Gece Vakti Alkollü İçki Satışı Kabahati

TL;DR: 4250 sayılı Kanun md. 6/5 gereğince alkollü içkiler 22:00-06:00 saatleri arasında perakende olarak satılamaz. Satıldığı takdirde cezai işlem uygulanır. Cezaya karşı tebliğden itibaren 15 gün içinde Sulh Ceza Hâkimliği'ne itiraz edilmesi zorunludur; süre geçirilirse itiraz usulden reddedilir. İşletme sahibinin yokluğu, delil yetersizliği ve kolluk tuzağı savunmaları uygulamada cezanın kaldırılmasını sağlayan güçlü hukuki argümanlardır.
YAZAR: Avukat Yusuf KILIÇKAN
TARİH: 05.04.2026
Yasal Düzenleme ve Yasağın Kapsamı
Gece vakti alkollü içki satışı yasağı, 8/6/1942 tarihli ve 4250 sayılı İspirto ve İspirtolu İçkiler İnhisarı Kanunu'nun 6. maddesinin beşinci fıkrasında düzenlenmiştir. Söz konusu hüküm açık ve tartışmasızdır: "Alkollü içkiler, 22:00 ila 06:00 saatleri arasında perakende olarak satılamaz."
Bu yasak yalnızca saat kısıtlamasından ibaret değildir. 4250 sayılı Kanun, alkollü içki satışına ilişkin birden fazla sınırlama getirmektedir: on sekiz yaşını doldurmamış kişilere satış yasağı, otomatik satış makinesi ve elektronik ticaret yoluyla satış yasağı, belirli yerlerde satış yasağı (öğrenci yurtları, sağlık kurumları, spor tesisleri, eğitim kurumları, kahvehane, akaryakıt istasyonu market ve lokantaları gibi) ve işletme dışından görülecek şekilde satışa arz yasağı bunların başında gelir. Tüm bu yasaklar çerçevesinde gece satış yasağı, uygulamada en sık ihlal edilen ve idari para cezasına konu olan kural olarak öne çıkmaktadır.
Yasağın yaptırımı, 4250 sayılı Kanun'un 7. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve bu bende yapılan atıf aracılığıyla 3/1/2002 tarihli ve 4733 sayılı Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'un 8. maddesinin beşinci fıkrasının (k) bendi kapsamında belirlenmektedir. Ceza miktarı her yıl bakanlıkça yeniden değerleme oranına göre güncellenmektedir. Nisan 2026 itibarıyla yasağın ihlaline yönelik güncel idari yaptırım tablosu şu şekildedir:
- Alt Sınır (İlk Tespit Cezası): 616.578 TL
- Üst Sınır (Tavan Ceza): 3.035.646 TL
Denetim ve Uygulama Yetkisi
- Denetim yetkisi Tarım ve Orman Bakanlığı'ndan mahalli mülki amirlere (Valilik ve Kaymakamlık) devredilmiştir.
- Fiilin tespiti doğrudan kolluk kuvvetleri (Emniyet ve Jandarma) tarafından tutanakla yapılmakta, idari para cezası mülki amir onayı ile kesilmektedir.
Hukuki Süreç ve İtiraz
- İtiraz Mercii: Kararı veren makamın bulunduğu yerdeki Sulh Ceza Hâkimliği.
- Süre: İdari para cezası kararının tebliğ edildiği tarihten itibaren 15 gün.
- İtirazın Kapsamı: Kolluk tutanağındaki usul eksiklikleri, somut delil ve tespitin hukuka uygunluğu ile işlemi yapan fail (çalışan/işveren) arasındaki illiyet bağı gibi teknik hususlar üzerinden yapılmaktadır. Süresi içinde itiraz edilmeyen karar kesinleşir ve icra edilebilir hale gelir.
İdari Para Cezasına İtiraz Süreci
İdari para cezasına itiraz süresi, idari para cezasına ilişkin tutanağın tebliğinden itibaren 15 gündür. Bu sürenin aşılması halinde yapılacak itirazlar usulden reddedileceğinden süreye son derece dikkat edilmesi gerekmektedir.
İdari para cezasına itirazlar, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 27. maddesi uyarınca cezayı uygulayan makamın bulunduğu yerdeki Sulh Ceza Hâkimliği'ne yapılır. Hâkimlik dosyayı inceler; gerekli gördüğü hallerde duruşma açabilir, tanık dinleyebilir ve bilirkişi görüşüne başvurabilir.
İtiraz dilekçesinin muhtevası son derece önemlidir. Soyut itiraz beyanları yerine; kabahat fiilinin gerçekleşip gerçekleşmediğine ilişkin somut savunma, delil yetersizliği iddiaları, işletme sahibinin eylemdeki bilgi ve iradesine dair tespitler ile aşağıda ele alınacak kolluk eylemleri argümanları hâkimlik kararını doğrudan etkiler.
Delil Yetersizliği Savunması
Uygulamada en güçlü savunma argümanlarından biri, tutanağın denetime elverişli olmamasıdır. Bir itiraz kararında hâkimlik şu tespiti yapmıştır: "Her ne kadar muterizin yasak saatlerde alkollü içki satışı gerçekleştirdiğinden bahisle idari para cezası tutanağı düzenlenmiş ise de, kararına itiraz edilen kurum tarafından tutanağı somutlaştıracak herhangi bir delil gönderilmediği, bu haliyle düzenlenen tutanağın denetime elverişli olmadığı, bu kadar ağır nitelikte idari yaptırım kararlarını uygularken kolluğun ‘‘daha titiz ve özenli davranması gerektiği’’ sonucuna varılarak itiraz kabul edilmiş ve ceza kaldırılmıştır.
İdari para cezasının kesilmesi için kolluk tarafından düzenlenen tutanağın somutlaştırıcı delillerle desteklenmesi gerekmektedir. Saat bilgisi, satışın gerçekleştiğine dair nesnel veriler ve satın alınan ürüne ilişkin kayıtlar bulunmadan hazırlanan tutanaklar hâkimlik denetiminde yetersiz kalabilmektedir.
İşletme Sahibinin Yokluğu: Sorumluluk Ayrımı
Gece vakti alkollü içki satışı kabahatinin fiili faili her zaman işletme sahibi değildir. Zaman zaman çalışan, kasiyer ya da işyerinde geçici olarak bulunan başka bir kişi satışı gerçekleştirmiş olabilir.
İzmir 3. Sulh Ceza Hâkimliği'nin 2022/2824 D.İş sayılı kararında bu mesele açıkça ele alınmıştır: "İşyerinde bulunmayan işletme sahibinin, çalışanının yasak saatte alkollü içki sattığını bilecek durumda olmadığı ve kişiyi azmettirdiğine yönelik herhangi bir delilin bulunmadığı anlaşılmakla idari para cezasının kaldırılmasına karar verilmiştir." Kararda ayrıca kabahat fiilini gerçekleştiren kişinin işletme sahibi olmadığı, kabahat saatinde iş yerinde bulunmayan işletme sahibinin iş yeri çalışanının veyahut iş yerinde bulunan kişinin yasak saatte alkollü içecek sattığını bilebilecek durumda olmadığı saptanmıştır.
Bu karar önemli bir ilke ortaya koymaktadır: işletme sahibine ceza kesilebilmesi için ya satışı bizzat gerçekleştirmiş olması ya da çalışanın bu eylemini azmettirdiğinin ya da önceden bildiğinin kanıtlanması gerekmektedir. Salt işletme sahibi olmak, çalışanın gerçekleştirdiği her kabahat eyleminden otomatik olarak sorumlu tutulmak için yeterli değildir. Bu ayrım, özellikle ceza tutanaklarında işletme sahibinin imzasının bulunmadığı hallerde güçlü bir savunma zemini oluşturur.
Kolluk Eylemleri: En Güçlü ve En Tartışmalı Savunma
Gece vakti alkollü içki satışı denetimlerinde başvurulan bir yöntem olarak, sivil kıyafetli polis memurlarının müşteri kılığında yasak saatlerde satın alma girişiminde bulunmasıdır. Bu yöntemin hukuki geçerliliği hem Sulh Ceza Hâkimlikleri hem de Anayasa Mahkemesi önünde yoğun biçimde tartışılmıştır.
Konu bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesi'ne taşınmış ve Yüksek Mahkeme kritik bir karar vermiştir. Somut olayda bir polis memuru 18/11/2014 tarihinde saat 00.20 civarı müşteri görünümüyle işyerine girerek alkollü içki satın almak istediğini beyan etmiş ve önceden seri numarası alınmış parayı uzatmış; başvurucu içkiyi görevliye uzatarak para üstünü vermeye çalışmıştır. Bu yöntemle elde edilen delile dayanan idari para cezasına yapılan itirazın reddedilmesi üzerine başvurucu Anayasa Mahkemesi'ne taşınmıştır.
Anayasa Mahkemesi, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nda gizli soruşturmacı gibi bir usulün kabahatler yönünden uygulanmasına imkân veren bir düzenleme olmadığını ve bu konuda 5271 sayılı CMK hükümlerinin uygulanmasına imkân veren herhangi bir atfın da bulunmadığını tespit ederek, söz konusu koşullar altında başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesinin gerektirdiği hakkaniyete uygun yargılamadan yoksun bırakıldığı sonucuna varmış ve hakkın ihlal edildiğine karar vermiştir.
Sulh Ceza Hâkimliklerinin bu konudaki tutumu incelendiğinde aynı doğrultuda kararların mevcut olduğu görülmektedir. Küçükçekmece 2. Sulh Ceza Hâkimliği'nin 4/3/2016 tarihli ve 2016/1986 D.İş sayılı kararında şu değerlendirme yapılmıştır: "Devletimizin görevi kişileri suça ya da kabahate teşvik etmek değil suç ve kabahatin önlenmesini sağlamaktır. Somut olayda polis memurları sivil kıyafetle müşteri olarak girip muterize ait büfeden yasak saatte içki satın almış, sonrasında tutanak tutmuştur. CMK'nın 139. maddesinde hüküm altına alınan ve uygulanması için ağır şartlar aranan gizli soruşturma gibi bir uygulama yapılmış; bu itibarla mahkememizce yasak delil niteliğinde olduğu kanaatine varılan delillere dayanarak idari yaptırım kararı tesis edilemeyeceğinden itirazın kabulüne karar verilmiştir."
Aynı doğrultuda Bakırköy 1. Sulh Ceza Hâkimliği de istikrar kazanan yargısal kararlar ve AİHM kararlarına atıfla şu tespiti yapmıştır: Ceza Muhakemesi Kanunu’nda istisnai olarak düzenlenen ve kabahatler bakımından hiçbir uygulama olanağı bulunmayan gizli soruşturmacı müessesinde dahi kışkırtıcı ajan faaliyetlerine izin verilmemişken, kabahat eylemlerinde kolluğun kimliğini gizlemek suretiyle kişiye kabahat işlettirip sonra ceza kestirme yetkisinin hiçbir koşulda bulunmadığı ve bu faaliyetin hukuka aykırı delil niteliği taşıdığı sonucuna varılmıştır.
Bu savunmanın işleyebilmesi için belirleyici koşul, müdahalenin "pasif gözlem" mi yoksa "aktif teşvik" mi olduğudur. Anayasa Mahkemesi'nin karşı oyunda da belirtildiği üzere, kolluk görevlisinin işyerine girerek alkollü içecek istemesi, kabahatin niteliği ile işyerinin görünümü ve saati birlikte değerlendirildiğinde, şüphe duyması için yeterli bir bağlam oluşturabileceği gerekçesiyle bazı durumlarda ihlal kararına katılınmamıştır. Yani AYM içinde de bu konuda görüş ayrılığı bulunmaktadır. Kolluk memuru dışarıdan işyerini izleyip satış yapıldığını tespit etmişse bu pasif gözlem olarak değerlendirilebilir; ancak içeri girip aktif biçimde satın almaya çalışmışsa tuzak argümanı güçlenir.
Orantısızlık Savunması ve Sınırları
Cezanın işletme üzerindeki orantısız etkisi de itiraz dilekçelerinde sıkça ileri sürülen bir argümandır. Ancak Anayasa Mahkemesi bu konuda sınırı net biçimde çizmiştir.
AYM bir kararında, başvurucunun cezanın ağır olduğundan yakındığını ancak cezanın işletmeyi ne ölçüde etkilediği yönünde somut bilgi veya belge ibraz etmediğini tespit etmiş; idari para cezasının korunan kamu yararı amacıyla karşılaştırıldığında açık bir orantısızlık içermediği sonucuna varmıştır.
Bu karar, orantısızlık savunmasının salt soyut argümana dayanarak başarıya ulaşamayacağını göstermektedir. Orantısızlığı ciddi biçimde savunabilmek için cezanın işletmenin mali yapısına, ciroya ve sürdürülebilirliğine somut etkisini belgeleyen verilerle desteklenmesi gerekmektedir. Muhasebe kayıtları, kâr-zarar tablosu ve cezanın işletmeyi mali açıdan işlevsiz kılacağını ortaya koyan belgeler bu bağlamda kritik öneme sahiptir.
Sorumluluk ve Ceza Muhatabı: Ceza Kime Kesilir?
4250 sayılı Kanun md. 7/1-e hükmü, yasağa "aykırı hareket edenler"den söz etmektedir. Bu ifadenin yorumu pratikte belirleyici önem taşır.
Yasak saatlerde satışı bizzat gerçekleştiren kişi kabahat fiilinin failidir. Ancak Kabahatler Kanunu'nun sorumluluk rejimi, tüzel kişileri ve işyeri sahiplerini de belirli koşullar altında kapsama alır. İşletme sahibi, işyerinde fiilen bulunmasa da satışı gerçekleştiren çalışana talimat vermiş ya da çalışanın bu eylemi yapmayacağını bilebilecek durumda olmasına rağmen gerekli tedbirleri almamışsa sorumluluktan kurtulamaz.
Öte yandan daha önce aktarılan İzmir 3. Sulh Ceza Hâkimliği kararı bu ilkeyi tersine çevirir: bilgi ve azmettirme olmaksızın, işletme sahibinin yokluğunda gerçekleştirilen çalışan eylemlerinden işletme sahibi her durumda sorumlu tutulamaz. Bu nedenle işyerinde denetim sistemi kurmak, çalışanlara yazılı talimat vermek ve bu talimatların kayıt altına alınması hem uyum hem de olası savunma açısından kritik bir pratik adımdır.
İtiraz Dilekçesinin Kurgusu
İtiraz dilekçesinin muhtevasını somut savunma argümanlarına dayandırmak, soyut itirazdan çok daha etkili sonuç doğurur. İtiraz dilekçesinde şu unsurların bulunması önerilmektedir:
Tutanağın denetime elverişli olup olmadığının sorgulanması, özellikle tutanağı somutlaştıran bağımsız delil bulunmadığının vurgulanması ilk adımdır. İşletme sahibi itiraz ediyorsa ve satışı bizzat gerçekleştirmemişse, bu tarihte işyerinde bulunup bulunmadığını kanıtlayan her türlü belge — kamera görüntüleri, banka işlemleri, telefon kaydı — dilekçeye eklenmeli ve işlemi gerçekleştiren kişiyle azmettirme ilişkisinin bulunmadığı açıkça belirtilmelidir. Kolluk eylemi mevcutsa bu savunma ayrıntılı biçimde işlenmeli; yukarıda aktarılan AYM kararı ve Sulh Ceza Hâkimliği emsal kararlarına atıf yapılmalıdır. Cezanın işletme üzerindeki somut etkisi belgelerle ortaya konulacaksa, bu veriler de dilekçeye eklenmeli ve salt soyut bir orantısızlık iddiasıyla yetinilmemelidir.
Anayasa Mahkemesi'nin Tutumu
Yasağın kendisi ve öngörülen yaptırım, Anayasa Mahkemesi önüne taşınmış ve kapsamlı biçimde değerlendirilmiştir. Cumhuriyet Halk Partisi, 7255 sayılı Kanun'un alkollü içkilerin 22:00 ile 06:00 saatleri arasında perakende olarak satılamayacağını öngören maddesinin ve bu yasağa aykırı hareket edenlere idari para cezası verilmesini hükme bağlayan bölümünün iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi'nde dava açmıştır.
Mahkeme gerekçesinde, alkollü içkilerin 22:00 ile 06:00 saatleri arasında perakende olarak satılmasının yasaklanması ve bu yasağın ihlalinin idari para cezasıyla yaptırıma bağlanması ile yasağın uygulanabilirliğinin sağlandığını, toplumsal düzen ve toplum sağlığının da koruma altına alındığını vurgulayarak kuralın Anayasa'nın 2. maddesine aykırı olmadığına ve iptal talebinin reddine karar vermiştir.
Hızlı Hareket Etmek Zorunludur
Gece vakti alkollü içki satışı kabahati, tutarı itibarıyla küçümsenmeyecek mali sonuçlar doğuran bir idari yaptırımı kapsamaktadır.
Hukuki gerçek şudur: tutanağın hukuka uygunluğu, delillerin somutluğu ve işletme sahibinin bilgi ve iradesinin kapsamı; cezanın kaldırılıp kaldırılmayacağını büyük ölçüde belirleyen unsurlardır. Tüm bu değerlendirmenin yapılabilmesi için ise 15 günlük itiraz süresi içinde harekete geçmek şarttır. Süre geçirildikten sonra açılan yollar hem hukuken daha dar hem de sonuç itibarıyla daha az umut vadeder.
Avukat Yusuf KILIÇKAN
05.04.2026
Sıkça Sorulan Sorular
Gece kaçta alkollü içki satışı yapılabilir? Yasal satış saatleri 06:00-22:00 arasıdır. 22:00'den 06:00'a kadar olan sürede perakende alkollü içki satışı yasaktır.
Ceza ne kadar? 2026 yılı için 616.578 TL (Alt Sınır), 3.035.646 TL (Üst Sınır) arasında uygulanmaktadır.
İtiraz süresi ne kadar? Tutanağın tebliğinden itibaren 15 gündür. Bu süre kesin olup geçirilmesi halinde itiraz usulden reddedilir.
Nereye itiraz edilir? Cezayı uygulayan makamın bulunduğu yerdeki Sulh Ceza Hâkimliği'ne dilekçeyle itiraz edilir.
Çalışan sattıysa işletme sahibi de ceza öder mi? Otomatik olarak değil. İzmir 3. Sulh Ceza Hâkimliği'nin emsal kararında, işyerinde bulunmayan ve çalışanını azmettiremediği anlaşılan işletme sahibinin cezasının kaldırılmasına karar verilmiştir. Azmettirme veya önceden bilme ispat edilmelidir.
Sivil polis müşteri kılığına girdiyse ceza geçersiz olabilir mi? Anayasa Mahkemesi ve çeşitli Sulh Ceza Hâkimlikleri, Kabahatler Kanunu'nda gizli soruşturmacı usulüne imkân veren düzenleme bulunmadığından bu yöntemle elde edilen delillerin hukuka aykırı sayılabileceğine hükmetmiştir. Somut koşullara göre itirazda bu argüman güçlü bir savunma zemini oluşturabilir.
Tutanakta imzam yok, bu işe yarar mı? Tutanağın imzasız olması tek başına belirleyici değildir; ancak tutanağı somutlaştıran bağımsız delil yoksa hâkimlik denetime elverişli bulmayabilir. İtiraz dilekçesinde bu husus açıkça vurgulanmalıdır.
Bar veya restoranlarda da bu yasak geçerli mi? Hayır, sunum (tüketim) iznine sahip yerler bu yasağın kapsamı dışındadır. Yasak yalnızca perakende satışa yöneliktir. Sunum izni olan işletmelerde alkol tüketimi ve sunumu devam edebilir; ancak tesis sınırları dışına götürülmek üzere satış yapılamaz.
Anayasa Mahkemesi bu yasağı anayasaya aykırı bulmadı mı? AYM 2023 yılında yasağın ve para cezasının Anayasa'ya uygun olduğuna karar vermiştir. Ancak bu karar yasağın içeriğine ilişkindir; bireysel başvurularda kolluk yönteminin hukuka aykırılığı ayrı bir değerlendirme konusudur ve AYM bu konuda ihlal kararları vermeye devam etmektedir.
Yazar Hakkında: Avukat Yusuf KILIÇKAN, idare hukuku, kabahatler hukuku ve tüketici ile işletme hakları alanlarında uzmanlaşmış bir hukukçudur. İdari para cezalarına itiraz, alkol ve tütün mevzuatına uyum ile denetim süreçleri konularında işletmelere hukuki danışmanlık ve dava temsili hizmeti sunmaktadır. Ayrıntılı bilgi ve iletişim için: yusufkilickan.av.tr
Yasal Uyarı: Bu makale, 4250 sayılı İspirto ve İspirtolu İçkiler İnhisarı Kanunu, 4733 sayılı TAPDK Kanunu, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu ve güncel yargı kararları esas alınarak genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Ceza miktarları yıllık güncellenmekte olup en güncel rakamlar için ilgili bakanlık tebliğlerinin kontrol edilmesi önerilir. Her somut dosya kendi özgün koşullarını barındırdığından, itiraz sürecini yönetmeden önce uzman bir avukattan görüş alınması önerilir.