Back to Blog
8/8/2026
Av. Yusuf Kılıçkan
TEKNOLOJİ HUKUKU

Yapay Zeka "Çöplüğü": AB Yapay Zeka Yasası m. 50 ve Türkiye'nin Reklam Yönetmeliği

Share
Yapay Zeka "Çöplüğü": AB Yapay Zeka Yasası m. 50 ve Türkiye'nin Reklam Yönetmeliği

TL;DR: Etiketlenmemiş yapay zeka içeriği çağı, piyasanın kendi kendini düzeltmesiyle değil doğrudan yasal zorunlulukla sona ermektedir. AB Yapay Zeka Yasası'nın (Regülasyon 2024/1689) 50. maddesi 2 Ağustos 2026'da yürürlüğe girmiş; sohbet robotlarından sahte video ve seslere, kamu yararını ilgilendiren yapay zeka üretimi metinlere kadar geniş bir şeffaflık yükümlülüğü getirmiştir. Aynı hafta içinde, 1 Ağustos 2026'da Türkiye Ticaret Bakanlığı'nın Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği'nde yaptığı değişiklik de yürürlüğe girmiştir. Türkiye modeli AB'den farklı bir hukuki mimari kullanmaktadır: ayrı bir yapay zeka yasası yerine mevcut 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun çerçevesini genişletmiştir. Sonuç ise benzerdir — hem gerçek kişilerin dijital kopyalarıyla sahte tavsiye izlenimi yaratmak yasaklanmakta hem de yapay zeka kaynaklı içeriğin açık, anlaşılır ve ayırt edilebilir biçimde etiketlenmesi zorunlu kılınmaktadır.

Yazar: Avukat Yusuf KILIÇKAN
Tarih: 8 Ağustos 2026

"Slop" Sorunu: Neden Artık Bir Tüketici Hukuku Meselesi?

İnternet kültüründe "slop" terimi, düşük kalitede, ölçekte üretilen ve platformları dolduran yapay zeka içeriğini tanımlamaktadır: spam nitelikli makaleler, sentetik görseller, otomatik üretilen videolar ve sohbet robotu taslağı metinler. Bu içerik türünün ortak özelliği; üretim maliyetinin düşük olması, gerçek içerikten ayırt edilmesinin giderek zorlaşması ve medyaya, ticarete ve kamusal tartışmaya duyulan güveni aşındırmasıdır.

Hem AB hem Türkiye, bu sorunu artık teknik bir merak konusu değil doğrudan bir tüketici koruması ve şeffaflık meselesi olarak ele almaktadır. İki düzenlemenin de aynı hafta içinde yürürlüğe girmesi tesadüf değildir; her iki hukuk düzeni de yapay zeka üretimi içeriğin fark edilmeden dolaşımda kalmasının artık sürdürülemez bir risk oluşturduğu sonucuna varmıştır.

AB'nin Yaklaşımı: Yapay Zeka Yasası Madde 50

AB Yapay Zeka Yasası (Regülasyon 2024/1689), dünyanın ilk kapsamlı yatay yapay zeka düzenlemesidir. Yasanın 50. maddesi, 2 Ağustos 2026'dan itibaren yürürlüğe giren şeffaflık yükümlülüklerini içermektedir.

Madde 50 dört ayrı yükümlülük öngörmektedir. Birincisi yapay zeka etkileşim bildirimidir: sağlayıcılar, sohbet robotları ve sanal asistanlar gibi sistemleri, kullanıcıların bir makineyle etkileşime girdiğini —bu durum zaten açık değilse— bilecek biçimde tasarlamak zorundadır. İkincisi makine tarafından okunabilir işaretlemedir: üretici yapay zeka sağlayıcıları, sentetik ses, görüntü, video ve metin çıktılarının makine tarafından okunabilir biçimde işaretlenmesini ve yapay olarak üretildiğinin tespit edilebilir olmasını sağlamak zorundadır. Üçüncüsü duygu tanıma ve biyometrik bildirimdir: duygu tanıma veya biyometrik kategorilendirme sistemi kullanan dağıtıcılar, bu sistemlere maruz kalan bireyleri bilgilendirmek zorundadır. Dördüncüsü ise sahte video ve metin bildirimidir: dağıtıcılar, sahte videoları (deepfake) açıklamak zorundadır; ayrıca kamu yararını ilgilendiren konularda halkı bilgilendirmek amacıyla yayımlanan yapay zeka üretimi veya manipüle edilmiş metinleri de açıklamak zorundadır — bu yükümlülüğün tek istisnası, içeriğin anlamlı bir insan incelemesinden ve editoryal denetiminden geçmiş olması ve bir gerçek ya da tüzel kişinin editoryal sorumluluğu üstlenmiş olmasıdır.

Bu son istisna, haber medyası açısından kritik bir sonuç doğurmaktadır: bir haber odası yapay zekayı kamu yararını ilgilendiren bir konuda makale taslağı hazırlamak için kullanıyorsa, bir insan editör bu içeriği incelemiş ve editoryal sorumluluk üstlenmiş olmadıkça metnin yapay zeka üretimi olduğunu açıklamak zorundadır. Bu düzenleme fiilen yeni bir meslek kategorisi doğurmaktadır: makine çıktısını hukuken teyit eden "yapay zeka editörü".

Madde 50'ye uyumsuzluk, on beş milyon Euro'ya veya toplam yıllık küresel cironun yüzde üçüne kadar — hangisi yüksekse — para cezasıyla sonuçlanabilmektedir. Avrupa Komisyonu ayrıca Yapay Zeka Üretimi İçeriğin Şeffaflığına İlişkin Uygulama Kodu'nu (Code of Practice) yayımlamış; Temmuz 2026'da bu kodun yeterli bulunduğunu teyit etmiştir. Bu gönüllü araç; görünür etiketler, makine tarafından okunabilir meta veri ve doğrulama araçlarını birleştiren çok katmanlı bir yaklaşımı teşvik etmekte olup imzacı kuruluşlar bu kodu uyumu göstermek için referans alabilmektedir.

Önemli bir geçiş hükmü de mevcuttur: 2 Ağustos 2026'dan önce piyasaya sürülmüş üretici yapay zeka sistemleri için, yalnızca işaretleme yükümlülüğü (m. 50/2) bakımından 2 Aralık 2026'ya kadar ek süre tanınmıştır. Bu tarihten önce üretilmiş içeriğin geriye dönük olarak etiketlenmesi zorunlu değildir.

Türkiye'nin Yaklaşımı: Reklam Yönetmeliğinin Genişletilmesi

Türkiye Ticaret Bakanlığı, Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği'nde kapsamlı bir değişikliğe gitmiştir. Değişiklik 1 Temmuz 2026 tarihli ve 33297 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmış; 1 Ağustos 2026'da yürürlüğe girmiştir.

Yeni m. 18/8 açıklama yükümlülüğünü düzenlemektedir: yapay zeka veya başka bir yazılımın tüketicilerin ekonomik davranışını önemli ölçüde etkileyecek biçimde kullanılması ya da reklamlarda gerçek bir kişiden ayırt edilemeyen yapay zeka üretimi dijital karakterlerin yer alması hâlinde, bu durumun açık, anlaşılır ve ayırt edilebilir biçimde belirtilmesi zorunludur.

Yeni m. 27/12 ise sentetik tavsiye yasağını düzenlemektedir. Bu, yalnızca bir açıklama yükümlülüğü değil doğrudan bir yasaktır: gerçek bir kişinin yapay zeka üretimi dijital kopyasının, o kişinin bir ürün veya hizmeti bizzat deneyimlediği, kullandığı veya tavsiye ettiği yönünde sahte bir izlenim yaratacak biçimde kullanılması yasaklanmıştır.

Yeni m. 23/A influencer etiketlemesini düzenlemektedir. Herhangi bir ticari menfaat içeren influencer paylaşımlarının "Reklam" veya "Tanıtım" ibaresiyle ve reklam verenin adıyla birlikte açıkça etiketlenmesi zorunludur. Bu yükümlülük yalnızca nakdi ödemeyi değil, ücretsiz veya indirimli ürün gibi ayni menfaatleri de kapsamaktadır. m. 23/A/4 hükmü bu etiketin konumunu da somut biçimde belirlemiştir: etiket, ekran kaydırılmadan ilk bakışta görünecek konumda, zeminden ayrışan renkte, okunabilir büyüklükte ve diğer tüm etiketlerden önce gelecek şekilde yerleştirilmelidir.

Yeni m. 25/A hedefli reklamcılığı düzenlemektedir. İşletmeler, hedefli reklamlarda kullanılan kriterleri açıklamak ve tüketicilerin bu kriterleri değiştirmesine imkân tanımak zorundadır. Çocuklara yönelik profilleme temelli hedefli reklamlar ise tamamen yasaklanmıştır.

Bu kuralların denetimi, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun çerçevesinde Reklam Kurulu tarafından yürütülmektedir. Yaptırımlar; idari para cezası, reklamın durdurulması, düzeltici reklam ve içerik kaldırma veya erişim engellemeyi kapsamaktadır. Çevrimiçi ihlaller için 2026 yılı ceza tavanı, mecra başına sekiz milyon altı yüz otuz beş bin sekiz yüz Türk lirasına kadar çıkabilmektedir.

Bu düzenlemenin hukuki mimarisi açısından dikkat çekici bir nokta, Reklam Kurulu'nun daha önce yumuşak hukuk (soft law) niteliğinde yayımladığı kılavuzların — 2021 tarihli Sosyal Medya Etkileyicileri Kılavuzu, 2022 tarihli Çevresel Beyanlar Kılavuzu ve 2023 tarihli Tüketici Değerlendirmeleri Kılavuzu — artık doğrudan yönetmelik metnine dahil edilerek bağlayıcı norm hiyerarşisine taşınmış olmasıdır.

Dedike Yasa mı, Mevcut Çerçevenin Genişletilmesi mi?

Türkiye, AB Yapay Zeka Yasası'nı birebir kopyalamamaktadır. AB, yapay zekaya özgü kapsamlı ve yatay bir düzenleme tercih ederken Türkiye mevcut tüketici koruması ve reklam mevzuatını — 6502 sayılı Kanun temelinde — genişleterek aynı sonuca ulaşmayı tercih etmiştir. Sonuç benzerdir: şeffaflık. Ancak hukuki mimari temelden farklıdır.

Bu farkın pratik sonuçları vardır. AB modelinde yükümlülükler tüm yapay zeka sistemlerine —yalnızca reklam bağlamında değil, kamu yararını ilgilendiren her türlü içerik üretiminde— uygulanmaktadır. Türkiye modelinde ise yükümlülükler doğrudan ticari reklam ve haksız ticari uygulama bağlamıyla sınırlıdır; bir haber kuruluşunun editoryal içeriğinde yapay zeka kullanımı, reklam yönetmeliği kapsamına girmemektedir. Bu, AB'nin m. 50/4 kapsamındaki "kamu yararını ilgilendiren metin" yükümlülüğünün Türk hukukunda doğrudan bir karşılığının bulunmadığı anlamına gelmektedir.

Deepfake ile "Slop" Arasındaki Çizgi

Her iki düzenleme de aldatıcı sentetik medya ile açıklanmış sentetik içerik arasında net bir ayrım gözetmektedir. Gerçek kişilerin sahte videoları (deepfake) Türkiye'de doğrudan yasaklanmışken, etiketlenmiş yapay zeka üretimi reklamlar izin verilen bir kategoridir. Yaratıcılık ile aldatma arasındaki çizgi artık bir açıklama kutucuğuyla belirlenmektedir: içerik yapay zeka üretimi olduğunu açıkça belirtiyorsa hukuka uygun, gerçek bir kişinin deneyimlediği izlenimini sahte biçimde yaratıyorsa hukuka aykırıdır.

Türk İçerik Üreticileri AB Kurallarına Neden Tabi Olabilir?

AB Yapay Zeka Yasası ülke dışı uygulama kapsamına sahiptir. İçeriği AB kullanıcılarına ulaşan her sağlayıcı veya dağıtıcı, şirketin nerede kurulu olduğundan bağımsız olarak bu düzenlemenin kapsamına girmektedir. Bu durum, Avrupa pazarını hedefleyen Türk içerik üreticilerinin hem Türk hem AB kurallarına eş zamanlı uyum sağlaması gerektiği anlamına gelmektedir. Örneğin AB'deki tüketicilere yönelik influencer içeriği üreten bir Türk hesabı, hem Reklam Kurulu'nun m. 23/A etiketleme kuralına hem de AB m. 50 kapsamındaki şeffaflık yükümlülüklerine tabi olabilir.

İşletmeler İçin

İçerik güvenilirliği artık rekabetçi bir avantaj hâline gelmektedir. Yasal zorunluluk öncesinde gönüllü olarak yapay zeka kullanımını açıklayan markalar, tüketici güvenini daha hızlı inşa edecektir. Pazarlama departmanlarının üretici yapay zeka içerikleri için onay protokolleri kurması, insan kopyası içeren tavsiye videolarını derhal gözden geçirmesi ve sentetik manken kullanımını açıkça etiketlemesi artık isteğe bağlı bir tercih değil yasal bir zorunluluktur. Influencer sözleşmelerine yönetmeliğe uygun etiketleme yükümlülüğünün ve ihlalden doğacak idari para cezalarının etkileyiciye rücu edilmesini sağlayan hükümlerin eklenmesi, marka ve ajansların kurumsal risk yönetiminin ayrılmaz bir parçası hâline gelmiştir.

Avukat Yusuf KILIÇKAN
8 Ağustos 2026

Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

1. AB Yapay Zeka Yasası m. 50 hangi işletmeleri kapsıyor?

Yalnızca yüksek riskli olarak sınıflandırılan sistemlerle sınırlı değildir. Madde 50'deki dört durumdan herhangi birine giren her türlü yapay zeka sistemi kapsama girer: kullanıcıyla doğrudan etkileşime giren sohbet robotları, sentetik içerik üreten sistemler, duygu tanıma veya biyometrik kategorilendirme araçları ve kamu yararını ilgilendiren metin üreten sistemler. Bu, üretici yapay zeka kullanan hemen her işletmeyi ilgilendiren geniş bir kapsamdır.

2. Bir haber sitesi yapay zeka ile yazı hazırlarsa bunu açıklamak zorunda mı?

AB'de evet, ancak önemli bir istisnayla. Kamu yararını ilgilendiren konularda yapay zeka üretimi veya manipüle edilmiş metnin açıklanması zorunludur; ancak içerik anlamlı bir insan incelemesinden geçmiş ve bir gerçek veya tüzel kişi editoryal sorumluluk üstlenmişse bu yükümlülük uygulanmaz. Türk reklam yönetmeliği bu konuyu doğrudan düzenlememektedir; kapsamı ticari reklam bağlamıyla sınırlıdır.

3. Türkiye'de influencer'lar hangi durumda "Reklam" ibaresi kullanmak zorunda?

Herhangi bir ticari menfaat söz konusu olduğunda. Bu yalnızca nakdi ödemeyi değil, ücretsiz veya indirimli ürün gibi ayni menfaatleri de kapsar. Etiket, ekran kaydırılmadan görünecek konumda, zeminden ayrışan renkte ve okunabilir büyüklükte yerleştirilmelidir; bu koşullar m. 23/A/4'te somut biçimde tanımlanmıştır.

4. Gerçek bir kişinin yapay zeka kopyasını reklamda kullanmak tamamen yasak mı?

Hayır, tamamen yasak değildir; ancak sahte tavsiye izlenimi yaratmak yasaktır. Gerçek bir kişinin dijital kopyasının, o kişi bir ürünü bizzat deneyimlemiş veya tavsiye etmiş gibi kullanılması m. 27/12 kapsamında açıkça yasaklanmıştır. İnsandan ayırt edilemeyen ama gerçek bir kişiyi temsil etmeyen tamamen kurgusal bir yapay zeka karakteri kullanılıyorsa, bu durumun açıkça belirtilmesi yeterli olabilir.

5. AB'deki para cezaları ne kadar ağır?

Madde 50'ye uyumsuzluk, on beş milyon Euro'ya veya işletmenin toplam yıllık küresel cirosunun yüzde üçüne kadar — hangisi yüksekse — para cezasıyla sonuçlanabilir. Bu, AB Yapay Zeka Yasası'nın diğer yükümlülük kategorilerine kıyasla ayrı bir yaptırım tavanı oluşturmaktadır.

6. Türkiye'deki ceza tavanı ne kadar?

Reklam Kurulu'nun uyguladığı yaptırımlar arasında idari para cezası, reklamın durdurulması, düzeltici reklam ve erişim engelleme yer almaktadır. Çevrimiçi ihlallerde 2026 yılı için mecra başına ceza tavanı sekiz milyon altı yüz otuz beş bin sekiz yüz Türk lirasına kadar çıkabilmektedir.

7. Daha önce üretilmiş yapay zeka içeriğinin geriye dönük etiketlenmesi gerekiyor mu?

Hayır. Hem AB hem Türk düzenlemesinde, ilgili yürürlük tarihinden önce üretilmiş içeriğin geriye dönük olarak etiketlenmesi zorunlu tutulmamıştır. AB'de ayrıca, 2 Ağustos 2026'dan önce piyasaya sürülmüş üretici sistemler için yalnızca işaretleme yükümlülüğü bakımından 2 Aralık 2026'ya kadar ek geçiş süresi tanınmıştır.

8. Türkiye'nin düzenlemesi gerçekten AB'den önce mi yürürlüğe girdi?

Hayır; aradaki fark yalnızca bir gündür. Türkiye'nin yönetmelik değişikliği 1 Ağustos 2026'da, AB Yapay Zeka Yasası m. 50 ise 2 Ağustos 2026'da yürürlüğe girmiştir. Bu iki tarih fiilen eş zamanlı kabul edilebilir; Türkiye'nin "önce" davrandığı yönündeki iddialar resmi kaynaklarla tam olarak örtüşmemektedir.

9. Çocuklara yönelik hedefli reklamlar tamamen mi yasaklandı?

Profilleme temeline dayanan hedefli reklamlar bakımından evet. Yeni m. 25/A, çocukların çevrimiçi davranış ve kişisel verilerinin analiz edilerek onlara özel reklam gösterilmesini yasaklamıştır. Genel, profillemeye dayanmayan reklamlar bu yasağın kapsamı dışındadır.

10. Avrupa'daki kullanıcılara ulaşan Türk içerik üreticileri hangi kurallara tabi?

Her ikisine birden. AB Yapay Zeka Yasası ülke dışı uygulama kapsamına sahip olduğundan, içeriği AB'deki kullanıcılara ulaşan her sağlayıcı veya dağıtıcı, kurulduğu ülkeden bağımsız olarak AB kurallarına tabidir. Bu durum, Avrupa pazarını hedefleyen Türk içerik üreticilerinin hem Reklam Kurulu'nun kurallarına hem de AB m. 50 şeffaflık yükümlülüklerine eş zamanlı uyum sağlaması gerektiği anlamına gelmektedir.

Yazar Hakkında

Avukat Yusuf KILIÇKAN, dijital hukuk, tüketici hukuku ve teknoloji hukuku sahalarında faaliyet gösteren bir hukuk bürosunun kurucusudur. Yapay zeka mevzuatına uyum süreçleri, reklam ve influencer alanlarındaki uyuşmazlıklar ile sınır ötesi dijital regülasyon danışmanlığı konularında müvekkillere hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunmaktadır. Hukuki yazılarına yusufkilickan.av.tr adresinden ulaşabilirsiniz.

📧 av.yusufkilickan@gmail.com

Yasal Uyarı

Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. AB Yapay Zeka Yasası m. 50 ve Türkiye'nin reklam yönetmeliği değişikliği her ikisi de çok yakın tarihte yürürlüğe girmiş olduğundan, uygulama pratiği ve idari kararlar önümüzdeki dönemde şekillenmeye devam edecektir. Reklam Kurulu'nun m. 18'deki "önemli ölçüde etkileme" eşiğine ilişkin ilk kararları ve AB Komisyonu'nun Madde 50 rehberlerindeki güncellemeler bu analizin bazı boyutlarını değiştirebilir. Somut hukuki durumunuz için mutlaka alanında uzman bir dijital hukuk veya teknoloji hukuku avukatından destek almanız tavsiye edilir.

Yusuf Kılıçkan Logo

Upholding justice and the rule of law, we defend our clients' rights at national and international levels with the highest professional standards.

This website has been prepared by Attorney Yusuf Kılıçkan in compliance with the Attorneys Act and the Turkish Bar Association's Advertising Prohibition Regulation. The information on this site does not constitute legal advice.

© 2026 Yusuf Kılıçkan. All Rights Reserved.