Blog'a Dön
07/04/2026
Av. Yusuf Kılıçkan
YABANCI MAHKEME KARARLARI

Moody v. NetChoice & Paxtson v. NetChoice (Sosyal Medya ve Editoryal Özgürlük)

Paylaş
Moody v. NetChoice & Paxtson v. NetChoice (Sosyal Medya ve Editoryal Özgürlük)

TL;DR Amerikan Yüksek Mahkemesi (SCOTUS), Moody v. NetChoice kararıyla sosyal medya devlerinin içerik denetleme (moderasyon) yetkisinin, ABD Anayasası'nın Birinci Ek Maddesi (First Amendment) kapsamında korunan bir "editoryal özgürlük" olduğuna hükmetti. Florida ve Teksas eyaletlerinin, platformları "tarafsızlığa" zorlayan yasalarını geçersiz kılan bu karar; algoritmaların sadece birer kod yığını değil, anayasal koruma altındaki birer "ifade biçimi" olduğunu tescilledi. Dijital dünyada devletin müdahale sınırı daralırken, şirketlerin kürasyon gücü anayasal bir zırha büründü.

Yazar: Avukat Yusuf KILIÇKAN

Tarih: 7 Nisan 2026

Dijital Editörün Zaferi: Moody v. NetChoice ve Sosyal Medya Algoritmalarının Anayasal Zırhı

Hukuk tarihi, teknolojinin hızıyla her zaman senkronize ilerlemez; ancak bazı kırılma anları vardır ki, on yıllar boyunca sürecek bir içtihat silsilesinin temelini atar. 2024 yılında verilen ve etkileri 2026 yılına gelindiğinde dijital ekosistemin her hücresinde hissedilen Moody v. NetChoice ve Paxton v. NetChoice birleşik davaları, tam olarak böyle bir kırılmadır. Bu kararla birlikte SCOTUS, "Bir sosyal medya platformu, yayınladığı içerikleri seçme, sıralama veya kaldırma hakkına sahip midir, yoksa bu platformlar birer kamu hizmeti aracı (common carrier) mıdır?" sorusuna tarihi bir yanıt vermiştir.

Krizin Kaynağı: Eyalet Yasaları ve "Sansür" İddiası

Uyuşmazlık, Florida ve Teksas eyaletlerinin, büyük teknoloji şirketlerinin (Meta, X, YouTube) muhafazakâr sesleri kasıtlı olarak "susturduğu" iddiasıyla çıkardığı yasalarla (Florida SB 7072 ve Texas HB 20) başladı. Eyaletlerin temel tezi şuydu: Sosyal medya platformları o kadar büyük ve etkilidir ki, artık bunlar özel birer şirket değil, herkesin eşit erişim hakkına sahip olduğu birer "kamu hizmeti sağlayıcısı" (telefon şirketleri gibi) muamelesi görmelidir. Bu yasalar, platformların siyasi görüş temelli içerik kaldırmasını yasaklıyor ve her türlü moderasyon işlemi için ağır şeffaflık kuralları getiriyordu.

Mahkemenin Mantığı: "Seçmek de Bir İfadedir"

Yüksek Mahkeme, oybirliğiyle olmasa da, kararının özünde platformların lehine çok güçlü bir saptama yaptı. Yargıç Elena Kagan tarafından kaleme alınan çoğunluk görüşünde, Birinci Ek Madde'nin (First Amendment) sadece konuşmayı değil, aynı zamanda "neyin konuşulmayacağını seçmeyi" de koruduğu vurgulandı.

Mahkeme, sosyal medya algoritmalarını bir gazetenin "okuyucu mektupları" sayfasını düzenlemesine veya bir geçit töreni organizatörünün hangi grupların yürüyeceğine karar vermesine benzetti. Karara göre; bir platform, kullanıcılarına hangi içeriğin gösterileceğine dair bir akış (feed) oluştururken aslında bir "editoryal kürasyon" yapmaktadır. Bu kürasyon, platformun kendi standartlarını ve topluluk kurallarını yansıtması bakımından anayasal koruma altındaki bir ifade özgürlüğü eylemidir.

"Bir özel platformun, başkalarının konuşmalarını derlemesi ve düzenlemesi, başlı başına bir ifade biçimidir. Devlet, bu platformları kendi editoryal yargılarını bir kenara bırakıp her türlü görüşe ev sahipliği yapmaya zorlayamaz."

"Common Carrier" (Kamu Hizmet Aracı) Tartışması Neden Çöktü?

Eyaletlerin en büyük kozu, platformları elektrik veya telefon şirketleri gibi "Common Carrier" ilan etmekti. Eğer bu iddia kabul edilseydi, platformlar tıpkı bir telefon şirketinin hattan geçen konuşmaya müdahale edememesi gibi, içeriklere müdahale edemez hale gelecekti. Ancak SCOTUS, sosyal medya platformlarının pasif birer iletken olmadığını; tam aksine, içeriği aktif olarak sunduklarını, sıraladıklarını ve bir kullanıcı deneyimi tasarladıklarını belirtti. Bu aktif müdahale, onları bir "borudan" çıkarıp bir "editöre" dönüştürmektedir.

2026 Perspektifiyle Yapay Zeka ve Algoritmik Sorumluluk

Bugün, 2026 yılından geriye baktığımızda, NetChoice kararının sadece insan moderatörleri değil, AI tabanlı algoritmaları da koruma altına aldığını görüyoruz. Algoritmaların yaptığı seçimler, artık birer "teknik çıktı" değil, şirketin "anayasal tercihi" olarak kabul ediliyor. Bu durum, devletlerin dezenformasyonla mücadele adı altında platformlara dayatmak istediği pek çok kuralın "editoryal özgürlüğe müdahale" gerekçesiyle mahkemelerden dönmesine neden oluyor.

Kararın Global Yansımaları: Türkiye Örneği

Bu karar her ne kadar ABD hukukuna özgü olsa da, Türkiye'deki "Sosyal Medya Yasası" ve içerik kaldırma yükümlülükleri açısından önemli bir karşılaştırma zemini sunmaktadır. Türkiye gibi ülkelerde devletin "içerik kaldırma" veya "erişim engelleme" talepleri, platformların editoryal politikalarıyla çatıştığında, NetChoice kararı global teknoloji devlerinin savunma stratejilerinde bir "altın standart" haline gelmiştir. Platformlar artık yerel otoritelere şunu söylemektedir: "Kürasyon benim anayasal ifade biçimimdir ve buna müdahale, platformun kimliğine müdahaledir."

Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

1. Sosyal medya platformları artık her istediğini silebilir mi? Evet, özel şirket statüleri ve NetChoice kararı uyarınca, kendi topluluk kurallarına aykırı gördükleri her türlü içeriği kaldırma veya görünürlüğünü azaltma hakları "editoryal özgürlük" kapsamında korunmaktadır.

2. Bu karar platformlara mutlak bir dokunulmazlık mı sağlıyor? Hayır. Karar, devletin platformları "tarafsızlığa zorlayamayacağını" söylüyor. Ancak platformların dolandırıcılık, çocuk istismarı veya yasa dışı ticaret gibi konulardaki hukuki sorumlulukları (Section 230 tartışmaları saklı kalmak kaydıyla) devam etmektedir.

3. "İfade özgürlüğü" sadece kişiler için değil mi? Şirketler nasıl özgür olabilir? ABD hukukunda (Citizens United kararı gibi emsallerle), şirketler de birer "hukuki kişi" olarak Birinci Ek Madde korumasından yararlanmaktadır. NetChoice bu korumayı dijital kürasyona genişletmiştir.

4. Devletler içerik denetimi için hiçbir yasa çıkaramaz mı? Çıkarabilir; ancak bu yasaların "içerik-nötr" olması ve editoryal yargıya doğrudan müdahale etmemesi gerekir. Örneğin, reklamların şeffaflığına ilişkin kurallar getirilebilir ama "muhafazakârları susturma" gibi bir yasak getirilemez.

5. Karar algoritmalar hakkında ne diyor? Mahkeme, algoritmik sıralamayı, gazete editörünün hangi haberi manşete taşıyacağına karar vermesine eşdeğer görmektedir. Dolayısıyla algoritma, şirketin sesidir.

Yazar Hakkında

Avukat Yusuf KILIÇKAN, bilişim hukuku, uluslararası dijital haklar ve platform yönetişimi alanlarında uzmanlaşmış bir hukukçudur. Özellikle yapay zeka regülasyonları ve sınır aşan dijital uyuşmazlıklarda stratejik danışmanlık yapmaktadır.

İletişim: [av.yusufkilickan@gmail.com] Web: [yusufkilickan.av.tr]

Yasal Uyarı

Bu makale, ABD Yüksek Mahkemesi kararlarının hukuki bir analizi olup, Nisan 2026 itibarıyla güncel verileri içermektedir. Bu metin bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık teşkil etmez. Her uyuşmazlık, tabi olduğu ulusal hukuk ve somut olayın özellikleri çerçevesinde değerlendirilmelidir. SCOTUS kararları ABD yargı yetkisinde bağlayıcıdır; diğer ülkelerde sadece doktriner referans niteliğindedir.

#scotus

Yusuf Kılıçkan Logo

Adaletin tesisi ve hukukun üstünlüğü ilkesiyle, müvekkillerimizin haklarını ulusal ve uluslararası arenada en profesyonel şekilde savunuyoruz.

Bu internet sitesi, Avukat Yusuf Kılıçkan tarafından Avukatlık Kanunu ve Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliği'ne uygun olarak hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler hukuki danışmanlık niteliği taşımaz.

© 2026 Yusuf Kılıçkan. Tüm Hakları Saklıdır.