10/7/2026

HAGB'nin Yeniden Düzenlenmesi: AYM'nin 2025/149 Sayılı İptal Kararı, 7589 Sayılı Kanunla CMK m. 231/5-14 ve 30 Eylül 2026 Sonrası Durum

Share
HAGB'nin Yeniden Düzenlenmesi: AYM'nin 2025/149 Sayılı İptal Kararı, 7589 Sayılı Kanunla CMK m. 231/5-14 ve 30 Eylül 2026 Sonrası Durum

TL;DR: Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB), Anayasa Mahkemesinin 10 Temmuz 2025 tarihli ve E.2024/98, K.2025/149 sayılı kararıyla (31 Aralık 2025 tarihli ve 33124 sayılı Resmî Gazete) CMK m. 231/5'in birinci cümlesi ve uygulanma imkânı kalmayan diğer hükümleri yönünden ikinci kez iptal edilmiş; iptal, yayımdan dokuz ay sonra, 30 Eylül 2026'da yürürlüğe girecekti. Mahkemenin dayanağı, 2023 tarihli ilk iptal kararında belirtilen eksikliğin, yani kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği işkence, eziyet ve kötü muamele suçlarında HAGB'yi dışlayan bir kuralın bulunmamasının giderilmemiş olmasıdır. Kanun koyucu, 16 Temmuz 2026'da kabul edilen ve 31 Temmuz 2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7589 sayılı Kanunun 15. maddesiyle CMK m. 231'in beşinci ila on dördüncü fıkralarını yeniden yazmıştır. Yeni metin HAGB'yi kaldırmamış; iki yıl veya daha az hapis ya da adlî para cezasında, kasıtlı suçtan mahkûmiyet bulunmaması, olumlu kanaat ve zararın giderilmesi şartlarıyla beş yıllık denetim süresini korumuş, kararlara karşı yolunu sürdürmüş ve on dördüncü fıkrada işkence ve eziyet suçları ile kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği ve Anayasa'nın 17. maddesi kapsamında kötü muamele kabul edilebilecek suçlarda HAGB'nin uygulanmayacağını düzenlemiştir. 7589 sayılı Kanunda HAGB için ayrı bir geçiş hükmü bulunmamaktadır; yeni istisnanın önceki tarihli dosyalara etkisi uygulamada netleşecektir.

Yazar: Avukat Yusuf KILIÇKAN | Tarih: 7 Ekim 2026

HAGB Nedir ve Hukuki Niteliği

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, ceza yargılaması sonucunda kurulacak mahkûmiyet hükmünün açıklanmasının belirli şartlara bağlı olarak ertelenmesidir. Anayasa Mahkemesi kararında vurgulandığı üzere HAGB'ye karar verilebilmesi için önce kovuşturma yapılmalı, iddia, savunma ve deliller değerlendirilmeli, isnat edilen eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiği ve suç oluşturduğu tespit edilmeli ve hükmedilecek ceza iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adlî para cezası olmalıdır. Başka bir deyişle HAGB, yalnızca suçun sabit görüldüğü hâllerde uygulanabilir; uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır.

Kurum, ceza hukukunda koşullu bir düşme nedeni olarak kabul edilmektedir: denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmez ve yükümlülüklere uygun davranılırsa açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılır ve davanın düşmesine karar verilir. Anayasa Mahkemesi 2023 tarihli kararında HAGB kararının ceza hükmü niteliğinde olmadığını, ancak kişiyi ceza tehdidi altında bıraktığını belirtmiştir. Bu iki yönlü nitelik, kurumun hem sanık lehine bir imkân hem de mağdur ve kamu bakımından tartışma konusu olmasının temelidir.

2023, 2024 ve 2025: Üç Aşamalı Anayasal Denetim

Birinci aşama, Anayasa Mahkemesinin 1/6/2023 tarihli ve E.2022/120, K.2023/107 sayılı kararıdır. Bu kararla CMK m. 231/5'in birinci cümlesi iptal edilmiş ve iptal hükmünün bir yıl sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir. Mahkeme dört ana gerekçe belirtmiştir. Birincisi, sanığın henüz hüküm kurulmadan geçerli bir feragat iradesi olmaksızın istinaf yoluna başvurma imkânının ortadan kalkması ve HAGB'yi kabul edip etmediğinin hükümden sonra sorulmaması hükmün denetimini isteme hakkını ve mahkemeye erişimi sınırlamaktadır. İkincisi, müsaderenin HAGB hâlinde hangi aşamada infaz edileceğine dair açık hüküm bulunmaması ve bunun malikler üzerinde aşırı külfet doğurması mülkiyet hakkı bakımından sorunludur. Üçüncüsü, HAGB mağdur bakımından yeterli ve etkili bir giderim sağlamamaktadır. Dördüncüsü, kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği ve Anayasa'nın 17. maddesi bağlamında işkence, eziyet ve kötü muamele kabul edilen suçlarda HAGB'nin uygulanmayacağına dair yasal bir düzenleme bulunmaması, Anayasa'nın 17. maddesinin devlete yüklediği usul yükümlülüğüyle bağdaşmamaktadır.

İkinci aşama, kanun koyucunun yanıtıdır. 2/3/2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanunun 15. maddesi, iptal hükmü yürürlüğe girmeden CMK m. 231'in beşinci ila on dördüncü fıkralarını yeniden düzenlemiştir. Bu düzenlemede HAGB'nin uygulanması sanığın kabulüne bağlanmamış, HAGB kararına karşı istinaf yolu açılmış, müsadere için ayrı bir usul öngörülmüş ve Anayasa'nın 174. maddesinde korunan inkılap kanunlarındaki suçlarda HAGB'ye karar verilemeyeceği kuralı getirilmiştir.

Üçüncü aşama, 7499 sayılı Kanunla yapılan düzenlemenin denetimidir. Bir kısmı Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerince açılan iptal davası (E.2024/98), bir kısmı Muğla 4. Asliye Ceza Mahkemesinin itirazı (E.2025/157) olarak ele alınan başvurular birleştirilmiş ve Anayasa Mahkemesi 10/7/2025 tarihli ve K.2025/149 sayılı kararıyla CMK m. 231/5'in birinci cümlesini iptal etmiştir. Karar 31/12/2025 tarihli ve 33124 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmış, iptal hükmünün yayımdan dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir. Bu hesapla yürürlük tarihi 30 Eylül 2026'dır.

AYM'nin 2025 Tarihli Kararının Gerekçesi

Anayasa Mahkemesi, 2025 tarihli kararında 2023 kararının gerekçelerini tek tek yeniden değerlendirmiştir. Mahkemeye göre 7499 sayılı Kanunla müsadere bakımından farklı bir usul öngörülmüş, HAGB'nin uygulanması sanığın kabulüne bağlanmamış ve HAGB kararına karşı istinaf yoluna başvurulabileceği düzenlenerek esasa ilişkin hukuka aykırılık iddiaları yönünden kanun yolunda denetim imkânı getirilmiştir; bu yönüyle sanığın kanun yolundan ve adil yargılanma hakkının diğer güvencelerinden feragat etmesini gerektiren bir hüküm kalmamıştır.

Buna karşılık Mahkeme, 2023 kararında belirtildiği şekilde HAGB'nin kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği ve Anayasa'nın 17. maddesi bağlamında işkence, eziyet ve kötü muamele kabul edilen suçlar bakımından uygulanmayacağına dair yasal bir düzenlemenin bulunmadığını tespit etmiştir. Yasama organının iptal kararındaki tespitleri gözeterek bir düzenleme yapmadığı, kuralın iptal edilen hükümle aynı sonuçları doğuracağı belirtilmiş ve kural, Anayasa'nın 17. maddesinin devlete yüklediği, faillere fiilleriyle orantılı ceza verilmesi ve mağdurlar bakımından uygun giderimin sağlanması şeklindeki usul yükümlülüğüyle bağdaşmaz bulunmuştur. Karar, bu gerekçeyle yalnızca Anayasa'nın 17. maddesine aykırılık üzerinden verilmiş; diğer Anayasa maddeleri yönünden ayrıca inceleme yapılmamıştır.

Karara karşıoy yazılmıştır. Karşıoy gerekçesinde, işkence ve kötü muamele eylemleri için ayrıca bir yasak getirilmemesinin HAGB düzenlemesini tek başına Anayasa'ya aykırı kılmayacağı, bu yönde düzenleme yapılmasının kanun koyucunun takdirinde olduğu ve HAGB'nin ihtiyari niteliği dikkate alındığında mahkemelerin Anayasa'nın 17. maddesini gözeterek karar verebileceği savunulmuştur. Mahkeme çoğunluğu ise sorunun uygulamayla çözülemediği ve açık bir yasal güvencenin gerektiği sonucuna varmıştır.

7589 Sayılı Kanunla Yeniden Yazılan CMK m. 231/5-14

Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 7589 sayılı Kanun, 16 Temmuz 2026'da kabul edilmiş ve 31 Temmuz 2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır. Kanunun 15. maddesi, CMK m. 231'in beşinci ila on dördüncü fıkralarını yeniden yazmıştır. Kanunun 26. maddesine göre yürürlük kuralı bakımından üç madde dışında, yani HAGB düzenlemesi dâhil, diğer maddeler yayım tarihinde yürürlüğe girmiştir; dolayısıyla yeni CMK m. 231/5-14 hükümleri 31 Temmuz 2026'dan itibaren uygulanmaktadır.

7589 sayılı Kanunun geçici maddesi, bazı değişikliklerin hangi dosyalara uygulanacağını ayrıntılı biçimde belirlemiştir. Kaynaklar, Kanunun bazı hükümlerinin 31 Temmuz 2026 tarihinden sonra meydana gelen fiillere uygulanacağını belirtmektedir; ancak HAGB düzenlemesinin zaman bakımından hangi dosyalara uygulanacağı, kanun metninin ilgili hükümleri birlikte okunarak ayrıca teyit edilmelidir. Bu konuda yargı kararlarının netleşmesi beklenmelidir.

Yeni metin 7499 sayılı Kanunla kurulan yapıyla karşılaştırıldığında, kurumun ana unsurlarını korumaktadır: cezanın üst sınırı, objektif ve subjektif şartlar, beş yıllık denetim süresi, hapis cezasının ertelenememesi, istinaf yolu ve özel kayıt sistemi aynı kalmıştır. En belirgin fark on dördüncü fıkradadır. Önceki metinde Anayasa'nın 174. maddesindeki inkılap kanunlarında yer alan suçlarda HAGB'ye karar verilemeyeceği öngörülürken, yeni fıkra işkence ve eziyet suçları ile kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği ve Anayasa'nın 17. maddesi kapsamında kötü muamele kabul edilebilecek suçları HAGB dışında tutmakta; inkılap kanunlarına ilişkin istisna yeni fıkra metninde yer almamaktadır.

Yeni Düzenlemede HAGB'nin Şartları

Beşinci fıkraya göre sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adlî para cezası ise mahkeme, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. HAGB, müsadereye ilişkin hükümler hariç, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder. Fıkra, kararı zorunlu değil, mahkemenin takdirine bağlı bir imkân olarak düzenlemektedir.

Altıncı fıkra üç şartı birlikte arar: sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması; mahkemenin sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışlarını göz önünde bulundurarak yeniden suç işlemeyeceği kanaatine varması; suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi. Fıkra sanığın HAGB'yi kabul etmesini şart koşmamaktadır; kabul şartının kaldırılması 7499 sayılı Kanunla yapılmış, yeni metinde de geri getirilmemiştir.

Yedinci fıkra, açıklanması geri bırakılan hükümde mahkûm olunan hapis cezasının ertelenemeyeceğini ve kısa süreli olması hâlinde seçenek yaptırımlara çevrilemeyeceğini belirtir. Dokuzuncu fıkra ise zarar giderme şartının derhâl yerine getirilememesi hâlinde, zararın denetim süresince aylık taksitler hâlinde ödenerek tamamen giderilmesi koşuluyla da HAGB kararı verilebileceğini düzenler. Zarar giderme şartı, HAGB'nin mağdur bakımından yeterli giderim sağlamadığı yönündeki Anayasa Mahkemesi eleştirisine verilen yapısal yanıtlardan biri olarak okunabilir.

Denetim Süresi, Yükümlülükler ve Sonuçlar

Sekizinci fıkra, HAGB kararı verilmesi hâlinde sanığın beş yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulacağını, bu süre içinde kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha HAGB kararı verilemeyeceğini ve bir yıldan fazla olmamak üzere mahkemenin belirleyeceği süreyle denetimli serbestlik tedbirlerine karar verilebileceğini düzenler. Bu tedbirler; meslek veya sanat sahibi olmayanlar için eğitim programına devam, meslek veya sanat sahibi olanlar için bir kamu kurumunda ya da aynı mesleği icra eden bir başkasının gözetiminde ücretli çalıştırılma, belli yerlere gitme yasağı veya belli yerlere devam yükümlülüğü ya da takdir edilecek başka yükümlülüklerdir. Denetim süresi içinde dava zamanaşımı durur.

Onuncu fıkraya göre denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmez ve denetimli serbestlik yükümlülüklerine uygun davranılırsa açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılır ve davanın düşmesine karar verilir. Bu sonuç, HAGB'nin sanık bakımından asıl değerini oluşturur.

On birinci fıkra ihlal hâlini düzenler. Sanık denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlerse veya denetimli serbestlik yükümlülüklerine aykırı davranırsa mahkeme hükmü açıklar. Mahkeme, yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşulları varsa hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir. Açıklanan veya yeni kurulan hükme itiraz edilebilir; itiraz mercii ancak bu fıkradaki koşullarla sınırlı olarak değerlendirme yapabilir.

Kanun Yolu ve Kayıt Rejimi

On ikinci fıkra, 272. maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere HAGB kararına karşı istinaf yoluna başvurulabileceğini belirtir. Bölge adliye mahkemesince verilen kararlar hakkında 286. madde hükümleri uygulanır; HAGB kararının ilk derece mahkemesi sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmesi hâlinde temyiz yoluna gidilebilir. İstinaf ve temyiz yolunda karar ve hüküm, usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden incelenir. 272. maddenin üçüncü fıkrasındaki parasal sınırlar nedeniyle bazı adlî para cezası kararlarına karşı istinaf yolunun kapalı olduğu hâllerin bulunduğu unutulmamalıdır.

On üçüncü fıkra, HAGB kararının bunlara mahsus bir sisteme kaydedileceğini ve bu kayıtların ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi hâlinde maddede belirtilen amaç için kullanılabileceğini düzenler. Kayıt rejimi, kararın sonraki işlemlerde dayanak yapılma ihtimalini sınırlayan bir güvence niteliğindedir.

İşkence, Eziyet ve Kötü Muamele İstisnası

On dördüncü fıkra, maddenin HAGB'ye ilişkin hükümlerinin işkence ve eziyet suçları ile kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği ve Anayasa'nın 17. maddesi kapsamında kötü muamele kabul edilebilecek suçlar hakkında uygulanmayacağını belirtir. Fıkra, Anayasa Mahkemesinin iki iptal kararında gösterdiği eksikliği gidermeyi amaçlamaktadır. Mahkeme gerekçesinde, bu tür fiillerde hukuka aykırı ve son derece ciddi bir fiilin hiçbir şekilde hoş görülemeyeceğinin gösterilmesi gerektiğini ve faillere fiilleriyle orantılı cezalar verilmesi ile mağdurlara uygun giderim sağlanmasının devletin usul yükümlülüğü olduğunu vurgulamıştır.

Fıkranın birinci kısmı net bir ifade taşır: işkence (TCK m. 94, m. 95) ve eziyet (TCK m. 96) suçlarında HAGB uygulanmaz. İkinci kısım ise daha açık uçludur: kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği ve Anayasa'nın 17. maddesi kapsamında kötü muamele kabul edilebilecek suçlar. Hangi suç tiplerinin bu kapsama gireceği kanunda sayılmamıştır; kamu görevlisi tarafından görev sırasında kasten yaralama gibi eylemlerin kapsama girip girmeyeceği, Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay içtihadı ışığında mahkemelerce somut olayda belirlenecektir. Kapsamın belirlenmesinde, fiilin Anayasa'nın 17. maddesindeki yasak kapsamına girecek ağırlıkta olup olmadığı ve faili kamu görevlisi sıfatına dayandırıp dayandırmadığı belirleyici olacaktır.

Bu belirsizlik, kanunilik ve öngörülebilirlik bakımından uygulamanın izlenmesi gereken noktasıdır. HAGB, sanığın hukuki durumunu doğrudan etkilediği için istisnanın sınırlarının yargı kararlarıyla zaman içinde açıklığa kavuşması beklenmelidir. Bununla birlikte istisnanın sınırlı tutulması, Anayasa Mahkemesinin amacı olan ciddi insan hakları ihlallerinin cezasız kalmasının önlenmesi ile bağdaşır; geniş yorum ise kurumun kapsamını, kanunda açıkça öngörülmeyen suç tipleri bakımından daraltabilir.

Zaman Bakımından Uygulama Soruları

Kaynaklara göre 31 Temmuz 2026'dan önce verilmiş ve kesinleşmiş HAGB kararlarının geçerliliğini koruduğu kabul edilmektedir; yeni on dördüncü fıkra bu kararları geriye dönük olarak ortadan kaldırmaz. Asıl tartışma, suç tarihi 31 Temmuz 2026'dan önce olup yargılaması bu tarihten sonra sürecek dosyalarda yeni istisnanın uygulanıp uygulanmayacağıdır; bu soru zaman bakımından uygulama sorusu olarak ayrıca değerlendirilmelidir.

HAGB'nin koşullu bir düşme nedeni olarak kabul edilmesi ve sanık lehine sonuç doğurması, aleyhe düzenlemenin geçmişe etkisi bakımından lehe kanun ilkesinin gündeme gelmesine yol açabilir. Öte yandan Anayasa Mahkemesi, istisnanın yokluğunu Anayasa'nın 17. maddesinin devlete yüklediği usul yükümlülüğüyle bağdaşmaz bulmuştur; bu gerekçe istisnanın uygulama alanının geniş tutulmasını savunanların dayanağıdır. Mahkemeler arasında farklı yaklaşımların ortaya çıkması ve Yargıtay içtihadıyla netleşmesi beklenmelidir; bu konuda yazı tarihi itibarıyla bağlayıcı bir yargı kararına ulaşılamamıştır.

30 Eylül 2026 Tarihinin Anlamı

Anayasa Mahkemesinin iptal hükmü 30 Eylül 2026'da yürürlüğe girecek şekilde kararlaştırılmıştı. Ancak kanun koyucu, bu tarihten iki ay önce, 31 Temmuz 2026'da CMK m. 231/5-14 hükümlerini yeniden yazmış; dolayısıyla iptal edilen eski metin 30 Eylül'de zaten yürürlükte değildi. Bu nedenle uygulamada 30 Eylül 2026 tarihinin HAGB bakımından bir boşluk doğurmadığı, mahkemelerin HAGB kararı vermeye devam edebildiği kabul edilmektedir. Yeni düzenlemenin Anayasa'ya uygunluğu ise ayrıca denetlenebilecek bir normdur; yazı tarihi itibarıyla yeni metne ilişkin bir Anayasa Mahkemesi kararına ulaşılamamıştır.

Avukatlar, Sanıklar ve Mağdurlar İçin Pratik Notlar

Sanık ve müdafii bakımından zarar giderme şartı, HAGB talebinin en kritik unsurudur. Zararın aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin yoluyla giderildiğinin belgelenmesi, hükümden önce ödemenin yapılması ya da derhâl yapılamıyorsa aylık taksit planı sunulması önem taşır. Mahkemenin yeniden suç işlemeyeceği yönündeki kanaati kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışlara dayandığından, savunmanın bu hususlara ilişkin delil ve beyanlarını dosyaya açıkça sunması yararlıdır.

Mağdur ve vekili bakımından HAGB'nin sonuçları, zararın tamamen giderilmesinin şart olması sayesinde önceki rejime göre güçlenmiştir. Mağdurun zararının giderildiğine ilişkin kayıtlar ve ödeme belgeleri dosyada tutulmalı; kasıtlı yeni suç veya yükümlülük ihlali hâlinde hükmün açıklanması ve yeni mahkûmiyet kurulması imkânı bilinmelidir. Kamu görevlisi failin söz konusu olduğu dosyalarda ise on dördüncü fıkra, HAGB'nin uygulanamayacağı yönünde somut bir hukuki dayanak sunmaktadır.

Mahkemeler bakımından yeni metin, HAGB kararına karşı istinaf ve temyiz yollarının ve kayıt rejiminin korunduğunu göstermektedir. Gerekçeli kararda şartların tek tek tartışılması, özellikle olumlu kanaatin ve zararın giderilmesinin gerekçelendirilmesi, kanun yolunda hukuka aykırılık denetimini kolaylaştırır.

Genel Değerlendirme

HAGB kurumu üç anayasal denetim ve iki yasal müdahaleden sonra varlığını sürdürmektedir. Anayasa Mahkemesinin iki iptal kararındaki ortak ve en kalıcı gerekçe, kamu görevlilerinin işkence, eziyet ve kötü muamele suçlarında cezasızlık algısına yol açma riskidir; 7589 sayılı Kanunun on dördüncü fıkrası bu soruya yanıt vermektedir. Kararlara rağmen kurumun temel yapısı korunmuştur: iki yıl veya daha az ceza, kasıtlı suçtan mahkûmiyet bulunmaması, olumlu kanaat, zararın giderilmesi ve beş yıllık denetim süresi. Açık kalan sorular, istisnanın kapsamı ile zaman bakımından uygulaması ve yeni metnin olası bir anayasal denetimidir.

Avukat Yusuf KILIÇKAN

7 Ekim 2026

Sıkça Sorulan Sorular

1. HAGB kaldırıldı mı?

Hayır. Anayasa Mahkemesi HAGB kurumunun bütünüyle var olamayacağına karar vermemiş, CMK m. 231'in beşinci ila on dördüncü fıkralarını belirli bir eksiklik nedeniyle iptal etmiştir. Kanun koyucu, 7589 sayılı Kanunun 15. maddesiyle bu fıkraları 31 Temmuz 2026'da yeniden yazmış ve HAGB'yi sürdürmüştür. Yeni metinde en önemli değişiklik, işkence ve eziyet suçları ile kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği ve Anayasa'nın 17. maddesi kapsamında kötü muamele kabul edilebilecek suçlarda HAGB'nin uygulanmayacağının düzenlenmesidir.

2. 30 Eylül 2026'da ne oldu, mahkemeler HAGB kararı verebiliyor mu?

Anayasa Mahkemesinin iptal hükmü 30 Eylül 2026'da yürürlüğe girecek şekilde kararlaştırılmıştı. Kanun koyucu bu tarihten önce, 31 Temmuz 2026'da CMK m. 231/5-14 hükümlerini yeniden yazdığı için iptal edilen eski metin o tarihte zaten yürürlükte değildi. Bu nedenle mahkemeler HAGB kararı vermeye devam edebilmektedir. Yeni metinde yer alan şartlar ve işkence, eziyet ile kamu görevlisinin kötü muamele suçları bakımından getirilen istisna uygulanır.

3. HAGB için hangi şartlar aranır?

Hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adlî para cezası olması gerekir. Ayrıca sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması, mahkemenin sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışlarını değerlendirerek yeniden suç işlemeyeceği kanaatine varması ve suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin yoluyla tamamen giderilmesi gerekir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. HAGB, mahkemenin takdirine bağlı bir imkândır; şartların varlığı kararı zorunlu kılmaz.

4. HAGB için sanığın kabul etmesi gerekir mi?

Hayır. Yeni metnin altıncı fıkrası sanığın kabulünü şart olarak saymamaktadır. Kabul şartı 7499 sayılı Kanunla kaldırılmış, yeni düzenlemede de geri getirilmemiştir. Anayasa Mahkemesinin 2023 tarihli kararında, sanığa HAGB'yi kabul edip etmediğinin hükümden sonra sorulmaması ve kanun yolundan peşinen feragat sonucunun doğması anayasal sorun olarak değerlendirilmişti; bu sorun, kabul şartının kaldırılması ve istinaf yolunun açılmasıyla giderilmiş sayılmıştır.

5. Denetim süresi ne kadardır ve sanık hangi yükümlülüklere tâbi olabilir?

Denetim süresi beş yıldır. Bu süre içinde dava zamanaşımı durur ve kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha HAGB kararı verilemez. Mahkeme, bir yıldan fazla olmamak üzere belirleyeceği süreyle sanığın denetimli serbestlik tedbiri olarak eğitim programına devam etmesine, ücretli çalıştırılmasına, belli yerlere gitmekten yasaklanmasına veya belli yerlere devam yükümlülüğüne ya da takdir edeceği başka yükümlülüğe karar verebilir.

6. Zararı derhâl ödeyemeyen sanık HAGB'den yararlanabilir mi?

Evet, ancak yalnızca dokuzuncu fıkradaki koşullarla. Zarar derhâl giderilemiyorsa HAGB kararı, zararın denetim süresince aylık taksitler hâlinde ödenerek tamamen giderilmesi koşuluyla verilebilir. Bu durumda taksit planının gerçekçi ve belgeli olması, mahkemenin olumlu kanaat oluşturması bakımından önem taşır. Denetim süresi içinde taksit yükümlülüğünün yerine getirilmemesi, denetimli serbestlik tedbirine aykırılık olarak değerlendirilerek hükmün açıklanması sonucunu doğurabilir.

7. Denetim süresinde yeni suç işlenirse ne olur?

Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmesi veya denetimli serbestlik yükümlülüklerine aykırı davranılması hâlinde mahkeme hükmü açıklar. Mahkeme, yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine, koşulları varsa hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir. Açıklanan veya yeni kurulan hükme itiraz edilebilir; itiraz mercii yalnızca bu fıkradaki koşullarla sınırlı olarak değerlendirme yapar.

8. HAGB kararına karşı hangi kanun yoluna başvurulabilir?

272. maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere HAGB kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi tarafından verilen kararlar hakkında CMK m. 286 hükümleri uygulanır; HAGB kararı ilk derece mahkemesi sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmişse temyiz yoluna gidilebilir. İstinaf ve temyiz incelemesi usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden yapılır. 272. maddenin üçüncü fıkrasındaki parasal sınır nedeniyle bazı adlî para cezası kararlarının kesin olabileceği göz önünde bulundurulmalıdır.

9. Hangi suçlarda HAGB uygulanmaz?

On dördüncü fıkra, işkence ve eziyet suçları ile kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği ve Anayasa'nın 17. maddesi kapsamında kötü muamele kabul edilebilecek suçlarda HAGB hükümlerinin uygulanmayacağını belirtir. İşkence ve eziyet suçları bakımından kapsam nettir; kamu görevlisinin kötü muamele niteliğindeki diğer suçları ise mahkemelerce somut olayda, fiilin Anayasa'nın 17. maddesi kapsamına girip girmediği ve görev sebebiyle işlenip işlenmediği değerlendirilerek belirlenecektir. Önceki metindeki inkılap kanunlarına ilişkin istisna yeni fıkra metninde yer almamaktadır.

10. HAGB kararı verilirse müsadere ve eşya bakımından ne olur?

Beşinci fıkraya göre HAGB, müsadereye ilişkin hükümler hariç, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder. Başka bir deyişle HAGB kararı verilen yargılamalarda müsadere kararı infaz edilir ve müsadereye konu eşya, maddi menfaat veya ekonomik kazancın mülkiyeti kamuya geçer. Anayasa Mahkemesi 2023 kararında müsaderenin HAGB hâlinde infazına ilişkin güvencelerin yetersizliğini eleştirmişti; 2025 kararında ise 7499 sayılı Kanunla müsadere bakımından farklı bir usul öngörüldüğünü kabul etmiştir.

Yazar Hakkında

Av. Yusuf Kılıçkan | Avukat & Hukuki Danışman

Serbest avukatlık ve hukuki danışmanlık faaliyetlerini sürdürmektedir. Mesleki çalışmalarında geleneksel dava süreçleri, sözleşme tasarımı ve uyuşmazlık çözümü ile yapay zekâ ve bilişim hukuku gibi gelişen alanları bütüncül bir yaklaşımla ele almaktadır. Yayınlarında, yerel yüksek yargı içtihatları ile küresel regülasyonları analitik, veri temelli ve sistematik bir yöntemle incelemektedir. Hukuki yazılarına yusufkilickan.av.tr adresinden ulaşabilirsiniz.

📧 av.yusufkilickan@gmail.com

Yasal Uyarı

Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır, hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. HAGB düzenlemesine, Anayasa Mahkemesi kararlarına ve 7589 sayılı Kanuna ilişkin değerlendirmeler 7 Ekim 2026 tarihli bilgilere dayanmakta olup yargı içtihatları, olası yeni Anayasa Mahkemesi kararları ve mevzuat değişiklikleri yazıdan sonra farklılaşabilir. Somut bir ceza dosyasında HAGB talebi, kanun yolu veya zamansal uygulama konusunda işlem yapılmadan önce güncel mevzuatın teyit edilmesi ve bir avukata danışılması önerilir.

Yusuf Kılıçkan Logo

Upholding justice and the rule of law, we defend our clients' rights at national and international levels with the highest professional standards.

This website has been prepared by Attorney Yusuf Kılıçkan in compliance with the Attorneys Act and the Turkish Bar Association's Advertising Prohibition Regulation. The information on this site does not constitute legal advice.

© 2026 Yusuf Kılıçkan. All Rights Reserved.