Fason(OEM) Üretim Sözleşmesi

Share
9/1/2026
Fason(OEM) Üretim Sözleşmesi

TL;DR: Fason üretim sözleşmesinin hukuki niteliği, malzemeyi kimin sağladığına göre değişir: hammadde ve malzemenin tamamı veya esaslı kısmı sipariş veren tarafından sağlanıyorsa sözleşme bir eser sözleşmesidir (TBK m. 470 vd.); malzemeyi üretici sağlıyor ancak üretim sipariş verenin özel teknik çizimlerine göre yapılıyorsa iş görme ve mülkiyet nakli unsurlarını birlikte barındıran karma bir imalat satımı söz konusudur. Uluslararası fason sözleşmelerinde kural olarak CISG uygulanır; ancak CISG m. 3/1 uyarınca sipariş veren, imalat için gerekli malzemenin esaslı bir kısmını sağlamayı üstlenmişse veya m. 3/2 uyarınca edim ağırlıklı olarak işçilik ve hizmet ifasından oluşuyorsa CISG uygulama alanı bulmaz. Tacirler arasındaki fason ilişkilerde Türk Ticaret Kanunu m. 23/1-c uyarınca açık ayıplar iki gün, olağan muayeneyle anlaşılabilecek ayıplar sekiz gün içinde noter, kayıtlı elektronik posta veya iadeli taahhütlü mektupla ihbar edilmelidir; bu süreler seri üretim testleri bakımından yetersiz kaldığından sözleşmede özel bir kabul testi prosedürü öngörülmesi önemlidir. Kalıp (tooling) mülkiyeti, fikrî mülkiyetin OEM/ODM modeline göre dağılımı, fazla üretimin marka hakkına etkisi ve 7223 sayılı Kanun kapsamında marka sahibinin kusursuz ürün sorumluluğu, fason sözleşmelerinde en sık gözden kaçırılan ve en yüksek riskli başlıklardır.

Yazar: Avukat Yusuf KILIÇKAN | Tarih: 1 Eylül 2026

Sözleşmenin Hukuki Niteliği: Eser Sözleşmesi mi, Satış mı, Karma Sözleşme mi?

Fason üretim sözleşmesinin doğru nitelendirilmesi, hangi kanun hükümlerinin uygulanacağını belirler. İmalatta kullanılacak hammadde ve malzemenin tamamı veya esaslı kısmı sipariş veren tarafından sağlanıyorsa, sözleşme tartışmasız bir eser sözleşmesidir (TBK m. 470 vd.) ve ayıptan sorumluluk TBK m. 471-478 hükümlerine tabidir. Malzemeyi üretici kendisi sağlıyor ancak üretim sipariş verenin özel teknik çizimlerine, CAD modellerine veya kişiselleştirilmiş kalıplarına göre yapılıyorsa, sözleşme iş görme ve mülkiyetin nakli unsurlarını bir arada barındıran karma nitelikli bir imalat satımı sayılır; bu durumda imalat aşamasındaki özen borcu ve ayıplar bakımından eser sözleşmesi hükümleri, mülkiyetin devri ve semenin ifası bakımından ise satış hükümleri (TBK m. 207 vd.) uygulanır. Üreticinin kendi standart kataloğundaki bir ürünü sipariş verene üretip satması ise yalnızca satış sözleşmesi hükümlerine tabidir.

Tacirler Arası Muayene ve İhbar Rejimi: TTK m. 23/1-c

Tarafların tacir olduğu fason sözleşmelerinde, genel TBK hükümleri yerine Türk Ticaret Kanunu m. 23/1-c devreye girer: malın ayıbı teslim sırasında açıkça belli ise alıcı bunu iki gün içinde satıcıya ihbar etmelidir; açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmek ve ayıp ortaya çıkarsa bu süre içinde ihbar etmekle yükümlüdür. Yargıtay'ın yerleşik içtihadına göre bu süreler oldukça katı uygulanmakta; sürenin kaçırılması hâlinde mal kabul edilmiş sayılmakta ve alıcı seçimlik haklarını (sözleşmeden dönme, bedelde indirim, ücretsiz onarım, ayıpsız benzeriyle değiştirme) kullanma imkânını kaybetmektedir. Ayrıca TTK m. 18/3 uyarınca tacirler arasındaki ihbarların noter, kayıtlı elektronik posta (KEP) veya iadeli taahhütlü mektupla yapılması gerekmekte; telefonla veya sıradan bir yazışmayla yapılan bildirimler usulüne uygun ihbar sayılmamaktadır. Bu katı ve kısa süreler, seri ve partiler hâlinde yürütülen fason üretim testleri bakımından pratikte yetersiz kalabileceğinden, sözleşmede bu yasal sürelerin yerine geçecek özel bir kabul testi ve kalite prosedürünün açıkça kararlaştırılması önem taşımaktadır; gizli ayıplarda ise sabit bir ek süre öngörülmediğinden, ayıp ortaya çıkar çıkmaz gecikmeksizin bildirilmesi gerekmektedir.

Uluslararası Boyut: CISG Uygulanır mı?

Farklı ülkelerdeki taraflar arasındaki fason sözleşmelerinde, Türkiye'nin de 2011 yılında taraf olduğu Milletlerarası Mal Satımına İlişkin Sözleşmeler Hakkında Birleşmiş Milletler Antlaşması (CISG) kural olarak uygulanır. Ancak CISG m. 3/1 uyarınca, imal edilecek malların teminine ilişkin sözleşmeler satım sözleşmesi sayılmakla birlikte, sipariş eden taraf imalat için gerekli malzemenin esaslı bir bölümünü sağlamayı üstlenmişse bu istisna devreye girer ve sözleşme CISG kapsamı dışına çıkarak ulusal eser sözleşmesi hükümlerine tabi olur. CISG m. 3/2 uyarınca ise, mal temin eden tarafın ediminin ağırlıklı olarak işçilik veya diğer bir hizmetin sağlanmasından oluştuğu sözleşmelere de CISG uygulanmaz. Bu ayrım Türk mahkemeleri önüne gelen uyuşmazlıklarda da tartışma konusu olmuştur; bu nedenle uluslararası fason sözleşmelerinde belirsizliği önlemek amacıyla CISG'in uygulanacağının veya CISG m. 6 uyarınca açıkça hariç tutulacağının (opt-out) sözleşmede net biçimde düzenlenmesi önerilmektedir.

Kalıp (Tooling) Mülkiyeti ve Hapis Hakkı

Kalıplar, fason üretimin en maliyetli ve stratejik unsurlarından biridir ve sözleşmede açıkça düzenlenmemesi en sık karşılaşılan uyuşmazlık kaynaklarından biridir. Kalıp bedeli sipariş veren tarafından karşılanmışsa, kalıbın mülkiyeti sipariş verene ait olup üretici bu kalıbı yalnızca zilyet sıfatıyla elinde bulundurmaktadır. Sipariş veren ile üretici arasında bedel veya cari hesap uyuşmazlığı çıktığında, üreticinin zilyetliğindeki kalıpları iade etmeyerek TMK m. 950 vd. kapsamındaki hapis hakkını kullanmaya çalışması önemli bir risktir; bu riski bertaraf etmek amacıyla sözleşmeye, üreticinin ticari uyuşmazlık veya alacak iddiası ne olursa olsun kalıplar üzerinde hapis, alıkoyma veya rehin hakkı kullanamayacağına ve ilk talepte kalıpları iade etmekle yükümlü olduğuna dair açık bir feragat hükmü eklenmesi önerilmektedir. Bunun yanında kalıpların sipariş verene ait olduğunu gösterecek şekilde işaretlenmesi, kalıbın hasara karşı sipariş veren lehine sigortalanması, azami baskı ömrünün ve bakım sorumluluğunun tespiti ile kalıbın sipariş verenin izni olmaksızın üçüncü kişi işlerinde kullanılmasının yasaklanması, sözleşmede düzenlenmesi gereken diğer önemli hususlardır.

OEM ile ODM Arasındaki Fark ve Fikrî Mülkiyet Rejimi

Fikrî mülkiyet haklarının dağılımı, fason üretimin modeline göre kökten farklılaşır. OEM (Original Equipment Manufacturer) modelinde ürünün tasarımı, teknik çizimleri ve CAD verileri sipariş verene aittir; üretici yalnızca bu spesifikasyonlara göre imalat yapar ve üretim sürecinde ortaya çıkan geliştirmelerin sipariş verene ait olması sözleşmeyle güvence altına alınmalıdır. ODM (Original Design Manufacturer) modelinde ise ürünün tasarımı ve mühendisliği üreticiye aittir; sipariş veren yalnızca kendi markasını ürüne koyar ve temel fikrî haklar üreticide kalır. Üreticinin, üretim sırasında edindiği know-how'ı veya sipariş verenin tasarımını kendi adına 6769 sayılı SMK kapsamında patent veya faydalı model olarak tescil ettirmesinin sözleşmeyle açıkça engellenmesi, özellikle OEM ilişkilerinde önemlidir.

Fazla Üretim, İhracat Fazlası ve Marka Hakkına Etkisi

Üreticinin sipariş miktarının üzerinde imalat yaparak arta kalan markalı ürünleri iç veya dış pazarda satması, fason ilişkilerinde en sık karşılaşılan ve en ciddi ihlal alanlarından biridir. Bu tür bir satış, 6769 sayılı SMK m. 7 ve m. 29 uyarınca doğrudan marka hakkına tecavüz oluşturabilir; zira marka hakkının tükenmesi (SMK m. 152) yalnızca marka sahibinin rızasıyla yapılan ilk satışla gerçekleşir, marka sahibinin onayı olmaksızın üreticinin elinden çıkan fazla üretim ürünlerinde tükenme söz konusu olmaz. Bu tür ürünlerin piyasaya sürülmesi ayrıca 6102 sayılı TTK m. 54-55 kapsamında haksız rekabet oluşturabilir. Bu riski azaltmak amacıyla sözleşmelerde açık satış yasağı (üreticinin kendi fabrikasında, outlet kanallarında veya pazaryerlerinde satış yapmasının yasaklanması) ve fazla/hatalı üretimin sipariş verenin gözetiminde imha edilmesini öngören bir protokol düzenlenmesi önerilmektedir.

Kalite Kontrol ve Ayıplı İfa Prosedürü

Hatalı ürün tespitinde taraflar arasındaki sübjektif tartışmaları önlemek amacıyla, sözleşmelere ISO 2859-1 gibi uluslararası kabul edilebilir kalite limiti (AQL) standartlarının somut oranlarla (örneğin kritik hata, majör hata ve minör hata için ayrı eşiklerle) eklenmesi yaygın bir uygulamadır. Girdi kontrolü, üretim hattı ara denetimi ve yükleme öncesi son kontrolden oluşan üç aşamalı bir denetim mekanizması ile parti bazında AQL eşiğinin aşılması hâlinde sipariş verenin partiyi reddetme, yeniden işletme (rework) veya üreticinin hatayı düzeltmemesi hâlinde işi üçüncü bir üreticiye yaptırıp masrafını üreticiden tahsil etme (TBK m. 113 - nam ve hesaba ifa) haklarının sözleşmede düzenlenmesi önerilmektedir.

Ürün Sorumluluğu ve Fason Üreticiye Rücu

Ürünün üzerine kendi markasını veya ayırt edici işaretini koyarak piyasaya sunan taraf, fiilen imalatçı olmasa dahi 7223 sayılı Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu karşısında imalatçı olarak kabul edilmekte ve ürünün üçüncü kişilere veya eşyaya verdiği zararlardan m. 6 kapsamında doğrudan ve kusursuz olarak sorumlu tutulmaktadır. Bu nedenle, zararın üretim, malzeme veya işçilik hatasından kaynaklandığı hâllerde, marka sahibinin ödemek zorunda kaldığı tazminatların, yargılama giderlerinin ve geri çağırma maliyetlerinin fason üreticiye rücu edilebileceğine dair kapsamlı bir tazmin (indemnification) hükmünün sözleşmenin merkezinde yer alması büyük önem taşımaktadır.

Sözleşmenin Sona Ermesi

Sözleşme sona erdiğinde operasyonel kilitlenmeyi önlemek amacıyla, üreticinin kalıpları ve özel donanımı belirli bir süre içinde çalışır vaziyette iade etmesi, üretim için paylaşılan CAD dosyaları ve diğer dijital verilerin üreticinin sistemlerinden silindiğine dair yazılı bir taahhüt verilmesi ve üreticinin elinde kalan markalı ürünlerin sipariş veren tarafından satın alınmadığı takdirde üçüncü kişilere satılmaksızın imha edilmesi, sözleşmede önceden düzenlenmesi gereken hususlardır. Bu hükümlerin yanı sıra alt yüklenici kullanımının sipariş verenin yazılı iznine bağlanması (TBK m. 471), habersiz denetim (surprise audit) yapma yetkisi, gizlilik, rekabet yasağı ve peşin belirlenmiş cezai şart hükümlerinin sözleşmeye eklenmesi önerilmektedir; tacirler arasındaki sözleşmelerde kural olarak fahiş cezai şart indirimi talep edilemeyeceği de (TTK m. 22) unutulmamalıdır.

Avukat Yusuf KILIÇKAN

1 Eylül 2026

Sıkça Sorulan Sorular

1. Fason üretim sözleşmesi eser sözleşmesi midir, satış sözleşmesi midir? Bu, malzemeyi kimin sağladığına bağlıdır: malzemenin esaslı kısmını sipariş veren sağlıyorsa eser sözleşmesi, üretici sağlıyor ama özel tasarıma göre üretim yapılıyorsa karma nitelikli bir imalat satımı söz konusudur.

2. Tacirler arasındaki fason ilişkide ayıp ne kadar sürede ihbar edilmelidir? TTK m. 23/1-c uyarınca açık ayıplar iki gün, olağan muayeneyle anlaşılabilecek ayıplar sekiz gün içinde noter, KEP veya iadeli taahhütlü mektupla ihbar edilmelidir.

3. Bu süreler kaçırılırsa ne olur? Mal kabul edilmiş sayılır ve alıcı sözleşmeden dönme, bedelde indirim, ücretsiz onarım veya değiştirme gibi seçimlik haklarını kullanma imkânını kaybeder.

4. Uluslararası fason sözleşmelerinde CISG her zaman uygulanır mı? Hayır, sipariş veren malzemenin esaslı bir kısmını kendisi sağlıyorsa (CISG m. 3/1) veya edim ağırlıklı olarak işçilik/hizmetten oluşuyorsa (CISG m. 3/2) CISG uygulama alanı bulmaz.

5. Kalıbın mülkiyeti kime aittir? Kalıp bedeli sipariş veren tarafından karşılanmışsa mülkiyet sipariş verene aittir; üretici kalıbı yalnızca zilyet sıfatıyla elinde bulundurur.

6. Üretici, alacak uyuşmazlığında kalıpları elinde tutabilir mi? Üretici teorik olarak TMK m. 950 kapsamında hapis hakkı ileri sürmeye çalışabilir; bu riski önlemek için sözleşmeye hapis hakkından açık feragat hükmü eklenmesi önerilir.

7. OEM ile ODM arasındaki temel fark nedir? OEM'de ürünün tasarımı sipariş verene aittir ve üretici yalnızca imalat yapar; ODM'de tasarım ve mühendislik üreticiye aittir, sipariş veren yalnızca kendi markasını kullanır.

8. Üretici, siparişten fazla ürettiği markalı malları serbestçe satabilir mi? Hayır, marka sahibinin onayı olmaksızın satılan fazla üretim ürünlerinde marka hakkı tükenmez ve bu satış SMK kapsamında marka hakkına tecavüz oluşturabilir.

9. Ürün üçüncü bir kişiye zarar verirse kim sorumludur? Ürüne kendi markasını koyarak piyasaya süren taraf, 7223 sayılı Kanun karşısında imalatçı sayılır ve zarardan kusursuz olarak sorumludur; zarar üretim hatasından kaynaklanıyorsa fason üreticiye rücu edilebilir.

10. Sözleşme sona erdiğinde en önemli riskler nelerdir? Kalıpların iade edilmemesi, dijital tasarım verilerinin silinmemesi ve üreticinin elinde kalan markalı ürünlerin izinsiz satılması; bu nedenle sözleşmede ayrıntılı bir çıkış protokolü öngörülmesi önerilir.

Yazar Hakkında

Av. Yusuf Kılıçkan | Avukat & Hukuki Danışman

Serbest avukatlık ve hukuki danışmanlık faaliyetlerini sürdürmektedir. Mesleki çalışmalarında geleneksel dava süreçleri, sözleşme tasarımı ve uyuşmazlık çözümü ile yapay zekâ ve bilişim hukuku gibi gelişen alanları bütüncül bir yaklaşımla ele almaktadır. Yayınlarında, yerel yüksek yargı içtihatları ile küresel regülasyonları analitik, veri temelli ve sistematik bir yöntemle incelemektedir. Hukuki yazılarına yusufkilickan.av.tr adresinden ulaşabilirsiniz.

📧 av.yusufkilickan@gmail.com

Yasal Uyarı

Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır, hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Fason üretim sözleşmelerine, TTK, CISG ve ilgili mevzuata ilişkin bilgiler güncel kaynaklara dayanmakta olup somut bir sözleşme ilişkisinde bir ticaret hukuku uzmanına danışılması önerilir.

Yusuf Kılıçkan Logo

Upholding justice and the rule of law, we defend our clients' rights at national and international levels with the highest professional standards.

This website has been prepared by Attorney Yusuf Kılıçkan in compliance with the Attorneys Act and the Turkish Bar Association's Advertising Prohibition Regulation. The information on this site does not constitute legal advice.

© 2026 Yusuf Kılıçkan. All Rights Reserved.