14/10/2026

Belirsiz Alacak Davası Kaldırıldı: HMK 109/4 ile Kısmi Dava ve Talep Artırımı (2026)

Paylaş
Belirsiz Alacak Davası Kaldırıldı: HMK 109/4 ile Kısmi Dava ve Talep Artırımı (2026)

TL;DR: 7589 sayılı Kanunla HMK'nin 107. maddesindeki belirsiz alacak davası yürürlükten kaldırıldı; yerine HMK 109'a eklenen 4. fıkra geldi. Buna göre alacağın yalnızca bir kısmı dava edildiyse talep, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere, tahkikatın sona ermesine kadar artırılabiliyor ve artırılan kısım bakımından da dava tarihinden kesilmiş sayılıyor. Kanun metni faiz başlangıcını düzenlemediği için faiz talebinin dilekçede açıkça yazılması ve dava öncesi temerrüt ihtarı önemli. 31 Temmuz 2026'dan önce açılmış dava dosyalarında ise geçici madde 1/10'un kapsamı tartışmalı.

Yazar: Avukat Yusuf KILIÇKAN | Tarih: 14 Ekim 2026

Kanun Değişikliğinin Künyesi

Değişiklik, 16 Temmuz 2026'da TBMM Genel Kurulunda kabul edilen ve 31 Temmuz 2026 tarihli, 33326 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7589 sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile yapıldı. Birden fazla kaynak, kanunun 19. maddesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 107. maddesinin yürürlükten kaldırıldığını, 20. maddesiyle 109. maddeye dördüncü fıkranın eklendiğini aynı şekilde aktarıyor.

Kanunun yürürlük maddesine göre 19. ve 20. maddeler, diğer hükümlerle birlikte yayım tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu nedenle yeni kısmi dava düzenlemesi 31 Temmuz 2026'dan itibaren uygulanmaktadır.

Eski Belirsiz Alacak Davası Neydi?

Yürürlükten kaldırılan HMK 107. maddesi, alacak miktarını dava tarihinde tam olarak belirlemenin mümkün olmadığı veya davacıdan beklenemediği durumlarda, davacının asgari bir tutar göstererek dava açmasına imkân tanıyordu. Bu dava türünde zamanaşımı, alacağın tamamı için dava tarihinde kesiliyordu. Uygulamada, belirsiz alacak davasının hangi hallerde açılabileceği konusunda tartışmalar yaşandı ve bazı davalar esasa girilmeden usulden reddedildi. Kanun gerekçesi bu tartışmaların yargılamaları uzattığını belirtiyor.

Yeni Kısmi Dava: HMK 109/4 Metni ve Unsurları

Eklenen 4. fıkra şöyledir: Alacağın sadece bir kısmının dava edildiği durumlarda talep konusu, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar artırılabilir. Bu durumda zamanaşımı, artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır.

Bu fıkradan dört unsur çıkar. Birincisi, yalnızca alacağın bir kısmının dava edildiği durumlarda uygulanır. İkincisi, artırım aynı davada yapılır ve bir defaya mahsustur. Üçüncüsü, iddianın genişletilmesi yasağı uygulanmaz; yani artırım için karşı tarafın muvafakati aranmaz. Dördüncüsü, artırım tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir; tahkikat sona erdikten sonra artırım yapılamaz.

Zamanaşımı Güvencesi

Fıkranın ikinci cümlesi, artırılan kısım bakımından zamanaşımının dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılacağını düzenler. Bu hüküm, eski uygulamada artırılan kısım için zamanaşımının ıslah tarihinde kesilmesi riskini ortadan kaldırmayı amaçlamaktadır. Ancak bu koruma yalnızca zamanaşımıyla sınırlıdır; metin faiz başlangıcına ilişkin bir düzenleme içermez.

Faiz Başlangıcı: Kanunun Sustuğu Nokta

Kanun metni, artırılan kısma hangi tarihten faiz yürütüleceğini belirlemiyor. Bu nedenle faiz talebinin dava dilekçesinde açıkça yazılması, artırım dilekçesinde de faiz türü ve başlangıç tarihinin belirtilmesi uygulama açısından güvenli bir yoldur. Borcun temerrüde bağlı olduğu alacaklarda dava açmadan önce noter aracılığıyla temerrüt ihtarı gönderilmesi, faizin hangi tarihten işleyeceği bakımından ayrıca önemlidir. Uygulamada faiz başlangıcına ilişkin yerleşik bir içtihat bu yazıda aktarılmamaktadır; somut dosyada bu konu ayrıca değerlendirilmelidir.

Geçici Madde 1/10: Derdest Dosyalar

7589 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinin onuncu fıkrasına göre, yürürlükten kaldırılan HMK 107. madde, kaldırılma tarihinden önce açılan davalar bakımından uygulanmaya devam eder. Bu hüküm, 31 Temmuz 2026'dan önce açılmış belirsiz alacak davalarının eski hükme göre görülmesini düzenler.

Metinde ise, 31 Temmuz 2026'dan önce kısmi dava olarak açılmış ve halen görülmekte olan davalarda yeni 109/4 fıkrasının uygulanıp uygulanmayacağına ilişkin açık bir geçiş hükmü bulunmuyor. Bu soru hukuki literatürde tartışılmaktadır. Bir görüş, usul hükümlerinin tamamlanmamış işlemlere derhal uygulanması ilkesinden hareketle artırımın mümkün olduğunu savunmaktadır; karşı görüş ise zamanaşımının maddi hukuk kurumu olması nedeniyle, yürürlük tarihinden önce dolmuş bir zamanaşımının yeni hükümle yeniden doğamayacağını öne sürmektedir. Bu nedenle derdest dosyalarda dava dosyası ve zamanaşımı hesabı ayrıca incelenmelidir.

Uygulama Adımları

Dava açmadan önce alacağın dayanağı belgelenmeli ve faiz başlangıcı için temerrüt koşulları değerlendirilmelidir. Dilekçede belirsiz alacak davası ibaresi kullanılmamalı; dava kısmi dava olarak nitelendirilmeli ve fazlaya ilişkin hakların saklı olduğu açıkça belirtilmelidir. Hangi kalemin şimdilik talep edildiği ayrı ayrı yazılmalıdır.

Bilirkişi raporu geldiğinde, kesinleşen tutar üzerinden ve tahkikat sona ermeden artırım dilekçesi sunulmalıdır. Artırım dilekçesinde ıslah ibaresi kullanılmamalı, işlemin 109/4 uyarınca bir defaya mahsus artırım olduğu belirtilmelidir. Artırılan kısım için ayrıca harç ve gider avansı ödenmesi gerektiği dikkate alınmalıdır.

Manevi tazminat, bölünebilir bir alacak olmadığı için kısmi dava konusu edilmemeli, tam olarak talep edilmelidir. Bu sonuç, madde metninde açıkça yazılmamış olmakla birlikte, kısmi davanın bölünebilir talepler için öngörüldüğü hükmünden çıkar.

Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar

Artırım bir defaya mahsus olduğu için erken yapılan artırım, sonradan çıkan ek bilirkişi raporunda daha yüksek bir tutar çıkarsa hak kaybına yol açabilir. Bu nedenle artırım, tahkikat sürerken son bilirkişi raporu ve itirazlar değerlendirildikten sonra yapılmalıdır. Tahkikatın sona erdiği duruşmanın tarihi takip edilmelidir.

Genel Değerlendirme

Belirsiz alacak davasının kaldırılması, belirsiz alacağın korunma aracını kısmi davanın içine taşımıştır. Zamanaşımı güvencesi açık biçimde yazılmış; faiz ve derdest dosyalar ise yorum ve uygulama ile netleşecek başlıklardır. Yeni sistemde en önemli iki adım, dava öncesi temerrüt hazırlığı ve tahkikat sonunda tek seferlik artırımın doğru zamanlanmasıdır.

Sıkça Sorulan Sorular

1. Belirsiz alacak davası hâlâ açılabiliyor mu?

Hayır. HMK 107 7589 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılmıştır. 31 Temmuz 2026'dan sonra açılacak davalarda belirsiz alacak davası olarak nitelendirilen bir dava türü bulunmamaktadır. Eski hükme göre açılmış ve geçici madde 1/10 kapsamındaki davalar ise eski hükme göre görülmeye devam eder.

2. Kısmi dava açtıktan sonra talep artırılabilir mi?

Evet. Alacağın yalnızca bir kısmı dava edildiyse talep, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere ve tahkikatın sona ermesine kadar artırılabilir. Artırım için ıslah yapılması gerekmez.

3. Artırım kaç kez yapılabilir?

Aynı davada bir defa. Bu nedenle artırım zamanlaması önemlidir. Bilirkişi raporlarının kesinleşmesinden önce yapılan bir artırım, sonradan daha yüksek bir tutar çıkması hâlinde ikinci bir artırım hakkını kullanmanızı engelleyebilir.

4. Artırım hangi tarihe kadar yapılabilir?

Kanun metninde tahkikatın sona ermesine kadar yapılabileceği yazıyor. Tahkikatın sona ermesinden sonra, yani sözlü yargılama aşamasına geçildikten sonra artırım yapılamaz.

5. Artırılan kısım için zamanaşımı ne zaman kesilir?

Kanun metnine göre artırılan kısım bakımından da zamanaşımı dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır. Eski uygulamadaki ıslah tarihinde kesilme riski bu hüküm ile giderilmiştir.

6. Artırılan kısma faiz hangi tarihten işler?

Kanun metni bunu düzenlemiyor. Bu nedenle faiz talebinin dava dilekçesinde açıkça yazılması, artırım dilekçesinde faiz türü ve başlangıç tarihinin belirtilmesi, borç temerrüde bağlıysa dava öncesi temerrüt ihtarı gönderilmesi güvenli yoldur.

7. 31 Temmuz 2026'dan önce açtığım kısmi dava için yeni hüküm geçerli mi?

Metinde bu konuda açık bir geçiş hükmü yoktur. Geçici madde 1/10 yalnızca belirsiz alacak davaları için eski hükmün devamını öngörür. Yeni 109/4'ün derdest kısmi davalarda uygulanıp uygulanmayacağı tartışmalıdır. Zamanaşımı süresinin dolup dolmadığı ve dosyanın tahkikat aşaması bu değerlendirmede belirleyicidir.

8. Manevi tazminatı kısmi dava olarak açabilir miyim?

Manevi tazminat bölünebilir bir alacak olarak kabul edilmediği için kısmi dava konusu yapılması uygulamada risklidir. Talebin tam olarak dava dilekçesinde yer alması daha güvenlidir.

9. Dilekçede belirsiz alacak ifadesi kullanmak yanlış mı?

Evet. Kaldırılmış bir dava türüne atıf yapmak, dava türünün yanlış nitelendirilmesi riskini doğurur. Dilekçede davanın HMK 109 kapsamında kısmi dava olduğu belirtilmelidir.

10. Bu düzenleme hangi davalarda önemli?

Alacak miktarının bilirkişi incelemesine, hesaplamaya veya belgelerin ortaya çıkmasına bağlı olduğu davalarda, örneğin işçilik alacaklarında, tazminat davalarında ve mal rejimi kaynaklı alacaklarda önemlidir. Arşivimizdeki 7589 sayılı Kanunun faiz düzenlemesine ilişkin yazı, bu alacaklarda faiz hesabı için birlikte okunabilir.

Yazar Hakkında

Av. Yusuf Kılıçkan | Avukat & Hukuki Danışman

Serbest avukatlık ve hukuki danışmanlık faaliyetlerini sürdürmektedir. Mesleki çalışmalarında geleneksel dava süreçleri, sözleşme tasarımı ve uyuşmazlık çözümü ile yapay zekâ ve bilişim hukuku gibi gelişen alanları bütüncül bir yaklaşımla ele almaktadır. Yayınlarında, yerel yüksek yargı içtihatları ile küresel regülasyonları analitik, veri temelli ve sistematik bir yöntemle incelemektedir. Hukuki yazılarına yusufkilickan.av.tr adresinden ulaşabilirsiniz.

📧 av.yusufkilickan@gmail.com

Yasal Uyarı

Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır, hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. HMK 107 ve 109 değişikliklerine ilişkin değerlendirmeler 14 Ekim 2026 tarihli mevzuata dayanmaktadır; yargı içtihatları ve geçiş hükümlerine ilişkin uygulama zamanla değişebilir. Somut bir dava açılmadan, artırım yapılmadan veya temerrüt ihtarı gönderilmeden önce güncel mevzuatın teyit edilmesi ve bir avukata danışılması önerilir.

Yusuf Kılıçkan Logo

Adaletin tesisi ve hukukun üstünlüğü ilkesiyle, müvekkillerimizin haklarını ulusal ve uluslararası arenada profesyonel şekilde savunuyoruz.

Bu internet sitesi, Avukat Yusuf Kılıçkan tarafından Avukatlık Kanunu ve Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliği'ne uygun olarak hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler hukuki danışmanlık niteliği taşımaz.

© 2026 Yusuf Kılıçkan. Tüm Hakları Saklıdır.