İdam Riski Bulunan Ülkeye Sınır Dışı Kararı ve Anayasa Mahkemesi’nin "Mutlak Koruma" Yaklaşımı

Yabancı bir ülke vatandaşının Türkiye'den sınır dışı edilmesi süreci, kişinin kendi ülkesinde yaşam hakkına yönelik bir tehdit (idam veya kötü muamele) bulunması durumunda en üst düzey hukuki koruma altına alınır. Anayasa Mahkemesi (AYM), Hooman Hosseinpour kararıyla (B. No: 2021/47168), özellikle menşe ülkesinde ölüm cezasına mahkûm edilmiş kişilerin sınır dışı süreçlerinde idari ve yargısal makamların uyması gereken katı sınırları belirlemiştir. Bu karar, geri gönderme yasağının sadece doğrudan değil, "dolaylı" yollarla da ihlal edilemeyeceğini ortaya koyması açısından milat niteliğindedir.
Geri Gönderme Yasağı ve Yaşam Hakkı Güvencesi
Türk hukuk sisteminde 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun 4. maddesi, "geri gönderme yasağını" (non-refoulement) temel bir ilke olarak kabul eder. Bu kural uyarınca hiç kimse işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muameleye tabi tutulacağı bir yere gönderilemez. AYM, Anayasa'nın 17. maddesindeki yaşam hakkı ve 38. maddesindeki ölüm cezası yasağı ışığında, bir kişinin idam riski bulunan bir ülkeye sınır dışı edilmesinin mutlak bir hak ihlali olduğunu vurgulamıştır. Ölüm cezası, hukuk sistemimizde artık bir "istisna" değil, insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir ceza olarak kabul edilmektedir.
"Belirsiz Üçüncü Ülkeye Sınır Dışı" Uygulamasının Hukuki Sakıncaları
İdari makamlar bazen yabancıyı kendi ülkesine değil, "güvenli üçüncü bir ülkeye" sınır dışı etme kararı alabilmektedir. Ancak AYM’ye göre, sınır dışı kararında hedef ülkenin net olarak belirtilmemesi kabul edilemez bir belirsizlik yaratır. Eğer yabancının gönderileceği üçüncü ülke belirlenmemişse, o ülkenin yabancıyı tekrar risk altındaki menşe ülkesine (dolaylı sınır dışı) göndermeyeceğinin garantisi yoktur. Bu nedenle, varış ülkesi belli olmayan bir yabancının sınır dışı edilmesi durumunda, adli incelemenin amacı zedelenmekte ve risk analizi yapılamaz hale gelmektedir.
Mahkemelerin Titiz İnceleme ve Resen Araştırma Yükümlülüğü
Hakkında sınır dışı kararı alınan bir kişi, ülkesinde idam edileceğine dair bir mahkeme kararı sunduğunda, yargı makamlarının bu iddiaları "titizlikle" inceleme zorunluluğu vardır. Somut olayda başvurucu, İran’da bir kavga sonucu "kısas" (ölüm cezası) hükmü aldığına dair belgeler sunmasına rağmen alt mahkemenin bu iddiaları inandırıcı bulmayarak davayı reddetmesi AYM tarafından usul güvencelerinin ihlali olarak görülmüştür. Mahkemelerin, sunulan belgelerin gerçekliğini ve riskin "gerçekliğini" (bir olasılığın ötesinde somut tehlike) derinlemesine araştırması bir anayasal ödevdir.
Hukuk Sistemi Bu Durumda Hangi Adımları Öngörmektedir?
Eğer bir yabancı, sınır dışı edileceği ülkede ölüm cezası veya işkence riski altındaysa, 6458 sayılı Kanun’un 55. maddesi uyarınca bu kişiler hakkında sınır dışı kararı alınamaz. Kişinin Türkiye’den çıkışının mümkün görülmediği hallerde, idare tarafından "insani ikamet izni" (valiliklerce onaylanan geçici oturma hakkı) verilmesi veya "ikincil koruma" statüsü sağlanması hukuki bir zorunluluktur. Bu süreçte açılan iptal davaları yargılama sonuçlanıncaya kadar yabancının sınır dışı edilmesini kendiliğinden durdurmaktadır.
Yasal Uyarı: Bu yazı, T.C. Anayasa Mahkemesi’nin Hooman Hosseinpour kararı (2021/47168) ve ilgili mevzuat çerçevesinde genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Sınır dışı işlemleri telafisi imkansız zararlar doğurabileceğinden, somut olay bazında profesyonel bir avukattan hukuki destek alınması gereklidir.
Kaynaklar:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası (m. 5, 17, 38).
6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu (m. 4, 31, 52-55, 63).
Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik (m. 51, 56, 57).
Anayasa Mahkemesi Genel Kurul Kararı (Hooman Hosseinpour Başvurusu, B. No: 2021/47168).
#anayasa-mahkemesi-kararlari