Yurtdışından Sosyal Medyada Yapılan Paylaşımlar Nedeniyle Türkiye'de Hakaret Soruşturması Açılabilir mi?

Sosyal medya paylaşımları, coğrafi sınırları aşan bir iletişim alanı yaratmaktadır. Bu nedenle yurtdışında yaşayan Türk vatandaşlarının veya çifte vatandaşlığa sahip kişilerin Türkiye'deki kişiler hakkında sosyal medya üzerinden yaptıkları paylaşımlar, bazı durumlarda Türk ceza hukuku bakımından soruşturma konusu olabilmektedir. Özellikle hakaret suçu kapsamında yapılan değerlendirmelerde, paylaşımın nereden yapıldığı kadar suçun hukuki sonuçlarının nerede doğduğu da önem taşımaktadır.
Türk Ceza Kanunu'na göre hakaret suçu, bir kişinin onur, şeref ve saygınlığına saldırı niteliği taşıyan söz, yazı veya davranışlarla işlenebilir. Sosyal medya paylaşımları da bu kapsamda değerlendirilmekte ve gerekli şartların oluşması hâlinde savcılıklar tarafından soruşturma başlatılabilmektedir.
Hakaret Suçunun Kanuni Düzenlemesi
Türk Ceza Kanunu'nun 125. maddesinde hakaret suçu şu şekilde düzenlenmiştir:
Madde 125 - (1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır.
(2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.
(3) Hakaret suçunun;
a) Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı,
b) Dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından, mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı,
c) Kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle,
İşlenmesi halinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz.
(4) Hakaretin alenen işlenmesi halinde, ceza altıda biri oranında artırılır.
Maddenin ikinci fıkrasında yer alan "sesli, yazılı veya görüntülü ileti" düzenlemesi, sosyal medya paylaşımları bakımından özel önem taşımaktadır. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, sosyal medya üzerinden yapılan hakaret içerikli paylaşımlar bu kapsamda değerlendirilmektedir.
Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin 2019/12396 sayılı kararında belirtildiği üzere, ileti yoluyla hakaretin oluşabilmesi için sanığın, mağdurun hakareti öğrenmesi kastıyla hareket etmesi gerekmektedir. Şayet ileti mağdurdan başka birisine gönderilmiş ancak tesadüfen mağdur tarafından öğrenilmiş ise, huzurda hakaret suçu oluşmayacaktır.
Daha yakın tarihli bir karar olan Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 10.02.2025 tarih ve 2024/8336 esas, 2025/2307 karar sayılı ilamında ise, mağdura ulaşacağını bilerek gönderilen mesajlarda iletme kastının varlığı halinde, üç kişiyle ihtilat şartının aranmayacağı vurgulanmıştır. Bu karar, özellikle dijital iletişim araçları üzerinden işlenen hakaret suçlarında önemli bir emsal niteliğindedir.
Sosyal Medya Paylaşımlarının Aleniyet Unsuru
Sosyal medya üzerinden yapılan hakaret paylaşımları, kural olarak TCK 125/4 anlamında aleni hakaret olarak değerlendirilmekte ve ceza altıda bir oranında artırılmaktadır. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2018/8469 esas ve 2019/8627 karar sayılı kararında belirtildiği üzere, Facebook sosyal paylaşım sitesinde işlenen hakaret suçunun, belirli olmayan ve birden fazla kişi tarafından algılanabilme imkanı bulunması nedeniyle aleni olarak değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmiştir.
Aynı Daire'nin 2015/15291 esas ve 2016/1124 karar sayılı kararında, sosyal medya hesabının bilişim sistemi olarak kabul edildiği vurgulanmıştır. Bu tespit, sosyal medya üzerinden işlenen suçların değerlendirilmesinde önemli bir kriter oluşturmaktadır.
Yurtdışında Yapılan Paylaşım Türkiye'de Soruşturma Konusu Olabilir mi?
Türk Ceza Kanunu'nun Yer Bakımından Uygulanması
Ceza hukukunda "yer bakımından yetki" ve "ceza kanununun yer bakımından uygulanması" birbirinden farklı kavramlardır. Yer bakımından yetki, hangi mahkemenin görevli olduğunu belirlerken; ceza kanununun yer bakımından uygulanması, Türk ceza kanunlarının hangi fiillere uygulanacağını düzenler.
Türk Ceza Kanunu'nun yer bakımından uygulanması, 11, 12 ve 13. maddelerinde düzenlenmiştir. Ancak hakaret suçu, TCK 13. maddede sayılan "özel suçlar" arasında yer almamaktadır. Bu nedenle, yurtdışında işlenen hakaret suçlarının Türkiye'de yargılanabilmesi için TCK 11. maddesinin şartlarının oluşması gerekmektedir:
TCK Madde 11 - (1) Bir Türk vatandaşı, 13. maddede yazılı suçlar dışında, Türk kanunlarına göre aşağı sınırı bir yıldan az olmayan hapis cezasını gerektiren bir suçu yabancı ülkede işlediği ve kendisi Türkiye'de bulunduğu takdirde, bu suçtan dolayı yabancı ülkede hüküm verilmemiş olması ve Türkiye'de kovuşturulabilirliğin bulunması koşulu ile Türk kanunlarına göre cezalandırılır.
Hakaret suçunun temel şeklinde ceza üst sınırı iki yıl olmasına rağmen, alt sınırı üç aydır. Bu nedenle, TCK 11/1 uyarınca doğrudan yurtdışında işlenen basit hakaret suçu için Türkiye'de yargılama yapılamayacaktır. Ancak TCK 125/3 uyarınca nitelikli hallerde cezanın alt sınırı bir yıl olduğundan, bu durumda TCK 11/1 şartları oluşacaktır.
Bununla birlikte, uygulamada sosyal medya hakaret suçlarında farklı bir yaklaşım benimsenebilmektedir.
Ceza Muhakemesi Kanunu Bakımından Yer Yetki
Sosyal medya paylaşımlarında ise içeriğin dünyanın birçok yerinden erişilebilir olması nedeniyle, mağdurun Türkiye'de bulunması ve paylaşımın Türkiye'de görülebilir olması durumunda, Türk yargı makamları yetkili kabul edilebilmektedir. Bu tespit, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun yer bakımından yetkiyi düzenleyen hükümlerine dayanmaktadır.
CMK'nın 12. ve 13. maddeleri, yer bakımından yetkiyi şu şekilde düzenlemektedir:
CMK Madde 12 - (1) Suçun işlendiği yer mahkemesi yetkilidir. Suçun kısmen veya tamamen Türkiye'de işlenmesi veya neticenin Türkiye'de gerçekleşmesi hallerinde Türk mahkemeleri yetkilidir.
CMK Madde 13 - (1) Suçun işlendiği yer, failin suç işlemek için icra hareketlerine başladığı, suçun neticelerinin meydana geldiği veya meydana gelmesi gereken ya da failin tasarladığı yerdir.
Bu hükümler uyarınca, sosyal medya paylaşımında:
- Fiilin işlendiği yer: Şüphelinin paylaşımı yaptığı yer (yurtdışı)
- Neticenin gerçekleştiği yer: Mağdurun paylaşımı gördüğü ve onur, şeref ve saygınlığına saldırının gerçekleştiği yer (Türkiye)
olarak değerlendirilebilmektedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun istikrar kazanmış kararlarında, internet üzerinden işlenen suçlarda neticenin gerçekleştiği yerin de Türkiye olabileceği kabul edilmektedir. Bu nedenle, yurtdışında yaşayan bir kişinin sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşım, mağdurun şikâyeti üzerine Türkiye'de hakaret suçu kapsamında soruşturma konusu yapılabilmektedir.
Yargıtay İçtihatları ve Etkin Soruşturma Zorunluluğu
Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2020/18650 esas ve 2020/18542 karar sayılı kararında, sosyal medya üzerinden hakaret suçunun işlendiği iddiasıyla başlatılan soruşturmada etkin soruşturma yapılması zorunluluğu vurgulanmıştır. Karara göre:
"Müştekinin şikayeti üzerine başlatılan soruşturmada, söz konusu sosyal medya hesabı ile ilgili açık kaynak araştırması yaptırılması, şüphelilerin kimlik bilgilerinin kolluk marifeti ile tespitinin sağlanması, tespiti durumunda savunmasının alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken etkin soruşturma yapılmadan kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi ve bu karara yapılan itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesi hukuka aykırıdır."
Bu karar, yurtdışında bulunan şüpheliler hakkında da etkin soruşturma yapılması gerektiğini ortaya koymaktadır.
Soruşturma Açılması Durumunda Ne Olur?
Şikâyet ve Soruşturma Süreci
Hakaret suçları kural olarak şikâyete bağlı suçlardandır. TCK 73. madde uyarınca, mağdurun fiil ve faili öğrendiği tarihten itibaren altı ay içinde şikâyette bulunması gerekmektedir. Bu süre hak düşürücü niteliktedir.
Şikâyet üzerine Cumhuriyet savcılığı tarafından soruşturma başlatılır. Soruşturma sürecinde savcılık, paylaşımın içeriğini, bağlamını ve suçun unsurlarının oluşup oluşmadığını değerlendirir. Yurtdışı merkezli sosyal medya platformlarında (Facebook, Twitter/X, Instagram gibi) IP adresi tespiti önemli bir süreçtir.
Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü'nün açıklamalarına göre, ABD mevzuatına göre internet ortamında işlenen suçlara dair trafik bilgileri 90 gün süreyle saklanmaktadır. Bu süre içinde resmi otoritelerce başvurulduğunda saklama süresine 90 gün daha ilave edilmektedir. Bu nedenle, şikâyet sürecinde zaman kaybedilmeden işlem yapılması kritik önem taşımaktadır.
Şüphelinin Yurtdışında Bulunması Durumunda Yapılan İşlemler
Şüphelinin yurtdışında bulunması durumunda savcılık genellikle şu işlemleri yapar:
a) Şüpheli Hakkında İfade Alınması İçin Çağrı Yapılması
CMK 145. madde uyarınca, ifadesi alınacak kişi davetiye ile çağrılır. Çağrılma nedeni açıkça belirtilir ve gelmezse zorla getirileceği yazılır. Ancak şüphelinin yurtdışında bulunması halinde, klasik tebligat yöntemleri işlevsiz kalabilmektedir.
b) Tebligat Gönderilmesi
Yurtdışına tebligat, Türkiye'nin bulunduğu ülkedeki konsoloslukları veya o ülkenin adli mercileri aracılığıyla yapılabilir. Ancak bu süreç uzun zaman alabilmekte ve tebligatın muhatabına ulaşıp ulaşmadığı her zaman tespit edilememektedir.
c) Şüphelinin Türkiye'de Bulunmaması Hâlinde Dosyanın Mevcut Deliller Üzerinden Değerlendirilmesi
CMK 170/2 uyarınca, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturması halinde iddianame düzenlenerek kamu davası açılabilir. Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin 2018/7790 esas ve 2019/1445 karar sayılı kararında, sosyal medya hesabından yapılan paylaşımların tespit edilmesi halinde iddianame düzenlenebileceği kabul edilmiştir.
Yakalama Kararı
Bazı durumlarda savcılık, şüphelinin ifadesinin alınabilmesi amacıyla yakalama kararı talep edebilir. CMK 98. madde yakalama emrini şu şekilde düzenlemektedir:
CMK Madde 98 - (1) Soruşturma evresinde çağrı üzerine gelmeyen veya çağrı yapılamayan şüpheli hakkında, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından yakalama emri düzenlenebilir. Ayrıca, tutuklama isteminin reddi kararına itiraz halinde, itiraz mercii tarafından da yakalama emri düzenlenebilir.
Yakalama kararı, şüpheli veya sanığın zorla yakalanarak adli mercilere getirilmesini sağlayan bir koruma tedbiridir. Hakaret suçu gibi nispeten daha hafif suçlarda her dosyada yakalama kararı verilmesi söz konusu değildir. Ancak şüpheli hakkında yapılan çağrılara rağmen ifade alınamaması veya şüphelinin sürekli yurtdışında bulunması gibi durumlarda mahkeme veya savcılık tarafından yakalama kararı çıkarılabilmektedir.
Havalimanında Yakalanma Riski Var mı?
Yakalama kararı çıkarıldığında bu karar genellikle Ulusal Yargı Ağı (UYAP) ve kolluk sistemlerine işlenir. Hakkında yakalama kararı bulunan kişiler Türkiye'ye giriş yaptıklarında, pasaport kontrolü sırasında bu durum tespit edilebilir. Sınır kontrol sistemleri, adli yakalama kararlarını görebilecek şekilde entegre çalışmaktadır.
Bu nedenle hakkında yakalama kararı bulunan bir kişi Türkiye'ye giriş yaptığı anda kolluk tarafından yakalanabilir ve ilgili savcılığa veya mahkemeye götürülebilir. Bu işlem çoğu zaman havaalanında pasaport kontrolü sırasında gerçekleşir.
CMK 90. madde yakalama işlemini şu şekilde düzenlemektedir:
CMK Madde 90 - (1) Suç işlerken veya suç işledikten hemen sonra izlendiği sırada kaçmakta olan veya kimliği belirlenemeyen kişi, yakalanabilir.
(2) Kolluk görevlileri, tutuklama kararı veya yakalama emri düzenlenmesini gerektiren ve gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde; Cumhuriyet savcısına veya âmirlerine derhâl başvurma olanağı bulunmadığı takdirde, yakalama yetkisine sahiptirler.
Yakalanan kişi hakkında genellikle şu işlemler yapılır:
a) Cumhuriyet Savcısına Sevk Edilmesi
CMK 91/1 uyarınca, yakalanan kişi Cumhuriyet savcılığına gönderilir ve yakalandığı zamandan itibaren kırk sekiz saat içinde hâkim önüne çıkarılır.
b) İfadesinin Alınması
Savcılık tarafından şüphelinin ifadesi alınır. İfade alma sırasında şüpheliye müdafi seçme hakkı bildirilir.
c) Dosyanın Durumuna Göre Serbest Bırakılması veya Adli Kontrol Uygulanması
CMK 109. madde uyarınca, şüphelinin kaçmasını, delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini önlemek amacıyla adli kontrol tedbirlerine başvurulabilir. Hakaret suçlarında çoğu dosyada tutuklama uygulanmaz; ancak bu durum her somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir.
CMK 100. madde tutuklamayı şu şekilde düzenlemektedir:
CMK Madde 100 - (1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir.
(2) Tutuklama nedenleri şunlardır:
a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa,
b) Şüpheli veya sanığın davranışları;
Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,
Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma,
hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.
Hakaret suçunda tutuklama oranı oldukça düşüktür. Ancak uygulamada, şüphelinin kaçma şüphesinin bulunması veya delillerin karartılması ihtimali gibi hallerde tutuklama kararı verilebilmektedir.
Kişi Yurtdışındayken Avukata Vekâlet Verebilir mi?
Yurtdışında bulunan kişiler, Türkiye'deki bir avukata vekâlet vererek soruşturma sürecini takip ettirebilirler. CMK 157. ve 158. maddeler vekâleti düzenlemektedir.
Bu vekâlet işlemi genellikle iki şekilde yapılabilir:
a) Türkiye'nin Bulunduğu Ülkedeki Konsoloslukları Aracılığıyla Düzenlenen Vekâletname
Konsolosluklar, Türk vatandaşlarına noter hizmetleri sunabilmektedir. Yurtdışında bulunan kişi, konsoloslukta düzenleyeceği vekâletname ile Türkiye'deki avukatına yetki verebilir.
b) Bulunulan Ülkedeki Noter Tarafından Düzenlenen ve Apostil Şerhi Taşıyan Vekâletname
Apostil Sözleşmesi'ne taraf ülkelerde, yerel noter tarafından düzenlenen ve apostil şerhi taşıyan vekâletnameler Türkiye'de geçerlidir.
Avukat, vekâletname aldıktan sonra dosyayı inceleyebilir, savcılıkla görüşebilir ve bazı durumlarda müvekkil adına hukuki başvurular yapabilir. Ancak ceza soruşturmalarında şüphelinin ifadesi kural olarak bizzat alınır. Bu nedenle bazı dosyalarda kişinin Türkiye'ye gelerek ifade vermesi gerekebilir.
CMK 147/1 uyarınca:
Şüpheli veya sanık kendisini bir müdafi ile temsil ettirebilir. Ancak, kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, şüpheli veya sanığın bizzat hazır bulunması gerekir.
Bu hüküm uyarınca, ifade alma aşamasında şüphelinin bizzat hazır bulunması gerekmektedir.
Yurtdışında Yaşayan Kişiler Böyle Bir Durumu Nasıl Öğrenir?
Birçok kişi hakkında soruşturma açıldığını ancak Türkiye'ye geldiğinde öğrenmektedir. Bunun nedeni, yurtdışına yapılan tebligatların her zaman sağlıklı şekilde ulaşmamasıdır. Bazı durumlarda kişiler şu yollarla durumdan haberdar olabilir:
a) Türkiye'deki Bir Yakınının Tebligat Alması
Şüphelinin Türkiye'deki kayıtlı adresine gönderilen tebligatlar, o adreste bulunan yakınları tarafından alınabilir. Bu durumda yakınlar şüpheliyi bilgilendirebilir.
b) Avukat Aracılığıyla UYAP Üzerinden Dosya Sorgulanması
Avukatlar, müvekkillerinin UYAP sisteminde kayıtlı dosyalarını sorgulayabilmektedir. Yurtdışında bulunan kişiler, şüphe duydukları takdirde bir avukata vekâlet vererek dosya sorgulaması yaptırabilirler.
c) Türkiye'ye Giriş Sırasında Pasaport Kontrolünde Durumun Ortaya Çıkması
Hakkında yakalama kararı bulunan kişiler, Türkiye'ye giriş sırasında pasaport kontrolünde yakalanabilmektedir. Bu durumda kişi, soruşturma veya kovuşturmanın varlığını ilk kez havalimanında öğrenebilmektedir.
Bu nedenle özellikle sosyal medya paylaşımları nedeniyle şikâyet ihtimali bulunan kişilerin, Türkiye'ye gelmeden önce hukuki durumlarını araştırmaları önemlidir.
Sonuç
Sosyal medya paylaşımlarının yurtdışından yapılmış olması, bu paylaşımların Türk ceza hukuku bakımından hiçbir sonuç doğurmayacağı anlamına gelmez. Paylaşımın Türkiye'de görülebilir olması ve mağdurun Türkiye'de bulunması hâlinde, hakaret suçu kapsamında soruşturma açılması mümkündür.
Şüphelinin yurtdışında bulunması, soruşturmanın tamamen duracağı anlamına gelmez. Savcılık gerekli görürse ifade alınması için yakalama kararı talep edebilir ve bu durumda kişi Türkiye'ye giriş yaptığında havalimanında yakalanabilir.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2020/18650 esas ve 2020/18542 karar sayılı kararında vurgulandığı üzere, sosyal medya üzerinden işlenen hakaret suçlarında etkin soruşturma yapılması zorunluluğu bulunmaktadır. Bu zorunluluk, yurtdışında bulunan şüpheliler bakımından da geçerlidir.
Bu tür durumlarda sürecin hukuki boyutunun doğru değerlendirilmesi ve gerekli adımların zamanında atılması, soruşturmanın sonuçları açısından belirleyici olabilmektedir. Yurtdışında yaşayan kişilerin, sosyal medya paylaşımlarının hukuki sonuçlarını göz önünde bulundurarak hareket etmeleri ve gerektiğinde profesyonel hukuki destek almaları önem taşımaktadır.
Kaynaklar:
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu
Yargıtay 18. Ceza Dairesi, 2019/12396 Karar
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 10.02.2025 tarih, 2024/8336 E., 2025/2307 K.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 2018/8469 E., 2019/8627 K.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 2015/15291 E., 2016/1124 K.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 2020/18650 E., 2020/18542 K.
Yargıtay 18. Ceza Dairesi, 2018/7790 E., 2019/1445 K.
Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü, "İnternet Ortamında İşlenen Suçlarda Uluslararası Ceza İstinabe İşlemleri"
Yasal Uyarı: Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz.