Back to Blog
4/5/2026
Av. Yusuf Kılıçkan
TÜKETİCİ HUKUKU

Dijital Abonelik Sözleşmeleri

Share
Dijital Abonelik Sözleşmeleri

TL;DR: Dijital abonelik sözleşmeleri, görünürde teknik bir üyelik işlemi olsa da TBK genel işlem koşulları denetimi, TKHK haksız şart rejimi ve Abonelik Sözleşmeleri Yönetmeliği kapsamında çok katmanlı bir borç ilişkisi kurar. "Kabul ediyorum" kutucuğu irade beyanı sayılır; ancak içeriğin tamamını bağlayıcı kılmaz. Otomatik yenileme, ücretsiz deneme geçişi, erken iptal ücreti ve kredi kartına tanınan sınırsız tahsilat yetkisi özelinde ciddi haksız şart riskleri barınmaktadır. Yabancı platformların Türkiye'de icra takibi başlatabileceği gerçeği ve 7 günlük itiraz süresinin stratejik önemi göz ardı edilmemelidir.

YAZAR: Avukat Yusuf KILIÇKAN

TARİH: 05.04.2026

Dijital Abonelik Sözleşmelerinin Hukuki Niteliği

Dijital çağda bir platforma üye olmak, çoğu kullanıcı için yalnızca bir butona tıklamaktan ibaret görünse de; hukuk tekniği açısından bu işlem, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, Abonelik Sözleşmeleri Yönetmeliği ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu çerçevesinde çok katmanlı bir sürekli borç ilişkisi doğurur. "Kabul ediyorum" kutucuğunun arkasına gizlenen sayfalarca metin, klasik mülkiyet anlayışını büyük ölçüde bir "kullanım hakkı" ve "abonelik ilişkisi" modeline dönüştürmüş durumdadır.

Bu dönüşümün hukuki karşılığı son derece somuttur. Yazılım satın almak yerine yazılıma erişimi abonelikle kiralayan kullanıcı, "mülk edinen" değil "erişim hakkı alan" bir konumda bulunur. Platformun ödemeyi durdurması halinde içeriği, bulut depolama alanını veya lisansını geri çekme hakkını saklı tuttuğu düşünüldüğünde, bu ilişkinin klasik satım sözleşmesinden ne kadar uzaklaştığı görülür. Türk hukukunun bu modeli nasıl değerlendirdiği ise birkaç temel düzlem üzerinden okunabilir.

Genel İşlem Koşulları ve Haksız Şart Denetimi

Dijital abonelik sözleşmeleri, özü itibarıyla sürekli borç ilişkisi kuran ancak içeriği tüketici tarafından müzakere edilemeyen standart sözleşmelerdir. Bu nedenle TBK md. 20-25 arasında düzenlenen genel işlem koşulları denetimine tabidirler.

TBK md. 20'ye göre genel işlem koşulları, "bir sözleşme yapılırken düzenleyenin, ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla, önceden, tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümleridir." Dijital platform kullanım koşulları bu tanımın tüm unsurlarını karşılar: önceden hazırlanmış, müzakereye kapalı ve milyonlarca sözleşmede tek tip kullanılmak üzere kurgulanmıştır. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 12.12.2022 tarihli E. 2021/4717, K. 2022/8916 sayılı kararında, ortada matbu bir metin varsa ve kullanılan ifadeler soyut ve genel nitelikteyse bunun birden fazla sözleşmede kullanma niyetiyle önceden oluşturulmuş bir genel işlem koşulu sayılacağını açıkça kabul etmiştir.

TBK md. 21 uyarınca, genel işlem koşullarının sözleşmenin kapsamına girebilmesi için düzenleyenin karşı tarafın bunları kabul ettiği konusunda açıkça bilgilendirilmiş olması ve içeriği öğrenmesine imkân tanınmış bulunması gerekir. Kullanıcıya sözleşme metnini okumadan tıklatılan bir onay kutucuğu, teorik olarak genel işlem koşullarının sözleşmeye dahil edilmesi için gerekli şartları karşılamayabilir.

TBK md. 25'e göre ise genel işlem koşullarında dürüstlük kurallarına aykırı olarak karşı tarafın zararına dengesizlik yaratan maddeler geçersizdir. Bu genel denetimin tüketici sözleşmelerine yansıması TKHK md. 5 üzerinden gerçekleşir: tüketiciyle müzakere edilmeksizin sözleşmeye konulan ve tarafların hak ve yükümlülükleri arasında tüketici aleyhine orantısız dengesizliğe yol açan her şart haksız şart sayılır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 18.12.2014 tarihli kararında da TMK md. 2 ile TBK md. 25 ve TTK md. 55/f hükümleri birlikte uygulanarak dürüstlük kurallarıyla bağdaşmayan sözleşme hükümlerinin geçersizliği teyit edilmiştir.

Burada önemli bir hukuki nüans vardır: her tek taraflı yetki otomatik olarak haksız şart değildir. Platformun hizmet değişikliği yapması, fiyatlandırmayı güncellemesi veya belirli içeriklere erişimi kısıtlaması, sözleşmede açıkça öngörülmüş ve kullanıcıya bildirim yapılmışsa haksız şart kapsamına girmeyebilir. Belirleyici olan yetkinin varlığı değil, bu yetkinin somut kullanımının dürüstlük kuralına aykırılık oluşturup oluşturmadığıdır.

"Ücretsiz Deneme" Modeli ve Otomatik Yenileme Tuzağı

Dijital platformların en sık kullandığı pazarlama araçlarından biri olan "ücretsiz deneme" modeli, hukuki boyutuyla bir otomatik yenileme mekanizmasıdır. Bu yapının geçerliliği, kullanıcının yeterince bilgilendirilip bilgilendirilmediğine bağlıdır.

Abonelik Sözleşmeleri Yönetmeliği md. 5'e göre, sözleşme kurulmadan önce tüketiciye sözleşmenin temel unsurları hakkında açık ve anlaşılır bilgi verilmesi zorunludur. Ücretsiz deneme süresinin sona ermesinin ardından otomatik olarak ücretli aboneliğe geçileceği; bu bilgilendirme açık, belirgin ve yanıltıcı olmayan bir şekilde yapılmışsa ve kullanıcı bu bilgiyi gerçekten okuma imkânı bulmuşsa, yenileme süreci hukuken geçerli kabul edilebilir. Buna karşılık bu bilgilendirme gizlenmiş, arka plana itilmiş, küçük punto ve belirsiz ifadelerle verilmişse; yapılan tahsilatlar hukuken tartışmalı hale gelir.

Özellikle dikkat edilmesi gereken husus şudur: ücretsiz deneme süresinin sona erdiğine dair hatırlatma bildirimi yapmak birçok hukuk sisteminde giderek zorunlu hale gelmektedir. Türk hukukunda bu konuda henüz açık bir düzenleme bulunmasa da TKHK md. 5 kapsamındaki dürüstlük ilkesi ve bilgilendirme yükümlülükleri, bu boşluğu doldurma işlevi görmektedir. Hatırlatma yapılmadan doğrudan tahsilat gerçekleştirilmesi, özellikle yüksek meblağlı otomatik geçişlerde haksız şart iddiasına konu olabilir.

Click-Wrap Sözleşmeleri: Geçerlilik ve Sınırları

Modern dijital arayüzlerde karşımıza çıkan tıklama yoluyla onay — yani "click-wrap" — sözleşmeleri, Türk hukukunda kural olarak geçerli kabul edilir. TBK md. 1 uyarınca sözleşme, tarafların iradelerinin karşılıklı ve birbirine uygun biçimde açıklanmasıyla kurulur. Bir kutucuğun işaretlenmesi prensipte bağlayıcı bir irade beyanı niteliğindedir.

Ancak bu geçerlilik kabulü sınırsız değildir. Önemli olan sözleşmenin kurulmuş olması değil, içeriğinin haksız şart denetiminden geçip geçmediğidir. Özellikle fiyat, süre, yenileme koşulları, fesih prosedürü ve ücret iadesi gibi sözleşmenin temel unsurlarına ilişkin hükümlerin açık ve anlaşılır biçimde sunulmamış olması halinde bu hükümler geçersizlik yaptırımıyla karşılaşır.

"Browse-wrap" olarak adlandırılan; kullanıcının web sitesini kullanmaya devam etmesiyle sözleşmeye onay verdiğinin kabul edildiği modeller ise çok daha zayıf bir hukuki zemine sahiptir. Türk hukukunda irade beyanının açık ya da örtülü olması mümkündür; ancak tamamen pasif bir davranışın (sayfada kalmak) bağlayıcı irade beyanı sayılması şüpheli bir değerlendirmedir.

Kişisel Verilerin İşlenmesi: Rızanın Sakatlığı

Dijital abonelik sözleşmeleri kişisel veri işleme boyutunda ayrı bir hukuki hassasiyet taşır. 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında kişisel veriler yalnızca belirli hukuki dayanaklara — sözleşmenin ifası, kanuni yükümlülük ya da meşru menfaat gibi — dayanılarak işlenebilir.

Hizmetin ifası için zorunlu olan veri işleme faaliyetleri sözleşmesel hukuki dayanağa oturabilir. Ancak pazarlama, profil oluşturma, üçüncü taraflarla veri paylaşımı ve analiz amaçlı veri işleme için ayrı, özgür ve spesifik bir rızanın alınması zorunludur. Aboneliğin devam koşulu olarak geniş kapsamlı veri işleme izninin alınması, KVKK md. 5 ve md. 6 kapsamında rızayı hukuken sakatlayan bir bağımlılık ilişkisi doğurur. Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Tüzüğü'nün (GDPR) bu konudaki içtihadı — hizmetin geniş veri işleme iznine bağlanmasının özgür rıza kavramını ortadan kaldırdığı yönünde — Türk uygulamasının da giderek benimsediği bir yaklaşıma işaret etmektedir.

Kişisel Verileri Koruma Kurulu'nun bu konudaki kararları incelendiğinde, sözleşmeye gömülmüş geniş kapsamlı veri işleme onaylarının denetim altında olduğu görülmektedir. Bu nedenle abonelik tesis edilirken veri işleme iznini ayrı ve katmanlı olarak düzenlemek hem platform hem de kullanıcı açısından önem taşımaktadır.

Mesafeli Sözleşme Niteliği ve Cayma Hakkı

Dijital aboneliklerin önemli bir kısmı TKHK md. 48 kapsamında mesafeli sözleşme niteliğindedir. Mesafeli sözleşmelerde tüketiciye kural olarak 14 günlük cayma hakkı tanınır ve bu süre içinde herhangi bir gerekçe göstermeksizin sözleşmeden dönülebilir.

Ancak bu hakkın her dijital abonelikte otomatik olarak mevcut olduğunu söylemek doğru değildir. Mesafeli Sözleşmeler Yönetmeliği md. 15/1-m uyarınca, tüketicinin cayma hakkı tanınan süre içinde dijital içeriğin ifasına başlanmasına önceden onay vermesi ve cayma hakkından mahrum kalacağını kabul etmesi koşuluyla cayma hakkı kullanılamaz hale gelir. Bu istisnanın işleyebilmesi için satıcının cayma hakkının kullanımına ilişkin bilgilendirmeyi sözleşme öncesinde usulüne uygun şekilde yapmış olması ve tüketicinin bu bilgilendirmeye dayanarak açık onayını vermiş olması zorunludur.

Pratikte bu şu anlama gelir: içerik hemen teslim edilmişse ya da yazılım anında aktive edilmişse cayma hakkı düşmüş olabilir. Buna karşın bilgilendirme eksikse ya da onay gerekli koşulları taşımıyorsa cayma hakkı varlığını sürdürür. Her dijital abonelik tekdüze değerlendirilemez; cayma hakkının durumu sözleşmenin spesifik koşullarına göre belirlenir.

Bulut Sistemleri ve "Kullandıkça Öde" Modelleri

Dijital ekonominin kritik bir alanını oluşturan bulut bilişim hizmetleri ve pay-per-use modelleri, tüketicileri teknik olarak esnek ama hukuken belirsiz bir mali yükümlülük içine sokabilmektedir.

Bu sistemlerde kayıt sırasında tanımlanan kredi kartı çoğu zaman yalnızca bir ödeme aracı olmaktan öteye geçer; belirsiz sınırlar içinde platforma verilmiş bir tahsilat yetkisine dönüşür. Kullanıcı, sözleşmeyi onayladığında sistemin oluşturduğu maliyetlerin otomatik olarak tahsil edilmesini kabul etmiş sayılır; ancak bu kabul sınırsız değildir.

Aşırı ve öngörülemez maliyetler, yetersiz bilgilendirme veya sistemsel hatalar söz konusu olduğunda, ortaya çıkan faturaların hukuki olarak tartışılması mümkündür. Özellikle "free tier" olarak sunulan ücretsiz kullanım katmanlarının sınırlarının açıkça belirtilmemesi veya kullanıcıyı yanıltacak şekilde sunulması halinde, "ücretsiz olduğunu sanıyordum" savunması tamamen değersiz sayılmamalıdır. TKHK md. 5 kapsamındaki haksız şart denetimi, tüm riski kullanıcıya yükleyen ve herhangi bir üst sınır içermeyen tahsilat yetkisi maddelerini geçersiz kılabilir.

Bulut platformlarında sık karşılaşılan yüksek faturaların önemli bir kısmı teknik hatalardan, kötü yapılandırılmış sistemlerden veya yoğun bot trafiğinden kaynaklanır. Platformların sözleşmelerinde yer alan "müşterek sorumluluk modeli" (shared responsibility model) gereğince altyapı sağlayıcı sistemin çalışmasından sorumlu tutulurken, kullanım konfigürasyonu ve güvenlik büyük ölçüde kullanıcıya bırakılır. Bu model ticari kullanıcılar için kabul edilebilir bir çerçeve sunarken, tüketici işlemlerinde benzer bir sorumluluk dağılımı her koşulda geçerli sayılamaz.

Yabancı Platform, Türk Mahkemesi: Uluslararası Özel Hukuk Boyutu

Türkiye'de dijital abonelik kullanan tüketicilerin sıkça yaptığı yanlış, yurtdışında yerleşik platformların Türkiye'de hukuki işlem yapamayacağını düşünmektir. Oysa yabancı şirketler, Türkiye'de bir avukat aracılığıyla ilamsız icra takibi başlatabilir. Bunun ötesinde yabancı bir mahkeme kararının Türkiye'de tanınması ve tenfizi de 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun çerçevesinde mümkündür.

Sözleşmede yer alan yabancı hukuk seçimi ve yetki şartları ise tüketici sözleşmeleri bakımından sınırsız etki doğurmaz. MÖHUK md. 26/3 uyarınca tüketicinin mutad meskeninin bulunduğu ülkenin emredici hükümleri, taraflarca seçilen hukukun sağladığı korumadan daha az koruma sağlıyorsa her halükarda uygulanır. Bu çerçevede Türk tüketicisinin sahip olduğu koruma sözleşmeyle ortadan kaldırılamaz. "Yabancı mahkemeler yetkilidir" kaydı da tüketici aleyhine yorumlanabilecek hallerde geçersiz sayılır; tüketici kendi yerleşim yerindeki mahkemelerde dava açma hakkını korur.

İcra Takibi ve 7 Günlük İtiraz Süresi

İcra hukukunda en kritik nokta, İcra ve İflas Kanunu md. 62 uyarınca borçlunun ödeme emrinin kendisine tebliğinden itibaren 7 gün içinde itiraz edebileceği mekanizmasıdır. Bu süre içinde itiraz edilmezse takip kesinleşir ve alacaklı cebri icra yollarına başvurabilir.

Burada önemli bir hukuki ayrım bulunmaktadır: takibin kesinleşmesi, borcun maddi hukukta da geçerli ve tartışmasız olduğu anlamına gelmez. Ancak itiraz yapılmadığında icra sürecinin devam edeceği ve süreci tersine çevirmenin çok daha külfetli hale geleceği bir gerçektir.

Bu nedenle süresi içinde yapılan itiraz salt savunma değil, stratejik bir hamledir. Alacaklı itirazın kaldırılması için itirazın iptali davası açmak zorunda kalır ve bu aşamada alacağını Türk ispat hukuku kurallarına göre kanıtlaması gerekir. Yabancı sözleşmeye dayanan, Türk hukukunun emredici hükümlerini atlatan veya haksız şart niteliğindeki taleplerin ispat edilmesi bu aşamada zorlaşır.

Abonelik İptali ve Erken Çıkış Bedeli

Abonelik sözleşmelerinin en sık çatışma yaratan alanlarından biri fesih prosedürünün teknik olarak zorlaştırılması ya da erken çıkış bedelinin ölçüsüz belirlenmesidir.

Abonelik Sözleşmeleri Yönetmeliği md. 6 kapsamındaki temel ilke açıktır: sözleşmeye girmek ne kadar kolaysa, çıkmak da o kadar kolay olmalıdır. İptal mekanizmasının kasıtlı olarak gizlenmesi, yalnızca telefon yoluyla ya da çok adımlı prosedürlerle erişilebilir kılınması veya teknik bir süreçle engellenmesi hukuka aykırıdır. Nitekim uygulamada, usulüne uygun fesih bildiriminin ardından şirketin 7 gün içinde sözleşmeyi feshetmek zorunda olduğu kabul edilmekte; bu sürenin ardından doğacak zararlardan tüketicinin sorumlu tutulmaması gerektiği benimsenmektedir.

Erken iptal ücreti hukuken tamamen yasak değildir. Tüketici belirli bir indirim karşılığında taahhüt altına girmişse, bu taahhüdün erken bozulması halinde bir bedel ödenmesi prensipte kabul edilebilir. Ancak bu bedelin sağlanan indirimle orantılı olması ve cezalandırıcı bir nitelik taşımaması şarttır. TKHK md. 5 kapsamında ölçüsüz erken iptal ücretleri haksız şart olarak nitelendirilebilir ve geçersizlik yaptırımıyla karşılaşabilir.

Ödeme Döngüsünün Kırılması ve Chargeback

Ödeme döngüsünün kırılması — yani abonelik bedelinin kasıtlı olarak ödenmemesi — çoğu zaman yanlış değerlendirilir. Hizmetin kesilmesi borcun ortadan kalktığı anlamına gelmez. Platform, alacağını daha sonra hukuki yollardan talep edebilir ve zaman aşımı içinde icra takibi başlatabilir.

Banka üzerinden gerçekleştirilen "chargeback" işlemleri yalnızca ödeme ilişkisini ve kart kuruluşu ile banka arasındaki ilişkiyi etkiler; alacağın hukuki varlığını tamamen ortadan kaldırmaz. Haksız ya da gerçek dışı gerekçeyle yapılan chargeback işlemleri, platformun kullanıcıya karşı tazminat talebini destekleyebilir. Geçerli bir itiraz hakkı bulunuyorsa bu hakkın önce hukuki yollarla kullanılması, sonuç vermemesi halinde chargeback yoluna başvurulması daha sağlıklı bir strateji oluşturur.

"Aylık Plan" Adıyla Gizlenen Yıllık Taahhüt

Dijital aboneliklerde tüketicileri en çok mağdur eden yapılardan biri, "aylık plan" adı altında sunulan ancak yıllık taahhüt içeren sistemlerdir. Bu yapılarda taahhüt bilgisinin küçük puntoyla, ek sayfalarda ya da ödeme akışının son adımında sunulması tüketicinin gerçek iradesini sakatlayabilir.

Bu noktada TKHK md. 4 kapsamındaki aydınlatma yükümlülüğü ve Abonelik Sözleşmeleri Yönetmeliği'ndeki bilgilendirme gereklilikleri belirleyici olur. Tüketiciye taahhüt içerdiği sözleşme öncesinde açıkça bildirilmemişse ve bu bilgilendirmenin yapıldığı ispat edilemiyorsa, sözleşmenin taahhüt içermediği savunması hukuki dayanağını yitirir.

Dijital Alışkanlıklar ve Hukuki Okuryazarlık

Dijital abonelik ilişkileri teknik bir kullanım ilişkisinden çok daha fazlasıdır. Platformlar sözleşmelerini küresel ölçekte kurgularken tahsilat ve uyuşmazlık çözümü süreçlerini yerel hukuk sistemleri üzerinden yürütmektedir. Bu nedenle kullanıcı açısından risk; bir teknik hata ya da ihmal ile başlar, çoğu zaman hukuki bir uyuşmazlıkla sonuçlanır.

Dijital dünyada varlık göstermek artık yalnızca teknik bilgi değil; sözleşmesel riskleri okumayı, abonelik fesih mekanizmalarını bilmeyi ve icra süreçlerinde zamanında hareket etmeyi de kapsamaktadır. "Kabul ediyorum" kutucuğu bir irade beyanıdır; ama neye onay verdiğini bilmek, o onayın sonuçlarını değiştirebilir.

Avukat Yusuf KILIÇKAN

05.04.2026

Sıkça Sorulan Sorular

Dijital abonelik sözleşmesi imzalamak için kutucuğa tıklamak yeterli mi? Türk hukukunda click-wrap onayı prensipte bağlayıcı bir irade beyanıdır. Ancak bu durum sözleşmenin tüm hükümlerini otomatik olarak geçerli kılmaz; özellikle fiyat, süre, yenileme ve fesih gibi temel unsurların açık ve anlaşılır biçimde sunulması zorunludur.

Ücretsiz deneme sona erince otomatik ücret alınabilir mi? Kullanıcıya ücretsiz deneme sonrasında ücretli aboneliğe geçileceği açık ve belirgin şekilde bildirilmişse evet. Bilgilendirme gizlenmiş veya yanıltıcıysa yapılan tahsilatlar hukuken tartışmalı hale gelir.

Her dijital abonelikte 14 günlük cayma hakkı var mıdır? Hayır. Dijital içerik veya hizmetin ifasına tüketicinin açık onayıyla başlanmışsa ve tüketici cayma hakkından mahrum kalacağı konusunda önceden bilgilendirilmişse cayma hakkı ortadan kalkabilir.

Yabancı bir platform benden Türkiye'de para talep edebilir mi? Evet. Yabancı şirketler Türkiye'de avukat aracılığıyla ilamsız icra takibi başlatabilir. Bu takibe 7 gün içinde itiraz edilmezse takip kesinleşir ve cebri icra yollarına başvurulabilir.

İtiraz süresi kaçtır ve nasıl yapılır? İİK md. 62 uyarınca ödeme emrinin tebliğinden itibaren 7 gündür. İtiraz, icra müdürlüğüne yazılı veya sözlü olarak yapılır. Süresi içinde yapılan itiraz takibi durdurur ve alacaklıyı ispat yüküyle karşı karşıya bırakır.

Erken abonelik iptali için ücret alınabilir mi? İndirim karşılığında taahhüt alınmışsa prensipte evet. Ancak bu ücretin sağlanan indirimle orantılı olması zorunludur; ölçüsüz ve cezalandırıcı nitelikteki erken iptal ücretleri TKHK md. 5 kapsamında haksız şart sayılır.

Aboneliği iptal edemiyorsam ne yapmalıyım? Abonelik iptalinin teknik olarak zorlaştırılması Abonelik Sözleşmeleri Yönetmeliği'ne aykırıdır. Bu durumda yazılı fesih bildirimi yaparak süreyi başlatmak, gerekirse Tüketici Hakem Heyeti'ne başvurmak tercih edilmelidir.

Sözleşmede "yabancı mahkemeler yetkilidir" yazıyorsa Türkiye'de dava açabilir miyim? Evet. Tüketici aleyhine yetki şartları TKHK kapsamında geçersiz sayılır. Türk tüketicisi kendi yerleşim yerindeki mahkemelerde dava açma hakkını korur.

Bulut hizmeti faturası beklenmedik şekilde çok yüksek çıktıysa ne yapabilirim? Yetersiz bilgilendirme, üst sınır içermeyen tahsilat yetkisi ya da kullanıcıya tüm riski yükleyen hükümlerin haksız şart olup olmadığını sorgulamak ilk adımdır. Platformun müşteri hizmetlerine yazılı itiraz, ardından Tüketici Hakem Heyeti veya mahkeme yolu işletilebilir.

Chargeback yaptım, borç bitti mi? Hayır. Chargeback yalnızca kart kuruluşu üzerindeki ödeme ilişkisini etkiler; alacağın hukuki varlığını ortadan kaldırmaz. Platform hukuki yollarla talepte bulunmaya devam edebilir.

Yazar Hakkında: Avukat Yusuf KILIÇKAN, tüketici hakları, bilişim hukuku ve dijital sözleşmeler alanlarında uzman bir hukukçudur. Dijital abonelik uyuşmazlıkları, haksız şart denetimleri ve yabancı platform alacaklarına karşı hukuki savunma konularında danışmanlık ve temsil hizmeti sunmaktadır. Ayrıntılı bilgi ve iletişim için: yusufkilickan.av.tr

Yasal Uyarı: Bu makale, 6502 sayılı TKHK, 6098 sayılı TBK, Abonelik Sözleşmeleri Yönetmeliği, Mesafeli Sözleşmeler Yönetmeliği, KVKK ve 5718 sayılı MÖHUK çerçevesinde genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Her uyuşmazlık kendi özgün koşullarını barındırdığından, somut hukuki değerlendirme için uzman bir avukattan görüş alınması önerilir.