Blog'a Dön
27/04/2026
Av. Yusuf Kılıçkan
İŞ HUKUKU

Kayıt Dışı (Sigortasız) Çalıştırma ve Hizmet Tespiti Davası

Paylaş
Kayıt Dışı (Sigortasız) Çalıştırma ve Hizmet Tespiti Davası

TL;DR: Türkiye'de iş sözleşmesiyle çalışan her işçinin sigortalı olması ve işverenin çalışmadan önce SGK'ya işe giriş bildirgesi vermesi yasal zorunluluktur. Bu yükümlülüğü yerine getirmeyen işverene sigortalı başına aylık iki asgari ücret tutarında idari para cezası uygulanır; idari para cezasının yanı sıra geriye dönük prim, kıdem tazminatı, iş kazası tazminatı ve emeklilik hakkı kayıpları gibi ağır sonuçlar da gündeme gelir. Sigortasız çalıştırılan işçi; SGK'ya şikâyet, ALO 170 hattı veya doğrudan iş mahkemesinde hizmet tespiti davası açma yollarından birini seçebilir. Hizmet tespiti davasında öngörülen süre, hizmetin geçtiği yılın sonundan itibaren beş yıl olup bu süre hak düşürücü nitelik taşır; ancak işçinin işe giriş bildirgesi SGK'ya verilmişse süre hiçbir zaman işlemez.

Yazar: Avukat Yusuf KILIÇKAN

Tarih: 27 Nisan 2026

Sigortasız Çalıştırma Neden Bu Kadar Yaygın?

Türkiye'de kayıt dışı istihdamın boyutu, sosyal güvenlik sisteminin en kronik sorunlarından biri olmaya devam etmektedir. TÜİK verilerine göre 2024 yıl sonu itibarıyla kayıt dışı istihdam oranı yüzde yirmi beş civarındadır. Bu tablo; sadece sosyal güvenlik hakkından mahrum kalan milyonlarca işçiyi değil, her yıl ciddi miktarda prim ve vergi geliri kaybına uğrayan devleti de doğrudan etkilemektedir.

İşçi cephesinden bakıldığında mağduriyetin boyutu daha da ağırdır: sigortalı olmayan çalışan emekli olamamakta, iş kazası geçirdiğinde sağlık güvencesinden yararlanamamakta, işini kaybettiğinde işsizlik ödeneğine erişememekte ve tüm bu hakları için yargı yoluna başvurmak zorunda kalmaktadır. Mesleğimde özellikle hizmet tespiti davalarında, yıllarca sigortasız çalıştırılan ve ardından dava açmaya çalışan işçilerin belge eksikliğiyle ciddi güçlükler yaşadığına tanık oluyorum. Bu rehber, o güçlükleri en başından önlemeye yönelik kapsamlı bir çerçeve sunmaktadır.

Yasal Çerçeve: İşverenin Yükümlülükleri

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m. 4/1-a, iş sözleşmesiyle bir işveren adına çalışanları sigortalı sayılan kişiler arasında saymıştır. Kanunun 8. maddesi uyarınca işveren, çalıştırdığı işçiyi işe başlama tarihinden önce sigortalı işe giriş bildirgesiyle SGK'ya bildirmekle yükümlüdür. Sigortalılık, işçinin fiilen çalışmaya başladığı tarihten itibaren kendiliğinden başlar.

İşçinin kendini SGK'ya bildirmemesi aleyhine delil sayılmaz. Bu hüküm son derece önemlidir: sigortalılık bildirimi işverenin görevidir, işçinin bildirim yapmaması onu hak kaybına uğratmaz. Ayrıca 5510 sayılı Kanun m. 6 kapsamında sigortalı sayılmayan kişiler — işverenin aynı evde yaşayan eşi veya çocukları, askerlik hizmetini er olarak yapanlar ve sosyal güvenlik destek primi ödeyen emekliler gibi— bu yükümlülüğün dışındadır.

Sigortasız Çalıştırmanın İşverene Yaptırımları

İdari Para Cezası

5510 sayılı Kanun m. 102 uyarınca sigortalı işe giriş bildirgesi verilmeyen her bir işçi için asgari ücret tutarında idari para cezası uygulanır. Aylık prim ve hizmet belgesinde işçi gösterilmediği her ay için ise iki asgari ücret tutarında ceza kesilir. 2025 yılı itibarıyla bu rakam işçi başına aylık yaklaşık 52.000 TL düzeyindedir. Cezalar her yıl yeniden değerleme oranıyla otomatik olarak artırılmaktadır. İdari para cezası için öngörülen zamanaşımı 10 yıldır; fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren işlemeye başlar.

Geriye Dönük Prim Borcu

İdari para cezasının ötesinde, işveren sigortasız çalıştırılan tüm dönemin prim borçlarını da geriye dönük olarak ödemek zorunda kalır. Bu borç; sigorta primi, işsizlik sigortası primi ve genel sağlık sigortası primini kapsar; ayrıca gecikme zammı eklenerek tahakkuk ettirilir.

İş Kazası ve Meslek Hastalığı Tazminatı

Sigortasız çalışırken iş kazası geçiren işçinin tüm tedavi giderleri, iş göremezlik tazminatı ve kalıcı sakatlık hâlinde sürekli iş göremezlik ödemesi doğrudan işveren tarafından karşılanmak zorundadır. Sigortalı bir işçi söz konusu olsaydı bu yükü SGK üstlenirdi. SGK, zorunlu olarak yaptığı ödemeleri rücu hakkıyla işverenden geri alır.

Kıdem ve İhbar Tazminatı

Sigortasız çalışma, işçiye iş sözleşmesini haklı nedenle feshetme hakkı tanır. 4857 sayılı İş Kanunu m. 24/II-e kapsamında sigorta priminin yatırılmaması, işçi açısından haklı fesih nedenidir. Bu yolla işçi, kıdem tazminatını tam olarak alabilir. En az bir yıl kıdemi olan işçi kıdem tazminatına; haklı fesih hâlinde ise ihbar tazminatı almaksızın ayrılma hakkına sahip olur.

İşe İade Güvencesi

Sigortasız çalıştırıldığını SGK'ya bildiren işçinin bu bildirim gerekçesiyle işten çıkarılması hâlinde, otuz ve üzeri işçi çalıştıran işyerlerinde işe iade davası gündeme gelir. Mahkeme işe iadenin gerçekleştirilmediğini tespit ederse dört ila sekiz aylık ücret tutarında iş güvencesi tazminatına hükmedilebilir.

Hizmet Tespiti Davası Nedir?

Hizmet tespiti davası; fiilen çalışmasına rağmen sigorta kaydı hiç yapılmayan ya da eksik yapılan işçilerin, bu durumun tespiti ve SGK kayıtlarının gerçek hizmet süresine uygun hâle getirilmesi amacıyla işveren ve SGK aleyhine açtığı iş hukuku davası türüdür.

Davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanun m. 86/9'dur. Bu fıkra uyarınca aylık prim ve hizmet belgesi işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içinde iş mahkemesine başvurarak, alacakları ilâmla ispatlayabilirlerse, mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları dikkate alınır.

Hizmet tespiti davası kamu düzenini doğrudan ilgilendiren bir dava türüdür. Bu niteliği, davaya özgü kritik sonuçlar doğurur: hâkim resen araştırma yapabilir; tarafların sunduğu delillerle yetinilmeyip mahkeme kendiliğinden delil toplayabilir; işveren davayı kabul etse ya da işçi feragat beyanında bulunsa dahi yargılama sonuçlanana kadar dosya işlemeye devam eder.

Davanın Açılabilmesinin Ön Koşulları

Hizmet tespiti davası açılabilmesi için birkaç temel koşulun birlikte gerçekleşmiş olması gerekir.

Öncelikle davacı ile davalı işveren arasında iş sözleşmesine dayalı bir hizmet ilişkisi bulunmalıdır. İşçi, iş görme borcunu fiilen yerine getirmiş olmalıdır; çalışmanın teorik değil fiili olarak gerçekleşmiş olması zorunludur. Öte yandan, işçinin SGK tarafından daha önce tespit edilmemiş sigortasız dönemlerinin bulunması gerekir; SGK zaten tespiti yapmışsa dava yoluna gerek kalmaz.

Bunlara ek olarak, 5510 sayılı Kanun m. 6 kapsamında sigortalı sayılmayan kişiler bu dava hakkından yararlanamaz. Son olarak hak düşürücü süreye uygun biçimde dava açılmış olmalıdır.

Hak Düşürücü Süre: En Kritik Kural

Hizmet tespiti davalarında uygulanan süre, hak düşürücü nitelik taşır. Bu, zamanaşımından farklı ve çok daha katı bir hukuki kavramdır: hak düşürücü süre dolduğunda hak tamamen sona erer ve yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınır; karşı tarafın itirazına gerek yoktur.

Süre, hizmetin geçtiği yılın son gününden itibaren beş yıldır. Örneğin işçi 1 Haziran 2024'te işten ayrılmışsa, tespitini istediği döneme ilişkin süre 31 Aralık 2024'ten itibaren işlemeye başlar ve 31 Aralık 2029'a kadar dava açılabilir.

Bir yıllık dönem içindeki tespitler için SGK'ya başvuru yolu da açıktır; ancak bir yıldan uzun süreli tespitler için yalnızca dava yolu işletilebilir.

Bu genel kuralın önemli bir istisnası vardır ve pratik açıdan son derece değerlidir: işçiye ait işe giriş bildirgesi SGK'ya verilmişse, sonraki dönemler için prim yatırılmamış olsa dahi hak düşürücü süre işlemez. Zira bu durumda Yargıtay, denetim yükümlülüğünü yerine getirmeyen idarenin kusurundan doğan zararı işçinin üstlenmemesi gerektiğini hükme bağlamıştır. Bu işçi hiçbir süre kısıtlamasına tabi olmaksızın her zaman hizmet tespiti davası açabilir.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 2020/9977 E. – 2021/9701 K. sayılı kararında da bu ilke açıkça ortaya konulmuştur: hak düşürücü süre yalnızca çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir.

Davanın Tarafları ve Görevli Mahkeme

Hizmet tespiti davası açılırken hem işveren hem de SGK davalı olarak gösterilmek zorundadır. Yalnızca işverene dava açılması eksik husumet sebebiyle reddedilir. İşyerinin devredildiği dönemlerde devreden ve devralan işverenlerin ikisi de davalı gösterilmelidir.

Davayı açmadan önce SGK'ya başvuru yasal olarak zorunlu değildir; şartların oluştuğu anda doğrudan iş mahkemesine başvurulabilir. Ancak başvuru bazı durumlarda çözümü hızlandırabildiğinden pratik bir fayda taşıyabilir.

Görevli mahkeme, 5510 sayılı Kanun m. 86/9 uyarınca iş mahkemesidir. İş mahkemesi bulunmayan yerlerde Asliye Hukuk Mahkemesi bu sıfatla davaya bakar. Yetkili mahkeme; davalının yerleşim yeri veya işin yapıldığı yer mahkemesidir. Dava yanlış mahkemede açılmışsa görevsizlik kararı verilebilir; ancak mahkeme dosyayı resen görevli mahkemeye göndermez. Taraflardan birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki hafta içinde talepte bulunması gerekir.

Hizmet tespiti davalarında arabuluculuk dava şartı değildir; doğrudan dava açılabilir.

İspat: Davanın En Zorlu Boyutu

Hizmet tespiti davasında özel bir ispat yöntemi öngörülmemiştir; davacı hukuka uygun her türlü delilden yararlanabilir. Bununla birlikte Yargıtay'ın bu davalarda geliştirdiği ispat standartları hem kapsamlı hem de titiz bir yargılama anlayışını yansıtmaktadır.

Yazılı Deliller

Yazılı delil, dava sürecindeki en güçlü ispat aracıdır ve her zaman öncelikli olarak araştırılmalıdır. İşe giriş bildirgesi, ücret bordroları, banka hesap ekstreleri, maaş makbuzları ve ticari defter kayıtları bu kategoride yer alır. Bunların yanı sıra iş e-postaları, WhatsApp mesajları, fotoğraflar ve her türlü yazışma da delil olarak sunulabilir.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 2022/6927 E. – 2023/9824 K. sayılı kararında bu ilke açıkça belirtilmiştir: resmi belge ve yazılı delillerin varlığı, sigortalılık sürelerinin saptanmasında güçlü delil işlevi görür; ancak bu tür delillerin bulunmaması hâlinde somut bilgilere dayanan tanık beyanlarıyla da sonuca gidilebilir.

Tanık Delili

Tanık beyanı, hizmet tespiti davalarında sıkça başvurulan ve pratikte belirleyici olan bir ispat aracıdır. Ancak yalnızca tanık beyanına dayanarak hüküm kurulamaz; Yargıtay bu konuda katı ölçütler geliştirmiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2005/21-60 E. sayılı kararında belirlenen ilkeler günümüzde hâlâ geçerliliğini korumaktadır: tanıkların davacı ile aynı dönemlerde o işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlarına geçmiş bordro tanıkları ya da komşu işyerlerinin resmi kayıtlarına geçmiş çalışanları arasından seçilmesi zorunludur. Tanık beyanlarının çalışmanın başlangıç ve bitiş tarihlerini, işin konusunu ve niteliğini kuşkuya yer bırakmayacak biçimde ortaya koyması gerekir.

Uygulamada mahkeme, davacının çalıştığını öne sürdüğü dönemin bordro çalışanlarını SGK'dan re'sen tespit ederek tanık olarak dinlemektedir. Bu bordro tanıklarının beyanları ispat açısından özel ağırlık taşımaktadır.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, bu davalarda resen araştırma ilkesini tutarlı biçimde vurgulamaktadır: hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için tarafların sunduğu delillerle yetinilmeyip gerektiğinde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanması zorunludur.

Hukuki Sonuçlar

Hizmet tespiti davasının kabul görmesi, birbirine bağlı birden fazla hukuki sonucu birlikte doğurur.

İşçi, tespit edilen dönem için geriye dönük sigortalılık statüsü kazanır. Bu statü, emeklilik için gerekli prim gün sayısını tamamlamasını, sağlık sigortasından yararlanmasını, işsizlik ödeneğine başvurusunu ve iş kazası hâlinde gerekli güvenceleri kapsar.

Emeklilik hesapları, tespit kararının kesinleşmesinin ardından SGK tarafından güncellenir. Daha önce eksik görünen prim günleri tamamlandığında erken emekliliğin önünün açılması da mümkündür.

Kıdem tazminatı hesaplamasında sigortasız dönem artık fiilen çalışılan süre sayılır; bu dönem kıdem süresiyle birleştirilerek yeniden hesaplama yapılabilir.

İş kazası hâlinde SGK'nın ödediği tüm masraflar işverene rücu edilebilir hâle gelir.

Şikâyet Yolları: Dava Açmadan Önce Neler Yapılabilir?

Sigortasız çalıştırıldığını fark eden işçinin kullanabileceği birkaç idari başvuru kanalı mevcuttur.

ALO 170 hattı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın 7/24 ihbar ve şikâyet hattıdır. Bu hat aracılığıyla anonim olarak şikâyette bulunulabilir; ihbarcının kimliği KVKK kapsamında gizli tutulur.

SGK İl veya İlçe Müdürlükleri'ne yazılı dilekçe verilerek inceleme başlatılması talep edilebilir. CİMER üzerinden çevrimiçi başvuru da mümkündür.

SGK müfettişi işyerinde inceleme yaparak sigortasız çalıştırma olgusunu tespit edebilir. Bu tespit hem idari para cezasının kesilmesini sağlar hem de ileride açılacak hizmet tespiti davasında güçlü bir delil niteliği taşır.

Önemli bir not olarak belirtmek gerekir: SGK şikâyetiyle bir yıllık dönemler çözüme kavuşturulabilir; ancak bir yıldan uzun süreli sigortasız çalışma dönemlerinin tespiti için dava yolu zorunludur.

Delil Koruma: Sigortasız Çalışıyorsanız Şu An Yapmanız Gerekenler

Pratik deneyimlerimde gördüğüm en büyük sorun, işçinin durumunu fark ettiğinde elinde herhangi bir belge bulunmamasıdır. Bu nedenle sigortasız çalışıldığı dönemden itibaren aşağıdaki delillerin korunması hayati önem taşır: maaş ödemelerinin yapıldığı banka hesap ekstreleri, elden yapılan ödemelere ilişkin imzalı makbuzlar veya kabul yazıları, iş e-postaları ve WhatsApp yazışmaları, işyeri belgelerindeki ismin geçtiği her türlü kayıt, işyerinde çekilmiş fotoğraflar ve tarihli belgeler, bordro ya da puantaj fotokopileri.

Bu belgelerin tamamı olmasa da bir kısmının varlığı, tanık beyanlarıyla birleştiğinde davanın seyrini olumlu yönde etkiler.

Uygulamada Sık Karşılaşılan Hatalar

Mesleğimde bu alanda sıkça karşılaştığım yanılgıları özetlemek gerekir.

Beş yıllık hak düşürücü süreyi yılın sonundan değil işten çıkış gününden hesaplamak ciddi bir yanılgıdır. Süre, çalışmanın sona erdiği yılın son gününden itibaren başlar; bu fark bazı davalarda aylarca ek süre anlamına gelir.

SGK'nın tespit etmesini beklemek de önemli bir hata kaynağıdır. SGK'nın tespitinden önce hizmet tespiti davası açmak mümkündür; tespiti beklemek ise özellikle kısa süreli çalışmalarda hak düşürücü süreyi tüketebilir.

Yalnızca akraba veya samimi arkadaş tanıkları sunmak da pratikte davaları zayıflatan bir yanılgıdır. Yargıtay'ın bordro tanığı ve komşu işyeri çalışanı kıstaslarını karşılamayan tanık beyanlarının hükme esas alınması mümkün değildir.

Son olarak, arabuluculuğun zorunlu dava şartı olduğu yanılgısına da sıkça rastlamaktayım. Hizmet tespiti davalarında arabuluculuk şartı aranmaz; doğrudan iş mahkemesine başvurulabilir.

Avukat Yusuf KILIÇKAN

27 Nisan 2026

Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

1. İşten ayrıldıktan kaç yıl sonra hizmet tespiti davası açabilirim?

Çalışmanın sona erdiği yılın son gününden itibaren beş yıl içinde dava açılabilir. Örneğin Mart 2024'te işten ayrıldıysanız süre 31 Aralık 2024'ten itibaren başlar ve 31 Aralık 2029'a kadar dava hakkı devam eder. Bu süre hak düşürücü nitelik taşıdığından dolduğunda hak kalıcı olarak sona erer.

2. İşe giriş bildirgemiz verilmiş ama primlerim hiç yatırılmamış. Süre kısıtlaması var mı?

Hayır. İşe giriş bildirgesi SGK'ya verilmişse hak düşürücü süre işlemez. Bu durumda işçi herhangi bir süre kaygısı olmaksızın her zaman hizmet tespiti davası açabilir.

3. Sigortasız çalıştırıldım, elden maaş aldım ve hiçbir belge yok. Dava açabilir miyim?

Evet, yazılı delil olmasa da dava açılabilir. Ancak yalnızca tanık beyanına dayanarak hüküm kurulamaz; tanıkların işyerinde veya komşu işyerinde fiilen çalışmış, resmi kayıtlara geçmiş kişilerden seçilmesi ve beyanlarının çelişkisiz olması gerekmektedir. Banka ekstreleri, mesajlaşmalar veya fotoğraf gibi yan delillerin eklenebilmesi davanın güçlenmesini sağlar.

4. Hizmet tespiti davası açmak için önce SGK'ya başvurmak zorunda mıyım?

Hayır. SGK'ya başvuru yasal bir ön koşul değildir; şartların oluştuğu her durumda doğrudan iş mahkemesine başvurulabilir. Bununla birlikte SGK'ya başvuru bazı durumlarda kısa vadeli çözüm sağlayabilir.

5. Hem hizmet tespiti davası hem de kıdem-ihbar tazminatı davası açabilir miyim?

Evet, bu iki dava eş zamanlı açılabilir. Sigortasız çalışma, iş sözleşmesini haklı nedenle feshetme hakkı tanır; bu yol izlenirse kıdem tazminatı alınabilir ve ihbar öneline gerek kalmaz. İki dava birbirini destekler nitelikte olduğundan paralel yürütülmesi hem pratik hem de hukuki açıdan avantajlıdır.

6. İşverene ne kadar ceza kesilir?

2025 itibarıyla sigortalı işe giriş bildirgesi verilmemiş her işçi için bir asgari ücret tutarında, aylık prim ve hizmet belgesinde gösterilmemiş her ay için ise iki asgari ücret tutarında idari para cezası uygulanır. On işçiyi iki ay sigortasız çalıştıran işverenin toplam idari para cezası bir milyonu aşabilmektedir.

7. SGK'ya şikâyet edersem kimliğim gizli kalır mı?

ALO 170 üzerinden yapılan şikâyetlerde ihbarcının kimliği KVKK kapsamında gizli tutulur. SGK İl Müdürlüğü'ne yazılı dilekçeyle yapılan başvurularda ise kimlik bilgisi yer alır; ancak bu bilgi yalnızca SGK kayıtlarında kalır.

8. Çalışırken iş kazası geçirdim, sigortam da yoktu. Tazminat alabilir miyim?

Evet. Sigortasız çalışırken iş kazası geçiren işçinin tüm tedavi giderleri, iş göremezlik tazminatı ve kalıcı sakatlık durumunda sürekli iş göremezlik ödemesi doğrudan işveren tarafından karşılanmak zorundadır. Bunun yanı sıra SGK, zorunlu olarak yaptığı ödemeleri işverene rücu eder. Hizmet tespiti davasının bu dönemleri kapsamasını sağlamak, ilerideki tazminat taleplerini güçlendirir.

9. Hizmet tespiti davası ne kadar sürer?

Somut koşullara bağlı olmakla birlikte, ortalama olarak iş mahkemesinde bir ila iki yıl arasında sonuçlanmaktadır. Tanık dinlenmesi gereken karmaşık davalarda süre uzayabilir. Kararın istinaf veya temyize taşınması hâlinde ek süre gerekir.

10. İşveren tarafından daha önce yazılmış bir istifa dilekçesini elde ederek bana sundu; imzaladım. Bu hakkımı etkiler mi?

İstifa dilekçesi, iş sözleşmesini işçi tarafından sona erdirilmiş gibi gösterse de sigortasız çalıştırmaya dayalı hak taleplerinizi doğrudan ortadan kaldırmaz. Hizmet tespiti davası kamu düzenini ilgilendirdiğinden, feragat ve ikrar beyanları dahi davanın esastan görülmesini engelleyemez. Ancak bu tür durumlarda hukuki durumun bir avukat tarafından değerlendirilmesi önerilir.

Yazar Hakkında

Avukat Yusuf KILIÇKAN, iş hukuku, icra-iflas hukuku ve tüketici hukuku alanlarında faaliyet gösteren bir hukuk bürosunun kurucusudur. Sigortasız çalıştırma uyuşmazlıkları, hizmet tespiti davaları ve iş hukuku alanındaki kıdem-ihbar tazminatı süreçlerinde müvekkillere hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunmaktadır. Hukuki yazılarına yusufkilickan.av.tr adresinden ulaşabilirsiniz.

Yasal Uyarı

Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Sigortasız çalıştırma uyuşmazlıkları ve hizmet tespiti davaları; çalışılan dönem, ispat araçlarının niteliği ve somut olayın koşullarına göre önemli farklılıklar göstermektedir. İdari para cezası miktarları her yıl yeniden değerleme oranıyla güncellendiğinden başvuru anında yetkili mercilerin güncel rakamlarının teyit edilmesi önerilir. Somut hukuki durumunuz için mutlaka alanında uzman bir iş ve sosyal güvenlik hukuku avukatından destek almanız tavsiye edilir.

Yusuf Kılıçkan Logo

Adaletin tesisi ve hukukun üstünlüğü ilkesiyle, müvekkillerimizin haklarını ulusal ve uluslararası arenada en profesyonel şekilde savunuyoruz.

Bu internet sitesi, Avukat Yusuf Kılıçkan tarafından Avukatlık Kanunu ve Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliği'ne uygun olarak hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler hukuki danışmanlık niteliği taşımaz.

© 2026 Yusuf Kılıçkan. Tüm Hakları Saklıdır.