10/10/2026

6284 Sayılı Kanun Kapsamında Koruma ve Uzaklaştırma Kararı: Başvuru, Tedbirler, Süre, İtiraz ve Zorlama Hapsi

Share
6284 Sayılı Kanun Kapsamında Koruma ve Uzaklaştırma Kararı: Başvuru, Tedbirler, Süre, İtiraz ve Zorlama Hapsi

TL;DR: 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun, şiddete uğrayan veya uğrama tehlikesi bulunan kadınların, çocukların, aile bireylerinin ve tek taraflı ısrarlı takip mağdurlarının korunması için iki tür tedbir öngörür: mülkî amir veya hâkim tarafından verilen koruyucu tedbirler (barınma, geçici maddi yardım, geçici koruma, işyerinin değiştirilmesi, aile konutu şerhi, kimlik değişikliği gibi) ve hâkim tarafından verilen önleyici tedbirler (müşterek konuttan uzaklaştırma, mağdura yaklaşmama, iletişim kurmama, silah teslimi, tedavi gibi). Koruyucu tedbir için şiddetin uygulandığına dair delil veya belge aranmaz; önleyici tedbir kararları geciktirilmeksizin verilir. Tedbir kural olarak ilk defasında en çok altı ay için verilir ve şiddet ya da tehlike sürerse süresi veya şekli değiştirilebilir. Kararın tebliğ veya tefhimi sırasında zorlama hapsi ihtarı yapılır; karara aykırılığın her tekrarında üç günden on güne, tekrarlarda on beş günden otuz güne kadar zorlama hapsine hükmedilebilir ve toplam süre altı ayı geçemez. Tedbir kararlarına tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde aile mahkemesine itiraz edilebilir; itiraz mercii kararlarını bir hafta içinde verir ve bu kararlar kesindir. Başvurular harca ve masrafa tabi değildir. Kararın uygulanmasında mağdurun korunması kadar, karşı tarafın itiraz hakkı ve ihlalin ispatı gibi usul güvenceleri de önem taşır.

Yazar: Avukat Yusuf KILIÇKAN | Tarih: 10 Ekim 2026

6284 Sayılı Kanunun Amacı ve Kapsamı

6284 sayılı Kanunun 1. maddesine göre Kanunun amacı; şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadınların, çocukların, aile bireylerinin ve tek taraflı ısrarlı takip mağduru olan kişilerin korunması ve bu kişilere yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla alınacak tedbirlere ilişkin usul ve esasları düzenlemektir. Kanun, korumayı yalnızca evlilik ilişkisine bağlamaz; ev içi şiddet tanımı, mağdur ve şiddet uygulayan aynı haneyi paylaşmasa da aile veya hanede ya da aile mensubu sayılan diğer kişiler arasında meydana gelen her türlü fiziksel, cinsel, psikolojik ve ekonomik şiddeti kapsar.

Kanunun 2. maddesi şiddeti, kişinin fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik açıdan zarar görmesiyle veya acı çekmesiyle sonuçlanan ya da sonuçlanması muhtemel hareketler, buna yönelik tehdit ve baskı ya da özgürlüğün keyfî engellenmesi şeklinde tanımlar. Tanım, yalnızca gerçekleşmiş eylemi değil, sonuçlanması muhtemel hareketleri de içerdiğinden; mağdur tanımı şiddete doğrudan veya dolaylı olarak maruz kalan ya da kalma tehlikesi bulunan kişiyi, şiddet uygulayan tanımı ise şiddet uygulayan veya uygulama tehlikesi bulunan kişileri kapsar. Bu geniş tanım, tedbirin gerçekleşmiş bir zarardan önce de istenebilmesinin dayanağıdır.

Koruyucu ve Önleyici Tedbir Ayrımı

Kanun tedbirleri iki gruba ayırır. Koruyucu tedbirler, korunan kişinin güvenliğini ve ihtiyaçlarını hedefler ve mülkî amir (m. 3) veya hâkim (m. 4) tarafından verilir. Önleyici tedbirler ise şiddet uygulayan kişiye yönelik yükümlülük ve yasaklar içerir ve yalnızca hâkim tarafından verilir (m. 5). Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde bazı tedbirleri kolluk amirleri de alabilir; bu kararlar sonradan mülkî amir veya hâkim onayına sunulur. Ayrım önemlidir, çünkü ilk grup mağdura destek sağlarken ikinci grup karşı tarafın hak ve özgürlüklerini sınırlar ve bu nedenle hâkim kararlarına bağlanmıştır.

Mülkî Amirin Koruyucu Tedbirleri (m. 3)

Mülkî amir, korunan kişiler bakımından kendisine ve gerekiyorsa beraberindeki çocuklara uygun barınma yeri sağlanmasına; diğer kanunlar kapsamındaki yardımlar saklı kalmak üzere geçici maddi yardım yapılmasına; psikolojik, mesleki, hukuki ve sosyal bakımdan rehberlik ve danışmanlık hizmeti verilmesine; hayati tehlikenin bulunması hâlinde ilgilinin talebi üzerine veya resen geçici koruma altına alınmasına ve gerekli olması hâlinde kreş imkânı sağlanmasına karar verebilir.

Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde barınma ve geçici koruma tedbirleri ilgili kolluk amirlerince de alınabilir. Kolluk amiri evrakı en geç kararın alındığı tarihi takip eden ilk işgünü içinde mülkî amirin onayına sunar; mülkî amir tarafından kırksekiz saat içinde onaylanmayan tedbirler kendiliğinden kalkar. Bu düzenleme, gece veya hafta sonu gibi hâllerde mağdurun bir mahkeme kararını beklemeden kolluk eliyle güvenli bir yere ulaştırılabilmesini mümkün kılar.

Hâkimin Koruyucu Tedbirleri (m. 4)

Hâkim, korunan kişilerle ilgili olarak işyerinin değiştirilmesine; kişinin evli olması hâlinde müşterek yerleşim yerinden ayrı yerleşim yeri belirlenmesine; 4721 sayılı Türk Medenî Kanunundaki şartların varlığı hâlinde ve korunan kişinin talebi üzerine tapu kütüğüne aile konutu şerhi konulmasına karar verebilir. Hayatî tehlikenin bulunması ve diğer tedbirlerin yeterli olmayacağının anlaşılması hâlinde ve ilgilinin aydınlatılmış rızasına dayalı olarak 5726 sayılı Tanık Koruma Kanunu hükümlerine göre kimlik ve ilgili diğer bilgi ve belgelerinin değiştirilmesi de mümkündür.

Hâkimin Önleyici Tedbirleri ve Uzaklaştırma (m. 5)

5. madde, şiddet uygulayan hakkında alınabilecek önleyici tedbirleri sayır. Şiddet mağduruna yönelik şiddet tehdidi, hakaret, aşağılama veya küçük düşürmeyi içeren söz ve davranışlarda bulunmama; müşterek konuttan veya bulunduğu yerden derhâl uzaklaştırılma ve müşterek konutun korunan kişiye tahsis edilmesi; korunan kişilere, bunların bulundukları konuta, okula ve işyerine yaklaşmama; çocuklarla ilgili önceden verilmiş kişisel ilişki kararlarının refakâtçi eşliğinde yapılması, sınırlanması veya tamamen kaldırılması; gerekli görülmesi hâlinde korunan kişinin yakınlarına, tanıklarına ve çocuklarına yaklaşmama bu tedbirler arasındadır.

Devamında korunan kişinin kişisel eşyalarına ve ev eşyalarına zarar vermeme; korunan kişiyi iletişim araçlarıyla veya sair surette rahatsız etmeme; bulundurulması veya taşınmasına kanunen izin verilen silahları kolluklara teslim etme; silah taşıması zorunlu bir kamu görevi ifa etse bile zimmetindeki silahı kurumuna teslim etme; korunan kişilerin bulundukları yerlerde alkol veya uyuşturucu ya da uyarıcı madde kullanmama veya bu maddelerin etkisindeyken yaklaşmama ve gerekirse muayene ve tedavi sağlanması; bir sağlık kuruluşuna muayene veya tedavi için başvurma tedbirleri yer alır. Maddede sayılan tedbirlere ek olarak hâkim, uygun göreceği benzer tedbirlere de karar verebilir.

Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde önleyici tedbirlerden yalnızca şiddet tehdidi ve hakaret yasağı, uzaklaştırma, yaklaşmama ve yakınlara yaklaşmama tedbirleri kolluk amirlerince de alınabilir. Kolluk amiri evrakı en geç kararın alındığı tarihi takip eden ilk işgünü içinde hâkimin onayına sunar; hâkim tarafından yirmi dört saat içinde onaylanmayan tedbirler kendiliğinden kalkar.

Başvuru: Kim, Nereye, Hangi Delille?

Tedbir kararı, ilgilinin talebi, Bakanlık veya kolluk görevlileri ya da Cumhuriyet savcısının başvurusu üzerine verilir. Tedbir kararları en çabuk ve en kolay ulaşılabilecek yer hâkiminden, mülkî amirden veya kolluk biriminden talep edilebilir; bu nedenle başvuru, ikametgâhının bulunduğu yerle sınırlı değildir. Şiddet veya şiddet uygulanma tehlikesinin varlığı hâlinde herkes durumu resmî makam veya mercilere ihbar edebilir (m. 7); ihbarı alan kamu görevlileri Kanun kapsamındaki görevlerini gecikmeksizin yerine getirmekle yükümlüdür.

Delil bakımından Kanun açıktır: koruyucu tedbir kararı verilebilmesi için şiddetin uygulandığı hususunda delil veya belge aranmaz. Önleyici tedbir kararı ise geciktirilmeksizin verilir ve bu kararın verilmesi Kanunun amacını gerçekleştirmeyi tehlikeye sokabilecek şekilde geciktirilemez. Bu düzenleme, mağdurun önce rapor veya tanık bulmasını beklemeden başvurabilmesini amaçlar. Buna rağmen mesaj kayıtları, sağlık raporları, önceki şikayetler ve fotograflar gibi belgeler varsa dosyaya eklenmesi, hâkimin tehlikeyi değerlendirmesini ve tedbirlerin şekline karar vermesini kolaylaştırır.

Bu Kanun kapsamındaki başvurular ile verilen kararların icra ve infazı için yapılan işlemlerden yargılama gideri, harç, posta gideri ve benzeri hiçbir ad altında masraf alınmaz (m. 20). Başvuru şekli bakımından Kanun belirli bir form aramaz; mağdur, durumunu ve istediği tedbirleri dilekçe veya tutanak yoluyla bildirir. Talep edilen tedbirlerin dilekçede tek tek yazılması, hâkimin hangi tedbirlere karar vereceğini netleştirmesi bakımından yararlıdır.

Tedbirin Süresi ve Uzatılması

8. maddenin ikinci fıkrasına göre tedbir kararı ilk defasında en çok altı ay için verilebilir. Ancak şiddet veya şiddet uygulanma tehlikesinin devam edeceğinin anlaşıldığı hâllerde, resen, korunan kişinin ya da Bakanlık veya kolluk görevlilerinin talebi üzerine tedbirlerin süresinin veya şeklinin değiştirilmesine, bu tedbirlerin kaldırılmasına veya aynıen devam etmesine karar verilebilir. Dolayısıyla altı ay, bir azami sınır değil, ilk karar için üst sınırdır; tehlike sürdükçe tedbir yeniden değerlendirilerek uzatılabilir.

Süre dolmadan uzatma talebinin yapılması, korumada boşluk oluşmaması bakımından önemlidir. Uzatma talebi, kararın alındığı merciye veya yetkili aile mahkemesine yapılır; hâkim, şiddet veya tehlikenin devam edip etmediğini, önceki tedbirlere uyulup uyulmadığını ve yeni olayları değerlendirir.

Tebliğ, İhtar ve Gizlilik

Tedbir kararının tefhim veya tebliği, karar korunan kişiye ve şiddet uygulayana yapılır. Tedbir talebinin reddine ilişkin karar yalnızca korunan kişiye tebliğ edilir. Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde kolluk tarafından verilen tedbir kararı şiddet uygulayana bir tutanakla derhâl tebliğ edilir. Tedbir kararının tefhim ve tebliğ işlemlerinde, karara aykırılık hâlinde şiddet uygulayan hakkında zorlama hapsinin uygulanacağı ihtarı yapılır. Bu ihtar, zorlama hapsinin usulü bakımından önem taşır. Buna karşılık tedbir kararının ilgililere tefhim veya tebliğ edilmemesi, kararın uygulanmasına engel teşkil etmez (m. 10/5).

Gerekli bulunması hâlinde tedbir kararı ile birlikte talep üzerine veya resen, korunan kişi ve diğer aile bireylerinin kimlik bilgileri veya kimliğini ortaya çıkarabilecek bilgileri ve adresleri ile korumanın etkinliği bakımından önem taşıyan diğer bilgileri tüm resmî kayıtlarda gizli tutulur ve tebligatlara ilişkin ayrı bir adres tespit edilir. Bu bilgileri hukuka aykırı olarak başkasına veren, ifaş eden veya açıklayan kişi hakkında Türk Ceza Kanununun ilgili hükümleri uygulanır.

İtiraz

9. madde uyarınca Kanun hükümlerine göre verilen kararlara karşı tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ilgililer tarafından aile mahkemesine itiraz edilebilir. Hâkim tarafından verilen tedbir kararlarına itiraz üzerine dosya, o yerde aile mahkemesinin birden fazla dairesi bulunması hâlinde numara olarak kendisini izleyen daireye, son numaralı daire için birinci daireye, tek daire bulunması hâlinde asliye hukuk mahkemesine, hâkimlerin aynı olması hâlinde en yakın asliye hukuk mahkemesine gönderilir. İtiraz mercii kararını bir hafta içinde verir ve itiraz üzerine verilen kararlar kesindir.

İtiraz hakkı iki yönlüdür: tedbir karşısında şiddet uygulayan olarak gösterilen kişi karara itiraz edebildiği gibi, talebi reddedilen veya talep ettiğinden daha dar tedbir verilen korunan kişi de aynı süre içinde itiraz edebilir. İki haftalık süre tefhim veya tebliğ tarihinden işler; kolluk tarafından verilen tedbirde tutanakla tebliğ tarihi belirleyicidir.

Kararın Uygulanması ve Teknik Takip

Alınan tedbir kararları, Bakanlığın ilgili il ve ilçe müdürlükleri ile kararın niteliğine göre Cumhuriyet başsavcılığına veya kolluktan en seri vasıtalarla bildirilir. Korunan kişinin geçici koruma altına alınmasına ilişkin koruyucu tedbir kararı ile şiddet uygulayan hakkında verilen önleyici tedbir kararlarının yerine getirilmesinden, hakkında tedbir kararı verilen kişilerin yerleşim yeri veya bulunduğu ya da tedbirin uygulanacağı yer kolluk birimi görevli ve yetkilidir (m. 10).

12. madde, tedbir kararlarının uygulanmasında hâkim kararıyla teknik araç ve yöntemlerin kullanılabileceğini düzenler. Ancak bu suretle kişilerin ses ve görüntüleri dinlenemez, izlenemez ve kayda alınamaz. Teknik araç ve yöntemlerle takibe ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir. Bu hukuki çerçeve, elektronik izleme gibi yöntemlerin dayanağını oluşturur; ancak kişi mahremiyetini koruyan sınırı da açıkça koyar.

Tedbir Nafakası, Velayet ve Kişisel İlişki

5. maddenin üçüncü fıkrasına göre hâkim, Kanunda belirtilen tedbirlerle birlikte 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununda yer alan koruyucu ve destekleyici tedbirler ile 4721 sayılı Kanun hükümlerine göre velayet, kayyım, nafaka ve kişisel ilişki kurulması hususlarında karar vermeye yetkilidir. Dördüncü fıkraya göre şiddet uygulayan aynı zamanda ailenin geçimini sağlayan yahut katkıda bulunan kişi ise, 4721 sayılı Kanun hükümlerine göre nafakaya hükmedilmemiş olması kaydıyla hâkim, şiddet mağdurunun yaşam düzeyini göz önünde bulundurarak talep edilmese dahi tedbir nafakasına hükmedebilir.

18. madde nafaka tahsilini kolaylaştırır: Kanun hükümlerine göre nafakaya karar verilmesi hâlinde kararın bir örneği resen nafaka alacaklısının veya borçlusunun yerleşim yeri icra müdürlüğüne gönderilir; nafaka ödemekle yükümlü kişinin Sosyal Güvenlik Kurumu ile bağlantısı olması durumunda, korunan kişinin başvurusu aranmaksızın nafaka ilgilinin aylık, maaş ya da ücretinden icra müdürlüğü tarafından tahsil edilir.

Aykarılık ve Zorlama Hapsi (m. 13)

13. madde, hakkında tedbir kararı verilen şiddet uygulayanın kararın gereklerine aykırı hareket etmesi hâlinde, fiili bir suç oluşturmasa dahi, ihlal edilen tedbirin niteliğine ve aykırılığın ağırlığına göre hâkim kararıyla üç günden on güne kadar zorlama hapsine tabi tutulacağını düzenler; aykırılığın her tekrarında süre on beş günden otuz güne kadardır ve toplam zorlama hapsi süresi altı ayı geçemez. Zorlama hapsine ilişkin kararlar Cumhuriyet başsavcılığınca yerine getirilir ve Bakanlığın ilgili il ve ilçe müdürlüklerine bildirilir.

Zorlama hapsi, bir ceza değil, tedbire uymayı sağlamaya yönelik bir önlemdir; bu nedenle ayrı bir suç oluşturan eylem bakımından ceza muhakemesi hukuku hükümleri saklıdır (m. 6). Uygulamada ve doktrinde zorlama hapsine karar verilebilmesi için tedbir kararının şiddet uygulayana tebliğ edilmiş olmasının, tebliğ sırasında zorlama hapsi ihtarının yapılmış olmasının ve ihlalin ispatlanmasının gerektiği ifade edilmektedir. Tedbir verilirken delil aranmaması, zorlama hapsi için ihlalin ispatından vazgeçildiği anlamına gelmez. İhlali bildiren mağdurun tarih, saat ve ihlalin şeklini mesaj, arama kaydı veya tanık gibi delillerle birlikte savcılığa veya mahkemeye bildirmesi, hâkimin kararını kolaylaştırır.

Geçici Maddi Yardım, Sağlık ve Destek Hizmetleri

17. madde uyarınca geçici maddi yardım yapılmasına karar verilmesi hâlinde on altı yaşından büyükler için her yıl belirlenen aylık net asgari ücret tutarının otuzda birine kadar günlük ödeme yapılır; korunan kişinin birden fazla olması hâlinde ilave her kişi için bu tutarın yüzde yirmisi oranında ayrıca ödeme yapılır ve toplam ödeme belirlenen günlük tutarın bir buçuk katını geçemez. Barınma yeri sağlanması hâlinde tutarlar yüzde elli oranında azaltılır. Yapılan ödemeler şiddet uygulayandan tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde tahsil edilir; tahsil edilemeyenler 6183 sayılı Kanuna göre vergi dairesince takip edilir. Korunan kişinin gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun tespiti hâlinde yapılan yardımlar bu kişiden tahsil edilir.

19. madde, genel sağlık sigortalısı olmayan veya prim borcu nedeniyle sigortadan fiilen yararlanamayan ve koruyucu tedbir kararı verilen kişilerin, bu hâllerin devamı süresince gelir testine tabi tutulmaksızın genel sağlık sigortalısı sayılacağını düzenler. Şiddet önleme ve izleme merkezleri (ŞÖNİM) ise yedi gün yirmi dört saat esasıyla çalışır; tedbir kararlarının sicilini tutar, korunan kişiye barınma, geçici maddi yardım, sağlık ve adlî yardım hizmetlerini koordine eder ve gerekli hâllerde tedbir kararlarının alınmasına yönelik başvuruda bulunur. Şiddet uygulayan kişiye yönelik öfke kontrolü, tedavi ve rehabilitasyon programları da bu merkezlerin görevleri arasındadır.

Karşı Tarafın Hukuki Durumu ve Dengeli Uygulama

Tedbirler şiddet uygulayan olarak gösterilen kişinin yaşam alanını ve özgürlüğünü doğrudan etkilediğinden Kanun, karşı taraf için de bazı usul güvenceleri öngörür: karar kendisine tefhim veya tebliğ edilir, iki hafta içinde aile mahkemesine itiraz hakkı vardır ve zorlama hapsi için ihtar yapılması gerekir. Tedbirin delil aranmaksızın verilebilmesi, karşı tarafa karşı peşinen bir sonuç kabulü değildir; itiraz aşamasında tedbirin gerekliliği ve şiddet tehlikesinin devamı yeniden değerlendirilir. Şiddet uygulayan olarak gösterilen kişinin, ihlal iddiasıyla zorlama hapsi gibi bir yaptırımla karşılaştığında ihlalin ispatını ve ihtarın usulüne uygun yapılıp yapılmadığını sorgulama hakkı da bulunmaktadır.

Mağdur bakımından ise Kanunun en önemli ilkesi hızdır: önleyici tedbir geciktirilemez ve tedbir kararı verilirken delil aranmaz. Bu iki ilke birlikte okunduğunda sistem, hızlı ve geçici bir koruma getirirken, karşı tarafın itiraz ve ispat güvencelerini sonraki aşamaya yerleştirir. Tedbir kararlarının nihai bir suç mahkûmiyeti olmadığı, ceza yargılamasındaki suçlamanın ise ayrı bir süreçte yürütüldüğü göz önünde bulundurulmalıdır.

Uygulamada Dikkat Edilecek Noktalar

Korunan kişi açısından temel noktalar şunlardır: başvuruyu yazılı yapmak ve istenen tedbirleri tek tek sayıp karşı tarafın adını, ikamet ve işyeri adreslerini, çocukların okul bilgilerini belirtmek; adres ve kimlik bilgilerinin gizli tutulmasını açıkça talep etmek; kararın bir örneğini ve tebliğ belgesini yanında bulundurmak; ihlal hâlinde tarih, saat ve ihlalin şeklini delillerle birlikte savcılığa veya mahkemeye bildirmek ve süre bitmeden uzatma talep etmek. Acil tehlike hâlinde 112, 155 Polis İmdat, 156 Jandarma ve Alo 183 hatlarına başvurulabilir.

Hakkında tedbir kararı verilen kişi açısından temel noktalar ise kararın tebliğ tarihini doğru belirlemek, iki haftalık itiraz süresini kaçırmamak, kararda yazılı tedbirlerin kapsamını (örneğin yaklaşma yasağının konut, okul ve işyerini de kapsadığını) dikkatle okumak ve ihlal olarak değerlendirilebilecek temaslardan kaçınmaktır. Çocukla kişisel ilişki kararları tedbirle sınırlanmışsa, ayrı bir mahkeme kararı olmadan bu sınırın aşılması ihlal sayılabilir.

Genel Değerlendirme

6284 sayılı Kanun, hızlı ve harcı olmayan bir koruma mekanizması kurar: başvuru kolay erişilebilen birden fazla mercie yapılabilir, koruyucu tedbir için delil aranmaz, önleyici tedbir geciktirilmeden verilir ve karar uygulama için kolluk ve savcılık eliyle desteklenir. Kararın etkinliği ise tebliğ, ihtar ve ihlalin ispatı gibi usul adımlarının doğru yürütülmesine, karşı tarafın itiraz haklarının korunmasına ve süre bitmeden uzatma talep edilmesine bağlıdır. Tedbirler geçicidir ve ceza yargılamasının yerini almaz; şiddet olayının suç oluşturması hâlinde ceza muhakemesi ayrıca işler.

Avukat Yusuf KILIÇKAN

10 Ekim 2026

Sıkça Sorulan Sorular

1. Koruma kararı için rapor, delil veya tanık gerekir mi?

Koruyucu tedbir kararı verilebilmesi için şiddetin uygulandığı hususunda delil veya belge aranmaz; önleyici tedbir kararı ise geciktirilmeksizin verilir. Bu nedenle başvuru, darp raporu veya tanık bulunmasa da yapılabilir. Buna rağmen mesaj kayıtları, sağlık raporları, önceki şikayetler ve fotoğraflar varsa dosyaya eklenmesi, hâkimin tehlikeyi ve tedbirlerin şeklini değerlendirmesini kolaylaştırır.

2. Kanundan kimler yararlanabilir?

Şiddete uğrayan veya uğrama tehlikesi bulunan kadınlar, çocuklar, aile bireyleri ve tek taraflı ısrarlı takip mağdurları Kanunun koruma alanındadır. Mağdur ve şiddet uygulayan tanımları hem şiddete maruz kalan hem kalma tehlikesi bulunan kişileri kapsadığından, şiddetin gerçekleşmiş olması şart değildir. Ev içi şiddet tanımı aynı haneyi paylaşmayı da aramaz; aile veya hanede ya da aile mensubu sayılan kişiler arasında meydana gelen şiddet kapsama girer.

3. Hangi makama başvurulur?

Tedbir kararı, en çabuk ve en kolay ulaşılabilecek yer hâkiminden, mülkî amirden veya kolluk biriminden talep edilebilir. Bakanlık veya kolluk görevlileri ile Cumhuriyet savcısı da başvuruda bulunabilir ve herkes şiddet veya şiddet tehlikesini resmî makamlara ihbar edebilir. ŞÖNİM'ler yedi gün yirmi dört saat esasıyla çalışır ve başvuruların yönlendirilmesinde görev alır. Başvuru ikametâhın bulunduğu yerle sınırlı değildir.

4. Tedbir kararı ne kadar sürer?

Tedbir kararı ilk defasında en çok altı ay için verilebilir. Şiddet veya şiddet uygulanma tehlikesinin devam edeceğinin anlaşıldığı hâllerde, resen, korunan kişinin ya da Bakanlık veya kolluk görevlilerinin talebi üzerine tedbirlerin süresinin veya şeklinin değiştirilmesine, tedbirlerin kaldırılmasına veya aynıen devam etmesine karar verilebilir. Süre dolmadan uzatma talebinde bulunmak korumada boşluk oluşmasını önler.

5. Karar ihlal edilirse ne olur?

Kararin gereklerine aykırı hareket eden şiddet uygulayan hakkında, fiili bir suç oluşturmasa dahi, hâkim kararıyla üç günden on güne kadar zorlama hapsine hükmedilir; aykırılığın her tekrarında süre on beş günden otuz güne kadardır ve toplam süre altı ayı geçemez. Zorlama hapsi kararları Cumhuriyet başsavcılığınca yerine getirilir. Kararın tebliğ edilmesi ve tebliğ sırasında zorlama hapsi ihtarının yapılmış olması önemlidir; ihlalin ispatı da gerekir. Aykırılık ayrıca suç oluşturuyorsa ceza yargılaması ayrı şekilde yürür.

6. Tedbir kararına itiraz edilebilir mi?

Evet. Kanun hükümlerine göre verilen kararlara karşı tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ilgililer tarafından aile mahkemesine itiraz edilebilir. Hâkim tarafından verilen tedbir kararlarına itiraz üzerine dosya, o yerdeki aile mahkemesi yapısına göre kanunda gösterilen başka daireye veya asliye hukuk mahkemesine gönderilir. İtiraz mercii kararını bir hafta içinde verir ve itiraz üzerine verilen kararlar kesindir. Hem hakkında tedbir verilen kişi hem talebi reddedilen veya kısmen kabul edilen korunan kişi itiraz edebilir.

7. Uzaklaştırma kararı konutun mülkiyetini değiştirir mi?

Kanun, şiddet uygulayanın müşterek konuttan veya bulunduğu yerden derhâl uzaklaştırılmasını ve müşterek konutun korunan kişiye tahsis edilmesini önleyici tedbir olarak düzenler. Bu tahsis, tedbirin süresiyle ve amaçıyla sınırlı bir kullanım düzenlemesidir; metinde mülkiyet devri veya mülkiyet haklarının kaldırılması ifade edilmemiştir. Tapu kütüğüne aile konutu şerhi konulması ise hâkimin ayrı bir koruyucu tedbiri olarak Türk Medenî Kanunundaki şartların varlığı hâlinde ve korunan kişinin talebi üzerine mümkündür.

8. Kolluk mahkeme kararı olmadan tedbir alabilir mi?

Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde kolluk amirleri bazı tedbirleri alabilir: barınma ve geçici koruma tedbirleri ile önleyici tedbirlerden şiddet tehdidi ve hakaret yasağı, uzaklaştırma, yaklaşmama ve yakınlara yaklaşmama tedbirleri. Kolluk amiri evrakı en geç ertesi işgünü içinde ilgili makamın onayına sunar; mülkî amir tarafından kırk sekiz saat, hâkim tarafından yirmi dört saat içinde onaylanmayan tedbirler kendiliğinden kalkar. Bu yetki geçici ve denetime tabidir.

9. Tedbir nafakası ve velayetle ilgili karar alınabilir mi?

Evet. Hâkim, Kanunda belirtilen tedbirlerle birlikte Çocuk Koruma Kanunundaki koruyucu ve destekleyici tedbirler ile Türk Medenî Kanunu hükümlerine göre velayet, kayyım, nafaka ve kişisel ilişki kurulması hususlarında karar vermeye yetkilidir. Şiddet uygulayan aynı zamanda ailenin geçimini sağlayan veya katkıda bulunan kişi ise, nafakaya hükmedilmemiş olması kaydıyla hâkim talep edilmese de tedbir nafakasına hükmedebilir. Nafaka kararı resen ilgili icra müdürlüğüne gönderilir.

10. Adresim gizli tutulabilir mi ve başvuru ücrete tabi mi?

Evet. Gerekli bulunması hâlinde tedbir kararı ile birlikte talep üzerine veya resen korunan kişi ve diğer aile bireylerinin kimlik bilgileri, adresleri ve korumanın etkinliği bakımından önem taşıyan diğer bilgiler tüm resmî kayıtlarda gizli tutulur ve tebligatlar için ayrı bir adres tespit edilir. Bu bilgileri hukuka aykırı olarak açıklayan kişi hakkında Türk Ceza Kanununun ilgili hükümleri uygulanır. Kanun kapsamındaki başvurular ve kararların icra ve infazı için yargılama gideri, harç, posta gideri ve benzeri hiçbir ad altında masraf alınmaz.

Yazar Hakkında

Av. Yusuf Kılıçkan | Avukat & Hukuki Danışman

Serbest avukatlık ve hukuki danışmanlık faaliyetlerini sürdürmektedir. Mesleki çalışmalarında geleneksel dava süreçleri, sözleşme tasarımı ve uyuşmazlık çözümü ile yapay zekâ ve bilişim hukuku gibi gelişen alanları bütüncül bir yaklaşımla ele almaktadır. Yayınlarında, yerel yüksek yargı içtihatları ile küresel regülasyonları analitik, veri temelli ve sistematik bir yöntemle incelemektedir. Hukuki yazılarına yusufkilickan.av.tr adresinden ulaşabilirsiniz.

📧 av.yusufkilickan@gmail.com

Yasal Uyarı

Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır, hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. 6284 sayılı Kanuna ilişkin değerlendirmeler 10 Ekim 2026 tarihli bilgilere ve Kanunun yayımlandığı metnine dayanmakta olup mevzuat değişiklikleri ve yargı içtihatları yazıdan sonra farklılaşabilir. Acil bir tehlike hâlinde 112, 155, 156 veya Alo 183 hatlarına başvurulmalıdır. Somut bir tedbir talebi, itiraz veya ihlal bildirimi yapılmadan önce güncel mevzuatın teyit edilmesi ve bir avukata danışılması önerilir.

Yusuf Kılıçkan Logo

Upholding justice and the rule of law, we defend our clients' rights at national and international levels with the highest professional standards.

This website has been prepared by Attorney Yusuf Kılıçkan in compliance with the Attorneys Act and the Turkish Bar Association's Advertising Prohibition Regulation. The information on this site does not constitute legal advice.

© 2026 Yusuf Kılıçkan. All Rights Reserved.