Blog'a Dön
23/03/2026
Av. Yusuf Kılıçkan
İDARE HUKUKU

Jandarma Taşınır Mal Yönetmeliğinde Değişiklik

Paylaş
Jandarma Taşınır Mal Yönetmeliğinde Değişiklik

TL;DR: 23 Mart 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan yönetmelik değişikliğiyle, Jandarma Genel Komutanlığı (JGK) envanterindeki taşınırların kamu kurumlarına, Milli Emlak Müdürlüklerine veya MKE A.Ş.'ye devri için "harcama yetkilisi" ve "üst yönetici" onayını zorunlu kılan çift katmanlı bir filtre mekanizması getirilmiştir. Bu değişiklik, bürokratik bir kolaylık değil; 5018 sayılı Kanun'un kamu zararı ve kişisel sorumluluk hükümleriyle birleşince son derece ağır hukuki sonuçlar doğuran yapısal bir yeniden düzenlemedir. İdare hukukunun klasik "yetki, sebep, şekil, konu ve amaç" denetim ekseni üzerinden okunduğunda; bu mekanizma, önümüzdeki dönemlerde hukuka aykırı devir işlemlerinin iptal davalarına, Sayıştay soruşturmalarına ve görevden kaynaklanan cezai sorumluluğa zemin hazırlayacaktır.

Yazar: Avukat Yusuf KILIÇKAN

Yayın tarihi: 23 Mart 2026

Kamu Mülkiyetinde Tasarruf Hakkı

Türk kamu maliye yönetiminin en hassas sinir noktalarından biri, devlet envanterindeki taşınır malların nasıl, kime ve hangi yetkiyle devredileceği meselesidir. Devletin mülkiyetindeki araç, gereç, makine ve malzemelerin satışa çıkarılması, hibe edilmesi ya da hurda olarak değerlendirilmesi, salt bir lojistik sorun değil; anayasal "kamu yararı" ilkesinin en doğrudan uygulama alanıdır. Bu işlemlerde yapılan her hata, her usulsüzlük ve her yetki aşımı yalnızca kurumsal değil, bizzat görevi yürüten kişilerin şahsi mali ve cezai sorumluluğunu da tetikleyebilmektedir.

23 Mart 2026 tarihinde Resmî Gazete'de (Sayı: 33202) yayımlanan değişiklik, bu denkleme yeni ve belirleyici bir değişken eklemiştir: Jandarma Genel Komutanlığı (JGK) envanterindeki taşınırların devrine artık tek imza yetmeyecektir.

Yönetmelik Değişikliğinin Özü: Çift Katmanlı Onay Mekanizması

Jandarma Genel Komutanlığına Ait Araç, Gereç, Mal ve Malzemelerin Satış, Hibe, Hek ve Hurda Durum ve İşlemleri ile Hizmet Satışına Dair Yönetmeliği'nin 41. maddesinde yapılan değişiklikle, taşınırların ihtiyacı olan kamu kurum veya kuruluşlarına, Milli Emlak Müdürlüklerine ya da Makine ve Kimya Endüstrisi Anonim Şirketi'ne (MKE A.Ş.) devri süreci kümülatif iki aşamalı bir onay sistemine bağlanmıştır.

Birinci katman; "harcama yetkilisinin onayı"dır. Bu onay, işlemin bütçesel ve operasyonel gerekliliğini tasdik eden teknik bir denetim katmanıdır. Harcama yetkilisi, devrin kurumun mali planlamasıyla uyumlu olduğunu ve gerçekleştirme belgelerinin usulüne uygun düzenlendiğini teyit eder.

İkinci katman ise "üst yöneticinin gerek görüp görmediği" sorusudur. Üst yönetici — yani JGK özelinde Jandarma Genel Komutanı ya da yetkilendirdiği kişi — devir işleminin stratejik ve kurumsal uygunluğunu, kurumun görev misyonuyla örtüşüp örtüşmediğini ve kamu yararı ilkesine hizmet edip etmediğini denetlemektedir.

Bu iki katmanın eş zamanlı sağlanması zorunludur; birinin eksikliği diğerinin varlığıyla telafi edilemez. Uygulamada bu, "alt birim talep eder, harcama yetkilisi onaylar, üst yönetici gerek görürse devir yapılır" şeklinde işleyen hiyerarşik bir denetim döngüsüdür.

5018 Sayılı Kanun Perspektifinden Sorumluluk Haritası

Bu yönetmelik değişikliğinin gerçek ağırlığını anlamak için 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nun ilgili hükümleriyle bir arada okunması şarttır.

Taşınır mal yönetiminde sorumluluk: 5018 sayılı Kanun'a göre kamu idareleri taşınırların yönetimi, kaydı, muhafazası ve kullanımından sorumludurlar. Kamu idarelerine ait malları edinme, kiralama, tahsis, yönetim, kullanma ve elden çıkarma işlemleri, mevzuatında öngörülen kurallar dahilinde hizmetin amacına uygun olarak verimlilik ve tutumluluk ilkesine göre yapılır. Bu ilkeye aykırı eylem ve işlemlerden doğacak zararlardan, malların yönetimi veya kullanılması hususunda yetki verilenler sorumludur.

Dolayısıyla yönetmeliğin 41. maddesindeki usule aykırı gerçekleştirilen bir devir işlemi, varlığını koruyan bir idari eylem görüntüsü verseydi dahi, 5018 sayılı Kanun'un öngördüğü anlamda "kamu zararı"nı tetikleyebilir.

Üst yöneticinin sorumluluk alanı: Üst yöneticiler, idarelerinin sorumluluğu altındaki kaynakların etkili, ekonomik ve verimli şekilde elde edilmesi ve kullanımını sağlamaktan, kayıp ve kötüye kullanımının önlenmesinden, malî yönetim ve kontrol sisteminin işleyişinin gözetilmesi, izlenmesi ve kanunlarda belirtilen görev ve sorumlulukların yerine getirilmesinden Bakana karşı sorumludurlar.

Harcama yetkilisinin sorumluluğu: Harcama yetkilileri, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun ve diğer mevzuata uygun olmasından, ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur.

Bu iki sorumluluk alanı, çift onay mekanizmasıyla iç içe geçince son derece önemli bir tablo ortaya çıkmaktadır: Harcama yetkilisi onaylamışsa bütçesel sorumluluk ona, üst yönetici onaylamışsa stratejik sorumluluk ona aittir. Her iki onay da gerçekleşmişse sorumluluk paylaşılır; ama hiç biri gerçekleşmemişse her ikisi de ayrı ayrı sorumlu tutulabilir.

Kamu Zararı

Kamu görevlisinin mevzuata aykırı ve aynı zamanda kusurlu bir eylem veya işlemi sonucunda kamu kaynağında artışa engel olunmuş veya azalmaya neden olunmuş ise kamu zararı söz konusudur.

Kamu mallarının JGK yönetmeliği kapsamındaki bir devir işleminde kamu zararının somut görünümleri şöyle sıralanabilir: rayiç bedelin altında satış veya değerleme, gerçek piyasa değeri tespit edilmeden yapılan hibe, zorunlu onay süreçleri baypas edilerek gerçekleştirilen devir, ihtiyacı olmayan bir kuruma mal aktarımı ya da çevresel mevzuata aykırı hurda işlemi nedeniyle oluşan idari para cezaları.

Bu zararın tespit edilmesi ve tazmin edilmesi ise iki mekanizma üzerinden işlemektedir: Sayıştay denetimi ve idari soruşturma.

Sayıştay Denetimi: Hesap Verme Yükümlülüğünün Kurumsal Ayağı

Sayıştay, kamu idarelerinin hesaplarını ve işlemlerini denetleyen anayasal bir denetim organıdır. Taşınır mal hesapları da bu denetimin kapsamı içindedir. Yönetmelikteki çift onay mekanizması, Sayıştay'ın ileriki dönemlerde yürüteceği incelemelerde sorumlunun tespitini kolaylaştıran bir belgelendirme altyapısı da kurmuş olmaktadır.

Denetçi şu soruyu soracaktır: Devir belgesi üzerinde harcama yetkilisinin imzası var mı? Üst yöneticinin gerekli gördüğüne dair belge mevcut mu? Bu soruların cevabı "hayır" ise; sorumlular tazmin yükümlülüğüyle karşı karşıya kalabilir. Hukuk devletinde "belirlilik" ilkesinin gereği, sorumluluğun da önceden belirlenmiş hukuki ölçütlere bağlı olmasıdır. Bu yönetmelik değişikliği, o ölçütleri somutlaştırmıştır.

İdari İşlemin İptali: Yetki, Şekil, Sebep, Konu, Amaç

Türk idare hukukunda bir idari işlemin iptali için beş temel denetim ekseni bulunmaktadır. İdari işlemlerin yetki, sebep, şekil, konu ve amaç yönlerinden biri ile hukuka aykırı olmaları nedeniyle menfaatleri ihlal edilenler tarafından iptal davası açılabilir.

Bu eksenler, yönetmelik değişikliği sonrasında gerçekleşebilecek hukuka aykırı devir işlemlerine uygulandığında şu tablo ortaya çıkmaktadır.

Yetki yönünden: Harcama yetkilisinin onayı olmadan yalnızca üst yönetici kararıyla gerçekleştirilen bir devir, yetki unsuru yönünden sakatlanmıştır. Zira yönetmelik her iki makamın onayını kümülatif olarak aramaktadır. Yetki kuralları kamu düzenine ilişkindir ve bu kuralların ihlali resen denetim konusudur.

Şekil yönünden: İmza eksikliği, belge düzensizliği ya da onay belgelerinin usulsüz şekilde düzenlenmesi, işlemin şekil yönünden sakatlanmasına yol açar.

Sebep yönünden: Devir işleminin gerçek bir ihtiyaca dayanmaması ya da ihtiyacın görünüşte var olduğunun kâğıt üzerinde oluşturulması, sebebin yokluğu ya da uydurulmasına ilişkin bir yargısal denetim başlatabilir.

Amaç yönünden: Devir işleminin kamu yararına değil de özel bir çıkara hizmet ettiği anlaşılırsa, işlem amaç yönünden sakatlanmıştır. Yargı, idarenin soyut kamu yararı iddiasını somut verilerle test etmek yetkisine sahiptir.

Yetki Devri Mekanizması

İdare hukukunda yetki, kural olarak devredilemez; ancak kanun ya da yönetmeliğin açıkça izin verdiği hallerde yetki devri mümkündür. Danıştay içtihadı bu konuda son derece açık bir çizgi çizmiştir.

Danıştay'a göre idarenin geniş ve bütüncül bir yetki devri yapması hukuka aykırıdır. Yetki devrinin geçerli olabilmesi için devredilen yetkinin kısmi olması, başka bir anlatımla kanunda yetkili kılınan makamın tüm yetkilerini devretmesinin mümkün olmaması gibi geçerlilik şartlarını taşıması gerekmektedir. Ayrıca, yetki devri içeriği bakımından açık olmalıdır.

JGK yönetmeliği, üst yöneticiye yetkisini başka bir kişiye devretme imkânı tanısa da, bu devrin ne kadar kısmi olduğunun, hangi devir işlemlerini kapsadığının ve hangi koşulların yerine gelmesi gerektiğinin açıkça belirlenmemiş olması; ileriki süreçlerde "yetkide paralellik" ve "yetki aşımı" iddialarının önünü açmaktadır. Özellikle stratejik önemi yüksek malzemelerin hibesi söz konusu olduğunda, devrin kamu yararına hizmet edip etmediğinin objektif gerekçelere dayandırılması zorunludur.

Cezai Boyut: TCK 257 ile Buluşma Noktası

Taşınır mal yönetimindeki usulsüzlükler, salt idari hukuk alanıyla sınırlı kalmayıp ceza hukuku alanına da taşabilmektedir. Daha önce ele aldığımız TCK md. 257 (görevi kötüye kullanma) çerçevesinde değerlendirildiğinde; onay süreçlerini baypas eden, mevzuatın aradığı prosedürleri yerine getirmeyen ya da piyasa değerinin altında devir işlemine onay veren kamu görevlisi, hem kişi mağduriyeti hem kamu zararı hem de haksız menfaat unsurlarından birini gerçekleştirmiş sayılabilir.

Harcama yetkilisinin ya da üst yöneticinin imzası olmadan gerçekleştirilen bir devir, usule aykırı olmakla birlikte kamu zararı da doğurmuşsa, bu durum görevi ihmal suretiyle kötüye kullanma (TCK md. 257/2) ya da icrai hareketle kötüye kullanma (TCK md. 257/1) suçuna zemin hazırlayacaktır. Açılacak idari soruşturmanın ceza soruşturmasını tetikleyeceğini de öngörmek gerekir.

Somut Senaryoların Hukuki Analizi

Senaryo A — Tek imzayla gerçekleştirilen hibe: JGK'ya ait eski bir araç, harcama yetkilisinin onayı alınmadan, üst yönetici onayıyla doğrudan bir belediyeye hibe ediliyor. Bu işlemde yönetmeliğin 41. maddesi ihlal edilmiştir; işlem yetki unsuru yönünden sakatlanmıştır. İşlemin iptali talep edilebileceği gibi, ilgililer hakkında kamu zararı davası ve TCK md. 257 kapsamında soruşturma başlatılabilir.

Senaryo B — Eksik belgeyle MKE'ye hurda devri: Taşınır, MKE'ye hurda statüsünde devrediliyor; ancak devir sırasında Çevre Bakanlığı'nın belirlediği usullere uyulmuyor. Yönetmelikteki "usul ve esaslar çerçevesinde" ibaresi ihlal edilmiştir. İşlem şekil yönünden iptal edilebilir; ayrıca çevresel mevzuat ihlali nedeniyle idari para cezası uygulanabilir ve çevre kirliliğinden doğabilecek zararlar rücu konusu olabilir.

Senaryo C — İhtiyacı bulunmayan kuruma devir: Taşınır, teknik olarak tüm onayları alan bir işlemle, ancak gerçekte taşınıra ihtiyacı bulunmayan bir kuruma devrediliyor. Bu işlem onay belgesi açısından eksiksiz görünse de, yönetmeliğin "ihtiyacı olan kamu kurum veya kuruluşları" şartını karşılamamaktadır. İşlem sebep ve amaç yönlerinden sakatlanmış olup Sayıştay denetiminde tespit edildiğinde rücu mekanizması devreye girebilir.

Hukuki Belirlilik ve Hesap Verebilirlik

Bu düzenlemenin gerçek anlamdaki hukuki katkısı iki başlık altında özetlenebilir.

Birincisi, "belirsizliğin kaldırılması"dır. Eski rejimde kimin onaylayacağı, hangi durumlarda hangi merciin devreye gireceği yeterince netleştirilmemişti. Yeni çift onay mekanizması, sorumlu zincirini açıkça tanımlamaktadır. Danıştay içtihadının da vurguladığı üzere, yetki kuralları kamu düzenine ilişkindir ve bu kuralların netleştirilmesi hem idare hem de denetçi kurumlar açısından öngörülebilirlik sağlamaktadır.

İkincisi, "caydırıcılık etkisi"dir. Tek imzanın yeterli olduğu bir sistemde usulsüz işlem yapmak daha kolaydı; sorumluluğun dilüsyona uğraması da daha mümkündü. Çift onay zorunluluğu, her iki yetkiliyi de birbirini denetler konuma getirerek kurumun iç kontrol mekanizmasını güçlendirmektedir.

Takdir Yetkisini Daraltan Bir Reform

23 Mart 2026 tarihli bu yönetmelik değişikliği, kamu mülkiyetini koruyan hukuki zırhın bir halkasının daha sağlamlaştırılmasıdır. Yetkinin iki farklı makam üzerinde paylaştırılması, hata marjını daraltmış; buna karşılık her bir yetkili için kişisel sorumluluk riskini artırmıştır.

Kamu görevlilerinin, yalnızca kurum içi talimatlara değil; bu yönetmelikteki çifte onay zorunluluğuna, bakanlık usullerine ve kamu malı yönetimine hâkim olan verimlilik ile tutumluluk ilkelerine harfiyen uyması, artık tercihten çok yasal bir zorunluluktur.

Taşınır mal hukukunda "ben yaptım oldu" döneminin kapanmasını, hesap verebilir bir kamu yönetiminin somutlaşmaya devam etmesi olarak okumak mümkündür.

Avukat Yusuf KILIÇKAN

23.03.2026

Sıkça Sorulan Sorular

Taşınırlar her kamu kurumuna hibe edilebilir mi? Hayır. Yönetmelik "ihtiyacı olan kamu kurum veya kuruluşları" şartını getirmiştir. Gerçek bir kurumsal ihtiyaç bulunmadığı takdirde yapılan devir, sebep ve amaç yönünden sakatlanabilir; özel vakıf veya derneklere bu madde kapsamında hibe yapılamaz.

Harcama yetkilisi onayı tek başına yeterli midir? Hayır. Yönetmeliğin 41. maddesi, üst yöneticinin gerek görüp görmediğini ayrı bir şart olarak ortaya koymuştur. Bu iki onay kümülatif biçimde aranmakta olup birinin eksikliği diğerinin varlığıyla giderilemez.

MKE'ye yapılan devirler satış mıdır? MKE devirleri genellikle hurda statüsündeki malzemelerin ekonomik değere dönüştürülmesini amaçlayan özel bir rejimdir. Ancak bu nitelendirme, yönetmelikteki prosedür yükümlülüklerini ortadan kaldırmaz; çevresel ve teknik mevzuata uyum yine de zorunludur.

Kamu zararı nasıl tespit edilir? Kamu görevlisinin mevzuata aykırı ve kusurlu bir eylem veya işlemi sonucunda kamu kaynağında artışa engel olunmuş ya da azalmaya neden olunmuş ise kamu zararı oluşmuştur. Taşınırın rayiç bedeli ile işlem bedeli arasındaki fark ya da usulsüzlük nedeniyle devletin uğradığı her türlü maddi kayıp bu kapsama girer.

Usulsüz devir işlemine karşı dava açılabilir mi? İdari işlemlerin yetki, sebep, şekil, konu ve amaç yönlerinden biri ile hukuka aykırı olmaları nedeniyle menfaatleri ihlal edilenler tarafından iptal davası açılabilir. Dava açma süresi, işlemin tebliğ ya da ilanından itibaren kural olarak 60 gündür. Süre hak düşürücü niteliktedir; geçirilmesi halinde dava hakkı kullanılamaz.

Yazar Hakkında: Avukat Yusuf KILIÇKAN, Türk ceza hukuku, idare hukuku ve dijital hukuk alanlarında uzmanlaşmış avukattır.

yusufkilickan.av.tr hukuk blogunun yazarıdır.

Yasal Uyarı: Bu makale, Mart 2026 tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuat, yargı kararları ve idari uygulamalar çerçevesinde genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Kamu mal devri işlemlerinin hukuki değerlendirmesi, her somut olay özelinde ayrı bir inceleme gerektirmektedir. Herhangi bir hukuki işlem tesis edilmeden önce alanında uzman bir avukattan danışmanlık alınması önerilir.

Yusuf Kılıçkan Logo

Adaletin tesisi ve hukukun üstünlüğü ilkesiyle, müvekkillerimizin haklarını ulusal ve uluslararası arenada en profesyonel şekilde savunuyoruz.

Bu internet sitesi, Avukat Yusuf Kılıçkan tarafından Avukatlık Kanunu ve Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliği'ne uygun olarak hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler hukuki danışmanlık niteliği taşımaz.

© 2026 Yusuf Kılıçkan. Tüm Hakları Saklıdır.