Cana Gelen Zararlar Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat

Share
9/6/2026
Cana Gelen Zararlar Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat

TL;DR: Bir kişinin bedensel bütünlüğünün trafik kazası, iş kazası, tıbbi malpraktis, saldırı veya ürün kusuru gibi bir haksız fiille zedelenmesi hâlinde, Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 54 kapsamında tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücü kaybı, ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar ve bakıcı gideri; ölüm hâlinde ise TBK m. 53 kapsamında cenaze giderleri ve destekten yoksun kalma tazminatı talep edilebilir. Hesaplamalarda Yargıtay'ın yerleşik uygulaması, eski Fransız kökenli PMF-1931 yaşam tablosunu terk ederek TRH-2010 Ulusal Mortalite Tablosunu esas almaktadır. Bedensel zarar davalarının HMK m. 107 uyarınca belirsiz alacak davası olarak açılması, maluliyet oranının olay tarihinde yürürlükte olan mevzuata göre yetkili sağlık kurulundan alınacak raporla tespiti ve tazminat miktarının olay veya ceza sürelerinden uzun olanına tabi olması, bu davaların teknik yönlerindendir. Önemli bir güncel gelişme olarak, Anayasa Mahkemesinin 26.7.2023 tarihli, E. 2023/43, K. 2023/141 sayılı ve 18.10.2023'te Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren kararıyla, CMK m. 253/19'daki "uzlaşmanın sağlanması hâlinde tazminat davası açılamaz" hükmü iptal edilmiştir; bu nedenle bugün itibarıyla ceza soruşturmasında uzlaşmaya varılmış olması, mağdurun ayrıca hukuk mahkemesinde tazminat davası açmasına artık genel bir engel oluşturmamaktadır.

Yazar: Avukat Yusuf KILIÇKAN | Tarih: 6 Eylül 2026

Cana Gelen Zarar Kavramı Hangi Olaylardan Doğar

Cana gelen zarar, bir kişinin bedensel bütünlüğünün veya yaşamının haksız bir fiille zedelenmesi sonucunda ortaya çıkan zarardır. Bu zarar; trafik kazaları, iş kazaları ve meslek hastalıkları, tıbbi malpraktis, kasten veya taksirle işlenen saldırı fiilleri, hayvan saldırıları veya güvenli olmayan bir ürünün neden olduğu zararlar gibi çok farklı olay türlerinden doğabilir. TBK sistemi bu zararları iki ana grupta ele almaktadır: bedensel zararlar (TBK m. 54) ve ölüm hâlinde uğranılan zararlar (TBK m. 53).

Bedensel Zarar Hâlinde Talep Edilebilecek Kalemler

TBK m. 54 uyarınca bedensel zarara uğrayan kişi; tedavi giderlerini (hastane, ameliyat, ilaç, fizik tedavi, protez giderleri ile bilirkişi raporuyla ileride yapılması gerektiği tespit edilen tedavi giderleri dâhil), kazanç kaybını (iyileşme süresince geçici iş göremezlik döneminde mahrum kalınan geliri), çalışma gücünün azalması veya yitirilmesinden doğan sürekli iş göremezlik/maluliyet tazminatını, ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıpları ve sağlık kurulu raporuyla belirlenen sürekli bakıcı giderini talep edebilir. Ekonomik geleceğin sarsılması kalemi, fiilen bir gelir kaybı doğmasa dahi yaralanmanın mağdurun mesleki ilerlemesini veya iş bulmasını zorlaştırması hâlinde gündeme gelmektedir.

Ölüm Hâlinde Talep Edilebilecek Kalemler

TBK m. 53 uyarınca ölüm hâlinde; cenaze ve defin giderleri, ölümün hemen gerçekleşmemesi durumunda ölüm anına kadar yapılan tedavi giderleri ile iş göremezlik zararı ve destekten yoksun kalma tazminatı talep edilebilir. Destekten yoksun kalma tazminatı, ölenin sağlığında düzenli ve sürekli olarak yardım ettiği veya farazi olarak edecek olduğu eş, reşit olmayan çocuklar, muhtaç anne baba ve somut olayın özelliklerine göre değerlendirilebilecek diğer kişilerin mahrum kaldığı ekonomik desteğin peşin sermaye değeridir.

Aktüeryal Hesaplama: TRH-2010 Yaşam Tablosu

TBK m. 55 uyarınca destekten yoksun kalma ve bedensel zarar tazminatlarının hesabı belirli aktüeryal parametrelere göre yapılır. Yargıtay'ın yerleşik uygulamasında, geçmişte kullanılan ve 1931 yılında Fransa'dan alınmış olan "PMF-1931" yaşam tablosu artık terk edilmiş; Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Aktüerya Bilimleri Bölümü ve ilgili diğer kurumların ortak çalışmasıyla hazırlanan ve ülkemizin güncel demografik verilerini yansıtan "TRH-2010" Ulusal Mortalite Tablosu esas alınmaktadır; Yargıtay bu tercihini, tabloların Türkiye'nin güncel verilerini yansıtması ve daireler arasında hesaplama birliğinin sağlanması gerekçesine dayandırmaktadır. Hesaplamada mağdurun 60 veya 65 yaşına kadar aktif dönemde, bu yaştan sonraki bakiye ömrü boyunca ise pasif dönemde olduğu kabul edilir; pasif dönemde kişi fiilen çalışmasa dahi asgari ücret üzerinden bir tazminat hesaplanmaktadır. Tazminatın peşin ödenmesi nedeniyle Yargıtay uygulamasında yıllık %10 artırım ve %10 iskonto esasına dayanan progresif rant yöntemi kullanılmakta; mağdurun geliri ispatlanamıyorsa (ev hanımları, öğrenciler, çalışmayanlar gibi) net asgari ücret esas alınmaktadır. SGK tarafından bağlanan gelir ve ödeneklerin ise yalnızca rücu edilebilir kısmının peşin sermaye değeri, TBK m. 55 çerçevesinde hesaplanan tazminattan mahsup edilmektedir.

Maluliyet Raporu: Hangi Mevzuat, Hangi Kurum

Bedensel zarar davalarının temel ispat aracı, maluliyet oranını gösteren sağlık kurulu raporlarıdır. Yargıtay içtihadına göre maluliyet oranı, olayın gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre tespit edilmelidir; bu nedenle olayın tarihine göre farklı yönetmelikler (örneğin 2008 öncesi, 2008-2013, 2013-2019, 2019-2021 ve 2021 sonrası dönemlere ait ayrı düzenlemeler) uygulanabilmektedir. Raporların üniversite hastanelerinin adli tıp anabilim dalları, Sağlık Bakanlığı eğitim ve araştırma hastaneleri veya Adli Tıp Kurumu ihtisas kurulları gibi yetkili kurumlarca düzenlenmiş olması gerekmekte; sigorta şirketlerinin kendi hekimlerinden aldığı veya tek hekim tarafından düzenlenen raporlar hükme esas alınmamaktadır. Farklı kurumlardan alınan raporlar arasında çelişki bulunması hâlinde, dosyanın Adli Tıp Kurumu İhtisas Kurulu veya Adli Tıp Üst Kurulu gibi bir merciine gönderilerek çelişkinin giderilmesi beklenmektedir.

Manevi Tazminat ve Yakınların Hakkı

TBK m. 56 uyarınca hâkim, bedensel bütünlüğü zedelenen kişiye manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verebilir. Manevi tazminat bir ceza olmayıp amacı, haksız fiil nedeniyle duyulan acı ve elemin kısmen giderilmesidir; miktar belirlenirken tarafların kusuru, ekonomik durumu, yaralanmanın ağırlığı gibi ölçütler gözetilir ve mağduru tatmin etmeyecek kadar düşük bir bedele hükmedilmesi de doğru kabul edilmemektedir. TBK m. 56/2 istisnai bir hak getirmekte; kural olarak yalnızca bizzat zarar gören kişi manevi tazminat talep edebilirken, ağır bedensel zarar hâlinde zarar görenin yakınları (eş, çocuk, ana, baba gibi) da kendi adlarına manevi tazminat isteyebilmektedir. Yargıtay uygulamasında uzuv kaybı, felç, bitkisel hayat veya yüksek oranlı kalıcı maluliyet gibi durumlar ağır bedensel zarar sayılırken, basit kırıklar veya düşük oranlı fonksiyon kayıplarında bu hak doğmamaktadır.

Kusur İndirimleri: Müterafik Kusur ve Hatır Taşıması

TBK m. 52 uyarınca mağdurun zararın doğumuna veya artmasına kendi kusuruyla katkıda bulunması (emniyet kemeri takmaması, kasksız araç kullanması gibi) müterafik kusur oluşturmakta ve Yargıtay uygulamasında bu durumlarda tazminattan belirli bir oranda hakkaniyet indirimi yapılmaktadır. TBK m. 51 kapsamındaki hatır taşıması ise, mağdurun herhangi bir karşılık beklenmeksizin ücretsiz taşındığı sırada kaza geçirmesi hâlinde işletenin sorumluluğundan hakkaniyet gereği belirli bir indirim yapılmasını ifade etmekte; ancak bu indirim, zorunlu trafik sigortasının poliçe teminat limitini etkilemeyip yalnızca sigortalının kendi kusur payından düşülmektedir.

Usul Hukuku: Belirsiz Alacak Davası ve Görevli Mahkeme

Bedensel zarar davalarında dava açıldığı anda maluliyet oranı ve aktüeryal tazminat tutarı tam olarak belirlenemediğinden, bu davaların HMK m. 107 uyarınca belirsiz alacak davası olarak açılması önerilmektedir; bu sayede bilirkişi raporu alındıktan sonra zamanaşımı sorunu yaşanmaksızın talep artırımı yapılabilmektedir. Görevli mahkeme olayın niteliğine göre değişmektedir: genel haksız fiillerde asliye hukuk mahkemesi, iş kazası ve meslek hastalığında iş mahkemesi, özel sağlık kuruluşu veya serbest hekim aleyhindeki tıbbi malpraktis davalarında tüketici mahkemesi (kamu hastaneleri aleyhine ise idari yargıda tam yargı davası), sigorta şirketinin taraf olduğu trafik kazası davalarında ise ticari dava niteliği nedeniyle asliye ticaret mahkemesi görevlidir; bu son hâlde ve iş kazası kaynaklı alacaklarda dava şartı arabuluculuğa başvurulması gerekmektedir.

Sigorta Hukuku ile Kesişim: Ön Başvuru, Temerrüt ve İbranın İptali

Trafik kazalarında, sigortacıya karşı dava açılmadan önce kaza tespit tutanağı ve sağlık raporlarıyla yazılı başvuru yapılması KTK m. 97 uyarınca bir dava şartıdır; sigorta şirketi başvurudan itibaren belirli bir süre içinde yanıt vermez veya yetersiz yanıt verirse dava açılabilir ya da Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurulabilir. Haksız fiil faili ve işleten bakımından faiz kaza tarihinden itibaren işlerken, sigorta şirketi bakımından KTK m. 99 çerçevesinde belgelerin teslim edilmesinden belirli bir süre sonra temerrüt gerçekleşmekte ve faiz bu tarihten başlamaktadır; araç ticari nitelikte ise ticari temerrüt faizi, hususi araçlarda ise yasal faiz uygulanmaktadır. Sigorta şirketi veya failin mağdura düşük bir bedel ödeyerek imzalattırdığı ibra ve feragatnameler ise, ödenen bedel ile gerçek zarar arasında açık bir oransızlık varsa, KTK m. 111/2 uyarınca bu belgelerin düzenlendiği tarihten itibaren iki yıl içinde iptal ettirilebilmektedir.

Zamanaşımı: Genel Kural ve Ceza Zamanaşımının Etkisi

TBK m. 72 uyarınca tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yıl geçmekle zamanaşımına uğrar; bedensel zararlarda maluliyet oranı kesinleşmeden zararın tam olarak öğrenildiği kabul edilmemektedir. Zarara yol açan fiil aynı zamanda Türk Ceza Kanununa göre bir suç oluşturuyorsa ve ceza kanunundaki dava zamanaşımı süresi daha uzunsa, hukuk mahkemesindeki tazminat davasında da bu uzamış süre uygulanır; bu uzamış süre yalnızca fail için değil, işleten ve trafik sigortacısı için de geçerlidir.

Ceza Soruşturmasında Uzlaşma Artık Tazminat Hakkını Otomatik Olarak Ortadan Kaldırmıyor

Taksirle yaralama gibi uzlaşmaya tabi suçlarda, önceki dönemde CMK m. 253/19'un beşinci cümlesi, ceza soruşturmasında uzlaşmaya varılması hâlinde soruşturma konusu suç nedeniyle ayrıca tazminat davası açılamayacağını ve açılmış bir davadan da feragat edilmiş sayılacağını öngörmekteydi; bu kural uygulamada mağdurların, yalnızca cezai süreci sonlandırmak isterken maddi tazminat haklarından da habersizce feragat etmiş sayılması gibi ciddi hak kayıplarına yol açabilmekteydi. Ancak Anayasa Mahkemesi, 26.7.2023 tarihli ve E. 2023/43, K. 2023/141 sayılı kararıyla, bu hükmün "tazminat davası açılamaz" bölümünü, mahkemeye erişim hakkını ölçüsüz biçimde sınırladığı gerekçesiyle Anayasaya aykırı bularak iptal etmiş; bu iptal kararı 18.10.2023 tarihli Resmî Gazetede yayımlanarak, ayrı bir yürürlük tarihi belirlenmediğinden derhâl yürürlüğe girmiştir. Bu nedenle bugün itibarıyla, ceza soruşturmasında uzlaşmaya varılmış olması, mağdurun bu iptal kararı sonrasında ayrıca bir tazminat davası açmasına genel bir engel oluşturmamaktadır. Buna karşılık, hükmün "açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılır" şeklindeki devam eden cümlesi iptal edilmediğinden, uzlaşma sırasında hâlihazırda derdest olan bir tazminat davasının bulunması hâlinde bu davanın akıbetinin ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu gelişme ışığında, mağdurların uzlaşma görüşmelerinde yine de maddi tazminat ve sigorta haklarını saklı tuttuklarını açıkça belirtmeleri, olası tartışmaları önlemek bakımından ihtiyatlı bir yaklaşım olmaya devam etmektedir.

Avukat Yusuf KILIÇKAN

6 Eylül 2026

Sıkça Sorulan Sorular

1. Basit bir kırık nedeniyle manevi tazminat alınabilir mi? Evet, manevi tazminat hakkı belirli bir maluliyet oranı şartına bağlı değildir; ancak miktar, yaralanmanın ağırlığına ve somut olayın özelliklerine göre hâkim tarafından takdir edilir.

2. Psikolojik zarar da tazmin edilir mi? Bir olay sonucunda ortaya çıkan psikolojik rahatsızlık, sağlık kurulu raporuyla tespit edilmesi ve maluliyet değerlendirmesine dâhil edilmesi hâlinde tazminat hesabında dikkate alınabilir.

3. SGK ödeme yaparsa mağdur ayrıca dava açabilir mi? Evet, SGK'nın karşıladığı ve rücu edebileceği kısım tazminattan mahsup edilir; ancak mağdurun bakiye zararını ayrıca sorumlulardan talep etme hakkı devam eder.

4. Sigorta şirketinden de tazminat alınabilir mi? Evet, trafik kazalarında zorunlu mali sorumluluk sigortacısı, poliçe limitleri dâhilinde işletenle birlikte sorumludur; dava öncesi sigortacıya yazılı başvuru yapılması dava şartıdır.

5. Kalıcı bir iz veya yara için tazminat alınabilir mi? Evet, kalıcı iz veya yara, sağlık kurulu raporuyla maluliyet veya manevi zarar unsuru olarak değerlendirilebilir.

6. Ceza davası açılması tazminat davası için şart mıdır? Hayır, tazminat davası ceza davasından bağımsız olarak açılabilir; ancak fiil aynı zamanda suç oluşturuyorsa ceza zamanaşımının daha uzun olması hâlinde bu süre tazminat davasında da uygulanabilir.

7. Ceza soruşturmasında uzlaşmaya varmak tazminat hakkını ortadan kaldırır mı? Hayır, Anayasa Mahkemesinin Ekim 2023'te yürürlüğe giren iptal kararı sonrasında, uzlaşmaya varılmış olması artık ayrıca tazminat davası açılmasına genel bir engel oluşturmamaktadır.

8. İmzalanan ibra veya feragatname her zaman bağlayıcı mıdır? Hayır, ödenen bedel ile gerçek zarar arasında açık bir oransızlık varsa, bu belgeler düzenlendikleri tarihten itibaren iki yıl içinde dava yoluyla iptal ettirilebilir.

9. Tazminat davası hangi mahkemede açılmalıdır? Bu, olayın niteliğine göre değişir; genel haksız fiillerde asliye hukuk, iş kazasında iş mahkemesi, malpraktiste tüketici veya idare mahkemesi, sigorta şirketine karşı açılan trafik kazası davalarında ise asliye ticaret mahkemesi görevlidir.

10. Tazminat hesaplamasında hangi yaşam tablosu kullanılmaktadır? Yargıtay'ın yerleşik uygulamasında, eski PMF-1931 tablosu yerine Türkiye'nin güncel demografik verilerine dayanan TRH-2010 Ulusal Mortalite Tablosu esas alınmaktadır.

Yazar Hakkında

Av. Yusuf Kılıçkan | Avukat & Hukuki Danışman

Serbest avukatlık ve hukuki danışmanlık faaliyetlerini sürdürmektedir. Mesleki çalışmalarında geleneksel dava süreçleri, sözleşme tasarımı ve uyuşmazlık çözümü ile yapay zekâ ve bilişim hukuku gibi gelişen alanları bütüncül bir yaklaşımla ele almaktadır. Yayınlarında, yerel yüksek yargı içtihatları ile küresel regülasyonları analitik, veri temelli ve sistematik bir yöntemle incelemektedir. Hukuki yazılarına yusufkilickan.av.tr adresinden ulaşabilirsiniz.

📧 av.yusufkilickan@gmail.com

Yasal Uyarı

Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır, hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Türk Borçlar Kanunu, Karayolları Trafik Kanunu, HMK ve ilgili Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay içtihatlarına ilişkin bilgiler güncel kaynaklara dayanmakta olup somut bir bedensel zarar veya ölüm olayında bir avukata danışılması önerilir.

Yusuf Kılıçkan Logo

Upholding justice and the rule of law, we defend our clients' rights at national and international levels with the highest professional standards.

This website has been prepared by Attorney Yusuf Kılıçkan in compliance with the Attorneys Act and the Turkish Bar Association's Advertising Prohibition Regulation. The information on this site does not constitute legal advice.

© 2026 Yusuf Kılıçkan. All Rights Reserved.