Blog'a Dön
24/04/2026
Av. Yusuf Kılıçkan
TÜKETİCİ HUKUKU

Kırmızı Ette Taklit ve Tağşiş

Paylaş
Kırmızı Ette Taklit ve Tağşiş

TL;DR — Dana Eti Yerine At, Eşek, Kanatlı Et Satmanın Hukuki Sorumluluğu

"Dana kıyma", "dana sucuk" veya "dana pide harcı" etiketi taşıyan bir üründe at, eşek, katır ya da kanatlı hayvan etinin tespiti; Türk hukukunda eş zamanlı olarak idari, cezai ve özel hukuk yaptırımlarını tetiklemektedir. 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu m.24/4 bu fiili "tağşiş" ve "taklit" olarak yasaklar; 28.10.2020 tarihli 7255 sayılı Kanun değişikliğiyle yıllık gayri safi gelirin %1'i oranında — asgari 50.000 TL, azami 2.000.000 TL — idari para cezası, sağlığı tehlikeye düşüren hallerde ise 1-5 yıl hapis öngörülmektedir. Ceza hukuku açısından fiilin şartlarına göre TCK m.186 (bozulmuş/değiştirilmiş gıda ticareti: 1-5 yıl hapis) veya tacirin ticari faaliyeti sırasında işlenmesi halinde TCK m.158/1-h nitelikli dolandırıcılık (3-10 yıl hapis) hükümleri uygulanabilmektedir. Tüketici hukuku boyutunda ise 6502 sayılı TKHK kapsamında ayıplı mal sorumluluğu; üretici, ithalatçı ve satıcıya müteselsilen yüklenmektedir. Tarım ve Orman Bakanlığı bu davalarda hile yapan firma ve ürün bilgilerini kamuoyuyla paylaşarak fiilî bir itibarsızlaştırma yaptırımı da uygulamaktadır.

Yazar: Avukat Yusuf KILIÇKAN

Tarih: 24 Nisan 2026

Dana Eti Yerine At, Eşek veya Kanatlı Eti Satmanın Hukuki Sorumluluğu: İdari, Cezai ve Özel Hukuk Boyutlarıyla Kapsamlı Bir Değerlendirme

Bir Skandalın Anatomisi

Parça et yerine kıyma, lahmacun harcı ve sucuk gibi işlenmiş ürünlerde at ve eşek eti (tek tırnaklı) karıştırılabiliyor. Bu satırlar herhangi bir mahalle dedikodusundan değil, Türkiye Cumhuriyeti Tarım ve Orman Bakanlığı'nın resmi denetim bulgularından alınmaktadır.

Tarım ve Orman Bakanlığı, Türkiye genelindeki denetimlerin ardından sahte ve sağlıksız ürün satan firmaları ifşa etmeye devam etmektedir. Son yayımlanan listelerde, dana kıyma etiketiyle satışa sunulan bazı ürünlerde tek tırnaklı hayvan eti tespit edilmesi dikkat çekmektedir.

Türkiye'de Tarım ve Orman Bakanlığı'nın güncellediği taklit ve tağşiş gıdalar listesinde şoke eden sonuçlar yer almaktadır. Pide harcından at eti, zeytinyağından tohum yağı ve çikolatada yasaklı ilaç etken maddeleri gibi ciddi ihlaller ortaya çıkmaktadır.

Bu tablo salt bir gıda güvenliği sorunu değildir; aynı zamanda dört farklı hukuk dalında birden sorumluluk doğuran kapsamlı bir hukuki ihlaldir. Bu yazıda söz konusu ihlallerin her bir boyutunu ayrıntılı biçimde ele alacağız.

Tağşiş ve Taklit Nedir? Hukuki Tanımlar

Sorumluluğun değerlendirilebilmesi için önce yasal kavramların net biçimde anlaşılması gerekir.

5996 sayılı Kanun m.5/63 uyarınca tağşiş; kanun kapsamındaki ürünlere temel özelliğini veren öğelerin ve besin değerlerinin tamamının veya bir bölümünün mevzuata aykırı olarak çıkarılmasını veya miktarının değiştirilmesini veya aynı değeri taşımayan başka bir maddenin, o madde yerine aynı maddeymiş gibi katılmasını ifade eder. Taklit ise m.5/64 uyarınca; kanun kapsamındaki ürünlerin, şekil, bileşim ve nitelikleri itibarıyla yapısında bulunmayan özelliklere sahip gibi veya başka bir ürünün aynısıymış gibi göstermeyi ifade eder.

Dana kıyma etiketi taşıyan pakette at eti bulunması her iki tanıma da mükemmel biçimde uymaktadır: hem at eti dana etinin yerine "aynı maddeymiş gibi" katılmaktadır (tağşiş), hem de ürün başka bir ürünün aynısıymış gibi gösterilmektedir (taklit).

5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu'nun 24. maddesinin 4. fıkrasında 'Gıda ve yemde taklit ve tağşiş yapılamaz' hükmü yer almaktadır. Bu yasak mutlak niteliktedir; herhangi bir istisna öngörülmemiştir.

Birinci Boyut: İdari Hukuk Yaptırımları

Yasal Temel ve Ceza Hesaplama Yöntemi

Taklit ve tağşiş yapılmış ürün işleme tabi tutulamaz ve piyasaya arz edilemez. Gıda ve yem işletmecileri ürettikleri, ithal ettikleri, kendi adı ve ticari unvanı ile piyasaya arz ettikleri ürünlerin mevzuata uygunluğundan sorumludur. Üretilen, ithal edilen ve piyasaya arz edilen ürünlerin mevzuata uygunluğunun doğrulanması kontrol görevlilerince resmi kontrollerle yapılır.

Ceza hesaplaması, kanunun 40. maddesinin birinci fıkrasının (l) bendinde öngörülen idari para cezaları yıllık gayri safi gelir üzerinden hesaplanmakta olup gıda işletmecisine uygulanacak idari para cezası miktarı, işletmecinin fiilden bir önceki mali yılın sonunda oluşan veya bunun hesaplanması mümkün olmazsa fiil tarihine en yakın mali yılın sonunda oluşan yıllık gayri safi gelirleri üzerinden belirlenmektedir.

İdari Yaptırım Kademeleri

7255 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik kapsamında; taklit ve tağşiş yapan gıda işletmecilerine gayri safi gelirlerine bağlı olarak 50 bin TL'den 2 milyon TL'ye kadar idari para cezası, hapis cezası, adli para cezası ve gıda sektörü faaliyetinden men cezası getirilmiştir.

Tekerrür hâlinde yaptırımlar ağırlaşmaktadır. Fiili üç yıl içerisinde birinci kez tekrarlaması durumunda yüzbin Türk Lirasından az olmamak kaydıyla idari para cezası uygulanır.

Sağlığı tehlikeye düşüren ürünler için ise hem ağırlıklı idari hem de cezai yaptırımlar devreye girmektedir. Kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokacak gıdalar, masrafları sorumlusuna ait olmak üzere piyasadan toplatılacak ve mülkiyeti kamuya geçirilerek imha edilecektir. Bu gıdaları üreten, ithal eden, kendi adı veya ticari unvanı altında piyasaya arz eden gıda işletmecilerine, 1 yıldan 5 yıla kadar hapis ve 1000 günden 5000 güne kadar adli para cezası verilecektir. Fiilin 3 yıl içinde tekrarlanması durumunda ayrıca, gıda işletmecisi 5 yıldan 10 yıla kadar gıda sektörü faaliyetinden men edilecektir.

Sorumluluk Zinciri

Zincirdeki her halkanın ayrı ayrı sorumlu olduğu bilinmelidir. Gıda ve yem işletmecileri ürettikleri, ithal ettikleri, kendi adı ve ticari unvanı ile piyasaya arz ettikleri ürünlerin mevzuata uygunluğundan sorumludur. Bu düzenleme kapsamında üretici, toptancı ve perakendeci her biri kendi üstlendiği rolün gerektirdiği ölçüde sorumlu tutulabilir.

Kamuoyuyla Paylaşım Yaptırımı

Laboratuvar sonucuyla taklit veya tağşiş yapıldığı kesinleşen gıdaları üreten/ithal eden ya da kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye düşürecek şekilde bozulmuş, değiştirilmiş gıdaları üreten ve/veya satan firmanın adı, ürün adı, markası, parti ve/veya seri numarasını içeren bilgiler kamuoyunun bilgisine sunulmaktadır.

Tarım ve Orman Bakanlığı, sahte ürünlerin anlık olarak "guvenilirgida.tarimorman.gov.tr" adresinden yayınlandığı sistemi hayata geçirmiştir. Bu "isim teşhiri" uygulaması sektördeki en etkili caydırıcı mekanizmalardan biri hâline gelmiştir.

İkinci Boyut: Ceza Hukuku Yaptırımları

Gıda hilesinin ceza hukuku boyutu tek bir suç tipiyle sınırlı değildir; dosyanın somut koşullarına göre iki farklı suç tipinin uygulanabileceği ya da aynı anda her ikisinin birden gündeme gelebileceği bir yapı söz konusudur.

TCK m.186 — Bozulmuş veya Değiştirilmiş Gıda Ticareti

TCK m.186/1 uyarınca; kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokacak biçimde bozulmuş, değiştirilmiş her tür yenilecek veya içilecek şeyleri veya ilaçları satan, tedarik eden, bulunduran kimseye bir yıldan beş yıla kadar hapis ve binbeşyüz güne kadar adli para cezası verilir. Suçun resmi izne dayalı olarak yürütülen bir meslek ve sanatın icrası kapsamında işlenmesi halinde ise verilecek ceza üçte bir oranında artırılır.

Bu suç tipine ilişkin özellikle vurgulanması gereken önemli bir unsur vardır: TCK m.186 uyarınca failin cezalandırılabilmesi için suç konusu gıda veya ilaçların kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokacak biçimde bozulmuş veya değiştirilmiş olması ve böylece somut bir tehlikenin oluşması gerekir.

At veya eşek eti söz konusu olduğunda bu tehlike unsuru nasıl değerlendirilmelidir? Bu etlerin genellikle kontrolsüz kesilen hasta veya ölmüş hayvanlardan geldiği uzmanlar tarafından uyarı konusu yapılmaktadır. Kontrolsüz kesilen, veteriner denetiminden geçirilmemiş tek tırnaklı hayvanlardan gelen etin sağlık tehlikesi yaratıp yaratmadığının tespiti bilirkişi raporuna bağlıdır; bu tespit TCK m.186'nın uygulanabilirliğini doğrudan belirler.

TCK m.186'da düzenlenen suç, doğrudan kamu sağlığını hedef aldığı için şikâyete tabi değildir ve savcılık re'sen soruşturma başlatır. Uzlaştırma kapsamında da değildir.

Bu suç tipi "sonuç aranmayan" tehlike suçlarının tipik örneğidir; failin eylemiyle doğrudan halk sağlığı risk altına girer. Uygulamada TCK m.186 savcılıklar tarafından nadiren işletilmekte; idari otoritelerce öncelikle idari işlem uygulanmakta, ceza soruşturmasına geçiş ancak kamuoyu baskısı veya ciddi sağlık olaylarıyla gerçekleşmektedir. Savcılar zaman zaman ekonomik suç veya dolandırıcılık çerçevesinde değerlendirmeyi tercih etmektedir.

TCK m.157-158 — Dolandırıcılık ve Nitelikli Dolandırıcılık

Gıda hilesi, eş zamanlı olarak dolandırıcılık suçunu da oluşturabilmektedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2017/501 E., 2020/457 K. sayılı kararında hile şu şekilde tanımlanmıştır: "Hile nitelikli yalandır. Yalan belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun denetleme olanağını ortadan kaldırmalıdır. Kullanılan hile ile mağdur yanılgıya düşürülmeli ve yanıltma sonucu kandırıcı davranışlarla yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.

Dana eti etiketi altında at eti satmak bu tanıma tam olarak uymaktadır: etiket vasıtasıyla mağdurun denetleme olanağı ortadan kaldırılmakta; aldatılan tüketici fark etmeden olağan dana fiyatı üzerinden farklı bir ürün için bedel ödemektedir.

Suçun nitelikli hâli, gıda satıcısı veya üreticisinin tacir ya da şirket yöneticisi olması durumunda devreye girer. TCK m.158/1-h uyarınca dolandırıcılık suçunun, tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında işlenmesi nitelikli hâli oluşturur.

Nitelikli dolandırıcılık suçlarının işlenmesi hâlinde fail hakkında üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. Bu madde ve TCK m.157'de yer alan suçların üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında; suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde verilecek ceza bir kat artırılır.

Üçüncü Boyut: Tüketici Hukuku Yaptırımları

Ayıplı Mal Sorumluluğu

6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m.8/1 uyarınca ayıplı mal; tüketiciye teslimi anında, taraflarca kararlaştırılmış olan örnek ya da modele uygun olmaması ya da objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımaması nedeniyle sözleşmeye aykırı olan maldır. Ambalajında, etiketinde, tanıtma ve kullanma kılavuzunda, internet portalında ya da reklam ve ilanlarında yer alan özelliklerinden bir veya birden fazlasını taşımayan mallar da bu kapsamda değerlendirilir.

"Dana kıyma" etiketi taşıyan pakette at eti bulunması, tanımdaki "etiketinde yer alan özelliklerinden birini taşımayan" ürün hâline tam olarak karşılık geldiğinden ayıplı mal niteliği açıktır.

Ücretsiz onarım veya malın ayıpsız misli ile değiştirilmesi hakları üretici veya ithalatçıya da yöneltilebilir. Bu hakların yerine getirilmesi konusunda satıcı, üretici ve ithalatçı müteselsilen sorumludur.

Tüketicinin dört temel seçeneği şunlardır: sözleşmeden dönme (bedelin tamamen iadesi), orantılı bedel indirimi, ücretsiz onarım (bu ürün türünde pratikte uygulanamaz) veya ayıpsız misliyle değişim.

Bakanlık Bulgularından Somut Örnekler

Soyut hukuki sorumluluğun ötesinde, bu ihlallerin Türkiye'de somut vakalar olarak yaşandığını Tarım ve Orman Bakanlığı'nın resmi denetim listelerinden teyit etmek mümkündür.

Adana'nın Seyhan ilçesinde hizmet veren "Can Et" adlı işletmenin "dana" diye "at ve eşek eti" sattığı tespit edilmiştir. Gaziantep'in Şehitkamil ilçesinde ise "Aydın Catering" adlı firmanın kıymasında "at ve eşek eti" ile "kanatlı eti" tespit edilmiştir.

İzmir'de faaliyet gösteren "Dönerci Ali'nin Yeri" adlı işletmenin pide harcında "tek tırnaklı et" tespit edildiği raporlanmıştır.

Kampanyalı döner satan zincir marketlerde de at ve eşek eti tespiti yapılmış olup uzmanlar bu durumun hem tüketiciyi yanıltma hem de gıda güvenliği ihlali anlamına geldiğine dikkat çekmiştir.

Bu vakalarda Bakanlık firma ve ürün bilgilerini kamuoyuyla paylaşmanın ötesinde idari para cezası, ürün toplatma ve imha işlemleri uygulamıştır.

Tüketici Olarak Hak Arama Yolları

Gıda hilesine maruz kalan bir tüketicinin başvurabileceği mekanizmalar şunlardır.

Birinci yol şikâyet ve ihbar kanallarıdır. Tüketiciler tarafından yapılan CİMER, Alo 174 Gıda Hattı ve WhatsApp (0 501 174 01 74) gıda ihbar hattı başvuruları neticesinde gerçekleştirilen denetimler büyük önem taşımaktadır.

İkinci yol tüketici hakları mekanizmalarıdır. Tüketici Hakem Heyeti, 6502 sayılı Kanun kapsamındaki bedel iadesi, değişim veya tazminat talepleri için Tüketici Hakem Heyetine başvurulabilir.

Üçüncü yol tazminat davasıdır. Gıda hilesi nedeniyle maddi veya manevi zarar oluşmuşsa Tüketici Mahkemesi'nde tazminat davası açılabilir. Sağlığa verilen somut zararın ispatı güçleştirici bir unsur olmakla birlikte manevi tazminat için yoğun elem ve acı yeterli sayılabilmektedir.

Dördüncü yol suç duyurusudur. Tüketici Cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulunabilir; savcılık TCK m.186 veya m.158 kapsamında re'sen soruşturma başlatma yetkisini kullanır.

Etiket Bir Vaat, Hile Bir Suçtur

Dana eti etiketi taşıyan bir ürünü satın alan tüketici, yasal olarak açık ve bağlayıcı bir vaatle karşı karşıyadır. O vaadin yerine getirilmemesi; salt ahlaki bir sorun değil, aynı anda idari, cezai ve özel hukuk alanlarında sonuçlar doğuran somut bir hukuki ihlaldir.

Tüketici sağlığının en üst düzeyde korunmasına yönelik yapılan kanun düzenlemesi ile gıdada taklit veya tağşiş cezaları caydırıcı hâle getirilmiş; önümüzdeki süreçte özellikle kasıtlı olarak gıdada taklit veya tağşiş yapan firmalar en ağır şekilde cezalandırılacağı mesajı verilmiştir.

Bununla birlikte caydırıcılığın etkinliği; denetim sıklığına, suç duyurularının cezai kovuşturmaya dönüşme oranına ve verilen idari cezaların fiilen tahsil edilmesine bağlıdır. Bu zincirdeki en güçlü halka ise bilinçli ve hakkını arayan tüketicilerdir.

Avukat Yusuf KILIÇKAN

24 Nisan 2026

Sıkça Sorulan Sorular

Dana eti diye at eti satmak hangi kanuna aykırıdır? 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu'nun 24. maddesinin 4. fıkrasında 'Gıda ve yemde taklit ve tağşiş yapılamaz' hükmü yer almaktadır. Aynı fiil TCK m.186 ve koşulları varsa TCK m.158/1-h kapsamında da değerlendirilir.

Tağşiş yapan firmaya ne kadar ceza verilir? Taklit ve tağşiş yapan gıda işletmecilerine gayri safi gelirlerine bağlı olarak 50 bin TL'den 2 milyon TL'ye kadar idari para cezası, hapis cezası, adli para cezası ve gıda sektörü faaliyetinden men cezası öngörülmüştür.

Satıcı bilmeden hileli ürün satarsa sorumlu olur mu? Gıda işletmecileri kendi adı ve ticari unvanı ile piyasaya arz ettikleri ürünlerin mevzuata uygunluğundan sorumludur. Bilmeme savunması idari yaptırımı kaldırmaz; ceza hukuku açısından ise kastın varlığı soruşturma aşamasında araştırılır.

Tüketici olarak ne yapabilirim? Ürünü aldığınız firma veya marketin adıyla Alo 174 Gıda Hattı'nı arayabilir ya da WhatsApp hattına (0 501 174 01 74) ihbarda bulunabilirsiniz. Varsa ürün ambalajını ve fişi saklayın; gerekirse Tüketici Hakem Heyeti'ne başvurun.

Tacir olan et satıcısı TCK m.158 kapsamında yargılanabilir mi? TCK m.158/1-h, dolandırıcılık suçunun tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında işlenmesi hâlini nitelikli hâl olarak düzenlemekte ve 3-10 yıl hapis öngörmektedir. Yani evet, bu ağırlaştırıcı neden gıda hilesinde doğrudan uygulanabilir niteliktedir.

Aynı ihlal hem idari para cezasına hem hapis cezasına yol açabilir mi? Evet. Bu suç, TCK'daki cezai yaptırımın yanı sıra, ilgili idari kurumlar tarafından verilen yüksek miktarda idari para cezaları, ürüne el koyma ve işyerini kapatma gibi ağır idari yaptırımları da beraberinde getirmektedir. İdari ve cezai sorumluluklar birbirini dışlamaz.

Tekerrür hâlinde yaptırım ne olur? Fiilin 3 yıl içinde tekrarlanması durumunda gıda işletmecisi 5 yıldan 10 yıla kadar gıda sektörü faaliyetinden men edilecektir.

Yazar Hakkında: Avukat Yusuf KILIÇKAN, Türk tüketici hukuku, ceza hukuku ve idare hukuku alanlarında uzmanlaşmış avukattır.

yusufkilickan.av.tr hukuk blogunun yazarıdır.

av.yusufkilickan@gmail.com

Yasal Uyarı: Bu makale, Nisan 2026 tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 5996 sayılı Kanun, 7255 sayılı Kanun değişiklikleri, 16.04.2021 tarihli Tağşiş Yönetmeliği, 5237 sayılı TCK ve 6502 sayılı TKHK çerçevesinde genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Her somut dosya farklı delil durumu ve hukuki koşullar barındırmaktadır; bireysel değerlendirme için alanında uzman bir avukattan danışmanlık almanız önerilir.

Yusuf Kılıçkan Logo

Adaletin tesisi ve hukukun üstünlüğü ilkesiyle, müvekkillerimizin haklarını ulusal ve uluslararası arenada en profesyonel şekilde savunuyoruz.

Bu internet sitesi, Avukat Yusuf Kılıçkan tarafından Avukatlık Kanunu ve Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliği'ne uygun olarak hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler hukuki danışmanlık niteliği taşımaz.

© 2026 Yusuf Kılıçkan. Tüm Hakları Saklıdır.