Back to Blog
5/18/2026
Av. Yusuf Kılıçkan
AİLE HUKUKU

Yoksulluk Nafakasında "Düzenli Gelir" Durumu

Share
Yoksulluk Nafakasında "Düzenli Gelir" Durumu

TL;DR: "Kadının geliri varsa yoksulluk nafakası alamaz" şeklinde özetlenen Yargıtay içtihadı doğru ama eksik aktarılmaktadır. TMK m. 175, nafakayı "boşanma yüzünden yoksulluğa düşme" koşuluna bağlamıştır; dolayısıyla bir gelirin varlığı, tek başına bu koşulun sağlanmadığını kanıtlamaz. Belirleyici olan gelirin düzenli ve sürekli olup olmadığı, bu gelirin boşanma öncesi yaşam standardını sürdürmeye yetip yetmediği ve gider dengesidir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin teyit edilen kararlarından çıkan tablo şudur: tarafların gelirleri birbirine denkse ya da nafaka talep eden kendi isteğiyle işten ayrılmışsa nafaka talebi reddedilmekte; buna karşın gelir mevcut olmakla birlikte makul yaşam standardını karşılamıyorsa nafakaya hükmedilebilmektedir. Sırf iş bulabilir kapasitesine sahip olması gerekçesiyle ve somut işsizlik nedeni araştırılmaksızın nafaka reddedilmesi de ayrıca bozma sebebi sayılmaktadır.

Yazar: Avukat Yusuf KILIÇKAN

Tarih: 18 Mayıs 2026

Haberin Doğruluk Payı: Ne Doğru, Ne Eksik?

Yargıtay'ın "kadının düzenli geliri varsa nafaka alamaz" kararı verdiğine ilişkin haberler teknik olarak doğruyu içermekle birlikte bağlamı ciddi biçimde daraltmaktadır. Gerçek tablo bundan çok daha nüanslıdır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihadında dört kritik soruya yanıt aranmaktadır: Gelir gerçekten düzenli ve sürekli mi? Bu gelir nafaka talep edenin kendisini yoksulluktan kurtarmaya yetiyor mu? Boşanma öncesi yaşam standardıyla boşanma sonrası ekonomik tablo karşılaştırıldığında belirgin bir gerileme var mı? Nafaka talep eden iş bulma kapasitesine rağmen somut bir engel olmaksızın çalışmayı bırakmış mı?

Bu dört sorudan oluşan çerçeve kurulmadan "geliri var, nafaka alamaz" ya da "geliri var ama yine de nafaka alabilir" şeklinde kesin bir sonuca varmak hukuki gerçeği yansıtmaz. Yargıtay her olayı bu çerçeve içinde ayrıca değerlendirmektedir.

TMK m. 175'in Normatif Yapısı

Türk Medeni Kanunu m. 175 yoksulluk nafakasını üç koşula bağlamıştır. Birincisi, nafaka talep edenin boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceğinin belirlenmesidir. İkincisi, nafaka talep edenin kusurunun diğer taraftan daha ağır olmamasıdır. Üçüncüsü ise nafakanın diğer tarafın mali gücüyle orantılı olmasıdır.

Birinci koşulun —boşanma yüzünden yoksulluğa düşme— içeriği Yargıtay tarafından uzun yıllar boyunca biçimlendirilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2018/503 sayılı kararı ve onlarca Yargıtay 2. HD kararı ortak bir ilkeyi teyit etmektedir: yoksulluk mutlak açlık ya da sefalet anlamına gelmez; boşanma sonucu ortaya çıkan, kişinin mevcut sosyal statüsünü ve makul yaşam standardını sürdüremeyeceği ekonomik durumu ifade eder.

Bu tanım iki önemli sonuç doğurmaktadır. Birincisi, yoksulluk boşanma öncesinde var olan bir durum değil boşanma nedeniyle ortaya çıkan bir hâl olmalıdır; halihazırda düşük gelirli olan kişinin boşanmakla durumu değişmiyorsa bu koşul gerçekleşmez. İkincisi ve daha kritik olanı, yoksulluk değerlendirmesi somut gelir-gider dengesi üzerinden yapılır; salt gelir varlığı nafakayı otomatik olarak dışlamaz.

Yargıtay'ın Nafaka Reddine Giden Yolu

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin nafaka talebini reddetmek için gerektirdiği koşullar birden fazla kaynakta teyit edilen kararlar ışığında şöyle özetlenebilir.

Tarafların gelirleri birbirine denk olduğunda nafaka talebi düşebilmektedir. Yargıtay 2. HD'nin 2016/10813 sayılı kararında bu ilke çarpıcı biçimde somutlaşmıştır: davacı kadın özel bir şirkette muhasebeci olarak asgari ücret düzeyinde çalışmakta, davalı erkek de özel güvenlik görevlisi olarak aynı düzeyde gelir elde etmektedir. Yargıtay "tarafların gelirlerinin birbirine denk olduğu, düzenli ve sürekli geliri bulunan kadının boşanmakla yoksulluğa düşmeyeceği sabittir" sonucuna varmış ve nafaka talebinin reddini onaylamıştır.

Nafaka talep edenin kendi iradesiyle işten ayrılması da talebi geçersiz kılmaktadır. Yargıtay 2. HD'nin 2022/7675 E. – 2022/7457 K. sayılı kararında bu ilke açıkça ortaya konmuştur: asgari ücret karşılığı çalışırken kendi isteğiyle işyerinden istifa eden kadın yararına TMK m. 175 koşullarının gerçekleşmediğine hükmedilmiş ve nafakayı kabul eden yerel mahkeme kararı bozulmuştur.

Nafaka bağlandıktan sonra alacaklının düzenli gelir elde etmeye başlaması ise nafakanın kaldırılması gerekçesini oluşturmaktadır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2016/10053 E. – 2017/597 K. sayılı kararı bu ilkeyi teyit etmiştir: boşanma tarihinden sonra çalışmaya başlayan ve sürekli düzenli geliri olan nafaka alacaklısının yoksulluğunun ortadan kalktığı kabul edilmekte ve nafakanın kaldırılması gerekmektedir.

Yargıtay'ın Nafakayı Hâlâ Koruduğu Hâller

Bununla birlikte Yargıtay, salt gelir varlığının nafakayı otomatik olarak dışlamayacağını da çeşitli kararlarında netleştirmiştir.

Yargıtay 2. HD'nin 2023/5627 E. – 2024/5277 K. sayılı kararı bu dengenin en güncel ifadesidir. Kararda mahkemenin önce tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını SGK kayıtları da dahil ederek etraflıca araştırması, ardından kadının sürekli ve düzenli bir işte çalışıp çalışmadığını, çalışıyorsa elde ettiği gelirin kendisini yoksulluktan kurtaracak düzeyde olup olmadığını belirlemesi gerektiği ortaya konmuştur. Bu araştırma yapılmaksızın hüküm kurulması eksik inceleme sayılarak bozma gerekçesi yapılmıştır.

Gelir miktarı önemlidir; gider dengesine göre değerlendirilir. Asgari ücretle çalışan ancak yüksek kira, çocuk bakımı ve sağlık giderleri taşıyan bir kişinin gelirine salt "çalışıyor" denilerek nafaka reddedilemez. Yargıtay bu tür durumlarda gelirin miktarı, gider kalemleri ve sosyal statünün birlikte değerlendirilmesi gerektiğini özellikle vurgulamaktadır.

Soyut varsayımla nafaka reddi de bozma gerekçesi sayılmaktadır. Çalışma çağında ve sağlıklı olan kişinin "iş bulabilir" diye nafakasının kesilmesi, ancak somut olayda iş arayıp bulamadığına ilişkin delil araştırılmışsa mümkündür. Aksi hâlde eksik inceleme söz konusudur; salt "çalışabilir kapasitede" olmanın nafaka talebini reddetmek için yeterli olmadığı yerleşik içtihattır.

Enflasyon Döneminde Özel Sorun: Düzenli Gelirin Reel Değeri

2022 sonrasında yüksek enflasyon ortamında yeni bir sorun alanı belirginleşmiştir: daha önce nafakayı reddettirmeyecek düzeyde kabul edilen bir gelir, enflasyon nedeniyle artık gerçek yaşam standartlarını karşılamıyor olabilir. Bu tablonun nafaka hukukuna iki ayrı yansıması vardır.

Birincisi, nafaka bağlanırken gelirin reel değerinin değerlendirilmesi zorunluluğudur. Nominal olarak mevcut bir gelir, asgari ücretin çok üzerinde seyreden enflasyon döneminde kişiyi yoksulluktan kurtarmaya yetmeyebilir. Mahkemeler bu gerçeği gider dengesiyle birlikte somut olayda değerlendirmelidir.

İkincisi, nafaka alacaklıları birçok ayrı nafaka güncelleme davası açmaktadır. TMK m. 176 kapsamında açılan uyarlama davalarında mahkemeler TÜFE endekslemesini farklı yorumlamakta; bu tutarsızlık içtihat birleştirme taleplerini gündeme getirmektedir.

Nafakanın Sona Ermesinde "Düzenli Gelir" Kriteri

Halihazırda nafaka almakta olan bir kişi sonradan düzenli gelir elde etmeye başlarsa, nafaka yükümlüsü TMK m. 176 kapsamında kaldırma davası açabilir. Yargıtay 2. HD'nin 2023/9912 E. – 2024/339 K. sayılı kararı, nafakanın kaldırılması ya da değiştirilmesi taleplerinde dava tarihinin esas alınacağını; icra dosyası kapsamında yapılan taleplerde icra tarihi değil dava tarihi itibarıyla koşulların inceleneceğini ortaya koymuştur.

Nafaka kaldırma davasında ispat yükü nafaka yükümlüsündedir; alacaklının düzenli gelir elde ettiğini ve bu gelirin yoksulluğu ortadan kaldıracak düzeye ulaştığını ispat etmek zorundadır. Alacaklının SGK kaydının oluştuğunu tek başına ortaya koymak, bu ispat için çoğunlukla yeterli sayılmamaktadır.

İspat Standartları: Mahkeme Ne İster?

Yargıtay'ın nafaka davalarında aradığı delil kataloğu hem nafaka talep eden hem yükümlüsü tarafından titizlikle hazırlanmalıdır. Gelir tespiti için maaş bordrosu, SGK hizmet dökümü, vergi levhası ve son on iki aya ait banka ekstresi birincil delillerdir. Gider belgesi olarak kira sözleşmesi, fatura, eğitim ve sağlık giderleri sunulabilir. Boşanma öncesi ve sonrası mali durum karşılaştırması somut tablolarla desteklenmelidir.

Sosyal medya paylaşımları ve dijital banka kayıtları artık nafaka davalarında standart delil olarak kabul görmeye başlamaktadır; özellikle yaşam standardı ile ekonomik kapasite konusundaki olgusal tartışmalarda belirleyici rol oynayabilmektedir. Tanık beyanları tek başına yeterli sayılmamakta, ancak diğer delillerle birlikte destekleyici delil işlevi görmektedir.

Hangi Durumda Nafaka Var, Hangi Durumda Yok?

Yargıtay içtihadının özünü sade biçimde aktarmak gerekirse: gelir, eğer düzenli ve sürekli ise ve bu gelir boşanma öncesi yaşam standardına uygun makul bir yaşamı sürdürmeye yetiyorsa yoksulluk nafakası bağlanmaz. Buna karşın gelirin nominal varlığı her koşulda nafakayı dışlamaz; tutarının, sürekliliğinin ve gider dengesinin somut olayda ayrıca değerlendirilmesi zorunludur. Nafaka talep edenin kendi iradesiyle çalışmayı bırakması talebi temelden zedeler; buna karşın somut bir engel nedeniyle çalışamaması yoksulluk iddiasını güçlendirir.

Avukat Yusuf KILIÇKAN

18 Mayıs 2026

Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

1. Düzenli geliri olan her kişi yoksulluk nafakasından tamamen mahrum kalır mı?

Hayır. Yargıtay'ın yerleşik tutumuna göre gelirin miktarı, düzenliliği, sürekliliği ve giderlerle dengesi birlikte değerlendirilir. Salt gelir varlığı nafakayı otomatik olarak dışlamaz; bu değerlendirme eksik yapılmışsa Yargıtay bozma kararı vermektedir.

2. Asgari ücretle çalışan bir kadın yoksulluk nafakası alabilir mi?

Olayın koşullarına bağlıdır. Tarafların her ikisi de asgari ücret düzeyindeyse nafaka talebi çoğunlukla reddedilmektedir. Buna karşın nafaka talep edenin yüksek gider kalemleri varsa ve boşanma öncesi yaşam standardında belirgin bir gerileme yaşanmışsa nafaka mümkün olabilir.

3. Boşanmadan önce çalışmayan ancak boşanma sonrası iş bulabilecek kişiye nafaka verilir mi?

Çalışma kapasitesi tek başına nafakayı dışlamaz. Yargıtay, iş bulabilir kapasitede olunduğunun soyut değerlendirmesiyle nafakanın reddedilemeyeceğini; somut işsizlik nedeninin araştırılması gerektiğini açıkça ortaya koymuştur.

4. Kendi isteğiyle işten ayrılan kişi yoksulluk nafakası alabilir mi?

Yargıtay 2. HD'nin yerleşik tutumuna göre kendi iradesiyle çalışmayı bırakan kişi yoksulluk iddiasında bulunamaz. Bu hâlde TMK m. 175 koşullarının gerçekleşmediği ve nafaka talebinin reddi gerektiği kabul edilmektedir.

5. Nafaka aldıktan sonra iş bulursa nafaka kesilir mi?

Evet; ancak kendiliğinden kesilmez. Nafaka yükümlüsünün TMK m. 176 kapsamında kaldırma davası açması gerekir. Alacaklının sürekli ve düzenli gelir elde ettiğini ispat etmek davacıya düşer. Yargıtay, nafakanın kaldırılmasında dava tarihini esas almaktadır.

6. Nafaka talep eden kadının kusurlu olması talebi etkiler mi?

Evet. TMK m. 175 uyarınca nafaka talep edenin kusuru diğer taraftan "daha ağır" olmamalıdır. Eşit kusur veya hafif kusur nafakayı engellemez; ancak ağır kusur talebi tamamen düşürür.

7. Yüksek enflasyon ortamında sabit tutulduktan nafaka değerini koruyor mu?

Pratikte hayır. Enflasyona endekslenmeyen nafaka, alacaklıyı fiilen yoksulluk sınırına itebilmektedir. TMK m. 176 kapsamında nafaka artırım davası açılabilir; mahkemeler bu talepleri TÜFE değişimi ve tarafların güncel ekonomik durumunu birlikte değerlendirerek karara bağlamaktadır.

8. Mahkeme nafaka miktarını belirlerken neyi esas alır?

Nafaka talep edenin boşanma öncesi ve sonrası gelir-gider dengesi, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, yaşam standardı, yükümlünün mali gücü ve boşanmanın ekonomik etkisi birlikte gözetilir. Son dönemde sosyal medya paylaşımları, banka kayıtları ve SGK dökümleri de delil olarak değerlendirmeye alınmaktadır.

9. "Fiilen evlenme" nafakayı nasıl sona erdirir?

TMK m. 176 uyarınca nafaka alacaklısının resmi nikah olmaksızın başkasıyla evli gibi yaşaması nafaka sona erme sebebidir. Bu durumun ispatında Yargıtay tanık beyanları ve sosyal medya paylaşımlarını yeterli delil olarak kabul etmektedir; ispat yükü nafakayı kaldırmak isteyen yükümlüdedir.

10. Aile mahkemesi mi arabuluculuk mu tercih edilmeli?

Her ikisi de mümkündür. 1 Eylül 2023'ten itibaren boşanma ferileri uyuşmazlıkları dahil kira ve aile hukuku dışındaki bazı uyuşmazlıklar zorunlu arabuluculuk kapsamına girmiştir; ancak nafaka uyuşmazlıklarında arabuluculuk zorunluluğunun kapsamı henüz tartışmalı olduğundan her somut olay için hukuki danışmanlık alınması önerilir.

Yazar Hakkında

Avukat Yusuf KILIÇKAN aile hukuku ve tazminat hukukunda uzman bir hukukçudur. Yoksulluk nafakasından maddi-manevi tazminata, velayet uyuşmazlıklarından mal rejimine uzanan aile hukukunun tüm katmanlarında müvekkillere danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunmaktadır. Hukuki yazılarına yusufkilickan.av.tr adresinden ulaşabilirsiniz.

Yasal Uyarı

Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Yoksulluk nafakası değerlendirmesi tarafların somut ekonomik durumuna, delil niteliğine, kusur oranlarına ve güncel Yargıtay içtihadına göre her olayda farklı sonuçlar doğurabilmektedir. Nafaka miktarları ve güncelleme esasları her dönem değişebildiğinden başvuru anında güncel kararların takip edilmesi önerilir. Somut hukuki durumunuz için mutlaka alanında uzman bir aile hukuku avukatından destek almanız tavsiye edilir.

Yusuf Kılıçkan Logo

Upholding justice and the rule of law, we defend our clients' rights at national and international levels with the highest professional standards.

This website has been prepared by Attorney Yusuf Kılıçkan in compliance with the Attorneys Act and the Turkish Bar Association's Advertising Prohibition Regulation. The information on this site does not constitute legal advice.

© 2026 Yusuf Kılıçkan. All Rights Reserved.