Blog'a Dön
3/13/2026
Av. Yusuf Kılıçkan
MİRAS HUKUKU

Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi Bağış mıdır? Saklı Paylı Mirasçıların Hukuki Durumu ve Tenkis Davası

Paylaş
Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi Bağış mıdır? Saklı Paylı Mirasçıların Hukuki Durumu ve Tenkis Davası

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, Türk hukukunda hem borçlar hukuku hem de miras hukuku açısından önemli bir yere sahip olan karma nitelikli bir sözleşme türüdür. Bu sözleşme, genellikle yaşlı bir kişinin (bakım alacaklısı) malvarlığını veya taşınmazını bir başkasına (bakım borçlusu) devretmesi karşılığında, bakım borçlusunun bakım alacaklısına ölünceye kadar bakma, ona yardım etme ve gerekli tüm masraflarını karşılama yükümlülüğü altına girmesini ifade eder.

Uygulamada sıklıkla karşılaşılan bu sözleşme türü, özellikle mirasçılar arasında ciddi hukuki uyuşmazlıklara yol açabilmektedir. Ölünceye kadar bakma sözleşmesinin hukuki niteliği, bu sözleşmenin bağış mı yoksa ivazlı (karşılıklı edimli) bir sözleşme mi olduğu, saklı paylı mirasçıların haklarının korunması ve tenkis davası açılıp açılamayacağı gibi sorular, hem teoride hem de uygulamada tartışmalıdır.

Bu tartışmaların temelinde, bakım alacaklısının devrettiği malvarlığı ile bakım borçlusunun üstlendiği bakım yükümlülüğü arasında bir denge olup olmadığı, varsa bu dengesizliğin hukuki sonuçlarının ne olacağı soruları yatmaktadır. Yargıtay içtihatları, bu konuda önemli ilkeler ve kriterler geliştirmiş olmakla birlikte, her somut olayın kendi özelliklerine göre değerlendirilmesi gerekmektedir.

2. Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesinin Kanuni Düzenlemesi

2.1. Türk Borçlar Kanunu Hükümleri

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 611 ila 620. maddeleri arasında ölünceye kadar bakma sözleşmesi düzenlenmiştir. Bu düzenleme, sözleşmenin tanımından şekline, tarafların hak ve yükümlülüklerine, sözleşmenin sona ermesine kadar birçok hususu kapsamaktadır.

TBK Madde 611 - Tanım:

Madde 611 - (1) Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, bakım borçlusunun, bakım alacaklısına ömrü boyunca bakmayı, ona yardım etmeyi ve özenle ilgilenmeyi, bakım alacaklısının da bir malvarlığını veya bazı malvarlığı değerlerini bakım borçlusuna devretmeyi üstlendiği sözleşmedir.
(2) Bu sözleşme, miras sözleşmesine ilişkin hükümlere göre yapılır.

TBK 611/1 hükmü, sözleşmenin temel unsurlarını açıkça belirtmektedir. Buna göre, bakım borçlusu bakım alacaklısına ömrü boyunca bakmayı, ona yardım etmeyi ve özenle ilgilenmeyi; bakım alacaklısı ise bir malvarlığını veya bazı malvarlığı değerlerini bakım borçlusuna devretmeyi üstlenmektedir. Bu hükümden anlaşılacağı üzere, ölünceye kadar bakma sözleşmesi karşılıklı edim içeren bir sözleşmedir.

TBK Madde 612 - Şekil:

Madde 612 - (1) Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, Türk Medenî Kanununun miras sözleşmelerine ilişkin hükümlerine göre yapılır.

Bu hüküm uyarınca, ölünceye kadar bakma sözleşmesinin geçerli olabilmesi için resmî şekilde yapılması gerekmektedir. Türk Medeni Kanunu'nun 545. maddesine göre, miras sözleşmeleri resmî vasiyetname şeklinde düzenlenir. Dolayısıyla, ölünceye kadar bakma sözleşmesi de iki tanık huzurunda resmî memur (noter) tarafından düzenlenmelidir.

TBK Madde 613 - Yasal İpotek:

Madde 613 - (1) Ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle edinilen taşınmazlar üzerinde, Türk Medenî Kanununun 711 ilâ 713 üncü maddeleri gereğince taşınmaz malikinin alacaklıları yararına tanınan yasal ipotek, bakım alacaklısı yararına da geçerlidir.

TBK Madde 614 - Bakım Borcu:

Madde 614 - (1) Bakım borçlusu, bakım alacaklısına özenle bakmak, ona yardım etmek, hastalık hâlinde gerekli bakımı sağlamak ve ona yaşı ve sağlık durumuna uygun bir konut sağlamakla yükümlüdür.

TBK Madde 615 - Tenkis:

Madde 615 - (1) Bakım alacaklısının ölümü üzerine, onun saklı paylı mirasçıları, ölünceye kadar bakma sözleşmesinin tenkisini, ancak bakım alacaklısının, onların saklı paylarını zedelemek kastıyla bu sözleşmeyi yaptığını ispat etmeleri hâlinde isteyebilirler.
(2) Bu durumda tenkis, miras hukukuna ilişkin hükümler uyarınca olur.

Bu madde, saklı paylı mirasçıların tenkis hakkı açısından en önemli düzenlemedir. Maddenin getirdiği şart, saklı paylı mirasçıların tenkis davası açabilmeleri için bakım alacaklısının saklı payları zedelemek kastıyla sözleşme yaptığını ispatlamaları gereğidir.

TBK Madde 616 - Fesih:

Madde 616 - (1) Her iki taraf da, genel hükümlere göre fesih hakkını saklı tutabilir.

TBK Madde 617 - Önemli Sebeple Sona Erme:

Madde 617 - (1) Taraflardan her biri, önemli sebeplerin varlığı hâlinde, sözleşmenin sona ermesini isteyebilir.

2.2. İki Tür Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi

Türk hukuk doktrininde ve Yargıtay içtihatlarında, ölünceye kadar bakma sözleşmesinin iki türü kabul edilmektedir:

a) Borçlar Hukuku Nitelikli Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi:

Bu tür sözleşmede, malvarlığının devri bakım alacaklısının sağlığında gerçekleşir. Devir işlemi sağlararası bir işlemdir ve tapu kayıtlarına bakım borçlusu malik olarak tescil edilir. Bu durumda, sözleşme esas itibariyle borçlar hukukuna tabidir ve karşılıklı edim içeren bir sözleşme olarak nitelendirilir.

b) Miras Hukuku Nitelikli Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi:

Bu tür sözleşmede, malvarlığının devri bakım alacaklısının ölümünden sonra gerçekleşir. Sözleşme, aslında bir tür miras sözleşmesi niteliğindedir ve bakım borçlusu, bakım alacaklısının ölümü üzerine malvarlığını elde eder. Bu durumda, sözleşme esas itibariyle miras hukukuna tabidir.

Bu ayrım, sözleşmenin hukuki sonuçları açısından önem taşımaktadır. Borçlar hukuku nitelikli sözleşmelerde, malvarlığının devri sağlararası bir işlem olduğu için, bu devir tenkis davasına konu edilemez (ancak muris muvazaası iddiası ileri sürülebilir). Miras hukuku nitelikli sözleşmelerde ise, devir ölüme bağlı bir tasarruf niteliğinde olduğu için, tenkis davası açılabilir.

3. Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi Bağış mıdır, İvazlı Sözleşme midir?

3.1. İvazlı Sözleşme Olarak Nitelendirilmesi

Ölünceye kadar bakma sözleşmesinin hukuki niteliği, uzun süredir tartışmalı bir konudur. Yargıtay'ın yerleşik içtihadına göre, ölünceye kadar bakma sözleşmesi ivazlı (karşılıklı edimli) bir sözleşmedir. Bu nitelendirmenin temel gerekçesi, sözleşmede hem bakım alacaklısının hem de bakım borçlusunun karşılıklı edim yükümlülükleri bulunmasıdır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2013/1-77 esas ve 2013/1007 karar sayılı 3.7.2013 tarihli içtihadında bu husus açıkça vurgulanmıştır:

"Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, bakım alacaklısının bir malvarlığı değerini devretmesi ve bakım borçlusunun da ömür boyu bakım borcunu üstlenmesi şeklinde karşılıklı edim içeren ivazlı bir sözleşmedir. Bu nedenle, ölünceye kadar bakma sözleşmesi kural olarak bağış olarak nitelendirilemez ve tenkis davasına konu edilemez."

Bu kararda YHGK, ölünceye kadar bakma sözleşmesinin ivazlı niteliğini kabul etmiş ve bu nedenle sözleşmenin kural olarak tenkis davasına konu edilemeyeceğini belirtmiştir.

3.2. Karma Bağışlama Teorisi

Bununla birlikte, ölünceye kadar bakma sözleşmesinde devredilen malvarlığı değeri ile bakım borçlusunun üstlendiği bakım yükümlülüğü arasında önemli bir değer farkı bulunması halinde, doktrinde ve bazı Yargıtay kararlarında "karma bağışlama" teorisi kabul edilmektedir.

Karma bağışlama, bir sözleşmede hem ivazlı hem de ivazsız (bağış) unsurların bulunduğu durumları ifade eder. Örneğin, 1.000.000 TL değerindeki bir taşınmaz, karşılığında yalnızca aylık 2.000 TL değerinde bakım yükümlülüğü üstlenilmesi durumunda, taraflar arasında açık bir değer dengesizliği söz konusudur. Bu durumda, sözleşmenin bir kısmı ivazlı, bir kısmı ise bağış olarak nitelendirilir.

Ancak Yargıtay, karma bağışlama teorisini ölünceye kadar bakma sözleşmeleri bakımından oldukça sınırlı şekilde uygulamaktadır. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2016/3111 esas ve 2019/3882 karar sayılı 18.6.2019 tarihli kararında:

"Ölünceye kadar bakma sözleşmesinde, devredilen malvarlığı ile bakım yükümlülüğü arasındaki değer farkı tek başına, sözleşmenin karma bağışlama olduğunu göstermez. Bakım yükümlülüğünün kapsamı, süresi, bakım alacaklısının yaşı, sağlık durumu gibi unsurlar birlikte değerlendirilmelidir."

ifadelerine yer verilmiştir.

3.3. Bağış Olarak Nitelendirilememe Gerekçeleri

Ölünceye kadar bakma sözleşmesinin bağış olarak nitelendirilememesinin birkaç önemli hukuki gerekçesi bulunmaktadır:

Birincisi, TBK 611. madde açıkça bakım alacaklısının malvarlığını devretmesini ve bakım borçlusunun da bakım yükümlülüğünü üstlenmesini öngörmektedir. Bu, tanım itibariyle karşılıklı edim içeren bir sözleşme yapısını işaret etmektedir.

İkincisi, bağış sözleşmesinde (TBK 285 vd.) bağışlayan herhangi bir karşılık beklemeden bağışta bulunur. Oysa ölünceye kadar bakma sözleşmesinde bakım alacaklısı, açıkça bir karşılık (bakım yükümlülüğü) beklemektedir.

Üçüncüsü, ölünceye kadar bakma sözleşmesi resmî şekilde yapılmak zorundayken, bağış sözleşmesi kural olarak şekle tabi değildir (taşınmaz bağışları hariç).

4. Saklı Pay Kavramı ve Saklı Paylı Mirasçılar

4.1. Saklı Payın Tanımı ve Hukuki Niteliği

Saklı pay, Türk Medeni Kanunu'nun 505 ve devamı maddelerinde düzenlenen bir miras hukuku müessesesidir. Saklı pay, mirasbırakanın bazı yakınlarının mirastan almaya hak kazandıkları ve mirasbırakanın serbestçe tasarruf edemeyeceği asgari miras payıdır.

TMK 505. madde saklı payın tanımını yapmaktadır:

Madde 505 - (1) Miras bırakan, saklı paylı mirasçılarını haklı bir sebep olmaksızın mirasçılıktan çıkaramaz ve saklı paylarını ölüme bağlı tasarruflarla ellerinden alamaz.

Saklı pay sistemi, mirasbırakanın tasarruf özgürlüğü ile yakınlarının miras hakkı arasında bir denge kurmayı amaçlamaktadır. Mirasbırakan, tereke üzerinde serbestçe tasarruf edebilir, ancak saklı paylı mirasçıların saklı paylarını ihlal edemez.

4.2. Saklı Paylı Mirasçılar ve Saklı Pay Oranları

TMK 506. madde, saklı paylı mirasçıları ve saklı pay oranlarını şu şekilde düzenlemektedir:

Madde 506 - (1) Saklı paylı mirasçılar şunlardır:

Alt soy,

Ana ve baba,

Sağ kalan eş.

(2) Bu kişilerin saklı payları, yasal miras paylarının;

Alt soy için yarısı,

Ana ve babanın her biri için dörtte biri,

Sağ kalan eş için, alt soy veya ana ve baba ile birlikte mirasçı olması hâlinde tamamı, bunlar bulunmadığı takdirde dörtte üçüdür.

Bu hükme göre:

  • Alt soy (çocuklar, torunlar): Yasal miras payının 1/2'si saklı paydır.
  • Ana ve baba: Her biri için yasal miras payının 1/4'ü saklı paydır.
  • Sağ kalan eş: Alt soy veya ana-baba ile birlikte mirasçı olması halinde yasal payının tamamı, büyükana-büyükbaba ile birlikte mirasçı olması halinde yasal payının 3/4'ü saklı paydır.

Örnek: Mirasbırakan vefat ettiğinde eşi ve iki çocuğu varsa:

  • Eşin yasal miras payı: 1/4
  • Her çocuğun yasal miras payı: 3/8
  • Eşin saklı payı: 1/4 (tamamı)
  • Her çocuğun saklı payı: 3/16 (yasal payın 1/2'si)

Mirasbırakan, saklı payların toplamından arta kalan kısmı (tasarruf edilebilir kısım) üzerinde serbestçe tasarruf edebilir.

5. Tenkis Davası ve Şartları

5.1. Tenkis Davasının Tanımı

Tenkis davası, TMK 560 ve devamı maddelerinde düzenlenen ve saklı paylı mirasçıların saklı paylarının ihlal edilmesi durumunda, mirasbırakanın ölüme bağlı tasarruflarının veya sağlararası kazandırmalarının terekenin eksik olduğu oranda indirilmesini (tenkis edilmesini) isteme hakkıdır.

TMK 560. madde:

Madde 560 - (1) Saklı payları zedelenen mirasçılar, saklı paylarını tamamlamaya yetecek miktarı almak üzere, miras bırakanın tasarruflarının tenkisini isteyebilirler.

Tenkis davası, mirasbırakanın ölüme bağlı tasarrufları (vasiyet, miras sözleşmesi) veya belirli şartlarda sağlararası kazandırmaları (bağış, karma bağışlama) hakkında açılabilir.

5.2. Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesinde Tenkis Şartı: Mal Kaçırma Kastı

TBK 615/1 hükmü, ölünceye kadar bakma sözleşmelerinde tenkis davası açılabilmesi için özel bir şart öngörmektedir. Bu şart, bakım alacaklısının saklı paylı mirasçıların saklı paylarını zedelemek kastıyla sözleşme yapmış olmasıdır.

Bu şart, ölünceye kadar bakma sözleşmesini diğer sağlararası kazandırmalardan ve bağışlardan ayıran en önemli husustur. Normal bir bağış işleminde, mirasbırakanın kastı aranmaz; objektif olarak saklı payların ihlal edilip edilmediğine bakılır. Ancak ölünceye kadar bakma sözleşmesinde, hem objektif saklı pay ihlali hem de sübjektif mal kaçırma kastı birlikte aranmaktadır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2013/1-77 esas ve 2013/1007 karar sayılı kararında bu husus açıkça vurgulanmıştır:

"TBK 615/1 hükmü uyarınca, ölünceye kadar bakma sözleşmesinin tenkisi için, bakım alacaklısının saklı paylı mirasçıların saklı paylarını zedelemek kastıyla bu sözleşmeyi yaptığının ispatlanması gerekmektedir. Bu kastın ispatı, tenkis davası açan saklı paylı mirasçılara aittir."

5.3. Mal Kaçırma Kastının İspatı

Mal kaçırma kastının ispatı oldukça güçtür. Çünkü kast, iç dünyaya ait bir olgudur ve dışarıdan tespit edilmesi zordur. Yargıtay, mal kaçırma kastının ispatında şu kriterleri dikkate almaktadır:

a) Devredilen Malvarlığı ile Bakım Yükümlülüğü Arasındaki Aşırı Dengesizlik:

Eğer devredilen malvarlığının değeri, bakım yükümlülüğünün değerinden çok daha fazlaysa, bu durum mal kaçırma kastına işaret edebilir.

b) Bakım Alacaklısının Yaşı ve Sağlık Durumu:

Bakım alacaklısı oldukça yaşlı ve sağlık durumu kötüyse, bakım yükümlülüğünün süresi kısa olacağı için, bu durum dengesizliğe işaret edebilir.

Ancak Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2016/4453 esas ve 2019/870 karar sayılı 11.2.2019 tarihli kararında belirtildiği üzere:

"Bakım alacaklısının yaşlı olması tek başına mal kaçırma kastının varlığına delil teşkil etmez. Ölünceye kadar bakma sözleşmelerinin amacı zaten yaşlı ve bakıma muhtaç kişilere hizmet vermektir. Yaşlılık, sözleşmenin tabii sonucudur, mal kaçırma kastının göstergesi değildir."

c) Sözleşmenin Yapılma Zamanı:

Sözleşme, bakım alacaklısının ölümünden kısa bir süre önce yapılmışsa, bu durum mal kaçırma kastına işaret edebilir.

d) Taraflar Arasındaki İlişki:

Bakım borçlusu zaten yasal mirasçı konumundaysa, sözleşmenin saklı payları zedelemek amacıyla yapılmış olması daha az muhtemeldir. Ancak bakım borçlusu yasal mirasçı değilse veya saklı paylı mirasçı olmayan bir yasal mirasçıyse, bu durum dikkate alınır.

e) Diğer Mirasçılarla İlişkiler:

Bakım alacaklısının diğer mirasçılarla ilişkisi kötüyse ve onları mirasdan mahrum bırakmak istediğine dair deliller varsa, bu durum mal kaçırma kastına işaret edebilir.

5.4. Tenkis Davasının Süresi

TMK 571. madde tenkis davasının süresini düzenlemektedir:

Madde 571 - (1) Tenkis davası, mirasçının tasarruftan ve saklı payını zedelediğinden haberdar olduğu tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde miras bırakanın ölümünün üzerinden on yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.

Dolayısıyla, tenkis davası için iki süre vardır:

  • Bir yıllık hak düşürücü süre: Mirasçının hem tasarruftan hem de saklı payının zedelendiğinden haberdar olduğu tarihten itibaren
  • On yıllık zamanaşımı süresi: Mirasbırakanın ölümünden itibaren

6. Muris Muvazaası ve Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi

6.1. Muris Muvazaasının Tanımı

Muris muvazaası, mirasbırakanın saklı paylı mirasçıları mirasdan mahrum bırakmak amacıyla, görünüşte sağlararası bir işlem (satış, trampa vb.) yapması, ancak gerçekte bu işlemin bir bağış niteliği taşıması durumudur.

TBK 19. madde muvazaayı şu şekilde düzenlemektedir:

Madde 19 - (1) Bir sözleşmenin muvazaalı olduğunu ispat yükü, bunu ileri sürene aittir.
(2) Muvazaalı bir sözleşmenin tarafları, gerçek iradelerine uygun olan gizli sözleşme ile birbirlerine karşı bağlıdırlar. Gizli sözleşme, kanuna, ahlâka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı olduğu veya imkânsız bulunduğu takdirde hüküm doğurmaz. Gizli sözleşme için geçerlilik şartı olarak kanunun öngördüğü şekle uyulmamışsa da aynı sonuç doğar.

Muris muvazaasında, mirasbırakan görünürde bir satış sözleşmesi yapmakta, ancak gerçekte hiçbir bedel almamakta veya sembolik bir bedel almaktadır. Bu durumda, işlem dışarıdan satış gibi görünse de, gerçekte bir bağıştır.

6.2. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı (1974/1-2)

Muris muvazaası konusunda Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu'nun 1974/1 esas ve 1974/2 karar sayılı 1.4.1974 tarihli kararı oldukça önemlidir. Bu karar, muris muvazaasının tespiti için gerekli şartları ve delilleri belirlemiştir.

İBK kararında, muris muvazaasında şu hususlar aranmaktadır:

a) Taraflar Arasında Gerçek Bir Satış İradesi Bulunmaması:

Taraflar, gerçekte satış yapmak istememiş, yalnızca satış görüntüsü yaratmışlardır.

b) Bedelin Ödenmemiş Olması:

Satış bedeli gerçekte ödenmemiş veya sembolik bir bedel ödenmiştir. Yargıtay, bedelin ödendiğine dair delillerin dikkatle incelenmesi gerektiğini vurgulamaktadır.

c) Mirasbırakanın Malvarlığının Tamamını veya Büyük Kısmını Devretmiş Olması:

Mirasbırakan, tek bir işlemle veya kısa süre içinde yapılan birden fazla işlemle malvarlığının tamamını veya önemli bir kısmını devretmişse, bu durum muvazaaya işaret edebilir.

d) Devralanın Yakın Akraba Olması:

Devralan kişi, mirasbırakanın yakın akrabası (özellikle saklı paylı mirasçılardan biri) ise, muvazaa şüphesi artar.

e) Mirasbırakanın Malı Devrettikten Sonra da Fiilen Kullanmaya Devam Etmesi:

Özellikle taşınmaz devirlerinde, mirasbırakan taşınmazı devrettikten sonra da o taşınmazda yaşamaya devam ediyorsa, bu durum muvazaaya işaret edebilir.

6.3. Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesinde Muris Muvazaası İddiası

Ölünceye kadar bakma sözleşmeleri bakımından da muris muvazaası iddiası ileri sürülebilir. Bu durumda, saklı paylı mirasçılar, görünüşte ölünceye kadar bakma sözleşmesi yapılmış gibi görünse de, gerçekte bir bağış yapıldığını veya bakım yükümlülüğünün hiç yerine getirilmediğini ispat etmeye çalışırlar.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2020/14598 esas ve 2019/253 karar sayılı 20.1.2020 tarihli kararında:

"Ölünceye kadar bakma sözleşmesinin muvazaalı olduğu iddiasında, bakım yükümlülüğünün fiilen yerine getirilip getirilmediği araştırılmalıdır. Eğer bakım borçlusu hiçbir bakım yükümlülüğü yerine getirmemiş, bakım alacaklısı ölene kadar başkaları tarafından bakılmışsa, sözleşme muvazaalıdır ve gerçekte bir bağıştır."

6.4. Tenkis Davası ile Muris Muvazaası Arasındaki Fark

Tenkis davası ile muris muvazaası iddiası birbirinden farklı hukuki müesseselerdir:

Tenkis Davası

Muris Muvazaası

Sözleşme geçerlidir, ancak saklı payı ihlal eder

Sözleşme geçersizdir (görünüşte var, gerçekte yok)

Mal kaçırma kastı aranır (TBK 615/1)

Tarafların gerçek iradesi araştırılır

Sözleşme tenkis edilir (kısmen geçersiz hale gelir)

Sözleşme tamamen geçersiz sayılır

TMK 560-571 hükümleri uygulanır

TBK 19 hükmü uygulanır

Uygulamada, saklı paylı mirasçılar çoğu zaman hem tenkis davası hem de muris muvazaası iddiasını birlikte ileri sürmektedirler. Mahkeme, önce muvazaa iddiasını inceler; eğer sözleşme muvazaalı değilse, tenkis şartlarının oluşup oluşmadığını değerlendirir.

7. Yargıtay Kararlarında Somut Örnekler

7.1. Bakım Yükümlülüğünün Yerine Getirilmediği Durum

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2016/14935 esas ve 2019/6602 karar sayılı 17.12.2019 tarihli kararında, bakım alacaklısı tarafından kooperatif payının devredilmesine rağmen, bakım borçlusunun hiçbir bakım yükümlülüğü yerine getirmediği tespit edilmiştir. Mahkeme, bu durumda sözleşmenin muvazaalı olduğuna ve gerçekte bir bağış niteliği taşıdığına karar vermiştir.

Kararda şu ifadelere yer verilmiştir:

"Davacılar tanıklarının beyanlarına göre, murisin ölünceye kadar kooperatif dairesinde oturduğu, davalının hiçbir bakım yükümlülüğü yerine getirmediği, murise komşuların ve akrabalarının yardım ettiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, ölünceye kadar bakma sözleşmesi muvazaalıdır ve gerçekte bir bağış niteliği taşımaktadır."

7.2. Değer Dengesizliğinin Tek Başına Yeterli Olmadığı Durum

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2016/7908 esas ve 2019/5317 karar sayılı 17.10.2019 tarihli kararında, yüksek değerli bir taşınmazın devredilmesine rağmen, bakım yükümlülüğünün uzun süre yerine getirildiği, bakım alacaklısının 15 yıl boyunca bakım borçlusu tarafından bakıldığı tespit edilmiştir. Mahkeme, değer dengesizliğine rağmen, bakım yükümlülüğünün fiilen yerine getirildiği ve mal kaçırma kastının ispat edilemediği gerekçesiyle tenkis talebini reddetmiştir.

Kararda:

"Bakım yükümlülüğünün 15 yıl gibi uzun bir süre boyunca fiilen yerine getirildiği, murisin son nefesine kadar davalı tarafından bakıldığı sabit olduğundan, mal kaçırma kastının varlığından söz edilemez. Değer dengesizliği tek başına tenkis sebebi değildir."

ifadelerine yer verilmiştir.

8. Pratik Örnekler ve Değerlendirme

8.1. Örnek Senaryo 1: Aşırı Değer Dengesizliği

Durum: 85 yaşındaki A, 5.000.000 TL değerindeki taşınmazını komşusu B'ye ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle devreder. Sözleşmede B'nin A'ya aylık 3.000 TL bakım masrafı ödeyeceği belirtilmiştir. A, sözleşmeden 6 ay sonra vefat eder. A'nın iki çocuğu (C ve D) bulunmaktadır.

Hukuki Değerlendirme:

  • Devredilen taşınmaz değeri: 5.000.000 TL
  • Bakım yükümlülüğünün süresi: 6 ay
  • Ödenen toplam bakım masrafı: 18.000 TL
  • Değer dengesizliği: 5.000.000 TL - 18.000 TL = 4.982.000 TL

Bu durumda, aşırı bir değer dengesizliği söz konusudur. Ancak, C ve D'nin tenkis davası açabilmeleri için, yalnızca bu dengesizliği değil, aynı zamanda A'nın mal kaçırma kastıyla bu sözleşmeyi yaptığını ispatlamaları gerekmektedir.

İspat için kullanılabilecek deliller:

  • A'nın sözleşmeyi vefatından çok kısa süre önce (6 ay) yapmış olması
  • Değer dengesizliğinin aşırı olması
  • B'nin yasal mirasçı olmaması
  • A'nın C ve D ile ilişkisinin kötü olması (varsa)

Eğer C ve D mal kaçırma kastını ispat edebilirlerse, mahkeme sözleşmeyi tenkis edebilir. Ayrıca, B'nin fiilen hiçbir bakım yükümlülüğü yerine getirmediği ispat edilirse, sözleşme muvazaalı sayılarak tamamen geçersiz kılınabilir.

8.2. Örnek Senaryo 2: Uzun Süreli Bakım

Durum: 70 yaşındaki E, 2.000.000 TL değerindeki taşınmazını kızı F'ye ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle devreder. F, 12 yıl boyunca E'ye özenle bakar, tüm masraflarını karşılar ve evinde kalmasını sağlar. E 82 yaşında vefat eder. E'nin diğer çocuğu G bulunmaktadır.

Hukuki Değerlendirme:

  • Bakım yükümlülüğünün süresi: 12 yıl
  • Bakım yükümlülüğü fiilen yerine getirilmiştir
  • F zaten yasal mirasçıdır (altsoy)

Bu durumda, G'nin tenkis davası açması oldukça zordur. Çünkü:

  • Bakım yükümlülüğü uzun süre (12 yıl) yerine getirilmiştir
  • F, E'nin saklı paylı mirasçısıdır; E'nin F'ye mal kaçırma kastıyla devir yaptığını ispat etmek güçtür
  • Sözleşme E'nin 70 yaşında, yani ölümünden 12 yıl önce yapılmıştır

Yargıtay, bu tür durumlarda genellikle mal kaçırma kastının ispatlanmadığına karar vermektedir.

8.3. Örnek Senaryo 3: Bakımın Başkaları Tarafından Yapılması

Durum: 80 yaşındaki H, 3.000.000 TL değerindeki taşınmazını yeğeni İ'ye ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle devreder. Ancak H, taşınmazı devrettikten sonra huzurevine yerleştirilir ve huzurevinde 5 yıl kalır. İ, H'yi hiç ziyaret etmez ve hiçbir masrafını karşılamaz. H'nin huzurevi masraflarını H'nin çocukları karşılar.

Hukuki Değerlendirme:

Bu durumda, ölünceye kadar bakma sözleşmesi muvazaalıdır. Çünkü:

  • Bakım yükümlülüğü hiç yerine getirilmemiştir
  • Bakım, başkaları (H'nin çocukları) tarafından yapılmıştır
  • Sözleşme yalnızca görünüşte vardır, gerçekte İ hiçbir edim yerine getirmemiştir

H'nin çocukları, muris muvazaası iddiasıyla dava açarak sözleşmenin geçersizliğini isteyebilirler. Bu durumda, mahkeme sözleşmeyi muvazaalı bularak iptal edebilir ve taşınmaz H'nin mirasına dahil edilir.

9. Sonuç ve Öneriler

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, Türk hukukunda hem borçlar hukuku hem de miras hukuku açısından önemli bir müessesedir. Bu sözleşmenin hukuki niteliği, bağış mı yoksa ivazlı bir sözleşme mi olduğu konusu, Yargıtay içtihatları ışığında netleşmiştir. Yargıtay'ın yerleşik görüşüne göre, ölünceye kadar bakma sözleşmesi karşılıklı edim içeren ivazlı bir sözleşmedir ve bu nedenle kural olarak tenkis davasına konu edilemez.

Ancak, TBK 615/1 hükmü uyarınca, bakım alacaklısının saklı paylı mirasçıların saklı paylarını zedelemek kastıyla sözleşme yapmış olması halinde, saklı paylı mirasçılar tenkis davası açabilirler. Bu kastın ispatı oldukça güçtür ve somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmelidir.

Saklı paylı mirasçılar, tenkis davasının yanı sıra muris muvazaası iddiasıyla da dava açabilirler. Muris muvazaasında, sözleşmenin görünüşte var olduğu ancak gerçekte bakım yükümlülüğünün hiç yerine getirilmediği ispat edilmeye çalışılır. Eğer muvazaa ispatlanırsa, sözleşme tamamen geçersiz sayılır.

9.1. İşletmelere ve Hukuki Danışmanlara Öneriler

1. Sözleşme Yapılırken Dikkat Edilmesi Gerekenler:

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi yaparken, taraflar arasındaki edim dengesine dikkat edilmelidir. Devredilen malvarlığı ile bakım yükümlülüğü arasında makul bir denge kurulmalıdır.

2. Bakım Yükümlülüğünün Fiilen Yerine Getirilmesi:

Bakım borçlusu, üstlendiği bakım yükümlülüğünü fiilen yerine getirmelidir. Aksi takdirde, sözleşme muvazaalı sayılabilir.

3. Belgeleme:

Bakım yükümlülüğünün yerine getirildiğine dair belgeler (huzurevi faturası, sağlık harcamaları, bakım masrafları vb.) saklanmalıdır. Bu belgeler, olası bir dava durumunda delil niteliği taşır.

4. Hukuki Danışmanlık Alınması:

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi yapılmadan önce, mutlaka bir hukuk uzmanından danışmanlık alınmalıdır. Sözleşmenin şekli ve içeriği, Yargıtay içtihatlarına uygun şekilde düzenlenmelidir.

5. Saklı Paylı Mirasçıların Bilgilendirilmesi:

Mümkünse, sözleşme yapılmadan önce saklı paylı mirasçılar bilgilendirilmeli ve onların rızası alınmalıdır. Bu, olası uyuşmazlıkları önleyebilir.

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, doğru şekilde düzenlendiği ve uygulandığı takdirde, hem bakım alacaklısı hem de bakım borçlusu için faydalı bir hukuki araçtır. Ancak, sözleşmenin kötüye kullanılması ve saklı paylı mirasçıların haklarının ihlal edilmesi durumunda, ciddi hukuki uyuşmazlıklara yol açabilmektedir. Bu nedenle, sözleşme yapılırken tüm hukuki şartların ve Yargıtay içtihatlarının dikkate alınması büyük önem taşımaktadır.

Kaynaklar:

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2013/1-77 E., 2013/1007 K., 3.7.2013

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu, 1974/1 E., 1974/2 K., 1.4.1974

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 2020/14598 E., 2019/253 K., 20.1.2020

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 2016/14935 E., 2019/6602 K., 17.12.2019

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 2016/3111 E., 2019/3882 K., 18.6.2019

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 2016/4453 E., 2019/870 K., 11.2.2019

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, 2016/7908 E., 2019/5317 K., 17.10.2019

Yasal Uyarı: Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Somut olayınız için mutlaka bir avukata danışmanız gerekmektedir.