Back to Blog
8/13/2026
Av. Yusuf Kılıçkan
TİCARET HUKUKU

Türkiye'de Tahkim Hukuku

Share
Türkiye'de Tahkim Hukuku

TL;DR: Türk tahkim hukuku, iç hukuktaki uyuşmazlıklar için HMK m. 407-461, yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklar için 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu (MTK) olmak üzere iki paralel rejimle işlemektedir; hangi rejimin uygulanacağını belirleyen kriter tarafların uyruğu değil, MTK m. 2'de tanımlanan yabancılık unsurunun varlığıdır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 2018 tarihli kararıyla pekiştirilen dört kümülatif geçerlilik şartı — yazılı şekil, hukuki ilişkinin varlığı, uyuşmazlık konusunun belirliliği ve açık tahkim iradesi — 2025 yılında verilen çok sayıda Yargıtay kararıyla somutlaştırılmıştır. Hakem kararına karşı yalnızca HMK m. 439'daki sekiz sınırlı sebebe dayanan iptal davası açılabilmekte; mahkemeler kararın esasını denetleyememektedir. Türk mahkemeleri, kamu düzeni istisnasını giderek daraltan bir yorum çizgisi izlemekte; taraf ehliyeti gibi meseleleri artık kamu düzeni kapsamı dışında tutmaktadır.

Yazar: Avukat Yusuf KILIÇKAN
Tarih: 13 Ağustos 2026

Türkiye'de Tahkimin İki Paralel Rejimi

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 13.04.2018 tarihli ve 2016/2 E. – 2018/4 K. sayılı kararı, tahkimin Türk hukuk sistemindeki yerini açıkça ortaya koymuştur: yargı, devletin temel fonksiyonlarından biridir ve taraflar arasındaki uyuşmazlıklar kural olarak mahkemelerde çözümlenir; ancak taraflar, özel hukuk uyuşmazlıklarını hakemlere götürmek üzere sözleşme yapabilirler. Tahkim, alternatif bir uyuşmazlık çözüm yöntemidir ve hakem kararı, mahkeme kararı kadar bağlayıcıdır.

Bu çerçevede iki paralel tahkim rejimi işlemektedir. HMK'nın 407 ila 461. maddeleri arasında düzenlenen yerli (iç) tahkim, MTK'nın tanımladığı anlamda yabancılık unsuru içermeyen ve tahkim yerinin Türkiye olarak belirlendiği uyuşmazlıklara uygulanmaktadır. 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu ise yabancılık unsuru taşıyan ve tahkim yerinin Türkiye olduğu ya da bu kanun hükümlerinin taraflarca veya hakem heyetince seçildiği uyuşmazlıkları düzenlemektedir. Türkiye ayrıca, 1958 tarihli New York Sözleşmesi'ne karşılıklılık ve ticari nitelik çekinceleriyle taraftır.

Yerli mi Milletlerarası mı? Belirleyici Kriter: Yabancılık Unsuru

Uygulamada sıkça karıştırılan bir konu, hangi rejimin uygulanacağını belirleyen ölçütün ne olduğudur. Bu ölçüt, tarafların Türk vatandaşı olup olmadığı ya da Türk hukukunun seçilip seçilmediği değildir; MTK m. 2'de tanımlanan yabancılık unsurunun varlığıdır. Bu madde uyarınca; tahkim sözleşmesi taraflarının yerleşim yeri, olağan oturma yeri ya da işyerlerinin ayrı devletlerde bulunması, tarafların yerleşim yeri veya olağan oturma yerinin tahkim yerinden farklı bir ülkede olması, sözleşmenin esas ilişkisinin birden fazla ülkeyle bağlantılı olması gibi hâllerden herhangi birinin varlığı, uyuşmazlığı yabancılık unsuru taşır hâle getirmektedir.

Bu ayrımın pratik sonuçları önemlidir: HMK kapsamındaki yerli tahkimde ve MTK kapsamındaki milletlerarası tahkimde uygulanacak usul kuralları, hakem atanma süreçleri ve iptal davasının açılacağı mahkemenin görev alanı farklılık göstermektedir. Yabancılık unsuru taşıyan bir uyuşmazlıkta HMK'daki yerli tahkim yoluna gidilmesi mümkün değildir; Yargıtay içtihadı bu ayrımı istikrarlı biçimde uygulamaktadır.

Tahkim Sözleşmesinin Geçerliliği

Yargıtay içtihadı, geçerli bir tahkim sözleşmesi için dört kümülatif şart aramaktadır.

Yazılı şekil şartı, HMK m. 412/3 ve MTK m. 4/2 kapsamında düzenlenmiştir; imzalı bir belge, taraflar arasında değişilen mektup, telgraf, teleks veya faks ya da içeriği ve mutabakatı belgelenen elektronik yazışmalarla (e-posta) karşılanabilmektedir. Bu konudaki güncel bir örnek, bir şirket çalışanı ile karşı taraf arasındaki e-posta yazışmasının bir şirket yetkilisine kopyalanması ve bu yazışma temelinde ticari ilişkinin sürdürülmesi hâlinde, şirketin sonradan tahkim sözleşmesine taraf olmadığını ileri süremeyeceği; aksinin TMK m. 2'deki dürüstlük kuralına aykırılık oluşturacağı yönündeki değerlendirmedir.

Hukuki ilişkinin varlığı şartı, tahkim anlaşmasının mevcut ya da ileride doğacak bir hukuki ilişkiden kaynaklanan uyuşmazlıklara atıfta bulunmasını gerektirmektedir; anlaşma yapıldığı anda somut bir uyuşmazlığın fiilen var olması zorunlu değildir.

Uyuşmazlık konusunun belirliliği şartı, tahkimin konusunun açıkça tanımlanmış olmasını aramaktadır; mahkeme ile tahkim arasında belirsizlik yaratan genel veya muğlak kayıtlar geçersizdir. Bir sözleşmede önce arabuluculuğa gidileceğinin belirtildiği ve kaydın mahkeme mi yoksa tahkim mi uygulanacağını belirlemeyi imkânsız kılacak biçimde kaleme alındığı bir durumda, açık ve kesin tahkim iradesi bulunmadığı gerekçesiyle tahkim şartının geçersiz sayıldığı değerlendirmeleri mevcuttur.

Açık ve kesin tahkim iradesi şartı, tarafların tahkime gitme iradesinin tereddütsüz biçimde ifade edilmiş olmasını gerektirmektedir. Yalnızca "sözleşmesel uyuşmazlıklar"ı kapsayan bir tahkim kaydının, sözleşmeden bağımsız TBK kaynaklı yardımcı tazminat taleplerini kapsamayacağı, bu tür taleplerin genel mahkemelerin görev alanında kalacağı ve hakem heyetinin bu konuda karar vermesinin HMK m. 439/1-ç kapsamında yetki aşımı oluşturacağı yönündeki değerlendirmeler bu şartın somut uygulamasını göstermektedir.

Ayrılabilirlik İlkesi

HMK m. 412/4 uyarınca tahkim şartı, ana sözleşmeden bağımsız ve ayrılabilir niteliktedir. Ana sözleşmenin geçersizliği, tahkim sözleşmesini kendiliğinden geçersiz kılmamaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 22.02.2012 tarihli, 2011/11-742 E. – 2012/82 K. sayılı kararında da teyit edilen bu ilke uyarınca, tahkim şartının geçerliliği ana sözleşmenin geçerliliğine bağlı değildir; ana sözleşmenin geçersizliği, tahkim sözleşmesinin geçerliliğini etkilememektedir.

Hakem Kararının İptali

Türk hukukunda bir hakem kararına karşı yalnızca tahkim yerindeki bölge adliye mahkemesi önünde açılacak iptal davası yoluyla itiraz edilebilir. HMK m. 439, sekiz sınırlı iptal sebebi saymaktadır: tarafın ehliyetsizliği veya tahkim sözleşmesinin geçersizliği; hakem veya hakem kurulunun seçiminde usulsüzlük; kararın tahkim süresi dışında verilmesi; hakem kurulunun görevi konusunda hukuka aykırı karar vermesi (görevi kabul veya reddetmesi); hakem kurulunun tahkim sözleşmesi kapsamı dışındaki bir konuda karar vermesi, taleplerin tümü hakkında karar vermemesi veya yetkisini aşması; tahkim usulünün sözleşmeye veya HMK'ya uygun yürütülmemiş olması ve bunun esasa etkili olması; tarafların eşitliği veya hukuki dinlenilme hakkının ihlali; uyuşmazlık konusunun Türk hukukuna göre tahkime elverişli olmaması; ve kararın kamu düzenine aykırı olması.

Kritik kural şudur: mahkemeler kararın esasını — hukukun doğru uygulanıp uygulanmadığını ya da kararın isabetli olup olmadığını — denetleyememektedir; inceleme yalnızca yukarıda sayılan usul sebepleriyle sınırlıdır. İptal davası açma süresi, kararın (ya da düzeltme/tamamlama kararının) tebliğinden itibaren bir aydır. İptal davası açılması, kararın icrasını kendiliğinden durdurmaz; icranın durdurulması için teminat yatırılması istenebilir.

İptal Edilen Karar Yeniden Tahkime Götürülebilir mi?

Bu, uygulamada en çok merak edilen sorulardan biridir. İptal davasının kabul edilmesi hâlinde hakem kararının tamamı veya bir kısmı iptal edilmektedir. İptal edilen karar için yargılama faaliyeti, iptal sebebine göre ya yerel mahkeme önünde ya da hakem heyeti önünde en baştan başlamaktadır. Başka bir deyişle, iptal sebebi tahkime elverişsizlik veya tahkim sözleşmesinin geçersizliği gibi tahkimin kendisini imkânsız kılan bir sebepse süreç mahkemede yeniden başlayabilirken; iptal sebebi usule ilişkin bir aksaklıksa (örneğin hakem seçiminde usulsüzlük ya da hukuki dinlenilme hakkının ihlali) sürecin yeniden tahkim yoluyla sürdürülmesi mümkün olabilmektedir. Bu, hem zaman hem masraf açısından ciddi bir ek yük anlamına gelmektedir; iptal davalarında ileri sürülen sebeplerin geniş yorumlanması, hakem kararlarının iptal edilme oranını da doğrudan etkilemektedir.

Kamu Düzeni: Daralan Bir İstisna

Türk mahkemeleri, tahkimde "kamu düzeni" kavramını daraltıcı biçimde yorumlama eğilimindedir; bu, herhangi bir emredici kuralın ihlalinin iptal sebebi sayıldığı eski geniş yaklaşımdan uzaklaşan bir çizgidir. Burada temel ayrım şudur: sırf emredici bir hukuk kuralının ihlal edilmiş olması ile Türk hukukunun temel değerlerini ve ahlaki ilkelerini zedeleyen esaslı bir kamu düzeni ihlali arasında fark bulunmaktadır; yalnızca ikincisi iptal sebebi oluşturmaktadır.

Bu daralan yorumun somut örnekleri arasında şunlar sayılabilir: bir şirketin tüzel kişiliği ve temsilcisinin tahkim sözleşmesini imzalayıp imzalamadığı meselesinin kamu düzeni kapsamında değil, ancak ileri sürülmesi ve ispatı gereken bir husus olarak değerlendirilmesi; mahkemelerin bu konuyu resen inceleyememesi. Benzer biçimde, yabancı bir hakem kararının aynı olaya ilişkin kesinleşmiş bir Türk ceza mahkemesi beraat kararıyla çelişmesinin, her durumda otomatik olarak kamu düzenine aykırılık oluşturmayacağı; ceza kararının hukuki sorumluluk boyutunda herhangi bir tespit içermediği hâllerde yabancı kararın Türk kamu düzenine aykırı sayılmayacağı yönünde değerlendirmeler mevcuttur.

Hukuki dinlenilme hakkı ihlali de sık ileri sürülen bir iptal sebebidir. Hakem heyetinin, tahkim için usulüne uygun vekâletname ibraz etmemiş yetkisiz bir avukata tebligat göndermesi ve asıl tarafın doğrudan bilgilendirilmemesi hâlinde, kararın hukuki dinlenilme hakkının ihlali gerekçesiyle iptal edilebileceği; hakem heyetinin önce asıl tarafa bildirim yapıp usulüne uygun vekâletnameyi beklemesi gerektiği değerlendirilmektedir. Aynı maddi olguların iki ayrı hakem heyeti önünde görülen paralel tahkim süreçlerinde kısmen farklı sonuçlara ulaşılması hâlinde ise, sonraki hakem heyetinin ilk kararın kesinleşip kesinleşmediğini değerlendirmeden karar vermesi, kesin hüküm ilkesinin gözetilmemesi nedeniyle iptal sebebi oluşturabilmektedir.

Ayrıca alt derece mahkemelerin, taraflarca ileri sürülmeyen bir iptal sebebini (örneğin kamu düzeni) kendiliğinden inceleyip karar veremeyeceği; mahkemenin yalnızca ileri sürülen iptal sebepleriyle bağlı olduğu ve hakemlerin taraflarca yetkilendirildiği ölçüde hakkaniyete göre karar vermesinin kamu düzenine aykırılık oluşturmayacağı yönünde değerlendirmeler de bulunmaktadır.

Tahkime Elverişli Olmayan Uyuşmazlıklar

Türk hukukunda bazı uyuşmazlık türleri tahkime konu edilememektedir. Bu konudaki temel norm HMK m. 408'dir; bu madde, taşınmaz mallar üzerindeki ayni haklardan veya iki tarafın iradelerine tabi olmayan işlerden kaynaklanan uyuşmazlıkların tahkime elverişli olmadığını açıkça düzenlemektedir. Kişilerin medeni hâline ilişkin uyuşmazlıklar (evlilik, boşanma, soybağı, evlat edinme), ceza hukuku meseleleri ve iki tarafın serbest iradesine tabi olmayan diğer işler de bu kapsamda değerlendirilmektedir.

Bununla birlikte bazı alanlarda kategorik bir "tahkime elverişsizlik" hükmü kurmak yerine daha temkinli bir ifade tercih edilmelidir. İş hukuku uyuşmazlıklarının tamamı tahkime kapalı değildir; bireysel iş ilişkisinden doğan bazı uyuşmazlıklar somut koşullara göre tahkime konu edilebilmektedir. Tüketici uyuşmazlıkları bakımından da benzer bir temkinlilik gerekmektedir; emredici tüketici koruma hükümlerinin uygulama alanı bulduğu hâllerde bu uyuşmazlıklar genel olarak tahkime elverişli sayılmamakla birlikte, bu sonucun her somut olayda ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir. İflas ve borç ödemeden aciz hâllerine ilişkin uyuşmazlıklarda da kısmi bir tahkime elverişlilik söz konusu olup bazı yönler tahkime kapalı kalmaya devam etmektedir. Rekabet hukuku bakımından ise milletlerarası tahkimde bazı yönlerin tahkime elverişli sayılabildiği, buna karşın yerli tahkimde bu alanın daha kısıtlı tutulduğu görülmektedir.

Sigorta Tahkiminde Özel Rejim

HMK m. 439'daki genel iptal rejimi ile 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu m. 30'daki özel sigorta tahkim sistemi arasında süregelen bir gerilim bulunmaktadır. 5684 sayılı Kanun m. 30/12 uyarınca beş bin Türk lirasına kadar olan kararlar kesindir; beş bin ile kırk bin Türk lirası arasındaki kararlara karşı on gün içinde Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti'ne başvurulabilir; kırk bin Türk lirasının üzerindeki kararlara karşı ise Yargıtay'a temyiz yoluna gidilebilir.

Bu noktada gündeme gelen soru, HMK m. 439'daki genel iptal davası yolunun sigorta tahkim kararları için de açık olup olmadığıdır. Yargıtay'ın yerleşik yaklaşımına göre 5684 sayılı Kanun, sigorta tahkim usulünü düzenleyen özel bir kanundur; kendi temyiz yolunu (kırk bin Türk lirası üzerindeki kararlar için) açıkça öngördüğünden ve HMK m. 439'a atıf yapmadığından, sigorta tahkim komisyonu kararları için HMK m. 439 kapsamında iptal davası açılamamaktadır; genel kanun (HMK), özel kanuna (5684) üstün gelmemektedir. Bu yaklaşım daha önceki tarihli kararlarda da benimsenmiş, güncel kararlarla teyit edilmiştir.

Bu durum, iki farklı hukuki rejimi bir arada işletmektedir: ticari bir tahkim kararı HMK m. 439 kapsamında iptale konu olabilirken, usul kusurları aynı nitelikte olsa dahi sigorta tahkim kararları bu yoldan iptal edilememektedir.

ISTAC: İstanbul Tahkim Merkezi

Türkiye'de kurumsal tahkim deyince en çok gündeme gelen kurumlardan biri İstanbul Tahkim Merkezi'dir (ISTAC). 2015 yılında faaliyete geçen ISTAC, hem yerli hem milletlerarası uyuşmazlıklarda kurumsal tahkim ve arabuluculuk hizmeti sunan bağımsız bir kurumdur. ICC (Milletlerarası Ticaret Odası) gibi köklü uluslararası kurumlardan farkı, özellikle Türkiye ve çevre coğrafyadaki uyuşmazlıklar için daha hızlı ve nispeten daha düşük maliyetli bir tahkim süreci sunmayı hedeflemesidir.

ISTAC kuralları, belirli bir parasal eşiğin altındaki uyuşmazlıklar için hızlandırılmış tahkim (expedited arbitration) prosedürünü öngörmektedir; bu prosedürde taraflar genellikle tek bir hakem, sıkı süre kısıtlamaları ve sınırlı dilekçe turlarıyla daha hızlı bir sonuca ulaşmaktadır. Bu sistemin işleyişine ilişkin bir örnek, üç yüz bin Türk lirasının altındaki bir ISTAC tahkiminde, tarafların ortaklaşa kararlaştırdığı dava yönetimi konferansı ve zaman çizelgesine hakem heyetinin sadık kalmasının — dilekçe turlarının tek turla sınırlandırılması dahil — taraf eşitliği veya hukuki dinlenilme hakkını ihlal etmediği yönündeki değerlendirmedir.

Yabancı Hakem Kararlarının Türkiye'de Tanınması ve Tenfizi

Yabancı hakem kararlarının Türkiye'de tanınması ve tenfizi, New York Sözleşmesi'ne taraf devletlerden gelen kararlar için bu sözleşme, taraf olmayan devletlerden gelen kararlar için ise 5718 sayılı MÖHUK m. 54 çerçevesinde yürütülmektedir. Örneğin ICC Paris, LCIA Londra veya SIAC Singapur gibi merkezlerde verilen bir hakem kararının Türkiye'de tenfizi istendiğinde, Türk mahkemeleri kararın esasını incelemeksizin yalnızca dört unsuru denetlemektedir: tahkim sözleşmesinin geçerliliği, hukuki dinlenilme hakkına uyulup uyulmadığı, uyuşmazlığın tahkime elverişli olup olmadığı ve kararın (dar yorumlanan) Türk kamu düzenine aykırı olup olmadığı. Bu denetimin kapsamı, yukarıda anlatılan daralan kamu düzeni yorumuyla doğrudan bağlantılıdır; Türk mahkemeleri yabancı kararların tenfizini kolaylaştırıcı bir yorum çizgisi izlemektedir.

Avukat Yusuf KILIÇKAN
13 Ağustos 2026

Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

1. Sözleşmemizde tahkim şartı yok ama e-posta yazışmalarımızda tahkime gideceğimizi konuştuk. Bu geçerli mi?

Olabilir. HMK m. 412/3 ve MTK m. 4/2 uyarınca yazılı şekil şartı, imzalı bir belge olmaksızın da taraflar arasındaki e-posta yazışmalarıyla karşılanabilmektedir; özellikle bu yazışmanın şirket yetkilisine kopyalanmış ve ticari ilişkinin bu temelde sürdürülmüş olması, tahkim sözleşmesinin varlığını güçlendirmektedir. Sonradan bu ilişkiyi inkâr etmek dürüstlük kuralına aykırılık oluşturabilir.

2. Hangi durumda HMK'ya, hangi durumda MTK'ya tabi oluruz?

Belirleyici kriter taraflarınızın uyruğu değil, MTK m. 2'de tanımlanan yabancılık unsurunun varlığıdır. Tarafların yerleşim yeri, olağan oturma yeri veya işyerlerinin ayrı devletlerde bulunması ya da tahkim yerinden farklı bir ülkede olması gibi hâllerden biri mevcutsa MTK uygulanır; aksi hâlde ve tahkim yeri Türkiye ise HMK'daki yerli tahkim rejimi devreye girer.

3. Hakem kararını nasıl iptal ettirebilirim?

Yalnızca HMK m. 439'da sayılan sekiz sınırlı sebepten birine dayanarak, tahkim yerindeki bölge adliye mahkemesinde, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde iptal davası açabilirsiniz. Mahkeme kararın esasını değil, yalnızca bu usul sebeplerini denetleyebilir.

4. Hakemin hukuku yanlış uyguladığını düşünüyorum, bu nedenle iptal davası açabilir miyim?

Hayır. HMK m. 439 kapsamındaki iptal sebepleri sınırlıdır ve kararın esasının denetlenmesine izin vermemektedir. Hakemin hukuku doğru uygulayıp uygulamadığı veya kararın isabetli olup olmadığı, iptal davasının konusu olamaz.

5. Hakem kararım iptal edildi. Şimdi ne olacak?

İptal sebebine bağlıdır. Bazı iptal sebepleri (örneğin tahkime elverişsizlik) sürecin yerel mahkemede baştan başlamasını gerektirirken, bazı usul kusurlarına dayanan iptallerde sürecin yeniden tahkim yoluyla sürdürülmesi mümkün olabilir. Her iki durumda da bu, ciddi bir zaman ve masraf kaybı anlamına gelmektedir.

6. Sigorta tahkim komisyonu kararına karşı HMK m. 439 kapsamında iptal davası açabilir miyim?

Hayır. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu, kendi özel itiraz ve temyiz yolunu öngören ayrı bir usul sistemi kurmuştur; Yargıtay'ın yerleşik yaklaşımına göre bu özel kanun HMK m. 439'un genel iptal davası yoluna kapalıdır. Kırk bin Türk lirasının üzerindeki kararlarda tek yol Yargıtay'a temyizdir.

7. Tahkim şartımız hem "önce arabuluculuk" hem "sonra mahkeme veya tahkim" diyor. Bu geçerli mi?

Tehlikeli bir kayıttır. Mahkeme mi yoksa tahkim mi uygulanacağını belirsiz bırakan, açık ve kesin tahkim iradesi içermeyen kayıtlar geçersiz sayılabilmektedir. Tahkim şartınızın hangi uyuşmazlık türlerini kapsadığını ve mahkeme ile tahkim arasında net bir tercih yaptığını açıkça belirtmeniz önerilir.

8. Taşınmazımla ilgili bir uyuşmazlığı tahkime götürebilir miyim?

Taşınmaz üzerindeki ayni haklara ilişkin uyuşmazlıklar, HMK m. 408 uyarınca tahkime elverişli değildir. Bu tür uyuşmazlıklar mahkemelerin münhasır görev alanında kalmaktadır.

9. ISTAC nedir, neden tercih edilir?

İstanbul Tahkim Merkezi, Türkiye merkezli kurumsal bir tahkim kurumudur ve özellikle Türkiye ile çevre coğrafyadaki uyuşmazlıklar için nispeten hızlı ve maliyet açısından öngörülebilir bir süreç sunmayı hedeflemektedir. Belirli bir parasal eşiğin altındaki uyuşmazlıklar için hızlandırılmış tahkim prosedürü öngörmekte; bu prosedürde genellikle tek hakem ve sıkı süre kısıtlamaları uygulanmaktadır.

10. Yabancı bir hakem kararı Türkiye'de nasıl icra edilir?

New York Sözleşmesi'ne taraf bir ülkede verilen karar için bu sözleşme, taraf olmayan bir ülkeden gelen karar için ise MÖHUK m. 54 çerçevesinde tanıma ve tenfiz davası açılması gerekmektedir. Türk mahkemeleri kararın esasını incelemeksizin yalnızca tahkim sözleşmesinin geçerliliğini, hukuki dinlenilme hakkına uyulup uyulmadığını, tahkime elverişliliği ve kamu düzenine uygunluğu denetlemektedir.

Yazar Hakkında

Avukat Yusuf KILIÇKAN, ticaret hukuku, uluslararası ticaret hukuku ve dijital hukuk alanlarında bağımsız avukat olarak faaliyet göstermektedir. Tahkim sözleşmelerinin hazırlanması, hakem kararlarının iptali davaları ve yabancı hakem kararlarının Türkiye'de tanınması-tenfizi süreçlerinde müvekkillere hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunmaktadır. Hukuki yazılarına yusufkilickan.av.tr adresinden ulaşabilirsiniz.

📧 av.yusufkilickan@gmail.com

Yasal Uyarı

Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Tahkim sözleşmesinin geçerliliği, hakem kararının iptali ve yabancı kararların tenfizi; somut sözleşme metnine, uyuşmazlığın niteliğine ve güncel Yargıtay içtihadına göre önemli farklılıklar göstermektedir. Tahkime elverişlilik sınırları ve kamu düzeni yorumu zaman içinde gelişmeye devam ettiğinden başvuru anında güncel içtihadın teyit edilmesi önerilir. Somut hukuki durumunuz için mutlaka alanında uzman bir tahkim veya ticaret hukuku avukatından destek almanız tavsiye edilir.

Yusuf Kılıçkan Logo

Upholding justice and the rule of law, we defend our clients' rights at national and international levels with the highest professional standards.

This website has been prepared by Attorney Yusuf Kılıçkan in compliance with the Attorneys Act and the Turkish Bar Association's Advertising Prohibition Regulation. The information on this site does not constitute legal advice.

© 2026 Yusuf Kılıçkan. All Rights Reserved.