ve faaliyet izni alması zorunludur. İzinsiz faaliyet üç ila beş yıl hapis cezasıyla yaptırıma bağlanmıştır.

Türkiye'de kripto para ile ödeme yapılabilir mi? Hayır. 2021 tarihli TCMB Yönetmeliği ile kripto varlıkların ödeme aracı olarak kullanımı yasaklanmıştır. Kripto varlıklar Türk hukukunda yatırım aracı niteliğinde değerlendirilmektedir.

Akıllı sözleşmeler Türk hukukunda geçerli midir? Kanun ve ahlaka aykırı olmamak şartıyla evet. TBK çerçevesinde akıllı sözleşme kurulması teorik olarak mümkündür. Ancak tapu devri gibi özel şekil şartına tabi işlemlerde kullanılabilirliği sınırlıdır ve bu alanda yerleşik bir içtihat henüz oluşmamıştır.

Blockchain kaydı mahkemede delil olarak kullanılabilir mi? Türk hukuku serbest delil sistemini benimsediğinden blockchain kaydı delil olarak sunulabilir. Ancak kural olarak takdiri delil niteliğinde değerlendirilecek ve hâkimin takdirine tabi olacaktır.

Yurt dışı kripto borsaları Türkiye'den kullanılabilir mi? Türkiye'de yerleşik kişiler tamamen kendi inisiyatifleriyle, hiçbir şekilde Türkiye'ye yönelik tanıtım veya pazarlama yapmaksızın hizmet veren yurt dışı platformları kullanabilmektedir. Buna karşılık Türkiye'de iş yeri açan, Türkçe site oluşturan veya aktif olarak Türk kullanıcılara yönelik pazarlama yapan yabancı platformlar izinsiz faaliyet sayılmaktadır.

NFT satın almak eserin telif hakkını da satın almak anlamına mı gelir? Hayır. Çoğu durumda NFT satın almak, dijital token sahibi olmak anlamına gelir; eserin telif hakkı ayrı bir hukuki işlemle devredilmediği sürece eser sahibinde kalmaya devam eder.

DeFi protokolleri Türkiye'de yasal mı? 7518 sayılı Kanun esas olarak merkezi platformları düzenlemektedir; merkeziyetsiz protokoller açık bir regülasyon kapsamına alınmamıştır. Bu alan önemli bir hukuki belirsizlik barındırmaya devam etmektedir.

Kripto varlıklardan elde edilen kazançlar nasıl vergilendirilir? Kripto varlık işlemlerinden elde edilen gelirler için özel bir vergilendirme rejimi henüz tam anlamıyla oluşturulmamıştır. Bu alan aktif olarak gelişmekte olan bir düzenleme sürecindedir; güncel vergi durumu için uzman görüşü alınması önerilmektedir.

Yazar Hakkında: Avukat Yusuf KILIÇKAN, teknoloji hukuku, sermaye piyasası hukuku ve dijital varlıklar alanlarında faaliyet gösteren bir hukukçudur. Kripto varlık regülasyonu uyumu, akıllı sözleşme danışmanlığı ve blockchain hukuku konularında müvekkillere hizmet sunmaktadır. Ayrıntılı bilgi ve iletişim için:

yusufkilickan.av.tr

av.yusufkilickan@gmail.com

Yasal Uyarı: Bu makale, Türk kripto varlık mevzuatı ve blockchain teknolojisinin hukuki boyutları hakkında Nisan 2026 itibarıyla bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Blockchain regülasyonu son derece hızlı gelişen bir alandır; bu makale yayımlandıktan sonra mevzuatta değişiklik olmuş olabilir. Bu metin hukuki danışmanlık niteliği taşımaz; somut işlemler için uzman bir avukattan görüş alınması zorunludur.