Back to Blog
4/8/2026
Av. Yusuf Kılıçkan
BORÇLAR HUKUKU

Parası Ödenen Malın Teslim Edilmemesi

Share
Parası Ödenen Malın Teslim Edilmemesi

TL;DR: Parasını ödediği hâlde malı teslim alamayan alıcı, Türk Borçlar Kanunu ve 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında güçlü hukuki haklara sahiptir. TBK md. 117 uyarınca satıcı ihtar ile temerrüde düşürülür; ardından TBK md. 123-125 kapsamındaki üç seçimlik haktan biri kullanılır: aynen ifa ve gecikme tazminatı, ifa yerine müspet zarar tazminatı ya da sözleşmeden dönme ile menfi zarar tazminatı. Tüketici sıfatı varsa TKHK md. 11 seçimlik hakları ve Tüketici Hakem Heyeti yolu devreye girer; tüketici olmayan tacirlerin ise genel mahkemelerde dava açması gerekir. Sözleşmede teslim tarihi açıkça belirlenmişse ihtar zorunluluğu kalkar; satıcı o tarihte kendiliğinden temerrüde düşer.

YAZAR: Avukat Yusuf KILIÇKAN

TARİH: 08.04.2026

Satış Sözleşmesinin Temel Yapısı ve Teslim Yükümlülüğü

Türk Borçlar Kanunu md. 207'ye göre satış sözleşmesi, satıcının satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir. Bu tanım, satış sözleşmesinin tam iki tarafa borç yükleyen — sinallagmatik — niteliğini ortaya koyar. Karşılıklı borç ilişkisinin özü şudur: alıcı bedelini ödediğinde, satıcının teslim borcunu eksiksiz yerine getirmesi zorunludur. Bu yükümlülük yerine getirilmediğinde hukuk, alıcı lehine devreye girer.

Parası ödenen malın teslim edilmemesi vakası, pratikte iki farklı görünüm alır. Birinci durumda satıcı malı hiç teslim etmez; ikinci durumda ise teslim, sözleşmede kararlaştırılan tarihte gerçekleşmez. Her iki hâlin hukuki sonuçları büyük ölçüde örtüşse de özellikle tüketici işlemlerinde teslim gecikmesinin özel bir hukuki zeminde değerlendirileceği görülmektedir.

Tüketici Sözleşmelerinde Teslim Edilmeme: TKHK md. 8 Kapsamı

Taraflardan biri tüketiciyse — yani ticari ve mesleki amaçlar dışında mal veya hizmet edinen gerçek ya da tüzel kişiyse — olay 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun çerçevesinde ele alınır. TKHK md. 8/3 açık bir hüküm içermektedir: sözleşmeye konu olan malın sözleşmede kararlaştırılan süre içinde teslim edilmemesi sözleşmeye aykırı ifa olarak değerlendirilir.

Bu nitelendirme, geç teslim ya da teslim etmeme sorununu ayıplı mal rejimiyle ilişkilendirmektedir. Yani kanun koyucu, teslim gecikmesini fiziksel ayıpla aynı hukuki kategoriye yerleştirmiştir. Bu yaklaşımın pratik sonucu önemlidir: tüketici, sırf zamanında teslim alamamış olmakla dahi ayıplı mala ilişkin seçimlik haklara başvurabilir.

Öte yandan olayın niteliğinden kaynaklanan bir sınırlama da mevcuttur. Teslim edilmeyen bir malda "ayıp oranında bedel indirimi" ya da "ücretsiz onarım" gibi seçimlik hakların fiilen kullanılması mümkün değildir; zira mal elde yoktur. Bu nedenle teslim gecikmesi ya da teslim etmeme durumlarında tüketicinin kullanabileceği iki temel seçimlik hak ön plana çıkar: sözleşmeden dönme ile menfi zararın tazminini talep etmek veya sözleşmeyi ayakta tutarak müspet zararın tazminini talep etmek.

Satıcı Temerrüdünün Şartları

Genel borçlar hukuku çerçevesinde satıcının teslim yükümlülüğünü gecikmeli yerine getirmesi durumuna "satıcı temerrüdü" denir. Temerrüdün oluşması için TBK md. 117 kapsamında bazı şartların bir arada bulunması gerekir.

Öncelikle borcun muaccel olması şarttır; yani vadenin gelmiş olması, teslim tarihinin geçmiş bulunması zorunludur. Sözleşmede belirli bir teslim tarihi kararlaştırılmışsa bu tarihin geçmesiyle muacceliyet koşulu kendiliğinden gerçekleşir.

Bunun yanı sıra teslim borcunun ifasının fiilen mümkün olması gerekir. Malın satıcı tarafından üçüncü kişiye devredilmesi ya da tamamen yok olması gibi ifa imkânsızlığı hallerinde temerrüt değil, imkânsızlık hükümleri uygulanır; bu durum farklı bir hukuki rejimi gündeme getirir.

Son olarak ve en kritik koşul olarak, kural gereğince alacaklının borçluyu ihtar ile temerrüde düşürmesi zorunludur. TBK md. 117/2'ye göre borcun ifa edileceği gün taraflarca birlikte belirlenmiş ya da sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle borçlu ihtar gerekmeksizin kendiliğinden temerrüde düşer. Başka bir deyişle: sözleşmede "15 Mart 2025 tarihinde teslim edilecektir" gibi açık bir teslim tarihi varsa, bu tarihin geçmesiyle satıcı ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşmüş olur.

İhtar: Temerrüdü Resmiyet Kazandıran İşlem

İhtar, borçluya alacağının muaccel olduğunu hatırlatan ve hukuki sonuçları resmiyet kazandıran bir irade açıklamasıdır. İhtar ile ek süre tayini birbirinden farklı kavramlardır. İhtar temerrüdü doğurmaya yarar; ek süre ise seçimlik hakların kullanılabilmesi için TBK md. 123 kapsamında borçluya tanınan son bir ifa fırsatıdır.

Uygulamada en sağlıklı yol, noterde düzenlenen ihtarnamedir. Bu yol hem tebliğ tarihini kesin biçimde belgelediği hem de ileride açılabilecek davalarda güçlü delil niteliği taşıdığı için tercih edilmelidir. Kayıtlı elektronik posta (KEP) yoluyla gönderilen ihtarname da geçerlidir. Alelade e-posta veya SMS ise karşı tarafın alıp almadığı ispat edilemeyeceğinden hukuki güvencesi sınırlıdır.

İhtarın içeriği, seçimlik hakların kullanılmasını doğrudan etkiler. Yalnızca borçluyu temerrüde düşürmeyi amaçlayan bir ihtarla seçimlik haklara gidilemez; seçimlik haklardan yararlanmak için ek süre tayinine dair açıklama da ihtar metnine eklenmeli ya da ayrıca TBK md. 123 kapsamında ek süre verilmelidir.

Ek Süre ve Seçimlik Haklar: TBK md. 123-125 Mekanizması

TBK md. 123, karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde temerrüde düşen borçluya borcun ifa edilmesi için uygun bir süre verilmesini düzenler. Bu sürenin tanınması, TBK md. 125'teki üç seçimlik hakkın kapısını açan adımdır. Ek süre verilmeden doğrudan seçimlik haklara başvurulması kural olarak mümkün değildir.

Ancak TBK md. 124 üç istisnai durum öngörür: borçlunun içinde bulunduğu durumdan ya da tutumundan süre verilmesinin etkisiz olacağı anlaşılıyorsa; borçlunun temerrüdü sonucunda borcun ifası alacaklı için yararsız kalmışsa; ya da borcun ifasının belirli bir zamanda gerçekleşmemesi üzerine ifanın artık kabul edilmeyeceği sözleşmeden anlaşılıyorsa — ek süre verilmesine gerek kalmadan seçimlik haklar kullanılabilir.

Bu istisnalar pratikte sıkça gündeme gelir. Satıcının malı satıp kaçtığına dair açık belirtiler varsa ya da teslim tarihinin kritik önem taşıdığı bir sözleşmede (örneğin düğün için sipariş edilen gelinlik) teslim gerçekleşmediyse, alıcı ek süre vermeksizin seçimlik haklarını derhal kullanabilir.

Üç Seçimlik Hak: Alıcının Yol Haritası

TBK md. 125'te düzenlenen üç seçimlik hak, alıcıya farklı sonuçlar doğuran alternatifleri sunar.

Birinci seçimlik hak — Aynen ifa ve gecikme tazminatı: Alıcı sözleşmede kalmak ve malın teslim edilmesini istemek istiyorsa bu yola başvurur. Satıcının mal teslim etmesini talep ederken aynı zamanda gecikmeden doğan zararının da tazminini isteyebilir. Bu seçimlik hak, sözleşmeyi korurken zararı da karşılamayı amaçlayan bir araçtır.

İkinci seçimlik hak — İfadan vazgeçerek müspet zarar (olumlu zarar) tazminatı: Alıcı aynen ifadan ve gecikme tazminatından vazgeçtiğini derhal bildirerek borcun ifa edilmemesinden doğan zararın giderilmesini isteyebilir. Müspet zarar, sözleşme gereği gibi ifa edilmiş olsaydı alıcının içinde bulunacağı malvarlığı durumu ile şimdiki durumu arasındaki farktır. Başka bir deyişle, sözleşmenin ifa edilmesi halinde elde edilecek menfaat kaybıdır. Bu seçimlik hakkın kullanılabilmesi için satıcının kusurlu olması gerektiğini Yargıtay ve doktrin tutarlı biçimde kabul etmektedir.

Üçüncü seçimlik hak — Sözleşmeden dönme ve menfi zarar (olumsuz zarar) tazminatı: Alıcı sözleşmeden döndüğünü bildirerek ödediği bedelin iadesini ve menfi zararının tazminini talep edebilir. Sözleşmeden dönme beyanı ulaştığında sözleşme geçmişe etkili olarak sona erer; taraflar karşılıklı ifa yükümlülüğünden kurtulur ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilirler. Menfi zarar ise sözleşme yapılmasaydı alıcının içinde bulunacağı durumla şimdiki durum arasındaki farktır; örneğin ödenen bedel üzerinden işleyecek faiz, noter masrafları gibi kalemler bu kapsamda talep edilebilir.

Bu seçimlik haklar birbirine alternatif olup yalnızca biri kullanılabilir. Alıcının tercihini bildirmesi gerekmektedir; seçim yapılmadan tüm hakların aynı anda kullanıldığı beyan sonuçsuz kalır.

Tüketici Sıfatıyla Ek Seçimlik Haklar: TKHK md. 11

Alıcı tüketici sıfatını taşıyorsa TKHK md. 11 ek seçimlik haklar sunar. Malın teslim edilmemesi halinde tüketici şu dört seçimlik haktan birini kullanabilir: satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme; satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme (burada bu iki hak filen kullanılabilir niteliktedir, diğerleri nitelik gereği zaten kullanılamaz); aşırı masraf gerektirmediği takdirde ücretsiz onarım isteme; ya da imkân varsa ayıpsız misliyle değiştirilmesini isteme.

Teslim gecikmesi söz konusuysa ve mal elde yoksa indirim, onarım ve değiştirme seçenekleri fiilen uygulanamaz. Pratikte en çok kullanılan yol, sözleşmeden dönme ve bedelin iadesidir.

TKHK md. 11/6 önemli bir güvence ekler: seçimlik hakların kullanılması nedeniyle ortaya çıkan tüm masraflar, tüketicinin seçtiği hakkı yerine getiren tarafça karşılanır. Tüketici bu seçimlik haklarından biri ile birlikte TBK hükümleri uyarınca ayrıca tazminat da talep edebilir.

Tüketici işlemlerinde ticari faiz talep edilip edilemeyeceği konusunda Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/620 E., 2019/914 K. sayılı kararı emsal niteliğindedir: işlemin taraflardan biri için ticari iş sayılması halinde diğer taraf için de ticari iş sayılır; dolayısıyla tacir olmayan tüketici de avans faizi talep edebilir.

Tüketici Hakem Heyeti Yolu

Tüketici uyuşmazlıklarında dava öncesinde Tüketici Hakem Heyeti'ne başvuru zorunlu tutulmaktadır. 2025 yılı için belirlenen parasal sınırlar çerçevesinde belirli bir değerin altındaki uyuşmazlıklar il veya ilçe Tüketici Hakem Heyeti'ne, üzerindekiler ise tüketici mahkemesine taşınır.

Tüketici Hakem Heyeti kararları ilamlı icra takibine konu edilebilir; bu nedenle mahkemeye gitmeye gerek kalmadan etkili bir çözüm sunmaktadır. Başvuru için gerekli belgeler: sözleşme veya sipariş belgesi, ödeme dekontları veya kredi kartı ekstresi, satıcıyla yapılan yazışmalar ve iade ya da teslim talebine ilişkin belgelerdir.

İcra Yolu: İlamsız Takip

Genel borç hukuku çerçevesinde teslim edilmeyen mala karşılık ödenen bedelin geri alınması için icra yoluna da başvurulabilir. Alıcı, sözleşmeden döndükten sonra ödediği bedeli geri almak için önce ihtar çekerek dönme beyanında bulunmalı, ardından icra müdürlüğünde ilamsız icra takibi başlatabilir.

İcra takibine itiraz edilmesi halinde alacaklı itirazın iptali davası açmalıdır. Bu aşamada sözleşme belgesi, ödeme kanıtları ve satıcı temerrüdüne ilişkin belgeler belirleyici delil niteliği kazanır.

İspat Yükü ve Deliller

Parası ödenen malın teslim edilmediği uyuşmazlıklarda ispat yükü kural olarak iddia sahibine aittir. Ancak tüketici işlemlerinde TKHK md. 8/4 uyarınca malın tüketiciye teslim tarihinden itibaren altı ay içinde ortaya çıkan sözleşmeye aykırılıkların teslim tarihinde var olduğu kabul edilir ve bu aykırılığın bulunmadığını ispat yükü satıcıya geçer.

Pratikte korunması gereken deliller şunlardır: imzalı satış sözleşmesi ya da sipariş belgesi, ödeme kanıtları (banka dekontu, kredi kartı ekstresi, EFT makbuzu), satıcıya gönderilen ihtarname ve tebliğ belgesi, satıcıyla yapılan yazışmalar (e-posta, WhatsApp, şirket kayıt sistemi mesajları), teslim alınmadığını gösteren kargo takip ekranı çıktıları ve tüketici hakem heyeti başvurusu kayıt belgesi.

Sözleşmeden Dönme Sonrası Bedel İadesi ve Faiz

Sözleşmeden dönme hakkı kullanıldığında satıcının ödenen bedeli "derhal" iade etmesi gerekir. TKHK md. 11, bu derhal iade yükümlülüğünü açıkça düzenlemiştir. Uygulamada "derhal" ifadesi, tüketici mahkeme kararlarında ve Tüketici Hakem Heyeti kararlarında genellikle birkaç günlük bir süre olarak yorumlanmaktadır.

Faiz konusunda temel ayrım şöyledir: sözleşmeden dönme sebebiyle menfi zarar talep ediliyorsa, iade edilecek bedele temerrüt tarihinden itibaren faiz uygulanır. Bu oran ticari ilişkilerde avans faizi, tüketici işlemlerinde ise yukarıda belirtilen Yargıtay kararı kapsamında da avans faizi olabilir.

Müteahhit veya Satıcı İflas Etmişse Ne Olur?

Satıcı ya da müteahhidin iflas etmesi ya da konkordato ilan etmesi durumunda, bedel ödemiş alıcının hakları önemli ölçüde kısıtlanır. İflas halinde alıcı, alacaklılar sırasına girerek iflas masasından pay alabilir; ancak bu oran çoğu zaman belirsiz ve tatmin edici olmaktan uzaktır.

Bu riski en aza indirmenin yolu sözleşmede koruyucu mekanizmalar kurmaktır: teslimden önce banka garantisi, teminat mektubu ya da güvence bedeli şartı; ya da ödemelerin kısmi teslimlerle eşzamanlı yapılmasını öngören bir ödeme planı bu mekanizmaların başında gelir. Özellikle yüksek bedelli sözleşmelerde bu güvenceler, teslim edilmeme riskini önemli ölçüde azaltır.

Sonuç: Hukuki Adımların Doğru Sıralanması

Parasını ödediği hâlde mal teslim alamayan alıcının atması gereken adımlar şu sırayla kurgulanmalıdır: Öncelikle sözleşmede teslim tarihi geçmişse ihtarname gönderilmeli ve ek süre verilerek seçimlik hak tercihi bildirilmelidir. Tüketici ise Tüketici Hakem Heyeti'ne başvurabilir. Satıcı hâlâ teslim etmiyorsa sözleşmeden dönme beyanı yapılarak bedelin iadesi ve tazminat talep edilir. Gerekirse icra takibi ya da dava yoluna başvurulur.

Süreçte en büyük hata, zamanında adım atmamaktır. Ödeme yapılmış olması başlı başına bir ispat değildir; teslim alınamadığının belgelenmesi ve satıcıya yazılı başvurunun yapılması hukuki sürecin temelini oluşturur.

Avukat Yusuf KILIÇKAN

08.04.2026

Sıkça Sorulan Sorular

Paramı ödedim, mal gelmedi. İlk yapmam gereken nedir? Satıcıya noterden ihtarname göndermek ve sözleşmede kararlaştırılan teslim tarihini aşması nedeniyle temerrüde düştüğünü bildirmek ilk adımdır. İhtarname hem temerrüdü belgeler hem de ileriki hukuki süreçlerde güçlü delil işlevi görür.

Sözleşmede teslim tarihi yazıyorsa ayrıca ihtar göndermem gerekiyor mu? Hayır. TBK md. 117/2 uyarınca sözleşmede belirli bir teslim tarihi kararlaştırılmışsa, bu tarihin geçmesiyle satıcı ihtara gerek kalmaksızın kendiliğinden temerrüde düşer.

Sözleşmeden dönebilir miyim? Evet. TBK md. 125 uyarınca satıcıya ek süre verdikten (ya da ek süre verilmesini gerektirmeyen koşullar mevcutsa süresiz olarak) sözleşmeden dönme beyanında bulunup ödediğiniz bedelin tamamını geri isteyebilirsiniz.

Tüketici olarak Tüketici Hakem Heyeti'ne başvurabilir miyim? Evet. Belirli parasal sınırlar dahilindeki uyuşmazlıklar için Tüketici Hakem Heyeti yolu kullanılabilir; bu kararlar ilamlı icra takibine dayanak oluşturur.

Sözleşmeden dönersem faiz de alabilir miyim? Evet. Ödenen bedele temerrüt tarihinden itibaren faiz işler. Yargıtay'ın yerleşik içtihadına göre tüketici işlemlerinde dahi avans faizi talep edilebilir.

Satıcı iflas etmişse ne yapabilirim? İflas masasına alacaklı olarak başvurarak sıraya girebilirsiniz. Ancak bu yoldan tam bedel geri almanız güçtür. Bu riski önceden önlemenin yolu teminat mektubu veya banka garantisi gibi sözleşmesel güvenceler eklemektir.

Tacir alıcı olarak hangi yola başvurabilirim? TBK'nın genel hükümleri kapsamında aynı seçimlik haklara sahipsiniz; ancak Tüketici Hakem Heyeti yolu tüketicilere özgüdür. Ticaret mahkemesinde dava açmanız gerekir. Zamanaşımı süresi sözleşmeden kaynaklanan alacaklarda TBK md. 146 uyarınca 10 yıldır.

Delil olarak ne saklayayım? Satış sözleşmesi veya sipariş belgesi, ödeme dekontları, ihtarname ve tebliğ belgesi, yazışma kayıtları ve kargo takip belgeleri korunması gereken temel delillerdir.

Yazar Hakkında: Avukat Yusuf KILIÇKAN, borçlar hukuku, tüketici hakları ve sözleşme uyuşmazlıkları alanlarında uzman bir hukukçudur. Teslim edilmeme, temerrüt ve sözleşmeden dönme süreçlerinde müvekkillere danışmanlık ve dava temsili hizmeti sunmaktadır. Ayrıntılı bilgi ve iletişim için:

yusufkilickan.av.tr

av.yusufkilickan@gmail.com

Yasal Uyarı: Bu makale, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ve güncel Yargıtay içtihadı esas alınarak genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Her somut durum kendi özgün koşullarını barındırdığından, hukuki süreç başlatmadan önce uzman bir avukattan görüş alınması önerilir.

Yusuf Kılıçkan Logo

Upholding justice and the rule of law, we defend our clients' rights at national and international levels with the highest professional standards.

This website has been prepared by Attorney Yusuf Kılıçkan in compliance with the Attorneys Act and the Turkish Bar Association's Advertising Prohibition Regulation. The information on this site does not constitute legal advice.

© 2026 Yusuf Kılıçkan. All Rights Reserved.