Uzaktan Kilitlenen Araçlar ve "Dijital Zilyetlik" Krizi

Avukat Yusuf KILIÇKAN
01.04.2026
Bir Efsane ve Arkasındaki Gerçek Sorun
Sosyal medyada hızla yayılan bir anlatım var: taksitini ödeyemeyen bir kadının arabası, çocuğunu hastaneye götürdüğü sırada uzaktan kilitleniyor. Bu hikâye olgusal olarak doğrulanmış değildir. Ancak bu kadar hızlı yayılmasının nedeni tamamen uydurma olması değil; arkasında gerçek bir hukuki sorunun bulunmasıdır.
Bugün özellikle ABD'de finansman yoluyla satılan araçlarda "starter interrupt" ya da "kill switch" olarak adlandırılan sistemler kullanılmaktadır. Bu sistemler, ödeme yapılmadığında aracın yeniden çalıştırılmasını engeller. Teknik olarak müdahale çoğunlukla araç park halindeyken devreye girer; amaç seyir sırasında durdurmak değil, aracı yeniden çalıştırmayı bloke etmektir. Bununla birlikte, sözleşme metinleri dikkatli incelendiğinde bazı sistemlerin tasarım gereği araç kullanılırken de devreye girebileceği görülmektedir. Bu durum teknik bir ayrıntı değil, hukuki açıdan belirleyici bir farktır.
Türkiye'de bu tür sistemler henüz yaygınlaşmamıştır; ancak 5G altyapısı ve bağlı araç (connected car) teknolojisinin hızla gelişmesiyle birlikte, bu tartışmanın yakın vadede somut hukuki uyuşmazlıklara dönüşmesi kaçınılmazdır.
Klasik Mülkiyet Üçgeni ve Yazılımsal Kırılma
Türk Medeni Kanunu çerçevesinde mülkiyet hakkı, sahibine o eşya üzerinde kullanma (usus), yararlanma (fructus) ve tasarruf etme (abusus) yetkilerini tanır. Finansman sözleşmesiyle araç satın alan kişi, teorik olarak mülkiyeti devralmış olmakla birlikte, araç üzerindeki bu üç yetkiden en temel olanı — kullanım — bir yazılım protokolüne bağımlı kılınmış durumdadır.
Bu yapı, "kullanım hakkı" ile "mülkiyet" arasındaki sınırı fiilen bulanıklaştırır. Araç sahibi kâğıt üzerinde malikken, finansman şirketi araç üzerindeki fiziksel kontrolü istediği an geri alabilecek bir konumdadır. Bu durum mülkiyetin bir "abonelik" ya da "kullanım izni"ne indirgendiği yeni bir modeli işaret etmektedir.
İhkak-ı Hak Yasağı: Türk Hukukunun Temel Çizgisi
Türk hukukunda bir kimsenin yetkili mercilere başvurmaksızın kendi gücüyle hakkını alması — ihkak-ı hak — kural olarak yasaktır. Bu yasak hem özel hukukta hem de kamu hukukunda köklü biçimde yerleşmiştir: alacaklı, borcunu tahsil etmek istiyorsa 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun öngördüğü prosedürleri takip etmek zorundadır.
Bir finansman şirketinin taksit ödenmediği gerekçesiyle aracı uzaktan kilitlediğinde yaptığı şey, İİK prosedürlerini tamamen atlayarak "kendiliğinden hak alma"ya gitmektir. Haciz kararı, icra emri, satış prosedürü — tüm bunlar devre dışı bırakılarak tek taraflı ve anlık bir müdahaleyle borçlunun aracı kullanılamaz hale getirilmektedir.
Bu eylem TCK md. 106 kapsamında tehdit ya da TCK md. 108 kapsamında cebir zeminine girebilecek niteliktedir; ancak bu değerlendirmenin yapılabilmesi için müdahalenin somut koşullarının — özellikle eylemin seyir sırasında mı yoksa araç dururken mi gerçekleştiğinin — ayrıca incelenmesi gerekir. TCK md. 244'ün (bilişim sistemini engelleme) uygulanabilirliği ise tartışmalıdır; zira şirket söz konusu sistemi sözleşme kapsamında bizzat kurmuştur. Ancak sistemin sözleşmede öngörülen kapsamı aşan biçimde kullanılması, bu hükmün gündeme gelmesini sağlayabilir.
Sözleşmedeki Haksız Şart ve Tüketici Hukuku
Finansman sözleşmesine eklenen "taksit ödenmediğinde araç uzaktan devre dışı bırakılabilir" maddesi, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun md. 5 kapsamında haksız şart niteliği taşımaktadır. Bu hüküm, tüketicinin temel haklarını — sağlığa erişim, hareket özgürlüğü, olağanüstü durumlarda araç kullanımı — tek taraflı olarak ortadan kaldırabilen bir sözleşme şartını kesinlikle geçersiz kılar.
TBK md. 27 uyarınca kamu düzenine ve dürüstlük kuralına aykırı sözleşme hükümleri de batıl sayılır. Hastane yolunda ya da olağanüstü bir durumda aracın kilitlenmesine zemin hazırlayan bir sözleşme maddesinin bu ölçüte aykırı olduğu güçlü bir argümanla savunulabilir.
TMK Kapsamında Zilyetliğin Korunması
Türk Medeni Kanunu md. 981 ve devamı, zilyedin zilyetliğine yapılan haksız müdahalelere karşı dava hakkı tanır. Finansman şirketinin uzaktan kilitleme yoluyla araç üzerindeki fiilî denetimi ele geçirmesi, hukuki anlamda zilyetliğin gaspa uğraması olarak değerlendirilebilir. Bu çerçevede araç sahibi, TMK'nın öngördüğü zilyetlik davaları yoluyla acele bir hukuki koruma talep etme hakkına sahiptir.
"Mülkiyet mi, Abonelik mi?" Sorusu ve Mülkiyetin Parçalanması
Tartışmanın özü şu soruya dayanmaktadır: Bir bedel ödeyerek satın aldığınız araç üzerinde uzaktan kilit varsa, siz o aracın maliki misiniz yoksa geçici bir abonesi misiniz?
Bu soru yalnızca felsefi değil, somut hukuki sonuçlar doğurmaktadır. Tesla'nın koltuk ısıtma özelliğini, BMW'nin direksiyon desteği paketini ya da Mercedes'in yazılımsal beygir gücü artışını abonelikle sunması; mülkiyetin klasik anlayışının parçalandığını göstermektedir. Araç satın alındıktan sonra ödeme yapılmadığı ya da yazılım güncellenmediği için bazı fonksiyonların devre dışı kalması, mülkiyet hakkının özüne dokunan bir müdahaledir.
KVKK Boyutu: Araç Bir Gözetim Mekanizmasına Dönüşüyor mu?
Uzaktan müdahale sistemleri yalnızca aracı kilitleyen yazılımdan ibaret değildir. Yeni nesil bağlı araçlar GPS konumu, sürüş alışkanlıkları, hız ve rota verisi; bazı modellerde araç içi ses ve görüntü kayıtlarını finansman şirketine veya üreticiye iletebilmektedir.
6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu çerçevesinde bu verilerin toplanması, işlenmesi ve üçüncü taraflarla paylaşılması açık rıza ve orantılılık ilkelerine tabidir. Finansman sözleşmesine gömdürülen geniş kapsamlı veri işleme yetkileri, KVKK kapsamındaki aydınlatma yükümlülüğü ve açık rıza şartlarına aykırılık oluşturabilir. Bu mesele aynı zamanda Anayasa md. 20 güvencesindeki özel hayatın gizliliği hakkıyla doğrudan temas eder.
Sonuç: Hukuk, "Kodun Hukuk Olduğu" Dünyaya Yetişmek Zorunda
Araçlar artık yalnızca bizi bir noktadan diğerine taşıyan mekanik makineler değil; içinde yaşadığımız, verilerimizi işleyen ve uzaktan yönetilebilen mobil terminallerdir. Bu dönüşüm klasik eşya hukukunun temel kavramlarını zorlamakta; mülkiyet, zilyetlik ve özel hayat gibi köklü kategorileri yeniden tanımlamaktadır.
Türkiye özelinde değerlendirildiğinde, mevcut hukuk çerçevesi bu tür uyuşmazlıkları ele almak için belirli araçlar sunmaktadır: haksız şart hükümleri, ihkak-ı hak yasağı, zilyetliği koruma davaları ve KVKK yaptırımları bunların başında gelmektedir. Ancak "bağlı araç" teknolojisine özgü kapsamlı bir yasal düzenleme henüz mevcut değildir. Bu boşluk, sektörün hızlı gelişimiyle birlikte kapatılmayı bekleyen acil bir ihtiyaçtır.
Sosyal medyada dolaşan dramatik hikâye doğrulanmamış olabilir; ama işaret ettiği hukuki sorun gerçektir ve yaklaşmaktadır.
Avukat Yusuf KILIÇKAN
01.04.2026
Sıkça Sorulan Sorular
Finansman şirketi aracı uzaktan kilitlersem bu Türkiye'de suç mu? Doğrudan bu eylemi hedef alan özel bir suç tanımı henüz mevzuatta yer almamaktadır. Ancak müdahalenin koşullarına göre TCK md. 106 (tehdit) veya md. 108 (cebir) kapsamında değerlendirilme ihtimali mevcuttur. Seyir sırasında gerçekleşen bir müdahale çok daha ağır bir hukuki tabloya yol açar.
Sözleşmede "uzaktan kilitleme" maddesi varsa hukuki bir şey yapabilir miyim? Evet. TKHK md. 5 uyarınca tüketicinin temel haklarını orantısız biçimde kısıtlayan sözleşme şartları haksız şart sayılır ve geçersizdir. Bu maddeyi içeren sözleşmeler mahkeme veya hakem heyeti aracılığıyla iptal ettirilebilir.
Araç mülkiyetim varsa neden bu kadar sorun oluyor? Çünkü yazılım tabanlı kontrol mekanizmaları, kâğıt üzerindeki mülkiyet ile fiilî kullanım arasına giriyor. Finansman şirketi, aracı hukuken size ait olsa bile uzaktan müdahale ederek kullanım yetkisini tek taraflı olarak askıya alabiliyor. Mülkiyetin "tekliği" ilkesi bu modelle çelişmektedir.
Araçtaki GPS ve sürüş verilerinin toplanması yasal mı? KVKK kapsamında bu verilerin toplanması açık rıza ve orantılılık ilkelerine tabidir. Sözleşmeye gömülmüş genel onay metinleri, KVKK'nın öngördüğü aydınlatma yükümlülüğünü tam olarak karşılamayabilir.
Türkiye'de bu sistemler gerçekten kullanılıyor mu? Henüz yaygın değil. Ancak 5G altyapısı ve bağlı araç teknolojisinin hızlanmasıyla bu sistemlerin yakın vadede gündeme gelmesi beklenmektedir. Düzenleyici çerçeve geliştirilmeden uygulamaya girecek olursa hukuki uyuşmazlıklar kaçınılmaz olur.
İhkak-ı hak yasağı ne demek? Türk hukukunda bir kimsenin yetkili mercilere başvurmaksızın kendi gücüyle hakkını alması kural olarak yasaktır. Finansman şirketi alacağını tahsil etmek istiyorsa İİK prosedürlerini işletmesi gerekir; uzaktan kilitleme bu prosedürü devre dışı bırakan tek taraflı bir müdahale olduğundan bu yasağı ihlal etmektedir.
Bu sorun yalnızca araçlara mı özgü? Hayır. Abonelik modeliyle satılan her dijital sistem — yazılım tabanlı ev aletleri, "akıllı" kilitler, bağlı cihazlar — benzer mülkiyet ve kontrol sorularını gündeme taşıyabilir. Araç örneği, doğrudan kişi güvenliğini tehdit edebilecek boyutuyla en kritik olanıdır.
Bu konuda hukuki yola başvurmak istersem ne yapmalıyım? "Haksız şart" ve "zilyetliğe saldırı" gerekçeleriyle acele ihtiyati tedbir talebiyle birlikte hukuk mahkemesine ya da tüketici mahkemesine başvurulabilir. KVKK ihlali varsa Kişisel Verileri Koruma Kurumu'na da şikâyette bulunulabilir.
Yazar Hakkında: Avukat Yusuf KILIÇKAN, bilişim hukuku, mülkiyet teorisi ve yeni nesil teknolojilerin yasal regülasyonu alanlarında uzmanlaşmış bir hukukçudur. Özellikle teknolojinin bireysel özgürlükler ve mülkiyet haklarına baskılayıcı etkilere karşı savunma stratejileri geliştirmektedir. Ayrıntılı bilgi ve iletişim için: yusufkilickan.av.tr
Avukat Yusuf KILIÇKAN
Yasal Uyarı: Bu metin, Türk Medeni Kanunu, Türk Borçlar Kanunu, TKHK ve KVKK çerçevesinde karşılaştırmalı hukuk perspektifinden kaleme alınmış bir fikir ve hukuki analiz yazısıdır. Benzer bir durumla karşılaşılması halinde somut hukuki değerlendirme için uzman bir avukattan görüş alınması önerilir.