9/29/2026

Martı TAG Yasal mı? Hususi Araçla Ücretli Yolcu Taşımacılığı

Share
Martı TAG Yasal mı? Hususi Araçla Ücretli Yolcu Taşımacılığı

TL;DR: Martı TAG gibi dijital platformlar üzerinden hususi tescilli araçlarla yolcu taşınması, Türk hukukunda hâlihazırda açık ve tartışmasız biçimde ruhsatlandırılmış bir ticari yolcu taşımacılığı statüsünde bulunmamaktadır. 27 Şubat 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 12 Şubat 2026 tarihli ve 7574 sayılı Kanun ile önemli ölçüde ağırlaştırılan 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu (KTK) Ek 2/3-a maddesi uyarınca; ilgili büyükşehir belediyesinden veya yetkili idareden çalışma izni/ruhsatı almaksızın yolcu taşıdığı kabul edilen sürücülere 100.000 TL idari para cezası kesilmekte, sürücü belgesi otuz gün süreyle geri alınmakta ve araç altmış gün süreyle trafikten menedilmektedir. Aynı eylemin son ihlalden geriye doğru bir yıl içinde tekrarı hâlinde idari para cezası iki katı (200.000 TL) olarak tatbik edilir. Bu müeyyideler ceza hukuku anlamında adli suç cezası değil, idari yaptırımdır. Özel hukuk cephesinde ise İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 24 Haziran 2026 tarihli kararıyla TAG hizmetinin teşkil ettiği tespit edilerek hizmetin men’ine hükmedilmiştir; ancak karar kesinleşmemiş olup istinaf süreci devam etmektedir ve uygulamaya yönelik erişim engeli talepleri reddedilmiştir. Dolayısıyla Eylül 2026 itibarıyla Martı TAG ne pozitif mevzuatla tamamen yasallaşmış bir sistemdir ne de bir yargı kararıyla bütünüyle faaliyetten menedilmiş durumdadır.

Yazar: Avukat Yusuf KILIÇKAN | Tarih: 29 Eylül 2026

Aynı Faaliyet Neden Hem İdari Yaptırıma Hem Haksız Rekabet Davasına Konu Oluyor?

Kamuoyunda ve sürücüler arasında sıklıkla dile getirilen "Martı TAG yasal mı, yasak mı?" sorusu, konunun çok katmanlı hukuki niteliğini göz ardı eden indirgemeci bir yaklaşımdır. Zira söz konusu dijital platformun işleyişi, hukuk sistemimizde birbirinden tamamen bağımsız iki ayrı kulvarda, iki farklı yargısal denetime tabi tutulmaktadır. Bu eksenlerden ilki; devletin karayolu düzenini, kamu güvenliğini ve ulaşım lisanslarını denetleme yetkisine dayanan kamu hukuku ve idare hukuku boyutudur. Bu alanda kolluk kuvvetleri ve belediye zabıtaları, sürücünün veya aracın gerekli izinleri haiz olup olmadığını denetleyerek kurallara aykırılık tespit ettiğinde idari para cezası, men ve ehliyet geri alma yaptırımlarını devreye sokmaktadır.

İkinci eksen ise ticari hayatın dürüstlük kuralları çerçevesinde işlemesini hedefleyen özel hukuk ve ticaret hukuku boyutudur. Burada uyuşmazlığın tarafları devlet ile vatandaş değil; kanuni tahditli plaka ve lisans bedelleri ödeyerek çalışan taksi işletmecileri ve meslek odaları ile platform işleticisi şirkettir. Taksiciler Esnaf Odası tarafından ikame edilen davada, lisanssız sürücülerle yolcu taşıma organizasyonu yapılmasının mevzuata aykırı davranmak suretiyle dürüst rekabeti zedelediği ileri sürülmektedir. Dolayısıyla bir TAG sürücüsünün yol üzerinde denetime takılarak ceza alması kamu düzenine dayalı bir idari yaptırımken; şirketin mahkeme kararıyla karşılaşması haksız rekabet hukukunun alanına giren müstakil bir yargılamadır. Bu iki sürecin normatif kaynakları ve sonuçları birbirine karıştırılmamalıdır.

KTK Ek 2/3-a Kapsamında 2026 Yılında Ağırlaşan İdari Yaptırım Rejimi

Karayolları Trafik Kanunu’nun korsan taşımacılığı önlemeye yönelik Ek 2. maddesi, 2026 yılı başında kanun koyucu tarafından kapsamlı bir müdahaleye tabi tutulmuştur. 27 Şubat 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 12 Şubat 2026 tarihli ve 7574 sayılı Kanun’un 32. maddesi, yaptırım miktarlarını ve türlerini ciddi biçimde ağırlaştırmıştır. Güncel yasal çerçeveye göre, büyükşehir belediyesi sınırları dâhilinde ilgili belediyeden çalışma izni veya ruhsatı almaksızın belediye sınırları içinde yolcu taşıyan kişilere 100.000 TL idari para cezası uygulanmaktadır.

7574 sayılı Kanun ile getirilen en kritik yeniliklerden biri, para cezasının yanına sürücü belgesine el koyma müeyyidesinin açıkça eklenmiş olmasıdır. İlgili bent kapsamında işlem yapılan sürücülerin sürücü belgeleri otuz gün süreyle geri alınmakta, taşıma yapılan araç ise altmış gün süreyle trafikten menedilerek yediemin otoparkına çekilmektedir. Fiilin son ihlal tarihinden geriye doğru bir yıl içinde tekerrür etmesi durumunda, idari para cezası iki katı tutarında (200.000 TL) tatbik edilir. Uygulamada sürücüler arasında "tekerrürde araç 120 gün bağlanır" şeklinde dolaşan bilgi kanuni dayanaktan yoksundur; kanun koyucu tekerrür hâlinde süreyi değil, doğrudan parasal cezayı ikiye katlamıştır. Öte yandan sistemden yararlanan yolcuya da idari yaptırım öngörülmüş olup, 2026 yılı güncel uygulamasında ruhsatsız araçtan yolculuk hizmeti alan kişilere 3.870 TL idari para cezası kesilmektedir. Bu yaptırımların tamamı adli bir suçun değil, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu kapsamında tesis edilen idari işlemlerdir.

"Martı TAG Yapmak Otomatik Olarak Ek 2/3-a İhlalidir" Demek Neden Hukuken Yetersizdir?

Uygulamada kolluk birimlerinin TAG uygulamasını kullanan her araca doğrudan Ek 2/3-a maddesinden ceza tanzim etmesi, kamuoyunda "kanun Martı TAG uygulamasını açıkça yasaklamıştır" şeklinde hatalı bir kanı uyandırmaktadır. Oysa 2918 sayılı Kanun’un Ek 2/3-a maddesinin lafzı incelendiğinde; metinde herhangi bir teknolojik platformun, akıllı telefon uygulamasının veya yazılımın adının geçmediği açıkça görülür. Normun yasakladığı somut eylem; "belediyeden çalışma izni/ruhsatı almadan belediye sınırları içinde yolcu taşımacılığı yapmak" fiilidir.

Dolayısıyla bir TAG kullanıcısına bu maddenin tatbik edilebilmesi için, idarenin ve denetim yapan kolluğun gerçekleşen fiili hukuken "çalışma ruhsatı gerektiren ticari bir yolcu taşıma faaliyeti" olarak nitelendirmesi ve bunu somut delillerle tevsik etmesi şarttır. Platformun ve sürücülerin yargı mercileri önündeki temel savunma omurgası da tam bu noktada şekillenmektedir: Yapılan faaliyetin bir ticari taksicilik faaliyeti olmadığı; aynı yöne giden bireylerin bir araya gelerek yakıt ve amortisman masraflarını paylaştığı bir "paylaşımlı yolculuk" (carpooling) veya "hatır taşıması" olduğu savunulmaktadır. Dolayısıyla kanun TAG sistemini doğrudan yasaklamamakta; ancak yetkili idare ve emniyet güçleri mevcut eylemi ruhsatsız ticari taşımacılık olarak yorumlayıp cezai işlem tesis etmektedir.

İdari Yaptırımlara Karşı Başvuru Yolu: Sulh Ceza Hâkimliği ile İdare Mahkemesi Görev Ayrımı

Trafik ekiplerince düzenlenen KTK Ek 2/3-a yaptırımları karşısında sürücülerin ve araç sahiplerinin başvuracağı kanun yolu, Türk usul hukukunun en tartışmalı alanlarından birini teşkil etmektedir. Zira somut olayda tek bir denetim tutanağı ile iki farklı yaptırım aynı anda tesis edilmektedir: bir yanda para cezası ve ehliyetin geri alınması, diğer yanda ise aracın 60 gün süreyle trafikten menedilmesi. Bu durum görevli yargı merciinin tespiti noktasında ikili bir ayrıma yol açmaktadır:

  • İdari Para Cezası ve Ehliyetin Geri Alınması: 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 27. maddesi uyarınca, idari para cezalarına ve mülkiyetin kamuya geçirilmesi/belgenin geri alınması yaptırımlarına karşı, kararın tebliğinden itibaren on beş gün içinde Sulh Ceza Hâkimliği’ne itiraz edilmesi zorunludur.
  • Aracın 60 Gün Trafikten Men Edilmesi: Men işlemi mülkiyete ve zilyetliğe doğrudan müdahale eden idari bir işlem niteliğinde olduğundan, yerleşik Danıştay içtihatları ve Uyuşmazlık Mahkemesi kararları çerçevesinde bu işlemin iptali talebiyle 2577 sayılı İYUK m. 7 uyarınca tebliğden itibaren altmış gün içinde İdare Mahkemesi nezdinde iptal ve yürütmenin durdurulması davası açılması gerekmektedir.

Uygulamada Sulh Ceza Hâkimlikleri ve İdare Mahkemeleri tarafından verilen kararlar incelendiğinde; kolluğun yalnızca araç içindekilerin beyanını almadan, yolcu ile sürücü arasında fiilen elden nakit para veya IBAN transferi yoluyla bir ücret alışverişi gerçekleştiğini somutlaştırmadan, salt telefon ekranında uygulamanın açık olmasını gerekçe göstererek kestiği cezaların "delil yetersizliği" ve "eksik tahkikat" gerekçesiyle iptal edildiği görülmektedir. Nitekim emsal yargı kararlarında, yolcunun ve sürücünün masraf paylaşımı yaptıklarını veya arkadaş olduklarını belirttikleri, kolluğun ise ticari bir kazanç sağlandığını objektif olarak ispatlayamadığı durumlarda idari işlemler hukuka aykırı bulunarak kaldırılmaktadır. Ancak bu iptal kararları somut olayın delil durumuna münhasır olup, sistemin genel geçer bir yasal bağışıklığa sahip olduğu anlamına gelmemektedir.

İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24 Haziran 2026 Tarihli Kararı ve İstinaf Süreci

Meselenin özel hukuk ve haksız rekabet boyutu, İstanbul Otomobilciler Esnaf Odası tarafından Martı İleri Teknoloji A.Ş. aleyhine açılan davada verilen ilk derece mahkemesi hükmü ile yeni bir evreye taşınmıştır. İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi, 24 Haziran 2026 tarihinde açıkladığı gerekçeli kararıyla; Martı TAG hizmetinin yürütülüş biçimi itibarıyla Türk Ticaret Kanunu m. 54 ve m. 55/1-e bendi anlamında "kanun veya idari tasarruflarla konulmuş çalışma şartlarına uymamak suretiyle rakiplerine karşı üstünlük sağlamak" suretiyle haksız rekabet oluşturduğunu tespit etmiş ve bu hizmetin sunulmasının men'ine (durdurulmasına) karar vermiştir.

Ancak bu kararın kamuoyuna "Martı TAG tamamen kapatıldı" şeklinde yansıması usul hukuku bakımından ciddi bir yanılgıdır. Kararın güncel hukuki statüsünü belirleyen temel faktörler şunlardır:

  • Hükmün Kesinleşmemiş Olması: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 367/1 uyarınca, haksız rekabetin tespiti ve men’ine ilişkin ilk derece mahkemesi ilamları kural olarak kesinleşmeden icra edilemez. Davalı şirket karara karşı süresi içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur; dolayısıyla karar henüz kesinleşmemiştir.
  • Erişim Engeli Tedbirinin Reddedilmesi: Mahkeme, esasa ilişkin kararında hizmetin men’ine hükmetmiş olmakla birlikte, davacı tarafın yargılama boyunca ısrarla talep ettiği "uygulamanın mobil marketlerden (App Store, Google Play) kaldırılması ve web sitelerine BTK marifetiyle derhâl erişim engeli getirilmesi" yönündeki ihtiyati tedbir taleplerini reddetmiştir.

Bu nedenle istinaf incelemesi sonuçlanıp karar kesinleşinceye veya üst mahkemece yürütmenin durdurulması/tedbir yönünde yeni bir hüküm kuruluncaya kadar platform teknik olarak erişilebilir kalmaya devam etmekte; ancak bu durum sürücüler yönünden KTK Ek 2/3-a kapsamında uygulanan idari yaptırım riskini ortadan kaldırmamaktadır.

Hatır Taşımacılığı (Carpooling) ve Masraf Paylaşımı Savunmasının Hukuki Sınırları

Savunma makamında yer alan sürücülerin ve şirket vekillerinin en çok dayandığı hukuki zemin, Türk Borçlar Kanunu’nda yer alan hatır taşıması müessesesidir. TBK m. 509 ve yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca hatır taşıması; bir kimsenin hiçbir maddi menfaat veya karşılık beklemeksizin, tamamen ahlaki, insani, dostane veya sosyal mülahazalarla bir başkasını aracında ücretsiz olarak taşımasıdır.

Ancak uygulamadaki TAG modeli ile klasik hatır taşıması arasında borçlar hukuku tekniği açısından aşılması güç farklar bulunmaktadır. Hatır taşımasında yolcunun yakıta sembolik ve cüzi bir katkı yapması dahi istisnai kabul edilirken; TAG sisteminde yolculuğun mesafesine ve süresine göre algoritma tarafından önceden belirlenen dinamik bir fiyat matrisi işletilmektedir. Yolcu tarafından sürücüye aktarılan meblağ salt fiili tüketilen benzin masrafının ötesine geçerek bir hizmet karşılığına dönüştüğü anda, işlem hukuken hatır ilişkisi olmaktan çıkarak TBK m. 502 anlamında bir taşıma/vekalet sözleşmesine ve ticari işletme faaliyetine dönüşmektedir. Ceza tutanaklarına karşı açılan iptal davalarında hâkimler, alınan bedelin makul bir yakıt paylaşımı mı yoksa gizlenmiş bir taşıma ücreti mi olduğunu her somut olayın mesafe ve ödeme kayıtlarına bakarak araştırmaktadır.

Yolcunun Hukuki Statüsü: İdari Para Cezası, İtiraz Hakkı ve Trafik Kazasında Sigorta Güvencesi

Martı TAG araçlarını kullanan yolcular yalnızca bir ulaşım hizmeti aldıklarını düşünse de, mevzuat karşısında belirli mali ve hukuki risklerin muhatabı durumundadırlar. 7574 sayılı Kanun ile belirlenen yasal sistem dairesinde, çalışma izni bulunmayan araçlardan korsan yolcu taşıma hizmeti aldığı tespit edilen yolculara kolluk tarafından 3.870 TL idari para cezası uygulanmaktadır. Yolcu bu cezaya karşı, tutanağın tebliğinden itibaren on beş gün içinde Sulh Ceza Hâkimliği nezdinde itiraz edebilir. İtiraz dilekçesinde yolcu; aracın ticari amaçla çalıştığını bilmediğini, arkadaşı veya tanıdığı vasıtasıyla yolculuk yaptığını veya ücret ödemediğini ispatlayabildiği takdirde cezanın iptali mümkündür; ancak banka transferi veya yazılı beyan var ise cezanın onanması riski yüksektir.

Yolcular açısından çok daha hayati olan mesele, olası bir trafik kazası anında devreye girecek sigorta korumasıdır. Hususi bir araçla seyahat ederken kazaya maruz kalan TAG yolcusunun bedensel zararları karşısında; 2918 sayılı KTK m. 95/1 hükmü gereğince Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMMS), sürücünün ruhsatsız taşıma yapması veya poliçe şartlarını ihlal etmesi savunmasını zarar gören yolcuya karşı ileri süremez. Sigorta şirketi poliçe limitleri dâhilinde yolcunun tedavi giderlerini, sakatlık tazminatını veya ölüm hâlinde yakınlarının destekten yoksun kalma tazminatını ödemekle kanunen yükümlüdür. Ancak burada yolcunun, aracın ruhsatsız ve ticari yetkisi olmayan bir araç olduğunu bilerek ve mevzuata aykırı bir yolculuğu göze alarak araca binmiş olması sebebiyle; sigorta şirketi veya tazminat davasına bakan mahkeme tarafından TBK m. 52 kapsamında müterafik kusur (birlikte kusur) indirimi yapılması ve hükmedilecek tazminattan %20 ila %30 oranında hakkaniyet indirimi uygulanması yargı uygulamasında kuvvetle muhtemeldir.

Araç Maliki ile Sürücünün Farklı Olması Hâlinde 60 Günlük Men Yaptırımı

Denetimlerde karşılaşılan en ciddi mağduriyetlerden biri, araç direksiyonundaki TAG sürücüsü ile aracın tescil belgesinde (ruhsatında) yer alan malikin farklı kişiler olması durumunda yaşanmaktadır. Araç; bir aile ferdine, arkadaşa, uzun süreli operasyonel kiralama şirketine veya sürücünün çalıştığı tüzel kişiliğe ait olabilmektedir. KTK Ek 2/3-a maddesi, yaptırımın sübjektif unsurlarını araç maliki aleyhine katı bir sorumluluk modeliyle kurgulamıştır:

  • İdari Para Cezası: Kanun metni gereğince sürücü ile araç sahibi farklı olduğunda, çalışma izni olmaksızın taşımacılık yapılmasına imkân tanıyan veya aracını bu amaca tahsis eden araç malikine de tescil plakası üzerinden aynı miktarda idari para cezası tahakkuk ettirilir.
  • 60 Günlük Fiili Trafikten Men: Ruhsat sahibinin olaydan haberi olsun veya olmasın, kabahatin işlenmesinde kullanılan araç altmış gün boyunca otoparka çekilerek trafikten alıkonulur.

Özellikle araç kiralama (rent-a-car) şirketleri veya filo yönetimleri, kiracılarının aracı sözleşmeye aykırı biçimde Martı TAG platformunda kullanması sebebiyle araçlarının iki ay boyunca bağlanması ve otopark/çekici masraflarına maruz kalması riskiyle yüzleşmektedir. Bu durumda araç malikinin, aracı kiraya verirken veya devrederken gerekli basiret ve özeni gösterdiğini, ticari amaçla kullanımına rızasının bulunmadığını belirterek İdare Mahkemesi nezdinde men işleminin yürütmesinin durdurulmasını talep etmesi gerekmektedir. Özel hukuk boyutunda ise araç maliki, aracın bağlanmasından doğan mahrumiyet zararını, yatan günlerin rayiç kira bedelini ve ödemek zorunda kaldığı idari para cezalarını TBK m. 49 ve sözleşmeye aykırılık hükümleri uyarınca rücuen sürücüden tahsil etme hakkına sahiptir.

Vergi Hukuku Boyutu: Sürekli Gelir, Ticari Kazanç ve Kayıt Dışılık İncelemesi

Martı TAG faaliyeti yalnızca trafik ve ticaret hukuku ile sınırlı kalmayıp, Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı’nın denetim sahasına da doğrudan girmektedir. 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 37. maddesi uyarınca, her türlü ticari ve sınai faaliyetten doğan kazançlar ticari kazançtır. Bir faaliyetin ticari kazanç sayılabilmesinde en temel iki ölçüt; faaliyetteki devamlılık (süreklilik) ve kazanç sağlama kastıdır.

Bir sürücünün TAG uygulaması üzerinden haftada veya ayda onlarca kez yolcu eşleştirmesi yapması ve yolculardan sistem veya banka transferi üzerinden düzenli ödeme alması, vergi hukuku dogmatiği açısından süreklilik arz eden bir ticari organizasyonun varlığına karine teşkil eder. Bu şekilde gelir elde eden ancak mükellefiyet tesisi yaptırmayan, fatura veya serbest meslek makbuzu düzenlemeyen sürücüler; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu (VUK) kapsamında vergi incelemesine tabi tutulabilir. Vergi müfettişlerince geriye dönük yapılacak banka hesap hareketleri incelemesinde sürücüler adına resen mükellefiyet kaydı açılarak; beyan edilmeyen gelirler üzerinden Gelir Vergisi, Katma Değer Vergisi (KDV), gecikme faizleri ve VUK m. 344 uyarınca bir kat vergi ziyaı cezası ile özel usulsüzlük cezaları tarh edilmektedir.

Dünyadaki Örnekler Işığında Türkiye'de Paylaşımlı Yolculuk İçin Yasal Boşluk ve Çözüm Arayışı

TAG uyuşmazlığının merkezinde yatan temel yapısal problem, gelişen platform ekonomisi ve dijital teknolojiler ile yürürlükteki pozitif mevzuat arasındaki zaman uyumsuzluğudur. Türkiye’de karayolu yolcu taşımacılığı rejimi; 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu, 2918 sayılı KTK ve UKOME kararlarıyla tahditli plaka (taksi, dolmuş, servis) mantığı üzerine kurgulanmış geleneksel bir koruma kalkanına sahiptir. Mevzuatımızda hususi araçların dijital algoritmalar aracılığıyla yasal olarak yolcu taşımasına olanak tanıyan bağımsız bir "Paylaşımlı Yolculuk Lisansı" (Ridesharing License) veya e-ulaşım şebeke şirketi statüsü henüz tanımlanmamıştır.

Dünya uygulamaları incelendiğinde; Amerika Birleşik Devletleri, Birleşik Krallık, pek çok Avrupa Birliği ülkesi ve Avustralya’da benzer krizler yaşanmış, nihayetinde kanun koyucular yasaklama refleksi yerine bu sistemleri regüle etme yoluna gitmiştir. Söz konusu ülkelerde platform şirketlerine bağımsız "Ulaşım Şebeke Şirketi" (Transportation Network Company - TNC) lisansları verilmiş, sürücülere sabıka kaydı ve özel sürüş testleri getirilmiş, araçlara yıllık denetim zorunluluğu konulmuş, yapılan her yolculuktan belediyelere kamusal ulaşım payı aktarılması ve vergilendirmenin elektronik sistemle entegre edilmesi sağlanmıştır.

Türkiye’de de uyuşmazlığın nihai çözümü; alt derece mahkemelerinin veya kolluğun münferit kararlarından ziyade, Türkiye Büyük Millet Meclisi ve ilgili bakanlıkların hem lisanslı taksi esnafının kazanılmış haklarını ve plaka değerlerini koruyan hem de tüketici refahını ve dijital ulaşım alternatiflerini yasal bir vergi ve güvenlik zeminine oturtan özel bir Paylaşımlı Yolculuk Kanunu/Yönetmeliği ihdas etmesinden geçmektedir. Bu yasal reform gerçekleşene kadar sahadaki idari yaptırımlar ile mahkemelerdeki haksız rekabet ihtilafları varlığını korumaya devam edecektir.

Avukat Yusuf KILIÇKAN

29 Eylül 2026

Sıkça Sorulan Sorular

1. Martı TAG sürücülerine 2026 yılında uygulanan ceza miktarı ne kadardır?

7574 sayılı Kanun ile ağırlaştırılan KTK Ek 2/3-a uyarınca izinsiz yolcu taşıdığı kabul edilen sürücülere 100.000 TL idari para cezası kesilmekte, araç 60 gün süreyle trafikten menedilmekte ve sürücü belgesi 30 gün süreyle geri alınmaktadır.

2. Kesilen 100.000 TL idari para cezası erken ödenirse indirim uygulanır mı?

Evet. 5326 sayılı Kabahatler Kanunu m. 17/6 uyarınca, ceza tutanağının tebliğ edildiği tarihten itibaren on beş gün içinde peşin ödeme yapılması hâlinde %25 yasal indirim uygulanır ve ödenecek tutar 75.000 TL’ye düşer. Erken ödeme yapılması karara karşı itiraz davası açma hakkını engellemez.

3. Bir yıl içinde aynı fiilin tekrarlanması hâlinde ne gibi yaptırımlar uygulanır?

Son ihlalden geriye doğru bir yıl içinde aynı eylemin tekrar edilmesi durumunda idari para cezası iki katı tutarında, yani 200.000 TL olarak uygulanır. Ancak kanunda tekerrür hâlinde aracın bağlanma süresinin uzatılacağına dair bir hüküm bulunmamaktadır; men süresi yine 60 gündür.

4. TAG kullanan yolculara da para cezası kesilir mi?

Evet. Çalışma ruhsatı bulunmayan araçtan yolculuk hizmeti aldığı tespit edilen yolculara 2026 yılı uygulaması kapsamında 3.870 TL idari para cezası tatbik edilmektedir.

5. Trafik cezasına ve aracın bağlanmasına karşı nereye başvurulmalıdır?

İdari para cezası ve ehliyetin 30 gün geri alınmasına karşı tebliğden itibaren 15 gün içinde Sulh Ceza Hâkimliği’ne; aracın 60 gün trafikten menedilmesi işlemine karşı ise tebliğden itibaren 60 gün içinde İdare Mahkemesi’ne dava açılmalıdır.

6. Sulh Ceza Hâkimlikleri veya İdare Mahkemeleri bu cezaları iptal ediyor mu?

Kolluk tutanağında ücret alışverişine dair somut delil bulunmadığı, denetimin delil yetersizliği ile yapıldığı ve sürücü ile yolcunun masraf paylaşımı yaptıklarını beyan ettiği durumlarda mahkemelerce verilen emsal iptal kararları mevcuttur. Ancak her dosya kendi somut delillerine göre karara bağlanır.

7. İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi kararı sonrasında uygulama tamamen kapatıldı mı?

Hayır. Mahkeme 24 Haziran 2026’da haksız rekabetin men’ine karar vermiş olsa da karar kesinleşmemiştir ve istinaf incelemesindedir; ayrıca mahkeme erişim engeli yönündeki tedbir taleplerini reddettiğinden uygulama teknik olarak çalışmaktadır.

8. Kaza anında TAG aracındaki yolcunun bedensel zararlarını zorunlu trafik sigortası karşılar mı?

Evet. KTK m. 95/1 uyarınca sigorta şirketi sürücünün ruhsatsız taşıma yapması gerekçesiyle yolcuya ödeme yapmaktan kaçınamaz. Ancak yolcunun durumu bilerek araca binmesi nedeniyle mahkemece TBK m. 52 kapsamında müterafik kusur indirimi yapılabilir.

9. Araç sahibi başkası ise araç yine de 60 gün bağlanır mı?

Evet. Araç sahibinin eylemden haberdar olup olmadığına bakılmaksızın kabahatte kullanılan araç 60 gün süreyle trafikten menedilir. Ayrıca aracını bu işe tahsis eden malike de plaka üzerinden idari para cezası uygulanır. Araç sahibi zararlarını sürücüye rücu edebilir.

10. TAG sürücülerinin vergi incelemesiyle karşılaşma riski var mıdır?

Evet. Sürekli olarak yolcu taşıyıp gelir elde ettiği tespit edilen sürücüler, vergi dairesine kayıt yaptırmadıkları takdirde geriye dönük gelir vergisi, KDV, gecikme faizi ve bir kat vergi ziyaı cezası ile karşılaşabilirler.

Yazar Hakkında

Av. Yusuf Kılıçkan | Avukat & Hukuki Danışman

Serbest avukatlık ve hukuki danışmanlık faaliyetlerini sürdürmektedir. Mesleki çalışmalarında geleneksel dava süreçleri, sözleşme tasarımı ve uyuşmazlık çözümü ile yapay zekâ, platform ekonomisi ve bilişim hukuku gibi gelişen alanları bütüncül bir yaklaşımla ele almaktadır. Yayınlarında, yerel yüksek yargı içtihatları ile küresel regülasyonları analitik, veri temelli ve sistematik bir yöntemle incelemektedir. Hukuki yazılarına yusufkilickan.av.tr adresinden ulaşabilirsiniz.

📧 av.yusufkilickan@gmail.com

Yasal Uyarı

Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır, hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, 7574 sayılı Kanun ile getirilen idari değişiklikler ve ilk derece ticaret mahkemesi kararlarına ilişkin değerlendirmeler yürürlükteki pozitif hukuk normlarına ve yargı kararlarına dayanmaktadır. Karayolu taşıma mevzuatı, idari yaptırımlara itiraz süreleri ve haksız rekabet davalarının istinaf aşamaları dinamik bir süreç arz ettiğinden, herhangi bir hak kaybına uğramamak adına somut uyuşmazlıklarda uzman bir avukata danışılması tavsiye edilir.

Yusuf Kılıçkan Logo

Upholding justice and the rule of law, we defend our clients' rights at national and international levels with the highest professional standards.

This website has been prepared by Attorney Yusuf Kılıçkan in compliance with the Attorneys Act and the Turkish Bar Association's Advertising Prohibition Regulation. The information on this site does not constitute legal advice.

© 2026 Yusuf Kılıçkan. All Rights Reserved.