Ziynet Eşyaları

TL;DR — Ziynet Eşyaları ve Ziynet Davası Rehberi
Ziynet eşyaları, düğün sırasında gelin ve damada takılan ya da verilen değerli mal varlığı kalemleridir. Türk Medeni Kanunu m.220 uyarınca kişisel mal niteliği taşıyan bu eşyalar, boşanma sürecinin en tartışmalı konularından birini oluşturur. Kime ait olduğu meselesi eski içtihatta "hepsi kadınındır" ilkesiyle yanıtlanıyordu; ancak Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 04.04.2024 tarihli ve 2023/5704 E., 2024/2402 K. sayılı ilke kararıyla bu yaklaşım köklü biçimde değişti. Artık düğünde kime takılmışsa onun kişisel malı; kadına özgü takılar (bilezik, kolye, küpe) erkeğe takılmış olsa dahi yine kadına aittir. Ziynet davası; boşanma davası ile birlikte ya da ayrı açılabilir; aynen iade mümkünse aynen, mümkün değilse piyasa fiyatı üzerinden bedel olarak istenebilir. İspat yükü iki aşamalıdır: önce ziynetlerin varlığı, sonra bu eşyaların davacı tarafta olmadığı ispatlanmalıdır.
Yazar: Avukat Yusuf KILIÇKAN
Tarih: 18 Nisan 2026
Ziynet Eşyaları ve Ziynet Davası
Düğün gecesi takılan her altın, her bilezik, her çeyrek yalnızca pırıltılı bir süs değildir; aynı zamanda ileride bir hukuki uyuşmazlığın konusu olabilecek kişisel mal varlığı değeridir. Boşanma davalarında taraflar arasında en sık çatışma yaşanan başlıklarda maddî tazminat, nafaka ve çocuğun velayetinin yanında ziynet eşyaları her zaman kritik bir yer tutmaktadır.
Üstelik bu alan, sakin bir seyir izlemiyordu. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 04.04.2024 tarihinde verdiği ilke kararıyla onlarca yıllık içtihadını değiştirdi ve ziynet hukukunun seyrini yeniden belirledi. Bu yazıda hem tarihsel gelişimi hem mevcut hukuki çerçeveyi hem de dava sürecini kapsamlı biçimde ele alacağız.
Ziynet Eşyası Nedir?
Ziynet eşyası, esasen altın, gümüş gibi değerli madenlerden yapılan ve takı olarak kullanılan süs eşyalarıdır. Bu kapsamda kolye, küpe, yüzük, bilezik gibi birçok takı ziynet eşyası tanımına girmektedir. Ancak çeyrek altın, yarım altın gibi eşyalar nitelikleri itibarıyla takı olarak kullanılmadığından ziynet eşyası tanımına dahil edilmemektedir.
Pratik ayrım son derece önemlidir: kolye bir ziynet eşyasıdır; çeyrek altın bir değer ölçüsü ama takı değildir. Bu ayrım mahkeme kararlarında farklı hukuki sonuçlar doğurabilmektedir.
Türk Medeni Kanunu'nun 220. maddesi uyarınca bu ziynet eşyaları kişisel mal olarak tanımlanır. Aynı kanunun 226. maddesi gereğince ise, boşanma durumunda ziynet eşyaları üzerinde hak iddia edebilecek eş, kalan ziynet eşyaları için dava yoluyla karşı taraftan talepte bulunabilir.
Ziynet eşyalarının kişisel mal sayılması son derece önemli bir sonuç doğurur: mal rejimi tasfiyesine dahil edilmezler. Katılma alacağı veya artık değere katılma hesabında yer almazlar. Doğrudan iadesi veya bedeli istenebilir.
Eski İçtihat: "Her Şey Kadına Aittir" Dönemi
Yargıtay'ın onlarca yıl boyunca uyguladığı yerleşik içtihat son derece açık ve netti: Yargıtay'ın bu zamana kadarki yerleşik kararlarına göre "aksine bir anlaşma ya da örf âdet kuralı olmadığı takdirde, düğünde kim tarafından hangi eşe ne verilirse verilsin, ne takılırsa takılsın (ziynet eşyası, altın, döviz, TL vs.) bunların hepsi kadına ait sayılır" yönündeydi.
Bu ilke, uygulamada öngörülebilirlik sağlıyordu; ancak ciddi bir adaletsizlik sorununu da beraberinde getiriyordu. Erkeğin ailesi tarafından erkeğe takılan altınlar bile, salt "kadına özgü" yorumuyla kadına ait sayılıyordu. Erkek tarafının katkısı hiçbir şekilde hesaba katılmıyordu. Bu sorunun farkında olan Yargıtay, 2024 yılında köklü bir içtihat değişikliğine gitti.
2024 İlke Kararı: Paradigma Değişikliği
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 04.04.2024 tarihli, 2023/5704 E. ve 2024/2402 K. sayılı kararıyla ziynet hukukunu yeniden şekillendiren üç aşamalı bir çerçeve ortaya koydu.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2024/2402 karar sayılı kararıyla boşanma davası açılması hâlinde düğün takılarının kime ait olacağına dair ilkeleri şöyle belirledi: Birinci olarak, taraflar arasında ziynet eşyalarının paylaşımı konusunda anlaşma mevcut ise paylaşım bu anlaşmaya göre gerçekleştirilir. İkinci olarak, ziynet eşyalarının paylaşımı konusunda taraflar arasında anlaşma bulunmadığı takdirde yerel örf ve adetin varlığı iddia ve ispat edilirse bu kurala göre paylaşım gerçekleştirilir. Üçüncü olarak, anlaşma veya örf ve adet yoksa erkeğe ve kadına takılan/verilen ve ekonomik değer taşıyan her şey kural olarak kime takılmışsa ona aittir.
Bu üç kademeli sistem şöyle özetlenebilir: Önce taraf anlaşması aranır, yoksa örf ve adet incelenir, her ikisi de yoksa "kime takıldıysa onun" kuralı uygulanır.
Ancak bu kuralın kritik bir istisnası vardır: Takılar içinde karşı cinse özgü (kadına ya da erkeğe özgü) bir şey varsa o cinse verilmiş sayılır. Özgü olma konusunda çekişme varsa gerektiğinde bilirkişi incelemesi yapılmalıdır.
Yani bir erkek bilezik taksa bile, bilezik kadına özgü bir takı olduğundan kadına ait sayılır. Bir erkek saati kadına takılsa, bu saat erkeğe ait sayılır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi tarafından 2023/5704 E. ve 2024/2402 K. numarasıyla verilen görüş değişikliğine dair ilke karar gereği artık böyle bir durumda ziynet eşyalarının tümünün değil, yalnızca kadına ait olan kısmının aynen veya nakden iadesine hükmedilmesi gerekecektir.
Kime Ait? Cinse Özgülük Analizi
Yeni içtihadın en kritik noktası "cinse özgülük" kavramıdır. Hangi takı kime özgüdür?
Kadına özgü takılar bilezik, kolye, küpe, gerdanlık, bileklik, broş ve kadın yüzüğüdür. Erkeğe özgü takılar ise erkek saati, kravat iğnesi, erkek yüzüğü, manchette ve erkek bilezikleridir. Her iki cinse de uygun olan veya tartışmalı olan takılarda ise bilirkişi incelemesi yoluna gidilir. Torbaya veya sandığa atılan takılar içindekinin niteliğine göre değerlendirilir; kadın bileziği atılmışsa kadına, erkek saati atılmışsa erkeğe aittir.
Genel kural olarak kadına özgü ziynet eşyaları, kim tarafından ve kime takılmış olursa olsun kadının kişisel malıdır. Bu nedenle boşanma hâlinde iadesi gerekir.
Ziynet Eşyalarının İadesi: Aynen mi, Nakden mi?
Ziynet eşyalarının iadesi iki farklı biçimde istenebilir. Aynen iade talebinde eşyaların fiziksel olarak geri verilmesi istenir. Bu durumda mahkeme kararında eşyaların türü, ağırlığı, adedi ve özellikleri ayrıntılı şekilde yer almalıdır.
Nakden iade ise eşyaların artık mevcut olmaması, satılmış, harcanmış ya da yok edilmiş olması durumunda piyasa değeri üzerinden bedel ödenmesi şeklinde gerçekleşir. Uygulamada davalar genellikle terditli şekilde açılır: önce aynen iade, bu mümkün değilse piyasa değeri üzerinden bedel talep edilir.
Önemli bir nokta: Düğünde takılan ziynet eşyaları ve para gibi mal varlığı değerleri, evlilik birliği içerisinde ortak harcamalar için tüketilmiş dahi olsa, boşanma hâlinde bir eş tarafından diğer eşten talep edilebilir.
Ziynet eşyalarının evin ortak ihtiyaçları, borçlar veya harcamalar için bozdurulmuş olması, kural olarak iade borcunu ortadan kaldırmaz. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, ziynet eşyaları kadının kişisel malı niteliğinde olup, bu eşyaların harcanmış olması tek başına erkeği sorumluluktan kurtarmaz. Bu husus, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2023/9268 E., 2024/7794 K. sayılı kararında açıkça vurgulanmıştır.
"Ev masrafları için harcadım" savunması tek başına yeterli değildir; erkeğin sorumluluktan kurtulabilmesi için kadının bu eşyaları iade edilmemek üzere bilerek ve isteyerek verdiğini ispat etmesi gerekir.
İspat Yükü
Ziynet davalarında ispat hukuku son derece teknik ve ayrıntılı biçimde düzenlenmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2023/191 E., 2023/703 K. sayılı kararı bu meseleyi iki aşamada açıklamaktadır.
Ziynet eşyaları davalarında ispat hukuku yönünden öncelikli kural; davacı kadın eş tarafından dava konusu edilen ziynet eşyalarının, cins, sayı, nitelik ve miktar olarak varlığının kanıtlanmış olması gerekliliğine ilişkindir. Ziynetlerin varlığını bu şekilde ispatlayan kadın eşin ikinci olarak ise; bu ziynetlerin evlilik birliği içinde kendisinden alındığını ve tekrar iade edilmediğini veya bu şekilde elinden alındığına dair bir iddiası yoksa evden ayrılırken bu eşyaları yanında götürmesinin mümkün olmadığını ispat etmesi gerekir.
Birinci ispat aşaması: Ziynet eşyalarının varlığının kanıtlanması. Davacı, kaç adet hangi türde ziynet olduğunu somut delillerle ortaya koymalıdır.
İkinci ispat aşaması: Bu eşyaların davacı tarafta olmadığının kanıtlanması. Bunun yolu iki türlüdür: ya eşyaların evlilik içinde karşı tarafça alındığının ispatı ya da evden ayrılırken bu eşyaları götürmenin mümkün olmadığının ispatı.
Hayatın olağan akışı karinesi: Uyuşmazlık konusu ziynet eşyaları rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen türden eşyalardan olduğu için, ziynet eşyalarında olağan olan bu eşyaların kadın eşin himayesinde bulunmasıdır. Bunların erkeğin zilyetlik ve korunmasına terk edilmesi olağan durumla bağdaşmaz.
Bu karine, ispat yükünün yer değiştirmesine yol açmaktadır. Kadın eşyaların yanında olduğunu söyleyen erkek, bu iddiasını kanıtlamak zorundadır.
Davalının savunması: Davalının iddia edilen ziynet eşyasını almasına rağmen geri verdiğini veya hiç geri vermemek üzere aldığını iddia etmesi hâlinde ispat yükü ters çevrilir ve davalı iddiasını ispat külfeti altına girer.
Bozdurma Savunması: "Evin İhtiyacı İçin Harcadım"
Uygulamada davalı erkek tarafın en sık başvurduğu savunmalardan biri "ziynetleri evin ihtiyacı için harcadım" tezi olur. Yargıtay bu savunmaya karşı sert bir çizgi çizmektedir.
Erkek eş, ziynet eşyalarını "evin ihtiyaçları için harcadım" savunmasıyla iade yükümlülüğünden kurtulamaz.
Bu kuralın tek istisnası, kadının eşyaları iade edilmemek üzere bilerek verdiğinin ispat edilmesidir. Bozdurulan ziynet eşyalarının rıza ile ve iade şartı olmaksızın verildiğini davalı erkek ispatlamak zorunda olup, davalı erkek bu durumu ispat edemediğinden dava konusu ziynet eşyalarını davacı kadına iade ile mükelleftir.
Ziynet Davası Ne Zaman Açılabilir?
Ziynet eşyaları davası açmak için boşanmanın kesinleşmesini beklemenin gerekmediği, uzun süredir yerleşik bir ilkedir. Evlenmeleri sırasında kadına takılan altınlar kim tarafından takılırsa takılsın ona hediye edilmiş sayılır ve ona ait olur. Bunların iadesinin istenebilmesi için evliliğin sona ermiş bulunmasına da lüzum yoktur. Boşanma davasının reddedilmesi ve aile birliğinin devam etmesi, bu talebin esasının incelenmesine mani olmaz.
Dava açma seçenekleri şunlardır: boşanma davası ile birlikte açmak, boşanma davası kesinleştikten sonra ayrı dava açmak veya boşanmadan bağımsız olarak evlilik devam ederken açmak.
Zamanaşımı: Ne Zamana Kadar Dava Açılabilir?
Ziynet eşyalarının aynen iadesinin mümkün olmadığı hâllere ilişkin ziynet alacağı davalarında, malın maddi değerinin ödenmesi talep edilmektedir. Bu nakden ödeme durumu bakımından ziynet alacağı davası, alacak davası niteliğindedir. Dolayısıyla, 10 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Bu doğrultuda zamanaşımı süresi, boşanmanın kesinleştiği andan itibaren başlamaktadır.
Aynen iade talepleri açısından zamanaşımı uygulanmaz; bu mülkiyet iddiasından kaynaklandığı için zaman aşıma tabi değildir. Ancak nakden bedel talebi 10 yıllık hak düşürücü süreye tabidir ve bu süre boşanma kararının kesinleşmesiyle başlar.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
Ziynet eşyaları davalarında görevli mahkeme aile mahkemesidir. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde ise aile mahkemesi sıfatıyla asliye hukuk mahkemesine başvurulur. Yetkili mahkeme ise davacının yerleşim yeri mahkemesidir; ancak boşanma davası ile birlikte açılıyorsa boşanma davasının görüldüğü mahkeme yetkilidir.
Delil Meselesinde Pratik Rehber
Ziynet davalarında delillerin toplanması ve sunulması, davanın seyrini doğrudan belirler. Kullanılabilecek delil türleri şunlardır.
Düğün fotoğraf ve video kayıtları, görsel deliller arasında en güçlüsüdür; bilirkişi eşliğinde değerlendirilir ve takıların cins, sayı ve niteliği tespit edilir. Tanık ifadeleri, düğüne katılan kişilerin tanıklığı ziynet varlığının ispat aracı olabilir; ancak Yargıtay bu konuda tanık beyanına dikkatli yaklaşmaktadır. Fatura ve kuyumcu belgeleri, takıların satın alındığına dair kuyumcu fatura veya makbuzları güçlü delillerdir. Banka hesap dökümleri ve sosyal medya paylaşımları da düğündeki takıların varlığını ispat etmede yardımcı olmaktadır.
Dosyada bulunan fotoğraf incelendiğinde bilirkişi raporunda tespit edilen ziynetlerin fotoğrafta görülen ziynetlerle uyumlu olmadığı görülmüştür. Mahkemece, davacı vekilinin rapora itirazları dikkate alınmadan dosya kapsamı ile uygun düşmeyen rapor doğrultusunda karar verilmesi doğru değildir. Mahkemece davacı vekilinin rapora itirazları da dikkate alınarak kuyumcu bir bilirkişiden dosya kapsamına uygun bir rapor alınıp sonucu dairesinde hüküm tesisi gerekirken haklı itiraza uğrayan bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Bilirkişi raporuna itiraz etmek hakkı mevcuttur ve bu hakkın aktif biçimde kullanılması gerekir.
Özel Durumlar ve Uygulamadan Örnekler
Tüp bebek tedavisi için bozdurma: Ziynetlerin tüp bebek tedavisi için harcandığı iddia edilse dahi, iade yükümlülüğü ortadan kalkmaz; kadının bu eşyaları geri istememek üzere bilerek verdiği ispat edilmediği sürece erkek borçlu olmaya devam eder.
Düğün masrafları için harcama: Ziynetlerin düğün masraflarını karşılamak amacıyla kullanıldığı savunması, iade yükümlülüğünü tek başına ortadan kaldırmaz.
Evlilik öncesi takılar: Nişan veya nişan öncesinde verilen takılar düğün ziynetinden ayrı değerlendirilir; bunların hukuki niteliği, ilişkinin seyrine ve örf-adete göre belirlenir.
Hem mirasçı hem musaleh: Ziynet davası, katılma alacağı veya katkı payı alacağı davalarından tamamen bağımsızdır; birlikte açılabilirler.
Yargıtay'ın Güncel İçtihat Seyri
Eski içtihat döneminde (pre-2024) tüm düğün takıları kadına aitken, yeni içtihat döneminde (2024 ve sonrası) kime takıldıysa onun; kadına özgü takılar yine kadına aittir. Örf ve adet ispatı eski içtihatta "karinelerin çürütülmesi" şeklindeyken, yeni dönemde üç aşamalı hiyerarşide ikinci kademe olarak değerlendirilmektedir. Bilirkişi incelemesi eski dönemde çok sınırlı uygulama alanı bulurken, yeni dönemde cinse özgülük tartışmalarında zorunlu hale gelmektedir.
Değişen Hukuk, Değişmeyen İhtiyaçlar
2024 ilke kararının getirdiği yeni denge, gerçek anlamda hakkaniyet arayışının ürünüdür. Eski "her şey kadına aittir" anlayışının yarattığı adaletsizlik ortadan kaldırılmış; hem erkeğin hem kadının düğünde aldıkları takılar kendi kişisel malvarlıklarına dahil edilmek suretiyle daha adil bir çözüm benimsenmiştir.
Bununla birlikte, "kadına özgü takılar yine kadına aittir" ilkesi, kadının korunmasına yönelik temel güvenceyi muhafaza etmektedir. Bilezik, kolye, küpe nereye takılmış olursa olsun kadının kişisel malıdır. Bu denge, hem toplumsal gerçeklikleri hem de hukukun temel ilkelerini gözetmektedir.
Ziynet davalarında dava açma kararı verilmeden önce davaya konu eşyaların cinsi, miktarı ve değerinin eksiksiz tespit edilmesi, delillerin sistematik biçimde derlenmesi ve her iki tarafın ispat yükü altında neler yapması gerektiğinin net olarak anlaşılması büyük önem taşır.
Avukat Yusuf KILIÇKAN
18.04.2026
Sıkça Sorulan Sorular
Düğünde erkeğe takılan bilezik kime aittir? Kadına özgü ziynet eşyaları, kim tarafından ve kime takılmış olursa olsun kadının kişisel malıdır. Bilezik kadına özgü bir takı olduğundan, erkeğe takılmış olsa dahi kadına aittir.
Evlilik süresince harcanan ziynetleri talep edebilir miyim? Düğünde takılan ziynet eşyaları ve para gibi mal varlığı değerleri, evlilik birliği içerisinde ortak harcamalar için tüketilmiş dahi olsa, boşanma hâlinde talep edilebilir.
Ziynet davası için boşanmanın kesinleşmesi şart mı? Bunların iadesinin istenebilmesi için evliliğin sona ermiş bulunmasına da lüzum yoktur. Evlilik devam ederken bile dava açılabilir.
Erkek de ziynet davası açabilir mi? Yargıtay 2. Hukuk Dairesi tarafından 2023/5704 E. ve 2024/2402 K. numarasıyla verilen karar ile birlikte toplumumuzdaki erkek bireyler tarafından da ziynet eşyalarının aynen veya nakden iadesine ilişkin dava açma imkânı söz konusu olmuştur.
Ziynet davasında zamanaşımı ne kadardır? Aynen iade taleplerinde zamanaşımı uygulanmaz. Nakden bedel taleplerinde ise 10 yıllık zamanaşımı süresi boşanmanın kesinleştiği andan itibaren başlamaktadır.
Hangi mahkemede dava açmalıyım? Ziynet eşyaları davaları, davacının yerleşim yeri aile mahkemesinde açılır. Boşanma davası ile birlikte yürütülüyorsa boşanma davasının görüldüğü mahkeme yetkilidir.
Düğün sandığına atılan takılar kime aittir? Düğün sandığına bir ziynet eşyası (bilezik, kolye, bileklik vb.) atılmışsa bu şey kadın eşe ait olacaktır. Bir erkek saati sandığa atılmışsa da erkek eşe ait olduğu kabul edilecektir.
Örf ve adet iddiası nasıl ispatlanır? Örf ve adetin varlığı, iddia eden tarafından kanıtlanmak zorundadır. Bu amaçla yöreye özgü nikâh törenlerinde geçerli olan gelenekleri bilen tanıkların ifadesi, etnografik belgeler veya o yöreye ait mahkeme kararları delil olarak kullanılabilir.
Yazar Hakkında: Avukat Yusuf KILIÇKAN, aile hukuku, eşya hukuku ve kişiler ve kişisel varlık hukuku alanlarında uzmanlaşmış avukattır.
yusufkilickan.av.tr hukuk blogunun yazarıdır.
av.yusufkilickan@gmail.com
Yasal Uyarı: Bu makale, Nisan 2026 tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümleri ve Yargıtay içtihatları çerçevesinde genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Her ziynet davası kendine özgü delil durumu ve somut koşullar barındırmaktadır; hak kaybı yaşamamak için bireysel danışmanlık alınması önerilir.