İçerik Üreticilerine Telif İhtarnamesi Gelmesi

TL;DR: Bir içerik üreticisine veya reklam ajansına telif? ihtarnamesi geldiğinde, ilk refleks içeriği hemen kaldırmak olmamalıdır; önce delillerin korunması, ardından ihtarı gönderenin gerçekten hak sahibi olup olmadığının, kullanımın hangi mali hakkı (çoğaltma, işleme, yayma, temsil veya umuma iletim) ihlal ettiğinin ve marka-ajans-influencer sözleşme zincirinde sorumluluğun kimde olduğunun tespit edilmesi gerekir. 5846 sayılı FSEK? m. 52 uyarınca mali hak devirlerinin yazılı olması ve devredilen hakların tek tek gösterilmesi zorunlu olduğundan, "tüm haklar devredilmiştir" gibi genel ifadeler tek başına yeterli sayılmamaktadır. FSEK m. 68 kapsamındaki "üç kata kadar" bedel talebi, doktrinde klasik bir haksız fiil? tazminatından ziyade farazi/varsayımsal bir sözleşme ilişkisine dayalı özel bir talep olarak değerlendirilmekte; hak sahibi, marka, ajans ve içeriği yayınlayan kişi TBK m. 61 uyarınca üçüncü kişiye karşı müteselsilen? sorumlu olabilmekte, aralarındaki iç ilişki ise TBK m. 62 kapsamındaki rücu hükümlerine tabi olmaktadır. FSEK m. 71 kapsamında bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası öngörülmekle birlikte bu sorumluluk şikâyete bağlıdır ve hak sahipliğinin eksiksiz ispatını gerektirir; FSEK Ek m. 4 ise dijital ortamdaki ihlaller için içerik sağlayıcısına üç günlük bir "uyar-kaldır" mekanizması öngörmektedir.
Yazar: Avukat Yusuf KILIÇKAN | Tarih: 28 Ağustos 2026
Temel Çerçeve: "Telif İhtarnamesi Geldi" Otomatik Olarak "Telif Borcu Var" Anlamına Gelmez
Telif ihtarnamelerinde genellikle "eserim izinsiz kullanılmıştır, kullanımı durdurun ve FSEK m. 68 uyarınca üç kat telif bedeli ödeyin" şeklinde bir iddia yer alır; ancak bu ifade tek başına yeterli değildir. FSEK sisteminde mali haklar birbirinden bağımsızdır: işleme (m. 21), çoğaltma (m. 22), yayma (m. 23), temsil (m. 24) ve umuma iletim (m. 25) hakları ayrı ayrı haklar olup her biri ayrıca devredilebilir. Bu nedenle "bu fotoğrafın telif hakkı bende" iddiası, "bu fotoğrafın reklamda, Instagram'da, YouTube'da ve ücretli reklam kampanyasında kullanılmasını engelleme hakkı bende" anlamına otomatik olarak gelmez; hangi hakkın hangi mecrada ve hangi süreyle kime devredildiğinin ayrıca incelenmesi gerekir.
İlk Adım: İhtarnameyi Cevaplamadan Önce Delilleri Korumak
İçerik üreticisi veya ajans, ihtarnameyi aldığı anda refleks olarak içeriği kaldırmamalıdır; zira içerik kaldırıldığında yayın tarihi, yayınlayan hesap, görüntülenme sayısı, reklam olarak kullanılıp kullanılmadığı, yayında kalma süresi ve dosyanın metadata bilgileri gibi ileride ihtiyaç duyulacak veriler kaybolabilir. Bu nedenle önerilen ilk adım, ihtarnamenin aslı, tebliğ mazbatası, iddia edilen esere ilişkin ekran görüntüleri, URL kayıtları, reklam paneli verileri, kampanya tarihleri, marka-ajans sözleşmesi, influencer sözleşmesi, prodüksiyon ve müzik lisansı sözleşmeleri ile ilgili yazışmaları kapsayan bir "delil dondurma" dosyası oluşturulmasıdır. Öte yandan ihlalin açık olduğu ve kullanımın devam ettiği hâllerde, olası bir ihtiyati tedbir riskini büyütmemek amacıyla kullanımın durdurulması ayrıca değerlendirilmelidir; doğru yaklaşım, önce delili korumak, ardından hak sahipliğini ve kullanım yetkisini incelemek, sonra kullanımın devamına karar vermektir.
Hak Sahipliğinin ve Lisans Zincirinin İncelenmesi
İhtarnamenin eser sahibi tarafından mı, hakları devralan bir şirket tarafından mı, bir meslek birliği tarafından mı, yoksa yurt dışındaki bir hak sahibi adına hareket eden bir hukuk bürosu tarafından mı gönderildiğinin tespiti önemlidir; zincirdeki her halkanın (fotoğrafçı, ajans, yurt dışı lisans şirketi, Türkiye temsilcisi) yetkisi ayrıca incelenmelidir. Kültür ve Turizm Bakanlığının eser kayıt-tescil sisteminde yer alan kayıt, hak sahipliğini gösteren belgeler bakımından pratik açıdan önem taşısa da, kayıt-tescilin kendisi hak ihdas eden (kurucu) bir işlem değildir; bu nedenle "bu eser benim adıma kayıtlı" iddiası da tek başına hak sahipliğini ispatlamaz.
"Tüm Haklar Devredilmiştir" İbaresi Neden Yetersiz Kalabilir
FSEK m. 52 uyarınca mali haklara ilişkin sözleşme ve tasarrufların yazılı olması ve devredilen hakların ayrı ayrı gösterilmesi şarttır. Bu nedenle influencer veya ajans sözleşmelerinde yer alan "tüm fikri haklar devredilmiştir" gibi genel ve soyut ifadeler, hangi mali hakkın (işleme, çoğaltma, yayma, temsil, umuma iletim) devredildiği açıkça belirtilmediği sürece sorunlu kabul edilebilir. Bu çerçevede sözleşmelerde özellikle kullanımın hangi mecralarda (organik sosyal medya, ücretli reklam, televizyon, web sitesi), hangi coğrafyada ve ne kadar süreyle geçerli olduğunun ayrı ayrı düzenlenmiş olup olmadığı kontrol edilmelidir; zira organik sosyal medya paylaşımı için verilen bir iznin, ücretli reklam kampanısı için de geçerli olduğu varsayılamaz.
Sorumluluğun Kimde Olduğu: Müteselsil Sorumluluk ve İç İlişkide Rücu
Bir reklam içeriğinde sorumluluk otomatik olarak içeriği yayınlayan kişide değildir; marka, ajans ve içeriği kendi hesabında yayınlayan influencer arasındaki hukuki pozisyon aynı olmayabilir. Dış ilişkide, yani hak sahibine karşı, TBK m. 61 uyarınca haksız fiile birden fazla kişinin katılmış olması hâlinde bu kişiler müteselsilen sorumlu tutulabilir; hak sahibi bu durumda talebini dilerse yalnızca influencer'dan, dilerse yalnızca markadan tahsil edebilir. Taraflar arasındaki sözleşmede yer alan telif garantisi taahhütleri (indemnity klozları) bu dış sorumluluğu ortadan kaldırmaz; TBK m. 62 uyarınca yalnızca ödemeyi yapan tarafın diğer sözleşme tarafına rücu etmesini sağlar. Bu nedenle ajansların, üçüncü kişiden (fotoğrafçı, müzik sağlayıcısı) aldığı kullanım yetkisinin, markaya sağladığı kullanım izniyle aynı kapsamda ("back-to-back") olup olmadığını sözleşme aşamasında netleştirmesi önemlidir.
Müzik Kullanımı ve "Platformda Vardı" Savunmasının Yetersizliği
İçerik üreticilerinin sık düştüğü bir hata, bir sosyal medya platformunun müzik kütüphanesinde bulunan bir parçanın otomatik olarak ticari kullanıma da açık olduğunu varsaymaktır; oysa kişisel/organik kullanım ile ticari/sponsorlu reklam kullanımı farklı hukuki rejimlere tabi olabilir ve bir platformda kullanılabilir olması, o kullanım için Türkiye'de gerekli tüm telif izinlerinin alınmış olduğu anlamına gelmez. Bu nedenle müziğe ilişkin bir ihtarnamede eser sahibinin (söz yazarı, besteci), fonogram yapımcısının ve icracının kim olduğunun, kullanılan kaydın hangisi olduğunun ve senkronizasyon ile reklam kullanımı izninin ayrıca alınıp alınmadığının araştırılması gerekir. Aynı şekilde bir fotoğrafın internette veya sosyal medyada bulunuyor olması onu serbest kullanım malzemesi hâline getirmez; kaynak gösterilmiş olması da izin alma yerine geçmez ve tek başına bir savunma oluşturmaz.
FSEK m. 68 Kapsamındaki "Üç Kat" Talebinin Hukuki Niteliği
FSEK m. 68 uyarınca hak sahibi, izinsiz kullanım nedeniyle sözleşme yapılmış olsaydı isteyebileceği bedelin veya rayiç bedelin en çok üç katını talep edebilir. Bu hükümdeki "en çok üç katına kadar" ifadesi nedeniyle, hak sahibi ihtarnamesinde doğrudan üç kat talep etse dahi, uyuşmazlığın mahkemeye taşınması hâlinde hâkimin bir ile üç kat arasında bir katsayı takdir etmesi mümkündür; bu takdirin öncelikle bilirkişi marifetiyle belirlenecek somut rayiç bedel üzerinden yapılması gerekir. Doktrinde ve içtihatta bu talebin, teknik anlamda klasik bir haksız fiil tazminatından (FSEK m. 70) ziyade farazi veya varsayımsal bir sözleşme ilişkisine dayalı özel bir talep niteliğinde olduğu kabul edilmektedir; bu nitelendirmenin pratik sonucu, üç kat bedelin tahsil edilmesi hâlinde geçmişe dönük kullanım bakımından bir tür "varsayımsal lisans" ilişkisinin kurulmuş sayılabilmesi, buna karşılık kullanımın gelecekte devam etmesinin önlenmesi amacıyla tecavüzün men'i (FSEK m. 69) ve içeriğin yayından kaldırılması taleplerinin ayrıca ve kümülatif olarak ileri sürülebilmesidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 30.06.2020 tarihli, E. 2017/11-71, K. 2020/483 sayılı kararında da, bu bedelin belirlenmesinde eserin niteliği, kullanıldığı mecra, kullanımın ticari boyutu ve sektördeki objektif rayiç lisans bedellerinin esas alınması gerektiği, fahiş ve dayanaksız taleplerin kabul edilemeyeceği vurgulanmıştır.
Manevi Tazminat ile Mali Hak İhlalinin Ayrılması
İhtarnamede talep edilen maddi ve manevi tazminat kalemlerinin hukuki temeli aynı değildir. Eser sahibinin adının belirtilmemesi gibi bir durum söz konusuysa FSEK m. 15'te düzenlenen adın belirtilmesi hakkı (manevi hak) gündeme gelir; eserin izinsiz çoğaltılması, yayılması veya umuma iletilmesi ise FSEK m. 22, 23 ve 25 kapsamındaki mali hakların ihlalini oluşturur ve FSEK m. 70 kapsamında ayrıca manevi tazminat talep edilebilir. Bu iki talep türünün karıştırılmaması, ihtarnameye verilecek cevabın doğru kurgulanması bakımından önemlidir.
Cezai Boyut ve Şikâyet Şartı
FSEK m. 71/1 uyarınca hak sahibinin yazılı izni olmaksızın bir eseri işleyen, çoğaltan, değiştiren, dağıtan, umuma ileten veya yayımlayan kişi hakkında bir yıldan beş yıla kadar hapis veya adli para cezası öngörülmektedir; FSEK m. 75 uyarınca bu suçların soruşturma ve kovuşturması şikâyete bağlıdır. Bu nedenle ihtarnamedeki "ödeme yapılmazsa savcılığa suç duyurusunda bulunacağız" ifadesi boş bir tehdit olarak görülmemelidir; ancak ceza sorumluluğunun doğması için hak sahipliğinin ve izinsiz kullanımın somut olarak ispatlanması, şikâyet hakkının kimde olduğunun ve kastın nasıl değerlendirileceğinin ayrıca incelenmesi gerekir.
Dijital Ortamda Uyar-Kaldır Mekanizması
FSEK Ek m. 4, dijital iletim yoluyla gerçekleşen hak ihlallerinde hak sahibinin öncelikle içerik sağlayıcısına başvurarak ihlalin üç gün içinde durdurulmasını isteyebileceğini, ihlalin bu süre içinde durdurulmaması hâlinde savcılık üzerinden servis sağlayıcıya yönelik bir erişim engelleme mekanizmasının işletilebileceğini düzenlemektedir. İhtarnamede yer alan içerik kaldırma talebinin bu mekanizmaya dayanıp dayanmadığının incelenmesi de ihtarnameye verilecek cevabın kapsamını belirler.
Usul Hukuku: Dava Şartı Arabuluculuk Ayrımı
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 5/A uyarınca, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan ticari alacak ve tazminat talepleri dava şartı arabuluculuğa tabidir. Buna göre yalnızca FSEK m. 68 kapsamındaki üç kat bedel veya FSEK m. 70 kapsamındaki maddi/manevi tazminat talep edilecekse arabuluculuğa başvuru dava şartıdır; buna karşılık dava yalnızca tecavüzün tespiti, ref'i veya men'i talebiyle açılıyorsa arabuluculuk zorunlu değildir. Para talebi ile tespit/ref/men taleplerinin birlikte (kümülatif) ileri sürüldüğü hâllerde, para alacağına ilişkin kısım bakımından arabuluculuk son tutanağının dava dilekçesine eklenmesi gerekir; aksi hâlde bu kısım usulden reddedilebilir. Bu nedenle "tüm FSEK uyuşmazlıklarında arabuluculuk zorunludur" şeklindeki genel bir kabul yerine, talebin niteliğine göre ayrı bir değerlendirme yapılması gerekmektedir.
Karşılaştırmalı Hukuk: ABD ve Avrupa Birliği
Amerika Birleşik Devletleri hukukunda 17 U.S.C. § 504(c) kapsamında, tescilli eserler için "yasal tazminat" (statutory damages) öngörülmüş olup mahkeme, ihlal başına 750 ile 30.000 dolar arasında, kasıtlı ihlallerde ise 150.000 dolara kadar maktu bir tazminata hükmedebilmektedir; bu, Türk hukukundaki FSEK m. 68'in fiili rayiç bedelin en çok üç katı üzerinden nispi bir hesaplama modelinden farklı olarak, eser başına sabit bir tazminat aralığı öngören bir sistemdir. Ayrıca ABD hukukundaki 17 U.S.C. § 512 kapsamındaki bildirim ve kaldırma (notice-and-takedown) prosedürü, FSEK Ek m. 4'teki üç günlük ihtar mekanizmasının işlevsel bir karşılığı olarak değerlendirilebilir. Avrupa Birliği hukukunda ise 2019/790 sayılı Dijital Tek Pazar Telif Hakkı Direktifinin (DSM Direktifi) 17. maddesi, büyük içerik paylaşım platformlarının kullanıcılar tarafından yüklenen telifli içeriklerden doğrudan sorumlu tutulmasını öngörmekte ve platformları hak sahipleriyle lisans anlaşmaları yapmaya veya içeriğin erişilemez kılınması için azami çaba göstermeye yönlendirmektedir; Avrupa Birliği Adalet Divanı, 26 Nisan 2022 tarihli C-401/19 sayılı kararında bu düzenlemenin ifade özgürlüğüyle bağdaştığına hükmetmiştir. Bununla birlikte bu platform düzeyindeki lisanslama mekanizması, influencer'ların bağımsız ticari reklam iş birliklerini kendiliğinden hukuka uygun hâle getirmemektedir.
Uygulamada Önerilen Aşamalı Yaklaşım
Bir ihtarnameye verilecek yanıt, sırasıyla ihtarnamenin içeriğinin (gönderen, hak sahibi, iddia edilen ihlal, talep edilen bedel, süre) çıkarılması, delillerin korunması, hak sahipliğinin doğrulanması, marka-ajans-influencer-prodüksiyon sözleşme zincirinin incelenmesi, eserin bileşenlerine ayrılarak (görüntü, müzik, senaryo, performans) her unsurun ayrı değerlendirilmesi ve ilgili FSEK hükümlerinin tek tek kontrol edilmesi adımlarını izlemelidir. Bu inceleme sonucunda talebin tam reddi, kısmi kabul yoluyla sulh veya kullanımın durdurulup bedel üzerinde pazarlık yapılması seçeneklerinden hangisinin izleneceğine karar verilebilir.
Avukat Yusuf KILIÇKAN
28 Ağustos 2026
Sıkça Sorulan Sorular
1. Telif ihtarnamesi alan bir içerik üreticisi içeriği hemen kaldırmalı mıdır? Hayır, ilk adım delillerin (yayın tarihi, görüntülenme verileri, reklam kaydı, sözleşmeler) korunması olmalı; içerik ancak hak sahipliği ve ihlal değerlendirmesi yapıldıktan sonra, açık bir ihlal ve devam eden kullanım söz konusuysa durdurulmalıdır.
2. "Fotoğrafın telif hakkı bende" diyen bir ihtarname otomatik olarak haklı mıdır? Hayır, FSEK'te mali haklar (çoğaltma, işleme, yayma, temsil, umuma iletim) birbirinden bağımsız olduğundan, hak sahipliği iddiası tek başına belirli bir kullanım biçiminin (örneğin ücretli reklamda kullanımın) izinsiz olduğunu göstermez; bu ayrıca incelenmelidir.
3. Ajans sözleşmesindeki "tüm haklar devredilmiştir" ibaresi yeterli midir? Hayır, FSEK m. 52 uyarınca mali hak devirlerinin yazılı olması ve devredilen hakların ayrı ayrı gösterilmesi zorunlu olduğundan, bu tür genel ve soyut ifadeler sorunlu kabul edilebilir.
4. Bir telif ihlalinde marka, ajans ve influencer'dan hangisi sorumludur? Hak sahibine karşı (dış ilişkide) TBK m. 61 uyarınca bu taraflar müteselsilen sorumlu tutulabilir; hak sahibi tazminatı istediği taraftan talep edebilir, ödemeyi yapan taraf ise TBK m. 62 uyarınca diğer taraflara sözleşme hükümlerine göre rücu edebilir.
5. FSEK m. 68'deki "üç kat" talebi otomatik olarak kabul edilmesi gereken bir bedel midir? Hayır, madde metni "en çok üç katına kadar" ifadesini içerdiğinden, hâkim öncelikle bilirkişi marifetiyle somut rayiç bedeli belirler ve bu bedel üzerinden bir ile üç kat arasında bir katsayı takdir edebilir.
6. Sosyal medya platformunun müzik kütüphanesinde bulunan bir parça reklamda serbestçe kullanılabilir mi? Hayır, platform içi kişisel/organik kullanım ile ticari/sponsorlu reklam kullanımı farklı hukuki rejimlere tabi olabilir; reklamda kullanım için senkronizasyon ve ilgili hak sahiplerinden ayrı izin gerekebilir.
7. Kaynak göstermek telif izni almanın yerine geçer mi? Hayır, kaynak gösterilmesi izin alma yerine geçmez ve eserin ticari kullanımına ilişkin mali hak ihlalini kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
8. Tüm FSEK uyuşmazlıklarında dava öncesi arabuluculuğa başvurmak zorunlu mudur? Hayır, yalnızca konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak veya tazminat talepleri (FSEK m. 68, m. 70) dava şartı arabuluculuğa tabidir; yalnızca tespit, ref'i veya men'i talebiyle açılan davalarda bu şart aranmaz.
9. FSEK m. 71 kapsamında ceza soruşturması her ihtarnamede gerçek bir risk midir? Bu, somut olaya bağlıdır; ceza sorumluluğunun doğması için hak sahibinin yazılı izninin bulunmadığının, hak sahipliğinin ve şikâyet hakkının kimde olduğunun ispatlanması gerekir; bu koşullar sağlanmadan salt tehdidin varlığı yeterli değildir.
10. ABD ve AB hukukunda telif ihlaline karşı hangi mekanizmalar öngörülmüştür? ABD hukukunda 17 U.S.C. § 504(c) kapsamında eser başına 750-30.000 dolar (kasıtlı ihlalde 150.000 dolara kadar) maktu yasal tazminat ve bildirim-kaldırma prosedürü öngörülürken, AB hukukunda 2019/790 sayılı DSM Direktifinin 17. maddesi büyük içerik paylaşım platformlarını kullanıcı içeriklerinden doğrudan sorumlu tutmaktadır.
Yazar Hakkında
Av. Yusuf Kılıçkan | Avukat & Hukuki Danışman
Serbest avukatlık ve hukuki danışmanlık faaliyetlerini sürdürmektedir. Mesleki çalışmalarında geleneksel dava süreçleri, sözleşme tasarımı ve uyuşmazlık çözümü ile yapay zekâ ve bilişim hukuku gibi gelişen alanları bütüncül bir yaklaşımla ele almaktadır. Yayınlarında, yerel yüksek yargı içtihatları ile küresel regülasyonları analitik, veri temelli ve sistematik bir yöntemle incelemektedir. Hukuki yazılarına yusufkilickan.av.tr adresinden ulaşabilirsiniz.
📧 av.yusufkilickan@gmail.com
Yasal Uyarı
Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır, hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, ilgili Yargıtay içtihatları ve karşılaştırmalı hukuk düzenlemelerine ilişkin bilgiler güncel mevzuata dayanmakta olup somut bir telif ihtarnamesiyle karşılaşılması hâlinde durumun özelliklerine göre bir fikri mülkiyet hukuku uzmanına danışılması önerilir.
