Back to Blog
4/28/2026
Av. Yusuf Kılıçkan
İCRA VE İFLAS HUKUKU

Haczedilemeyen Mallar ve Meskeniyet İddiası

Share
Haczedilemeyen Mallar ve Meskeniyet İddiası

TL;DR: İcra ve İflas Kanunu'nun 82. maddesi, borçlunun ve ailesinin insanca yaşam hakkını güvence altına almak amacıyla belirli mal ve hakların kısmen ya da tamamen haczedilemeyeceğini düzenlemiştir. Bunların en kritik olanı "haline münasip ev" korumasıdır; meskeniyet iddiası adıyla bilinen bu hak, 103 davetiyesiyle ya da başka bir yoldan haczin öğrenilmesinden itibaren yalnızca 7 günlük hak düşürücü süre içinde icra mahkemesine şikâyet yoluyla kullanılabilir. 2026 Ocak itibarıyla en düşük emekli maaşı 20.000 TL'ye yükseltilmiş; SGK'dan aylık alanların prim borçlarının maaşlarından en fazla yüzde yirmi beş oranında kesilebileceği düzenlemesi yürürlüğe girmiştir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2025 tarihli kararlarıyla meskeniyet itirazında değer tespitinin haciz tarihi itibarıyla yapılması ilkesi ve ipoteğin niteliğine göre meskeniyet hakkının kullanılıp kullanılamayacağı yeniden netleştirilmiştir.

Yazar: Avukat Yusuf KILIÇKAN

Tarih: 28 Nisan 2026

Haczedilmezlik İlkesinin Hukuki Temeli ve Amacı

İcra hukukunun temel işlevi alacaklının alacağını cebri icra yoluyla tahsil etmesini sağlamaktır. Ne var ki bu işlev sınırsız değildir; borçluyu ve ailesini asgari insani yaşam koşullarından tamamen yoksun bırakmak hukukun meşru bir amacı olamaz. Bu gerçeklik, İcra ve İflas Kanunu'nun 82. ve 83. maddelerini doğurmuştur.

İİK m. 82/son fıkrası uyarınca haczedilmezlik kural olarak kamu düzenine ilişkin değil, borçlunun korunan bir hakkıdır. Bu nedenle borçlu, hacizden önce haczedilmezlikten feragat edemez; böyle bir anlaşma İİK m. 83/a uyarınca geçersiz sayılır. Ancak haciz işlemi başladıktan sonra feragat mümkündür ve bu feragat geri alınamaz.

Haczedilmezlik değerlendirmesi kural olarak icra müdürü tarafından yapılır ve gerekçesi tutanağa yazılır. Müdürün bu yetkiyi hatalı kullanması hâlinde icra mahkemesine şikâyet yolu açıktır.

Tamamen Haczedilemeyen Mal ve Haklar

Devlet Malları ve Kamu Tüzel Kişileri

Devlet malları ile kamu hizmetine tahsis edilmiş kamu tüzel kişisi malları haczedilemez. Devlete karşı icra takibi başlatmak hukuken mümkündür; ancak el koyma ve satış aşamasına geçilemez. Sosyal Güvenlik Kurumu'nun taşınır, taşınmazları ve bankalardaki mevduatı dahil her türlü hak ve alacakları bu koruma kapsamındadır. Türkiye Varlık Fonu'nun mal varlığı, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu malları ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu malları da haczedilemez.

Meslek Eşyaları

Ekonomik faaliyeti sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan borçlunun mesleğini sürdürebilmesi için gerekli olan her türlü eşya haczedilemez. Avukat, doktor, esnaf, kuaför, terzi gibi mesleklerin zorunlu araç ve gereçleri bu kapsama girer. Ancak bu koruma sınırsız değildir: eşyanın değerinin yüksek olması hâlinde satılması mümkündür; satış bedelinden borçluya yeni eşya alabilmesi için uygun bir miktar bırakılır.

Kural yalnızca mesleği sürdürmek için zorunlu olana uygulanır. Kargo şirketinin tüm araç filosu bu kapsamda değildir; ancak tek kamyonuyla nakliye yapan küçük esnafın aracı koruma altındadır. Sanat ve mesleği için lüzumlu araç, gereç ve kitaplar da haczedilemez.

Kişisel ve Ev Eşyaları

Para, kıymetli evrak, altın, gümüş, değerli taş, antika veya süs eşyası gibi kıymetli şeyler dışında borçlu ve aynı çatı altında yaşayan aile bireylerine ait kişisel eşya ile ailenin ortak kullanımına hizmet eden tüm ev eşyası haczedilemez. Televizyon ve çocukların eğitiminde kullanılan bilgisayar gibi temel nitelikte eşyalar da koruma kapsamındadır.

Yargıtay bu konuda önemli bir sınır çizmiştir: aynı türden birden fazla eşya mevcutsa yalnızca borçlu ve ailesinin kullanımına yeterli olan miktarı korunur; fazlası haczedilebilir. Lüks niteliğinde olan ve zorunluluk sınırını aşan eşyalar da hacze konu olabilir.

Çiftçinin Zorunlu Varlıkları

Borçlu çiftçi ise kendisinin ve ailesinin geçimi için zorunlu olan arazi, hayvanlar, nakil vasıtaları ve ziraat aletleri haczedilemez. Tek traktörü ve tek tarlasıyla geçimini sağlayan çiftçinin bu varlıkları koruma altındadır. Bunların yanı sıra borçlunun tercih edeceği bir süt ineği ya da üç keçi veya koyun ile bunların üç aylık yem ve yataklıkları; sebze ve meyve yetiştiricisinin bağ ve bahçesi de bu kapsamdadır.

İki Aylık Gıda ve Yakacak

Borçlunun ve ailesinin iki aylık giderleri; çiftçi ise gelecek mahsul için gerekli tohumluğu haczedilemez. Günümüz yorumunda doğal gaz veya elektrik giderleri için gerekli kaynaklar da bu korumaya dahil edilmektedir.

Özel Kanunlardan Kaynaklanan Haczedilmezlikler

Elektronik haberleşme hizmetleriyle ilgili frekans, numara ve internet alan adları haczedilemez. Hayvanları Koruma Kanunu m. 5 uyarınca evcil hayvanlar da hacze konu olamaz. Ordu ve zabıta mensuplarına bağlanan emeklilik maaşları ile ailelerine bağlanan maaşlar, uçuş ve dalış tazminatları ve ikramiyeleri; vatani hizmet tertibinden bağlanan aylıklar; muavenet sandığı tarafından hastalık, zaruret ve ölüm hâlinde bağlanan maaşlar; vücut bütünlüğüne verilen zararlar için ödenen tazminatlar; öğrenci bursları ve manevi tazminat alacakları haczedilemez.

İlama Bağlı Nafaka Alacağı

İlama dayalı nafaka alacağı haczedilemez. Kişiye sıkı sıkıya bağlı olan ve devredilemez nitelikteki haklar da TMK kapsamında hacizden muaftır; bunlar arasında intifa hakkı, oturma hakkı, önalım hakkı ve aile yurdu sayılabilir.

Kısmen Haczedilebilen Mal ve Haklar: İİK m. 83

Maaş ve Ücretler

Borçlunun maaş veya ücreti kural olarak kısmen haczedilebilir. İcra memuru borçlunun ve ailesinin geçinmeleri için gerekli olan miktarı hesapladıktan sonra kalan kısım haczolunabilir; ancak haczolunacak miktar dörtte birden az olamaz. Pratik uygulama açısından bu kural şu anlama gelir: maaşın en az dörtte biri her hâlükârda haczedilebilir; en fazla dörtte biri ise haczedilebilecek tavan sınırıdır.

İş Kanunu m. 35 işçi açısından dörtte birlik üst sınırı açıkça belirlemiştir. Nafaka borçlarında ise bu sınır aşılabilir; nafaka alacaklısının maaşın tamamını haczettirebileceği Yargıtay kararlarıyla pekiştirilmiştir. Kıdem tazminatı bu sınırlı korumadan yararlanamaz; sınırsız biçimde haczedilebilir.

Emekli Maaşları: 2026 Güncel Tablo

SGK tarafından bağlanan emekli maaşları, borçlunun açık muvafakati olmadan haczedilemez. Bu kural çok güçlü bir güvence olmakla birlikte iki istisnası bulunmaktadır: nafaka alacakları ve SGK'ya olan prim borçları.

Ocak 2026 itibarıyla yürürlüğe giren düzenlemeyle, SGK'dan aylık alanların kendi sigortalılığı ve hak sahibi oldukları kişinin sigortalılığından kaynaklanan genel sağlık sigortası primi dahil prim borçları, yüzde yirmi beş oranını geçmemek üzere aylıklarından kesilebilecektir. Aynı dönemde en düşük emekli maaşı da 20.000 TL'ye yükseltilmiştir. Bu iki düzenlemenin birlikte okunması önemlidir: emekli borçlunun maaşı artık 20.000 TL'den aşağı olamaz; ancak SGK prim borcu varsa bunun en fazla dörtte biri maaştan kesilebilir.

Bu önemli ayrıma dikkat çekmek gerekir: borçlunun emekli olmadan önce ücreti üzerine konulmuş olan haciz, emekli olduktan sonra da emekli maaşı üzerinde devam eder; yeni emekliliğin bu haczi kendiliğinden kaldırması söz konusu değildir.

Meskeniyet İddiası: Borçlunun Evini Koruyan Güvence

"Haline Münasip Ev" Kavramı

İİK m. 82/12 uyarınca borçlunun haline münasip evi haczedilemez. Kanun bu korumayı sınırsız sunmamaktadır; korunan şey her ev değil, borçlunun sosyal ve ekonomik durumuna uygun olan evdir.

Yargıtay'ın bu konudaki yerleşik tanımı şöyledir: haline münasip ev, borçlunun haciz anındaki sosyal durumuna ve borçlu ile ailesinin ihtiyaçlarına göre belirlenen, lüks olmayan, mütevazi bir meskeni ifade eder. Buradaki "aile" kavramı geniş yorumlanmakta olup borçlu ile birlikte aynı çatı altında yaşayan ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin tamamını kapsar.

Değer Tespiti: Haciz Tarihi Esas Alınır

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2025/619 E. – 2025/2123 K. sayılı güncel kararı, değer tespitinde esas alınacak tarihi açıkça netleştirmiştir: haline münasip ev değeri ve şikayete konu taşınmazın değeri, haciz tarihi itibarıyla taşınmazın bulunduğu bölgedeki diğer taşınmazlarla emsal mukayesesi yapılmak ve aynı vasıftaki taşınmazların alım satım değerleri denetlenebilir somut biçimde incelenmek suretiyle belirlenmelidir.

Bu tarihin esas alınması, enflasyon ortamında son derece kritik bir pratik sonuç doğurmaktadır: haciz tarihi ile şikâyet tarihi arasında geçen süre içinde taşınmaz değerinin artmış olması, borçlunun aleyhine bir sonuç yaratmaz; bilirkişi her hâlükârda haciz tarihindeki değeri tespit etmek zorundadır.

"Bedel Yerine Terk" İlkesi ve Fazlalık Haczi

Meskeniyet koruması mutlak bir dokunulmazlık değildir. Borçlunun evi, haline münasip ev bedeli aşan bir değere sahipse koruması devam etmez; satılabilir. Ancak satıştan elde edilen bedelden borçluya haline münasip yeni bir ev alabilmesi için gerekli miktar bırakılır; kalan alacaklıya aktarılır. Bu mekanizma "bedel yerine terk ilkesi" olarak anılmaktadır.

Yargıtay, bilirkişilere yaptırılacak incelemede borçlunun bulunduğu yerden daha mütevazı semtlerde, daha mütevazı koşullarda haline münasip ev edinebileceği miktarın belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Yani bilirkişinin borçlunun oturduğu lüks semteki emsallere göre değil, borçlunun sosyal durumunun gerçekten karşılayabileceği semtlerdeki emsallere göre hesaplama yapması beklenmektedir.

Meskeniyet İddiasının Koşulları

Meskeniyet iddiasında bulunulabilmesi için birkaç temel koşulun birlikte sağlanması gerekir. Haczedilen taşınmaz, niteliği itibarıyla yaşamaya elverişli bir konut olmalıdır; işyeri veya arsa niteliğindeki taşınmazlar bu kapsama girmez. Borçlunun o konutta fiilen ikamet etmesi zorunlu değildir; evini kiraya vermiş borçlu da meskeniyet iddiasında bulunabilir. Birden fazla evi olan borçlu yalnızca bunlardan biri için bu haktan yararlanabilir; diğer evler haczedilebilir. Borçlu, taşınmazda paylı ya da elbirliği mülkiyetiyle ortak malik de olsa meskeniyet iddiasında bulunabilir; bu durumda borçluya isabet eden pay değeri esas alınarak emsal karşılaştırması yapılır.

İpotekli Taşınmazda Meskeniyet: İstisna ve Kural

Kural olarak borçlu, daha önce serbest iradesiyle ipotek ettiği taşınmazı için meskeniyet iddiasında bulunamaz. Zira ipoteği kuran borçlunun o taşınmazın satılmasını baştan göze aldığı ve meskeniyet iddiasından önceden vazgeçtiği kabul edilmektedir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2023/544 K. sayılı kararı bu katı kuralı önemli ölçüde yumuşatmıştır: borçlunun daha önce ipotek ettiği taşınmazı hakkında sonradan meskeniyet iddiasında bulunabilmesi için ipoteğin konut kredisi, esnaf kredisi ya da zirai kredi gibi zorunlu olarak kurulmuş ipoteklerden olması yeterlidir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2024/6921 E. – 2025/460 K. sayılı güncel kararında da bu ilke teyit edilmiştir: zorunlu olmayan serbest irade ipoteklerinde meskeniyet iddiası reddedilirken konut kredisi kaynaklı zorunlu ipotekte iddiaya izin verilmektedir.

Eşin Meskeniyet Şikayeti: AYM'nin Yeni Güvencesi

Anayasa Mahkemesi, son dönemde aile konutu niteliğindeki taşınmazlarda borçlunun eşinin de meskeniyet şikayetinde bulunabileceğini hükme bağlamıştır. Borçlunun eşi adına kayıtlı olmayan bir taşınmazın borçlu olan eş nedeniyle haczedilmesi ve diğer eşin meskeniyet şikayetinin dava ehliyeti yokluğuyla reddedilmesi, Anayasa m. 20 kapsamında aile hayatına saygı hakkını ihlal etmektedir. Bu karar, şikâyet hakkının yalnızca borçluya ait olduğu genel kuralının aile konutu bağlamındaki önemli bir istisnasını oluşturmaktadır.

Meskeniyet Şikayetinin Usulü: 7 Günlük Hak Düşürücü Süre

İİK m. 16/1 uyarınca haczedilmezlik şikayeti, işlemin öğrenildiği tarihten itibaren 7 gün içinde icra mahkemesine yapılmak zorundadır. Bu süre hak düşürücü nitelik taşıdığından mahkemece resen gözetilir; karşı tarafın itirazını beklemeye gerek yoktur.

Sürenin başlangıcı kritik önem taşır. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, öğrenme tarihinin genellikle 103 davetiyesinin tebliğ günü olduğunu açıkça ortaya koymuştur. Buna karşın usulsüz tebligat yapılması hâlinde süre, borçlunun hacizden fiilen haberdar olduğu tarihten işlemeye başlar; usulsüz tebligata bağlı olarak yanlış bir öğrenme tarihi esas alınamaz.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2025/798 E. – 2025/2532 K. sayılı kararında ise şikâyet hakkının yalnızca borçluya ait olduğu, üçüncü kişilerin bu hakkı kullanamayacağı bir kez daha teyit edilmiştir.

Şikâyet Satışı Kendiliğinden Durdurmaz

Meskeniyet şikayetinde bulunulması satış işlemini otomatik olarak durdurmaz. Şikayetin icrayı durdurması için icra mahkemesinden ayrıca tedbir kararı talep edilmesi zorunludur. İcra mahkemesi kendi takdiriyle de tedbir kararı verebilmektedir. Bu usul adımının atlanması, şikâyet sonuçlanmadan satışın gerçekleşmesine zemin hazırlayabilir.

Bilirkişi İncelemesi ve Keşif

Mahkeme, iddiayı keşif ve bilirkişi incelemesiyle değerlendirir. Bilirkişi; taşınmazın haciz tarihindeki değerini, borçlunun sosyal ve ekonomik durumunu, aile yapısını, oturduğu bölgeyi ve daha mütevazı semtlerdeki emsal değerleri inceleyerek borçlunun haline münasip ev edinebileceği gerçekçi bedeli belirlemelidir. Yargıtay, fahiş bulunan ya da tek rakam olarak açıkça belirtilmeyen bilirkişi raporlarını ek rapor alınması gerekçesiyle bozma nedeni saymaktadır.

Haczedilmezlik Şikayetinde Uygulamada Sık Karşılaşılan Hatalar

Mesleğimde bu alanda öne çıkan kritik yanılgıları paylaşmak gerekir.

7 günlük sürenin başlangıcını yanlış hesaplamak, en sık karşılaşılan hatadır. 103 davetiyesi tebliğ edildiğinde süre o gün başlar; "zaten biliyordum" savunması bu tarihi değiştirmez.

Şikâyetle birlikte tedbir kararı talep etmemek, satışın şikâyet sonuçlanmadan gerçekleşmesiyle sonuçlanabilir. Her meskeniyet şikayetinde satışın durdurulması için tedbir kararı aynı dilekçede talep edilmelidir.

Borçlunun başka bir ülkede veya başka bir şehirde oturduğu gerekçesiyle iddianın reddedilmesi zaman zaman yapılan bir hata olup Yargıtay, fiilen ikamet koşulunun aranmayacağını kesin biçimde ortaya koymuştur.

İpotekli taşınmazda meskeniyet iddiasından vazgeçmek de yerleşik Yargıtay içtihadı bilinmeden yapılan bir yanılgıdır. İpoteğin zorunlu olup olmadığı araştırılmadan doğrudan feragat etmek, kullanılabilecek bir hakkın yitirilmesi anlamına gelir.

Avukat Yusuf KILIÇKAN

28 Nisan 2026

Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

1. Haczedilmezlik şikâyetini kaçırırsam ne olur?

7 günlük hak düşürücü süre dolduğunda şikâyet hakkı tamamen düşer ve mahkeme talebi resen reddeder. Ancak sonraki aşamalarda yeni bir haciz ya da işlem yapılırsa, bu yeni işleme karşı yeniden 7 günlük süre işlemeye başlar; daha önceki hacizden kaynaklanan şikâyet hakkının düşmüş olması yeni işlem için ayrı bir hak doğmasını engellemez.

2. Emekli maaşımın tamamı haczedilebilir mi?

Hayır. SGK'dan alınan emekli maaşı, borçlunun açık muvafakati olmadan haczedilemez. İki istisnası vardır: nafaka alacakları ve SGK prim borçları. 2026 Ocak itibarıyla yürürlüğe giren düzenlemeyle prim borçları için maaştan en fazla yüzde yirmi beş kesilmesi mümkündür.

3. Evimi kiraya veriyorum, başka bir yerde oturuyorum. Meskeniyet iddiasında bulunabilir miyim?

Evet. Yargıtay, meskeniyet iddiasında bulunabilmek için borçlunun o konutta fiilen ikamet etmesi koşulunu aramamaktadır. Evini kiraya veren borçlu da meskeniyet iddiasında bulunabilir.

4. Üzerimde iki ev var; her ikisi için de meskeniyet iddiasında bulunabilir miyim?

Hayır. Meskeniyet koruması tek bir eve özgüdür. Birden fazla taşınmazı olan borçlu yalnızca bunlardan biri için bu haktan yararlanabilir; diğer taşınmazlar haczedilebilir.

5. Evim konut kredisi ipoteğiyle yükümlü; meskeniyet iddiasında bulunabilir miyim?

Evet. Yargıtay HGK 2023/544 K. ve Yargıtay 12. HD 2024/6921 E. – 2025/460 K. kararları çerçevesinde konut kredisi gibi zorunlu ipoteklerde meskeniyet iddiası mümkündür. Serbest irade ile kurulan ticari amaçlı ipoteklerde ise bu hak kullanılamaz.

6. Meskeniyet şikayetiyle satış durdurulur mu?

Şikâyet başvurusu satışı kendiliğinden durdurmaz. Satışın durdurulması için icra mahkemesinden ayrıca ve açıkça tedbir kararı talep edilmesi zorunludur. Bu talep meskeniyet şikayetiyle aynı dilekçede yapılabilir.

7. Meslek eşyam pahalı bir araç; haczedilemez mi?

Meslek eşyasının değeri yüksekse satılması mümkündür. Bu durumda satış bedelinden borçluya aynı mesleği sürdürebileceği yeni bir eşya alabilmesi için uygun bir miktar bırakılır; kalan alacaklıya ödenir.

8. Eşim borçlu; biz birlikte oturduğumuz evim için meskeniyet şikayetinde bulunabilir miyim?

Anayasa Mahkemesi'nin güncel kararına göre aile konutu niteliğindeki ev söz konusu olduğunda borçlunun eşi de meskeniyet şikâyetinde bulunabilir. Bu karar, şikâyet hakkının yalnızca borçluya tanınan genel kuralının aile hayatına saygı hakkı kapsamındaki istisnasıdır.

9. Bilirkişi raporuna itiraz edebilir miyim?

Evet. Bilirkişi raporunun gerekçesinin yetersiz olduğunu, rakamın fahiş veya düşük olduğunu ya da emsal karşılaştırmasının hatalı yapıldığını düşünüyorsanız rapora itiraz ederek ek rapor ya da yeniden keşif talep edebilirsiniz. Yargıtay, borçlunun sosyal durumunu gözetmeyen bilirkişi raporlarını ek rapor alınmadan hüküm kurulmasını bozma nedeni saymaktadır.

10. Hacizden haberdar olmak için 103 davetiyesi mi beklemeliyim?

Hayır. 7 günlük süre, haczin öğrenildiği tarihten itibaren başlar; öğrenme yolunun 103 davetiyesi olması zorunlu değildir. Tapuya gidip haciz şerhi gördüğünüzde ya da komşunuzun sizi uyarmasıyla hacizden haberdar olduğunuzda da süre o gün işlemeye başlar. Bu nedenle haczin varlığından herhangi bir şekilde haberdar olunduğu anda derhal hukuki danışmanlık alınması önerilir.

Yazar Hakkında

Avukat Yusuf KILIÇKAN, icra-iflas hukuku, idare hukuku ve tüketici hukuku alanlarında faaliyet gösteren uzman bir avukattır. Haczedilmezlik şikayetleri, meskeniyet itirazları ve icra takiplerine itiraz süreçlerinde müvekkillere hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunmaktadır. Hukuki yazılarına yusufkilickan.av.tr adresinden ulaşabilirsiniz.

Yasal Uyarı

Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Haczedilmezlik uyuşmazlıkları; mal ve hakkın niteliği, borçlunun sosyal ve ekonomik durumu, taşınmazın özellikleri ve somut olayın koşullarına göre farklı değerlendirme gerektirebilir. Emekli maaşına ilişkin rakamlar ve kesinti oranları her dönem güncellendiğinden başvuru anında yetkili mercilerin güncel bilgilerini teyit etmeniz önerilir. Somut hukuki durumunuz için mutlaka alanında uzman bir icra-iflas veya icra hukuku avukatından destek almanız tavsiye edilir.

Yusuf Kılıçkan Logo

Upholding justice and the rule of law, we defend our clients' rights at national and international levels with the highest professional standards.

This website has been prepared by Attorney Yusuf Kılıçkan in compliance with the Attorneys Act and the Turkish Bar Association's Advertising Prohibition Regulation. The information on this site does not constitute legal advice.

© 2026 Yusuf Kılıçkan. All Rights Reserved.