Back to Blog
4/6/2026
Av. Yusuf Kılıçkan
İCRA VE İFLAS HUKUKU

Dosya Alacağına Haciz Varken Haricen Tahsil Mümkün Mü?

Share
Dosya Alacağına Haciz Varken Haricen Tahsil Mümkün Mü?

TL;DR: Dosya alacağına haciz, borçlunun bir icra dosyasındaki alacaklı sıfatının korunması amacıyla o dosya üzerine İİK md. 106/2 kapsamında menkul hükmünde uygulanan bir haciz türüdür. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihadına göre, dosya alacağı üzerine haciz konulduğu andan itibaren alacaklının söz konusu dosyada haricen tahsil, feragat ve vazgeçme taleplerinde bulunması mümkün değildir. Haciz; tasarruf yetkisini sınırlandırır, kaldırmaz. Bu nedenle satış talebinin geri alınması ya da mahcuzların borçluya iadesi mümkün olmaya devam eder; yalnızca alacak hakkını sonlandıran işlemler yasaktır. Haczin geçerlilik süresi, dosyaya fiilen para girdiği andan itibaren altı aylık süreyle başlar; fiilen para girişi yoksa İİK md. 106-110 süreleri işlemeye başlamaz.

YAZAR: Avukat Yusuf KILIÇKAN

TARİH: 06.04.2026

Dosya Alacağı Nedir ve Hacze Nasıl Konu Olur?

Bir icra takibinde borçlu olan kişi, başka bir icra dosyasında alacaklı konumunda olabilir. Bu durumda borçlunun, o takip dosyasındaki alacak hakkı — yani dosya alacağı — ayrı bir haciz işlemine konu edilebilir. Bunu gerçekleştiren alacaklıya ise dosya alacağına haciz koyan alacaklı denir.

İİK md. 106/2 uyarınca, borçlunun bir icra dosyasındaki alacağı menkul hükmündedir. Bu nitelendirme, dosya alacağı üzerine konulan haczin menkul haczi çerçevesinde değerlendirilmesini zorunlu kılar. Ancak burada kritik bir ayrım devreye girer: menkul hacizlerinde satış söz konusu olabilirken, dosya alacağı için satış değil "paranın celbı" talep edilir. Paranın celbı talebi, menkul hacizlerindeki satış talebiyle eşdeğer işlev görür ve bu nedenle altı aylık süre hesabında da paranın icra dosyasına girmesiyle birlikte işlemeye başlar.

Uygulamada dosya alacağına haciz şu yolla kurulur: alacaklı, kendi icra dosyasından borçlusu olan kişinin başka bir icra dosyasında alacaklı sıfatı taşıdığını tespit ettiğinde, o dosyadaki alacak hakkının teminat altına alınması için haciz talebinde bulunur. Bu talep üzerine icra müdürlüğü, haciz yazısını borçlunun alacaklı olduğu dosyaya gönderir.

Haricen Tahsil: Genel Çerçeve

Haricen tahsil, icra takibi devam ederken alacaklının alacağını icra dairesi dışında, doğrudan borçludan veya borçlunun adına hareket eden kişilerden tahsil etmesidir. İİK md. 15 uyarınca alacaklı, haricen tahsil ettiği tutarı dosyaya bildirmekle yükümlüdür. Tahsil bildirimi üzerine haricen tahsil harcı kesilir; mevcut düzenleme kapsamında bu oran %3,96 olarak uygulanmaktadır.

Normal koşullarda — dosya alacağı üzerinde üçüncü taraf haczi bulunmadığı hallerde — haricen tahsil son derece yaygın ve pratikte sıklıkla tercih edilen bir yoldur. Borçlu alacaklısına elden ödeme yapar, alacaklı bunu icra dosyasına bildirir ve dosya kapatılır. Bu mekanizma hem daha hızlıdır hem de uzun icra süreçlerinin yükünü azaltır. Ancak dosya alacağı üzerine haciz konulması, bu olağan akışı köklü biçimde değiştirir.

Dosya Alacağına Haciz Varken Haricen Tahsil Yasağının Hukuki Temeli

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2022/8458 E., 2023/1183 K. sayılı kararı bu konuda emsal niteliğindedir. Kararda şu tespite yer verilmiştir: "Dosya alacaklısının alacağı üzerine haciz konulmuş olması halinde, üzerine haciz konulan dosyada alacaklının tasarruf yetkisi sınırlanmış olduğundan; alacaklı yahut vekilince üzerine haciz konulan dosyaya haricen tahsil, feragat ve vazgeçme taleplerinde bulunulamayacaktır."

Bu yasağın hukuki dayanağı, tasarruf yetkisinin sınırlanması ilkesine dayanmaktadır. Menkul hacizlerinde borçlu, hacizli mal üzerinde alacaklı ve icra müdürünün izni olmaksızın tasarruf edemez; mal üzerindeki tasarruf yetkisi kısıtlanmış olur. Dosya alacağı üzerine konulan haciz de aynı mantıkla işler: haciz konulan dosyadaki alacaklı artık o alacak hakkı üzerindeki tasarruf yetkisini serbestçe kullanamaz.

Kararın bir diğer kritik tespiti şudur: "Alacaklının takip konusu alacağını haricen tahsil ettiğini bildirdiği tarih, dosya alacağına haciz konulduğu tarihten sonra olup, alacaklı, dosya alacağına haciz konulduktan sonra, dosya alacağına haciz konulduğu hususu alacaklıya veya borçluya bildirilmemiş ya da İİK'nin 120. uyarınca alınmış bir yetki belgesi icra dosyasına sunulmamış olsa dahi takip konusu alacağı haricen tahsil edemeyeceğinden, icra müdürlüğünce, alacaklının haricen tahsil bildirimine dayalı olarak hacizlerin fekki ile icra dosyasının işlemden kaldırılmasına karar verilmesi mümkün değildir."

Bu tespit son derece önemlidir. Haciz bildiriminin alacaklıya veya borçluya ulaşmamış olması ya da İİK md. 120 kapsamındaki yetki belgesinin dosyada bulunmaması, haricen tahsili geçerli kılmaz. Başka bir deyişle, alacaklının hacizden haberdar olmaması bu yasağın istisnasını oluşturmaz.

Tasarruf Yetkisinin Sınırlandırılması: Neye İzin Verilir, Neye Verilmez?

Dosya alacağına haciz konulmasının etkileri konusunda önemli bir nüans gözetmek gerekir: tasarruf yetkisi sınırlandırılır; kaldırılmaz. Bu ayrım, alacaklının hangi işlemleri yapabileceği, hangilerini yapamayacağı sorusunun yanıtını belirler.

Yasak kapsamındaki işlemler şunlardır: haricen tahsil bildirimi, takip konusu alacaktan feragat, takip konusu alacaktan vazgeçme ve konulan haczin kaldırılması talebi. Yargıtay kararlarında yerleşen ilkeye göre hacizlerin kaldırılması talebi de haricen tahsile karine sayılmaktadır; dolayısıyla bu talep de haciz süresince kabul edilemez.

Buna karşılık, aşağıdaki işlemlere haciz engel oluşturmaz: takip işlemlerine devam edilmesi, satış talebinin geri alınması, yediemin değişikliği, mahcuzların haciz baki kalmak kaydıyla borçluya teslimi. Bu ayrım, uygulamada önemli sonuçlar doğurur. Alacaklı; süreçte aktif kalabilir, takip işlemlerini sürdürebilir, ancak alacak hakkını sona erdiren ya da fiilen alacak üzerinde tasarruf eden işlemleri yapamaz.

Haczin Geçerlilik Süresi ve "Para Girişi" Koşulu

İİK md. 106 ve 110, menkul hacizlerinde süre hesabını düzenlemektedir. Dosya alacağı menkul hükmünde sayıldığından bu hükümler kıyasen uygulanır; ancak uygulamanın kendine özgü bir boyutu vardır.

Yargıtay'ın yerleşik içtihadına göre: dosya alacağı üzerinde haciz varsa ve haciz konulan dosyada fiilen para girişi yoksa, yalnızca sürelerin geçmesiyle haczin kendiliğinden düşmesi söz konusu değildir. Altı aylık süre, paranın dosyaya fiilen girdiği andan itibaren işlemeye başlar. Para girişi gerçekleşmeden süreler işlemeye başlamaz; dolayısıyla haczin düştüğü iddiası bu durumda ileri sürülemez.

Buna karşılık dosyaya fiilen para girdiği andan itibaren, haciz koyan alacaklı altı ay içinde paranın kendi dosyasına gönderilmesini talep etmek zorundadır. Bu talebin süresinde yapılmaması haczin düşmesine yol açar.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, bu ilkeyi bir kararında somut biçimde uygulamıştır: haciz konulan takip dosyasında 14.4.2016 tarihinde tahsilat yapılmış, bu tarihten itibaren altı aylık süre işlemeye başlamış ve şikayet tarihi olan 27.6.2016 tarihine kadar sürenin dolmadığı tespit edilmiştir.

Birden Fazla Alacaklının Haciz Koyması: Sıra Cetveli Meselesi

Aynı dosya alacağı üzerine birden fazla alacaklı tarafından haciz konulabileceği hallerde sıra cetveli düzenlemesi gündeme gelir. Bu durumda; tüm hacizlerin aynı derecede sayılması gerekmekte, sıra cetveli hacze konu olan alacaklının alacağının bulunduğu dosyadan değil, dosya alacağına ilk haczi koyan icra dosyasından yapılmakta ve ihale geliri yetersiz kalıyorsa alacaklılar arasında orantılı dağıtım söz konusu olmaktadır.

Aynı dosya alacağına farklı alacaklılar tarafından farklı tarihlerde haciz konulmuş olması durumunda; ilk haczin önceliği korunur ve sonraki hacizler sıra cetveli kapsamında değerlendirilir.

Yetki Belgesi ve İİK md. 120

İİK md. 120/2, hacize iştirak edenlerin borçlunun üçüncü bir şahıstaki alacağının tahsilini talep etme yetkisini düzenlemektedir. Dosya alacağının tahsilinde, alacaklının bu madde kapsamında bir yetki belgesi alması gerekebilir. Yargıtay'ın emsal kararında da vurgulandığı üzere, yetki belgesinin dosyada bulunmaması tek başına haricen tahsili meşrulaştırmaz; ancak paranın celbi talebi sürecinde bu belgenin doğru yönetilmesi pratik açıdan önem taşır.

Arabuluculuk ve Menfi Tespit: İstisnai Alan

Dosya alacağına haciz konulmuş olmakla birlikte, alacak hakkının varlığının ortadan kalktığını gösteren kesinleşmiş bir hükmün bulunması halinde durum farklılaşabilir. Bir BAM kararında, borçlunun borçlu olmadığına dair arabuluculuk anlaşması sonucu oluşan ilam hükmündeki tutanağın mahkemece nazara alındığı ve hacizlerin kaldırılması talebinin bu gerekçeyle değerlendirilmesi gerektiği tespit edilmiştir. Bu karar, "alacak hakkının yokluğu" ile "haricen tahsil yoluyla hakkın ortadan kaldırılması" arasındaki önemli ayrımı ortaya koymaktadır.

Alacaklı ve Borçlu Açısından

Dosya alacağı üzerine haciz konulduğunu öğrenen alacaklı ne yapmalıdır? İlk olarak mevcut hacizlerin herhangi bir feragat ya da vazgeçme işlemi yapmadan korunması gerekmektedir. Sonrasında, haciz konulan dosyaya para girip girmediği ve hangi tarihte girdiği titizlikle takip edilmeli; para girişi gerçekleştiği andan itibaren altı aylık süre içinde paranın kendi dosyasına gönderilmesi talep edilmelidir.

Borçlu açısından ise şu tespitlerde bulunmak gerekir: dosya alacağına haciz konulduğu halde alacaklısına haricen ödeme yapılması, borçlunun söz konusu ödemenin geçerliliğini ileri sürmesini güçleştirir. Alacaklı haricen tahsil bildirimi yapamayacağından, borçlunun ödemesine dayanarak hacizlerin kaldırılmasını talep etmesi icra müdürlüğünce reddedilecektir. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi ile Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2022/1051 E., 2022/7569 K. sayılı kararında bu durum somutlaşmış; borçlunun alacaklısına haricen ödeme yapmasına rağmen hacizlerin kaldırılması talebinin reddinde hukuka aykırılık görülmemiştir.

Sonuç

Dosya alacağına haciz, icra hukukunun teknik ve dikkat gerektiren bir alanıdır. Bu haczin varlığı; alacaklının haricen tahsil, feragat ve vazgeçme gibi alacak hakkını sonlandıran işlemlerini engeller. Süre hesabı fiilen para girişine bağlıdır; bildirim alınmaması ya da yetki belgesinin bulunmaması bu yasağa istisna oluşturmaz. Alacaklı takip işlemlerine devam edebilir; yalnızca alacağın sona erdirilmesine yönelik tasarrufları kısıtlanmıştır. Her iki taraf açısından da bu ayrımın doğru kavranması, süreç içinde ciddi hak kayıplarının önüne geçebilir.

Avukat Yusuf KILIÇKAN

06.04.2026

Sıkça Sorulan Sorular

Dosya alacağına haciz ne demektir? Borçlunun, başka bir icra dosyasındaki alacaklı sıfatına dayanarak sahip olduğu alacak hakkı üzerine, icra takibi kapsamında haciz konulmasıdır. Bu alacak, İİK md. 106/2 uyarınca menkul hükmünde sayılır.

Dosya alacağına haciz varken alacaklı haricen tahsil bildirimi yapabilir mi? Hayır. Yargıtay 12. HD'nin yerleşik içtihadına göre, dosya alacağına haciz konulduğu andan itibaren alacaklının söz konusu dosyada haricen tahsil bildirimi yapması mümkün değildir.

Hacizden haberdar olmadan yapılan haricen tahsil geçerli midir? Hayır. Yargıtay kararları, haciz bildiriminin alacaklıya veya borçluya yapılmamış olmasının ya da İİK md. 120 kapsamındaki yetki belgesinin bulunmamasının haricen tahsili geçerli kılmayacağını açıkça ortaya koymaktadır.

Dosya alacağına haciz varken alacaklı hiçbir işlem yapamaz mı? Hayır, tasarruf yetkisi tamamen kaldırılmaz; yalnızca sınırlandırılır. Takip işlemlerine devam, satış talebinin geri alınması ve mahcuzların borçluya iadesi (haciz devam etmek kaydıyla) mümkün olmaya devam eder.

Haczin geçerlilik süresi nasıl hesaplanır? Dosya alacağı üzerine konulan hacizde altı aylık süre, haciz konulan dosyaya fiilen para girdiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Para girişi olmadan süreler işlemeye başlamaz.

Borçlu alacaklısına haricen ödeme yaparsa hacizler kalkar mı? Hayır. Dosya alacağı üzerine haciz varken alacaklı haricen tahsil bildirimi yapamayacağından, borçlunun bu ödemeye dayanarak hacizlerin kaldırılmasını talep etmesi icra müdürlüğünce reddedilecektir.

Birden fazla alacaklı aynı dosya alacağına haciz koyarsa ne olur? Sıra cetveli düzenlenir. Hacizler aynı derecede sayılır; sıra cetveli dosya alacağına ilk haczi koyan icra dosyasından yapılır.

Yazar Hakkında: Avukat Yusuf KILIÇKAN, icra ve iflas hukuku, alacak takibi ve ticari uyuşmazlıklar alanlarında faaliyet gösteren bir hukukçudur. Haciz süreçleri, dosya alacağı uyuşmazlıkları ve icra hukukunun teknik boyutlarında müvekkillerine danışmanlık ve dava temsili hizmeti sunmaktadır. Ayrıntılı bilgi ve iletişim için:

yusufkilickan.av.tr

av.yusufkilickan@gmail.com

Yasal Uyarı: Bu makale, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu ve Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin güncel içtihadı esas alınarak genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Her somut dosya kendi özgün koşullarını barındırdığından, hukuki süreçlerin yönetiminde uzman bir avukattan görüş alınması önerilir.