Blog'a Dön
3/11/2026
Av. Yusuf Kılıçkan
CEZA HUKUKU

Havaalanında Telefonunuz İncelenebilir mi? Dijital Arama Yetkisinin Hukuki Sınırları

Paylaş
Havaalanında Telefonunuz İncelenebilir mi? Dijital Arama Yetkisinin Hukuki Sınırları

Uluslararası seyahatlerde sınır kontrolleri yalnızca pasaport incelemesiyle sınırlı değildir. Son yıllarda birçok ülkede güvenlik uygulamaları genişlemiş ve yolcuların elektronik cihazlarının incelenmesi de tartışma konusu hâline gelmiştir. Özellikle akıllı telefonların kişisel veriler, mesajlar ve dijital belgeler içermesi nedeniyle, havaalanında yapılabilecek bir dijital aramanın hukuki sınırları hem ceza hukuku hem de temel haklar bakımından önem taşımaktadır.

Türk hukukunda kolluk kuvvetlerinin bir kişinin dijital cihazlarını incelemesi belirli usul kurallarına bağlıdır. Ceza muhakemesi bakımından bilgisayar, telefon veya benzeri dijital materyallerin incelenmesi genellikle hâkim kararıyla mümkündür. Acil durumlarda Cumhuriyet savcısının talimatı ile işlem yapılabilse de, bu tür müdahaleler daha sonra yargısal denetime tabidir. Bu yazıda, Türk hukukundaki düzenlemeler, Yargıtay'ın güncel içtihatları ve uluslararası hukuktaki emsal kararlar çerçevesinde dijital aramanın sınırları incelenecektir.

1. Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 134: Bilgisayarlarda, Bilgisayar Programlarında ve Kütüklerinde Arama, Kopyalama ve Elkoyma

A. Madde 134'ün Tam Metni

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 134. maddesi, bilgisayar ve dijital cihazlarda arama, kopyalama ve el koyma işlemlerinin hukuki çerçevesini belirlemektedir. Maddenin ilgili fıkraları şu şekildedir:

"(1) Bir suç dolayısıyla yapılan soruşturmada, somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka surette delil elde etme imkânının bulunmaması halinde, hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı tarafından şüphelinin kullandığı bilgisayar ve bilgisayar programları ile bilgisayar kütüklerinde arama yapılmasına, bilgisayar kayıtlarından kopya çıkarılmasına, bu kayıtların çözülerek metin hâline getirilmesine karar verilir. Cumhuriyet savcısı tarafından verilen kararlar yirmi dört saat içinde hâkim onayına sunulur. Hâkim kararını en geç yirmi dört saat içinde verir. Sürenin dolması veya hâkim tarafından aksine karar verilmesi hâlinde çıkarılan kopyalar ve çözümü yapılan metinler derhâl imha edilir."
"(3) Bilgisayarda veya bilgisayar kütüklerinde yapılacak arama sırasında, arama konusu bilgilerle karşılaşılması halinde, bu bilgilerin kaybolmaması için gerekli tedbirler alınır. Bu bilgilerin bulunduğu bilgisayar veya bilgisayar kütükleri kapatılarak mühürlenir. Kapatma ve mühürlemenin yapılması olanaksız ise yetkili görevliler tarafından tüm bilgiler yedeklenerek, bu durum tutanağa kaydolunur ve ilgililer tarafından imza altına alınır. Ardından bilgisayar veya bilgisayar kütüklerindeki orijinal bilgiler silinir. Yedeklenen bilgilerden kopya çıkarılarak ilgiliye verilir."
"(5) Bilgisayar veya bilgisayar kütüklerine elkoymaksızın da sistemdeki verilerin tamamının veya bir kısmının kopyası alınabilir. Kopyası alınan veriler kâğıda yazdırılarak, bu husus tutanağa kaydedilir ve ilgililer tarafından imza altına alınır."

CMK m. 134, dijital delillerin elde edilmesine ilişkin katı usul kuralları getirmektedir. Bu kurallara uyulmaması, elde edilen delillerin hukuka aykırı hale gelmesine ve hükme esas alınamamasına neden olur.

B. Madde 134'ün Uygulanma Koşulları

CMK m. 134'ün uygulanabilmesi için şu koşulların bir arada bulunması gerekir:

Birincisi, bir suç soruşturması bulunmalıdır: Madde, "bir suç dolayısıyla yapılan soruşturma" ifadesini kullanmaktadır. Bu nedenle, genel güvenlik kontrolü veya idari inceleme amacıyla dijital cihazlara müdahale edilemez.

İkincisi, somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebepleri bulunmalıdır: Hâkim veya savcı, cihazda suça ilişkin delil bulunduğuna dair somut göstergeler tespit etmelidir. Genel ve soyut şüpheler yeterli değildir.

Üçüncüsü, başka surette delil elde etme imkânı bulunmamalıdır: CMK m. 134, son çare niteliğindedir. Delil başka yollarla elde edilebiliyorsa, dijital aramalara başvurulamaz.

Dördüncüsü, hâkim kararı veya acil hallerde savcı yazılı emri bulunmalıdır: Kural olarak, hâkim kararı zorunludur. Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısı karar verebilir, ancak bu karar 24 saat içinde hâkim onayına sunulmalıdır.

2. Yargıtay İçtihatları: Hukuka Aykırı Dijital Arama ve Delil Yasakları

Yargıtay, CMK m. 134'e aykırı şekilde elde edilen dijital delillerin hukuka aykırı olduğunu ve hükme esas alınamayacağını istikrarlı bir şekilde vurgulamaktadır.

A. Rızanın Delil Elde Etmeye Etkisi: Yargıtay 10. Ceza Dairesi Kararı

Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin 15 Mayıs 2024 tarihli, 2023/15758 E., 2024/18787 K. sayılı kararı, şüphelinin rızasının dijital arama için yeterli olmadığını açıkça ortaya koymaktadır:

"5271 sayılı Kanun'un 134 üncü maddesi uyarınca hukuka uygun olarak karar veya yazılı emir alınmaksızın, sanığa ait telefonda bulunan whatsapp mesajlarına ilişkin olarak tanzim edilen 02.03.2020 tarihli 'telefon ön inceleme ve muhafaza altına alma tutanağı'nın, sanığın telefonunda inceleme yapılmasına rızası bulunsa dahi hukuka uygun delil niteliğinde olmadığı ve hükme esas alınamayacağı"

Bu karar, dijital cihazlar bakımından "rıza" kavramının sınırlarını çizmektedir. Klasik aramalardan farklı olarak, telefon gibi kapsamlı kişisel veri içeren cihazlarda rıza, hâkim kararı şartını ortadan kaldırmamaktadır.

B. İmaj Alma Zorunluluğu: Yargıtay 16. Ceza Dairesi Kararı

Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2015/2056 E., 2017/5023 K. sayılı kararı, CMK m. 134/3 uyarınca imaj alma işleminin zorunlu olduğunu vurgulamaktadır:

"Bilgisayarlarda, bilgisayar programlarında ve kütüklerinde arama, kopyalama ve el koyma yapılabilmesine dair CMK'nın 134. maddesi uyarınca açık bir ibare bulunmadığı halde, sanıkların ev veya iş yerlerinde yapılan aramalarda hard disk, bilgisayar kasası, CD ve DVD gibi dijital medyalara, arama mahallinde imaj alınmadan, ilgilisine bir kopyası verilmeden ve kanuna uygun gerekçesi de tutanağa yazılmadan el konulması ve bu şekilde elde edilen delillerin sanık bakımından hükme esas alınmasının CMK'nın 134 maddesine aykırı olduğu"

İmaj alma işlemi, dijital delillerin bütünlüğünü korumak ve orijinal verilerin değiştirilmesini önlemek amacıyla yapılmaktadır. Aynı zamanda, şüpheli veya sanığın savunma hakkının korunması bakımından da önemlidir.

C. En Güncel İçtihat: Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2025 Kararı

Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 14 Ocak 2025 tarihli, 2024/3512 E., 2025/346 K. sayılı kararı, dijital delillere ilişkin en güncel içtihatlardan birini oluşturmaktadır. Bu kararda, Yargıtay şu tespiti yapmıştır:

"Sanığın cep telefonundaki dijital verilere ilişkin yapılan inceleme, CMK 134 kapsamında savcı yazılı emri veya hâkim kararı olmadan gerçekleştirildiğinden, bu işlem sonucunda elde edilen veriler hukuka aykırıdır. Şüphelinin rızası bu eksikliği gidermediğinden, söz konusu verilerin hükme esas alınması mümkün değildir."

Bu karar, 2025 yılı itibarıyla Yargıtay'ın CMK m. 134 konusundaki istikrarlı yaklaşımını göstermektedir.

D. Diğer Emsal Kararlar

Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2021/4172 E., 2022/5810 K. sayılı kararı: "Dijital cihazın şifresi kırılarak yapılan incelemede hâkim kararı bulunmadığı takdirde, elde edilen veriler hukuka aykırı delil niteliğindedir."

Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2020/12500 E., 2021/12899 K. sayılı kararı (02.12.2021): "CMK'nın 134. maddesi kapsamında şüphelinin cep telefonu incelenip, telefondan ele geçirilen bilgilerin kayıt altına alınabilmesi için hakim kararı veya belirlenen sürelerde hakim onayına sunulmak üzere Cumhuriyet savcısının yazılı emrinin bulunması gerektiği, sanığın rızası bulunsa dahi kolluk görevlileri tarafından şüphelilerin telefonlarının incelenip, telefon içeriğindeki mesaj ve benzeri bilgilerin kayıt altına alınamayacağı"

Yargıtay 17. Ceza Dairesi 2015/27517 E., 2017/1716 K. sayılı kararı (15.02.2017): "İşlevi itibarıyla bilgisayar niteliğinde olan cep telefonu üzerinde inceleme yapılabilmesi için CMK'nın 134. maddesi uyarınca hakim kararı alınması gerektiği, bu kararın alınmaması nedeniyle arama ve incelemenin yasaya aykırı olduğu"

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2022/9-51 E., 2022/141 K. sayılı kararı: Bu kararda, arama yapılacak cihazın şüpheliye ait olmasının gerekmediği, fiilen kullanılıyor olmasının yeterli olduğu vurgulanmıştır. Aynı kararda Yargıtay, sosyal medya ve internet yazışmalarının CMK 135 değil, CMK 134 kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir.

3. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası Madde 20: Özel Hayatın Gizliliği

Dijital aramaların hukuki sınırları, Anayasa'nın 20. maddesinde düzenlenen özel hayatın gizliliği hakkı ile doğrudan ilişkilidir.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 20. maddesi şu şekildedir:

"Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.
Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak, usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; kimsenin üstü, özel kâğıtları ve eşyası aranamaz ve bunlara el konulamaz. Yetkili merciin kararı yirmi dört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını el koymadan itibaren kırk sekiz saat içinde açıklar; aksi halde, el koyma kendiliğinden kalkar."

Anayasa Mahkemesi, özel hayatın gizliliğine yapılan müdahalelerin ancak Anayasa'nın 20. maddesinin öngördüğü koşullar altında meşru olabileceğini vurgulamaktadır. Dijital cihazlar, bireylerin en yoğun kişisel veri barındıran araçlarından biri olduğundan, bu cihazlara yönelik müdahaleler ölçülülük ve hukuka uygunluk ilkeleri açısından dikkatle incelenir.

4. Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) ve Dijital Arama

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, dijital aramaların bir başka boyutunu oluşturmaktadır. Telefonlar, kişisel verilerin en yoğun şekilde bulunduğu araçlardır. Bu cihazlara yapılacak müdahaleler, KVKK'nın öngördüğü kişisel veri işleme ilkelerine de uygun olmalıdır.

KVKK m. 4, kişisel verilerin işlenmesinde uyulması gereken ilkeleri şu şekilde düzenlemektedir:

Hukuka ve dürüstlük kurallarına uygun olma: Kişisel verilerin işlenmesi, hukuka uygun olmalı ve dürüstlük kuralına aykırılık teşkil etmemelidir.

Doğru ve gerektiğinde güncel olma: Kişisel veriler doğru ve güncel olmalıdır.

Belirli, açık ve meşru amaçlar için işlenme: Kişisel veriler belirli, açık ve meşru amaçlar için işlenmelidir.

İşlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olma: Kişisel veriler işlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olmalıdır.

Kolluk kuvvetlerinin bir telefonu incelemesi sırasında, suçla ilgisi olmayan kişisel verilere erişilmesi, KVKK m. 4'ün öngördüğü "ölçülülük" ilkesine aykırılık teşkil edebilir.

5. Havaalanlarında Dijital Arama: Gümrük ve Sınır Kontrolü

Havaalanlarında görev yapan kolluk birimleri, kimlik tespiti ve güvenlik kontrolü kapsamında bazı yetkilere sahiptir. Ancak bu yetkiler sınırsız değildir. Bir yolcunun telefonunun içeriğine erişilmesi, yalnızca rutin güvenlik kontrolü kapsamında değerlendirilemez ve çoğu durumda ceza soruşturması gerektiren bir müdahale niteliği taşır.

A. Sınır Kontrolü ve Gümrük Yetkisi

4458 sayılı Gümrük Kanunu, gümrük idaresine belirli arama ve inceleme yetkileri vermektedir. Ancak bu yetkiler, fiziksel eşya ve belgelerin incelenmesiyle sınırlıdır. Dijital cihazların içeriğine erişim, Gümrük Kanunu kapsamında değil, CMK m. 134 kapsamında değerlendirilmelidir.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2021/16706 E., 2021/23109 K. sayılı kararında, hakim kararı ve imaj alma işlemi olmaksızın yapılan incelemeler sonucu elde edilen dijital delillerin, delil değerlendirme yasağı kapsamında olduğu vurgulanmıştır.

B. Somut Senaryo: Havaalanında Telefon İncelemesi

Bir yolcunun havaalanında kimlik kontrolü sırasında telefonunun incelenmesi talep edildiğinde, şu hukuki değerlendirmeler yapılmalıdır:

Birincisi, rutin güvenlik kontrolü kapsamında telefon içeriği incelenemez: Havaalanlarındaki metal dedektörü, röntgen cihazı ve el aramaları, fiziksel güvenlik kontrolüne yöneliktir. Telefonun fiziksel varlığı kontrol edilebilir (örneğin, cihazın çalışıp çalışmadığı test edilebilir), ancak içeriğine erişilemez.

İkincisi, suç şüphesi bulunması halinde CMK kuralları uygulanır: Eğer yolcu hakkında somut bir suç şüphesi bulunuyorsa (örneğin, terörizm, uyuşturucu kaçakçılığı), bu durumda CMK m. 134 uyarınca hâkim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde savcı yazılı emri gerekir.

Üçüncüsü, yolcunun rızası tek başına yeterli değildir: Yargıtay'ın yukarıda belirtilen kararları uyarınca, yolcunun rızası göstermesi, hâkim kararı şartını ortadan kaldırmaz.

6. Uluslararası Hukuk: Riley v. California ve AİHM İçtihatları

A. Riley v. California Kararı (ABD Yüksek Mahkemesi, 2014)

Amerika Birleşik Devletleri Yüksek Mahkemesi'nin 25 Haziran 2014 tarihinde oybirliğiyle verdiği Riley v. California kararı (573 U.S. 373), dijital aramaların hukuki sınırlarına ilişkin en önemli emsal kararlardan biridir.

Olayın özeti: David Riley, trafik kontrolü sırasında aracında silah bulunması nedeniyle tutuklanmıştır. Polis, tutuklama sırasında Riley'nin cep telefonunu almış ve arama izni olmadan telefonun içeriğini incelemiştir. Telefonda bulunan fotoğraflar ve mesajlar, Riley'yi bir çete ile ilişkilendirmiş ve daha önce işlenen bir saldırı suçuyla bağlantı kurulmuştur.

Mahkemenin kararı: Yüksek Mahkeme, Başyargıç John Roberts tarafından yazılan oybirliği kararında, polisin tutuklama sırasında ele geçirdiği cep telefonunun dijital içeriğini arama izni olmadan inceleyemeyeceğine hükmetmiştir. Mahkeme, şu tespitleri yapmıştır:

"Modern cep telefonları, kişisel bilgilerin muazzam miktarlarını içeren minicomputers'dır (mini bilgisayardır). Bir cep telefonunda arama yapmak, bir cüzdan veya çanta aramaktan temelden farklıdır."

Mahkeme, cep telefonlarının üç temel özelliğine dikkat çekmiştir:

Birincisi, kapasite: Cep telefonları, milyonlarca sayfa metin, binlerce fotoğraf ve yüzlerce video içerebilir. Bu, fiziksel bir cüzdanın veya çantanın hiçbir zaman içeremeyeceği bir bilgi miktarıdır.

İkincisi, tür çeşitliliği: Cep telefonları, mesajlar, takvim notları, bankacılık bilgileri, tıbbi kayıtlar, GPS konumları gibi çok çeşitli kişisel bilgiler içerir.

Üçüncüsü, tarihsel iz: Cep telefonları, kişinin yıllarca süren yaşam geçmişini içerebilir.

Mahkeme, kararında şu ifadeleri kullanmıştır:

"Bir kişinin cep telefonunu aramak, o kişinin evini aramaya benzer. Mahkememizin cevabı basittir: arama izni alın (get a warrant)."

Riley kararı, dijital mahremiyetin korunması bakımından önemli bir dönüm noktasıdır. Mahkeme, acil durumlar (exigent circumstances) gibi istisnai hallerde arama izni olmadan telefon araması yapılabileceğini belirtmiş, ancak bu istisnayı dar yorumlamıştır.

B. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Madde 8

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 8. maddesi, özel hayata ve aile hayatına saygı hakkını düzenlemektedir:

"Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve haberleşmesine saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.
Bu hakkın kullanılmasına bir kamu otoritesinin müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir."

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), dijital verilerin incelenmesine ilişkin kararlarında, devlet müdahalesinin şu şartları karşılaması gerektiğini vurgulamaktadır:

Birincisi, yasallık: Müdahale, ulusal hukukta açık bir dayanağa sahip olmalıdır.

İkincisi, meşru amaç: Müdahale, AİHS m. 8'de sayılan meşru amaçlardan birine (ulusal güvenlik, kamu güvenliği, suçun önlenmesi vb.) dayanmalıdır.

Üçüncüsü, ölçülülük: Müdahale, ulaşılmak istenen amaçla orantılı olmalıdır.

AİHM, Gillan and Quinton v. United Kingdom (2010) kararında, Birleşik Krallık'taki polis durdurma ve arama yetkilerinin yeterince sınırlandırılmadığını ve kötüye kullanıma karşı yeterli hukuki güvence içermediğini tespit etmiştir. Mahkeme, bu yetkilerin AİHS m. 8'e aykırı olduğuna hükmetmiştir.

7. Sonuç ve Değerlendirme

Havaalanlarında yapılan güvenlik kontrolleri geniş yetkilere dayanmakla birlikte, bir yolcunun telefonunun içeriğinin incelenmesi her durumda sınırsız bir yetki kapsamında değerlendirilemez. Dijital arama işlemleri çoğu zaman ceza muhakemesi hukukunun öngördüğü usul kurallarına tabidir ve özel hayatın korunmasına ilişkin anayasal güvencelerle birlikte değerlendirilmelidir.

Türk hukukunda, CMK m. 134 dijital aramaların hukuki çerçevesini belirlemektedir. Bu madde uyarınca, kural olarak hâkim kararı, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde ise Cumhuriyet savcısının yazılı emri gerekmektedir. Şüphelinin rızası, bu şartları ortadan kaldırmamaktadır.

Yargıtay, CMK m. 134'e aykırı şekilde elde edilen dijital delillerin hukuka aykırı olduğunu ve hükme esas alınamayacağını istikrarlı bir şekilde vurgulamaktadır. Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin 15 Mayıs 2024 tarihli kararı ve Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 14 Ocak 2025 tarihli kararı, bu yaklaşımın en güncel örneklerini oluşturmaktadır.

Uluslararası hukukta da benzer bir yaklaşım görülmektedir. ABD Yüksek Mahkemesi'nin Riley v. California kararı, modern cep telefonlarının "minicomputers" olduğunu ve dijital içeriklerine erişim için arama izni gerektiğini açıkça ortaya koymuştur. AİHM ise, dijital verilere yönelik müdahalelerin yasallık, meşru amaç ve ölçülülük şartlarını karşılaması gerektiğini vurgulamaktadır.

Havaalanlarında gerçekleştirilen dijital incelemeler, hem ulusal mevzuat hem de temel haklar bakımından dikkatle ele alınması gereken bir hukuki alan oluşturmaktadır. Güvenlik kaygıları ile bireylerin temel haklarının korunması arasında hassas bir denge kurulması gerekmektedir. Bu dengenin sağlanması, yalnızca yasal düzenlemelerle değil, aynı zamanda bu düzenlemelerin etkin bir şekilde uygulanması ve yargısal denetimle mümkündür.

Kaynaklar

Türk Hukuku:

  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, Madde 134
  • Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, Madde 20
  • 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu
  • 4458 sayılı Gümrük Kanunu

Yargıtay Kararları:

  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 15.05.2024, 2023/15758 E., 2024/18787 K.
  • Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 14.01.2025, 2024/3512 E., 2025/346 K.
  • Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 2021/4172 E., 2022/5810 K.
  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 02.12.2021, 2020/12500 E., 2021/12899 K.
  • Yargıtay 17. Ceza Dairesi, 15.02.2017, 2015/27517 E., 2017/1716 K.
  • Yargıtay 16. Ceza Dairesi, 2015/2056 E., 2017/5023 K.
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2022/9-51 E., 2022/141 K.
  • Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 2021/16706 E., 2021/23109 K.

Uluslararası Hukuk:

  • Riley v. California, 573 U.S. 373 (2014), United States Supreme Court, 25 Haziran 2014
  • Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Madde 8
  • Gillan and Quinton v. United Kingdom, ECHR, 2010

Yasal Uyarı: Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz.