Kamulaştırmasız El Atma

Taşınmazınıza İdare El Attıysa Haklarınız ve Başvuru Yolları
TL;DR: Belediyenin El Koyduğu Taşınmazlar İçin Hangi Mahkemeye Gidilmeli? Kamulaştırmasız el atma; idarenin kanunda öngörülen prosedürleri işletmeksizin özel mülkiyetteki taşınmaza fiilen el koyması ya da imar planıyla taşınmazı yol, park, yeşil alan gibi kamusal kullanımlara tahsis edip yıllarca ne kamulaştırma yapması ne de malikin taşınmazını kullanmasına izin vermesi şeklinde ortaya çıkmaktadır. 16 Kasım 2022 tarihli 7421 sayılı Kanun ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun Ek Madde 1'ine eklenen düzenlemeyle, uygulama imar planının kesinleşmesinden itibaren 5 yıl içinde kamulaştırma yapılmaması veya kısıtlılığı ortadan kaldıracak plan değişikliğine gidilmemesi hâlinde mülkiyet hakkı kısıtlanmış sayılmakta; artık hem fiili hem hukuki el atma davalarında görevli mahkeme, taşınmazın bulunduğu yer Asliye Hukuk Mahkemesi olmaktadır. Mal sahibi, güncel rayiç değer üzerinden bedel tespiti talep edebilir, 5 yıllık ecrimisil isteyebilir; bu davalarda zamanaşımı işlememektedir.
Yazar: Avukat Yusuf KILIÇKAN
Tarih: 26 Nisan 2026
Sorun Neden Bu Kadar Yaygın?
Tapulu arazisine belediyenin "yol", "park" veya "yeşil alan" koyduğunu fark eden ve ardından yıllarca hem taşınmazını kullanamayan hem de bedelini alamayan binlerce vatandaş, Türkiye'nin kronik mülkiyet sorunlarından birinin içinde bulmaktadır kendini. Belediyeler, imar planında kamusal kullanıma tahsis ettikleri alanları bütçe yetersizliği, siyasi tercihler ya da sırf erteleme alışkanlığıyla kamulaştırmadan bırakmaktadır. Bu belirsizlik; mal sahibini ne satabildiği ne inşaat yapabildiği ne de kira geliri elde edebildiği bir hukuki askıya almaktadır.
Bu konu; idare hukukunun en çetrefilli kesimlerinden biri olmasının yanı sıra, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin de Türkiye aleyhine birçok kez ihlal kararı verdiği hassas bir alandır. Meselenin hukuki çerçevesini, pratik boyutunu ve 2022 sonrası değişen dengeyi bu yazıda kapsamlı biçimde ele alacağım.
Kamulaştırmasız El Atma Nedir?
Kamulaştırmasız el atma, idarenin kamu hizmeti üretme saikiyle bir taşınmaza yöneldiği hâlde, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun öngördüğü kamulaştırma prosedürünü işletmeksizin ya da başlatıp tamamlamaksızın taşınmaz üzerinde fiilen hâkimiyet kurması ve bu suretle malikin mülkiyet hakkından doğan kullanma, yararlanma ve tasarruf yetkilerini kalıcı biçimde etkisizleştirmesi şeklinde ortaya çıkan bir hukuka aykırılık tipidir.
Hukuk sistemimiz bu kavramı iki ana kategoriye ayırmaktadır:
Fiili el atma: İdarenin araziye gerçekten dozerle girip asfalt dökmesi, boru döşemesi veya bina yapmasıdır. Yani fiziksel bir müdahale söz konusudur; devlet, bedel ödemeksizin taşınmazı fiilen kullanmaya başlamıştır.
Hukuki el atma: Araziye fiilen dokunulmamasına rağmen belediyenin imar planında arsayı "okul alanı, yeşil alan veya yol" olarak işaretlemesi ve yıllarca çivi çakmanıza, satmanıza veya inşaat yapmanıza izin vermemesidir. Fiziksel bir müdahale olmasa da mülkiyet hakkı, imar kısıtlaması yoluyla fiilen işlevsiz kılınmaktadır.
Her iki türde de mal sahibinin tazminat ve bedel davası açma hakkı bulunmaktadır.
Hukuki Temel: Anayasa'dan AİHM'e Uzanan Güvence
Mülkiyet hakkı, Anayasa'nın 35. maddesinde temel hak olarak güvence altına alınmış; 46. maddesinde de kamulaştırmanın ancak gerçek karşılığın peşin ödenmesiyle yapılabileceği hükme bağlanmıştır.
Uluslararası boyutta ise mesele daha da kritik bir hâl almaktadır. AİHM, "Papamichalopoulos v. Greece" gibi emsal kararlarında kamu görevlilerinin haksız fiil yoluyla taşınmaza el atmasını mülkiyet hakkı ihlali olarak kabul etmiştir. "Aka/Türkiye" kararında ise kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan tazminat davalarının uzun sürmesini ve etkin bir çözüm sunamamasını gerekçe göstererek Türkiye aleyhine ihlal kararı vermiştir.
Bu kararların baskısı, Türk mevzuatını yıllar içinde birkaç önemli değişikliğe zorlamıştır. En kapsamlı ve güncel değişiklik ise 2022 yılında gerçekleşmiştir.
2022 Kanun Değişikliği: Kritik Dönüm Noktası
Beş Yıllık Süre ve Dava Hakkının Doğması
2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'na 6745 sayılı Kanun'un 33. maddesiyle eklenen Ek Madde 1'in birinci fıkrasına göre; uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında, uygulama imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde imar programları veya imar uygulamaları yapılır ve bütçe imkânları dâhilinde bu taşınmazlar ilgili idarelerce kamulaştırılır veya her hâlde mülkiyet hakkını kullanmasına engel teşkil edecek kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planı değişikliği yapılır ya da yaptırılır.
Peki bu süre içinde kamulaştırma yapılmazsa ya da plan değişikliğine gidilmezse ne olur? İlgili idarenin kamulaştırma yapmaması ya da kısıtlılığı kaldıran imar planı değişikliğini gerçekleştirmemesi hâllerinde kural uyarınca taşınmaz malikleri, sorumlu idare aleyhine mülkiyet hakkından kaynaklı bedele ilişkin olarak adli yargıda dava açabilecektir.
Bu düzenleme, hukuki el atma kavramını somut hukuki zemine oturtmuş ve mal sahibinin önünde net bir yol haritası çizmiştir.
Maktu Harç Güvencesi
7421 sayılı Kanun'la aynı tarihte getirilen bir diğer önemli düzenleme harç konusundadır. 16 Kasım 2022 tarihinde yeni bir düzenleme yapılması suretiyle Kanun'a Ek Madde 4 eklenmiş ve açılan davalarda verilen bedel ve tazminat kararlarına ilişkin mahkeme ve icra harçlarının maktu olarak belirleneceği hüküm altına alınmıştır.
Bu düzenlemenin arka planında kritik bir Anayasa Mahkemesi kararı yatmaktadır. Anayasa Mahkemesi, 2022/61 Esas, 2022/101 Karar, 8/9/2022 tarihli kararıyla kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan tazminat davalarının görülebilmesini nisbi karar ve ilam harcının ödenmesi şartına bağlayan kuralların bireylere aşırı bir yük veya külfet yüklemesi gibi sebeplerle iptaline karar vermiştir. Artık yüksek bedelli taşınmazlarda bile davacı, orantısız harç yüküyle karşılaşmayacaktır.
Fiili ve Hukuki El Atma Arasındaki Görev Farkı: 2022 Sonrasında Yerleşen Uygulama
2022 öncesinde hangi yargı kolunun görevli olduğu konusunda ciddi bir belirsizlik yaşanmaktaydı; mahkemeler arasında dosyalar uzun yıllar gidip gelmekteydi. Bu durum, mülkiyet hakkını zaten ihlal edilmiş olan mal sahiplerini bir de yargı tartışmasının kurbanı hâline getiriyordu.
Bu sorunu çözmek için somut bir örnek ele alınabilir: Bir vatandaş, tapulu arazisinin imar planında yol ve yeşil alan olarak ayrıldığını, belediyenin fiilen işgal ederek bu alanları kullandığını öne sürerek tazminat davası açmıştır. Belediye ise yapılan işlemin bir "imar uygulaması" olduğunu savunarak davanın idari yargıda görülmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Uyuşmazlık Mahkemesi bu tür uyuşmazlıkları inceleyerek belirleyici bir içtihat oluşturmuştur: 2942 sayılı Kanun'a eklenen Ek Madde 1 kapsamında, taşınmazların malikleri tarafından mülkiyet hakkından kaynaklı bedele ilişkin açılacak davalar artık adli yargıda görülmektedir. İdarenin bir taşınmaza imar planı gereği el koyup işlem yapmamasının veya süreci sürüncemede bırakmasının mülkiyet hakkına müdahale oluşturduğu tescillenmiş; idari yargının görevli olduğu yönündeki itirazlar reddedilerek davanın adli yargı yerinde çözülmesi gerektiğine hükmedilmiştir.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu Ek Madde 1'e eklenen cümle ile kamulaştırmasız hukuki el atmadan kaynaklanan uyuşmazlıkların adli yargıda görüleceği hüküm altına alınmış; kamulaştırmasız hukuki el atma davasında görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesi, yetkili mahkeme ise taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi olarak belirlenmiştir.
Bu netlik son derece önemlidir: artık yıllarca süren yargı kolu tartışmaları yerine mal sahipleri, doğrudan Asliye Hukuk Mahkemesi'ne başvurabilmektedir.
Zamanaşımı:
Uygulamada en çok sorulan soru şudur: "Üzerimden 10 yıl geçti, dava açabilir miyim?" Cevap kesin ve rahatlayıcıdır.
Kural olarak hiçbir zamanaşımına veya hak düşürücü süreye tabi olmayan kamulaştırmasız el atma davalarında görevli ve yetkili mahkeme, kamulaştırmasız el atmanın türüne göre belirlenir. Fiili el atma davalarında mülkiyet hakkının özünden ihlal edildiği gerekçesiyle Yargıtay 5. Hukuk Dairesi de zamanaşımının işlemeyeceğini yerleşik içtihadında açıkça ortaya koymaktadır. Nitekim Yargıtay 5. Hukuk Dairesi'nin 13.12.2023 tarihli, 2023/5920 E. ve 2023/12292 K. sayılı kararında da Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 16.05.1956 tarihli kararına atıfla, idarece taşınmazına kamulaştırmasız el atılması hâlinde malikin her zaman mahkemeye müracaat ederek tazminat davası açabileceği açıkça hükme bağlanmıştır.
Bununla birlikte, ecrimisil davası farklı bir kurala tabi olduğunu belirtmek gerekir. Ecrimisil, malikin taşınmazından faydalanamaması ve gelir elde edememesi sebebiyle talep ettiği tazminattır; bu talep için kira uyuşmazlıklarında uygulanan 5 yıllık zamanaşımı süresi geçerlidir. Yani yalnızca geriye dönük olarak 5 yıllık süre için ecrimisil talep edilebilecektir.
Dava Seçenekleri: Mal Sahibinin Elindeki Araçlar
El Atmanın Önlenmesi (Müdahalenin Men'i) Davası
Fiilen el atma söz konusuysa ve idarenin araziden çıkartılması hedefleniyorsa, TMK m. 683/2 ve TBK m. 49 kapsamında el atmanın önlenmesi davası açılabilir. Bu dava, taşınmazın eski hâline getirilmesini de talep etme imkânı tanımaktadır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 16.05.1956 tarihli, 1956/1 E. ve 1956/6 K. sayılı kararında usulsüz olarak taşınmaz malı üzerinden yol geçirilen şahsın ilgili kamu tüzel kişisi aleyhine el atmanın önlenmesi davası açabileceği hükmü benimsenmiştir.
Bedel Tespiti ve Tazminat Davası
Çoğunlukla tercih edilen budur. Mal sahibi, fiili durumu kabullenerek taşınmazın dava tarihindeki güncel rayiç değerinin kendisine ödenmesini talep eder; mahkemece hükmedilen bedel ödendikten sonra tapu idare adına tescil edilir. Taşınmazın bedeli belirlenirken keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmalı; dava tarihindeki cinsi, yüzölçümü gibi değerini etkileyecek tüm unsurlar ile üzerinde bulunan haklar ve yükümlülükler dikkate alınmalıdır.
Ecrimisil Davası
İdarenin taşınmazı haksız işgali durumunda sadece mülkiyet bedeli değil, geriye dönük 5 yıllık ecrimisil (haksız işgal tazminatı) de talep edilmelidir. Devlet arazinizi kamulaştırmadan kullandığı için, arsa değerine ek olarak bu ecrimisil bedelini ödemekle yükümlüdür. Uygulamada bedel davası ile ecrimisil davasının aynı dilekçeyle birleştirilmesi usul ekonomisi açısından daha avantajlıdır.
Pratikte Dava Süreci
Ön Hazırlık: Belge Toplama
Davaya giden yolda ilk adım, tapu senedi ve taşınmazın imar durumunu gösteren belgeler ile imar planı paftasıdır. Belediyeden alınacak imar durumu belgesi, taşınmazın ne zaman hangi kamusal kullanıma tahsis edildiğini ve 5 yıllık sürenin dolup dolmadığını ortaya koyacaktır.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
2022 sonrasında hem fiili hem hukuki el atma davalarında görevli mahkeme, taşınmazın bulunduğu yer Asliye Hukuk Mahkemesi'dir. Önceki dönemlerde yaşanan yargı kolu tartışmasının önüne geçilmiş olması pratik açıdan büyük kolaylık sağlamaktadır.
Keşif ve Bilirkişi Aşaması
Dava açıldıktan sonra mahkeme yerinde keşif yaptırır ve bilirkişi incelemesine gider. Bilirkişi; taşınmazın dava tarihindeki emsal değerini, imar kısıtlılığının niteliğini, el atılan yüzölçümünü ve kullanım kaybını değerlendirerek bedel raporunu hazırlar. Bu rapor, hükmedilecek tazminatın temelini oluşturur.
Harçlar
2022 değişikliklerinin pratikte hayatı kolaylaştıran en somut yansıması, harç kuralındaki değişikliktir. Ek Madde 4'ün üçüncü fıkrasına göre bu kanun kapsamında açılan davalarda verilen bedel ve tazminat kararlarına ilişkin mahkeme ve icra harçları, davalı idare tarafından ödenmek üzere maktu olarak belirlenir. Değerli taşınmazlarda nispi harcın yarattığı caydırıcı etki bu sayede ortadan kalkmıştır.
Tazminat Kararının İcrası
Kamulaştırma Kanunu'nun Ek Madde 4'ü uyarınca mahkemece hükmedilen bedel, tazminat, vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinin, davacı veya vekilinin yazılı bildirimi tarihinden itibaren 30 gün içinde davalı idare tarafından ödenmesi gerekmektedir. Ayrıca artık tazminat kararının kesinleşmesi beklenmeksizin icra takibi başlatılabilmektedir; bu, Anayasa Mahkemesi'nin mülkiyet hakkı güvencesi kapsamında verdiği iptal kararlarının somut meyvesidir.
Yargıtay'ın Yerleşik Tutumu
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, kamulaştırmasız el atma davalarındaki yargı kolu ve esas meselesindeki tutumunu zaman içinde pekiştirmiştir. Yargıtay, "Taşınmaza davalı idarece fiilen el atılmasa dahi, makul süre içerisinde imar planına uygun herhangi bir işlemin tesis edilmemesi nedeniyle taşınmazın aynına ilişkin bu davaya bakmak adli yargının görevidir" biçiminde özetlenebilecek tutumunu kararlarda açıkça dile getirmiştir.
Yargıtay'ın yerleşik içtihadına göre imar planı ile yeşil alan olarak ayrılan yerlerde 1/1000 ölçekli uygulama imar planının kesinleşmesinden itibaren 5 yıl içinde yeşil alan amacına uygun olarak kamulaştırma görevi yerine getirilmez ise malike taşınmazın bedelinin ödenmesi gerekir.
Bu yerleşik içtihadın önemli bir boyutu daha vardır: İdarenin pasif ve suskun kalması kamulaştırmasız el atma için yeterli kabul edilmiş olup ayrıca idarenin taşınmaza fiilen el atması koşulu aranmamıştır. Danıştay da Yargıtay ile aynı görüşü benimsemektedir.
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi'nin 19.09.2024 tarihli, 2024/9645 E. ve 2024/8309 K. sayılı kararında ise dava konusu taşınmaza kısmen fiilen el atıldığı ve taşınmazın imar planında spor alanında kalması nedeniyle kamulaştırmasız el atma olgusunun proje bütünlüğü kapsamında gerçekleştiğinin kabulünün yerinde görüldüğü hükme bağlanmıştır.
Anayasa Mahkemesi'nin Mülkiyet Hakkı Hassasiyeti
Anayasa Mahkemesi, kamulaştırmasız el atma alanında birden fazla belirleyici karar vermiştir. Anayasa'nın 46. maddesinin birinci fıkrasında gerek kamulaştırmada gerekse idari irtifak kurulmasında taşınmazın gerçek karşılığının ödeneceği hükme bağlanmakla kamu yararı ile malikin menfaatleri arasındaki dengeyi kuracak bedelin taşınmazın gerçek karşılığı olduğu ifade edilmiştir.
2025 yılında Anayasa Mahkemesi, Kamulaştırma Kanunu Ek Madde 1'in son cümlesini Anayasa'nın 125. maddesine aykırı bularak iptal etmiştir. Bu kararın temel gerekçesi, hukuki el atma davalarının yargı kolunu belirleme yetkisinin yasama organından alınarak uygulamaya bırakılmasının kişilerin hak arama özgürlüğünü zedeleyeceğiydi. Söz konusu iptal kararı, mevcut görülmekte olan davalar dahil uygulanacak olup hâkimlerin ilgili hükmü resen gözetmesi gerekmektedir.
Pratikte Sık Karşılaşılan Sorunlar ve Uyarılar
Dosya deneyimlerimde öne çıkan birkaç kritik noktayı paylaşmak istiyorum:
5 yıllık süreyi doğru hesaplayın. Süre, imar planının onaylanıp kesinleştiği günden, yani Resmi Gazete'de ya da ilgili idarenin ilan panosunda yayımlanmasından itibaren işlemeye başlar. Belediyeden veya kadastro müdürlüğünden taşınmazınızın imar durumu belgesi ile imar planının kesinleşme tarihini gösteren kayıt alın.
Ecrimisil talebini dava açarken birleştirin. Bedel davası ile ecrimisil davasını aynı dilekçede açmak hem usul ekonomisi hem de delil toplama açısından çok daha verimlidir.
İdari yargı yolunu seçmek artık gereksiz riski davet eder. 2022 sonrasında hem fiili hem hukuki el atma için adli yargı görevlidir. Yanlış yargı koluna başvurmak, zaman ve masraf kaybına yol açar.
Bilirkişi seçimine dikkat edin. Taşınmazın rayiç değeri; konum, emsal satışlar, imar durumu ve kullanım kısıtlılığı bir arada değerlendirilerek belirlenir. Bilirkişi raporunun gerekçe açısından zayıf kalması hâlinde itiraz etmek ya da ek rapor talep etmek mümkündür.
Avukat Yusuf KILIÇKAN
26 Nisan 2026
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
1. Belediye arazimi 20 yıldır kullanıyor, dava açmak için çok geç mi?
Hayır. Fiili kamulaştırmasız el atma davalarında zamanaşımı işlememektedir. 1956 tarihli Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'ndan bu yana yerleşen ilkeye göre mülkiyet hakkının özü ihlal edildiği için herhangi bir süre sınırı söz konusu değildir. Mirasçılar da bu davayı açabilir.
2. Taşınmazım imar planında park olarak görünüyor ama belediye hâlâ oraya el atmadı; dava açabilir miyim?
Evet. Uygulama imar planının kesinleşmesinden itibaren 5 yıl geçmişse ve kamulaştırma yapılmamışsa ya da kısıtlılığı kaldıracak plan değişikliğine gidilmemişse, mülkiyet hakkınız hukuken kısıtlanmış sayılır ve Asliye Hukuk Mahkemesi'nde bedel davası açabilirsiniz.
3. Hem bedel hem ecrimisil talep edebilir miyim?
Evet. Bedel (taşınmazın güncel değeri) ve ecrimisil (geriye dönük 5 yıllık haksız işgal tazminatı) talepleri aynı dava dilekçesinde birleştirilebilir. Ecrimisil için 5 yıllık zamanaşımı uygulandığından geçmişe yönelik talepte zaman geçirmeden hareket etmek önemlidir.
4. Dava açmadan önce belediyeye başvuru zorunlu mu?
Hayır. Kamulaştırmasız el atma davasında uzlaşma girişimi bir dava şartı değildir. Doğrudan Asliye Hukuk Mahkemesi'ne başvurabilirsiniz. Ancak dava açmadan önce bedelini teklif eden bir belediyenin teklifini ihtiyatla değerlendirmek gerekir; güncel rayiç değerinin altında kalan teklifleri kabul etmemek daha korunaklı bir tercih olabilir.
5. Taşınmazı sonradan satın aldım; önceki malikten önce el atılmıştı. Dava açabilir miyim?
Evet, tapu maliki olarak dava hakkı size aittir. Taşınmazın el atma tarihindeki değil, dava tarihindeki güncel değeri üzerinden bedel talep edilebilir. Ancak el atmanın önceki malike ait dönemini kapsayan ecrimisil talebi için detaylı hukuki değerlendirme gerekmektedir.
6. Bedel nasıl belirleniyor?
Mahkeme keşif yaptırarak yerinde inceleme yaptırır; bilirkişi dava tarihindeki emsal satışları, taşınmazın konumunu, imar kısıtlılığını ve yüzölçümünü dikkate alarak piyasa değerini hesaplar. Bilirkişi raporuna itiraz hakkı taraflara tanınmıştır.
7. Kamulaştırmasız el atma davası ne kadar sürer?
Somut koşullara göre değişmekle birlikte ilk derece yargılaması ortalama 1,5 ila 3 yıl sürebilmektedir. Keşif ve bilirkişi süreçleri zaman alan aşamalardır. Karara itiraz edilmesi hâlinde istinaf ve temyiz aşamaları ek süre gerektirebilir.
8. Tazminata hükmedilirse belediye ödeme yapmakla yükümlü mü?
Evet ve artık kesinleşme beklenmeksizin icra takibi başlatılabilmektedir. Ek Madde 4 uyarınca idarenin, yazılı bildirim tarihinden itibaren 30 gün içinde ödeme yapması gerekmektedir. Bu süre içinde ödeme yapılmazsa haciz dahil icra yollarına başvurulabilir.
9. Avukatsız dava açılabilir mi?
Hukuken zorunlu olmamakla birlikte önerilmemektedir. Keşif aşamasında bilirkişi itirazları, delil listesi, faiz talepleri ve bilirkişi metodolojisine itiraz gibi teknik süreçler; bu alanda deneyimli bir idare veya gayrimenkul hukuku avukatı ile yürütülmediğinde önemli değer kayıplarına yol açabilmektedir.
10. Tapu iptali tehlikesi var mı? Bedeli alırsam taşınmazı kaybeder miyim?
Bedel davası açmak, tapu iptalini değil mülkiyetin bedele çevrilmesini kapsar. Mahkemece tespit edilen bedel ödendikten sonra tapu, idare adına tescil edilir. Başka bir deyişle, taşınmazı fiilen kullanamamasına rağmen üzerinde tapu tutan ve tazminat da alamayan mağduriyet hâli sona erer; malik piyasa değerini alarak bu belirsizlikten kurtulmuş olur.
Yazar Hakkında
Avukat Yusuf KILIÇKAN, idare hukuku, gayrimenkul hukuku ve tüketici hukuku alanlarında faaliyet gösteren bir hukuk bürosunun kurucusudur. Kamulaştırmasız el atma davaları, imar uyuşmazlıkları ve taşınmaz bedel tespiti konularında vatandaşlara ve kurumlara hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunmaktadır. Hukuki yazılarına yusufkilickan.av.tr adresinden ulaşabilirsiniz.
Yasal Uyarı
Bu makale, yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Kamulaştırmasız el atma davaları; taşınmazın konumu, el atmanın türü, imar planının kesinleşme tarihi ve güncel içtihat değişkenleri nedeniyle her olayda farklı hukuki değerlendirme gerektirmektedir. Somut durumunuz için mutlaka alanında uzman bir avukattan hukuki destek almanız önerilir. Makalede yer alan bilgiler, yayımlandığı tarih itibarıyla yürürlükteki mevzuat ve yargı içtihatları esas alınarak hazırlanmıştır.