Üreticinin Ürün Sorumluluğu

Share
9/1/2026
Üreticinin Ürün Sorumluluğu

TL;DR: Türk hukukunda " sorumluluğu" ile "ürün sorumluluğu" birbirinden farklı iki hukuki rejimdir: 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, tüketicinin satın aldığı malın sözleşmeye veya beklenen özelliklere uygun olmamasından doğan seçimlik haklarını düzenlerken; 12 Mart 2020 tarihli ve 31066 sayılı Resmî Gazetede yayımlanıp 12 Mart 2021'de yürürlüğe giren 7223 sayılı Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu m. 6, güvenli olmayan bir ürünün bir kişiye veya bir mala verdiği zarardan imalatçı ve ithalatçının kusursuz sorumluluğunu düzenler. Bu sorumluluk, üç yıllık nispi ve on yıllık mutlak tabidir ve sözleşmeyle bertaraf edilemez. 7223 m. 21'deki kurtuluş sebepleri sınırlı sayıdadır ve -Avrupa Birliği'nin eski Direktifinden farklı olarak- Türk hukukunda "gelişim riski" (ürünün piyasaya sürüldüğü tarihteki bilimsel bilgi düzeyinin kusuru tespite elverişsiz olması) savunmasına yer verilmemiştir; bu nedenle imalatçı bu gerekçeyle sorumluluktan kurtulamaz. Üçüncü kişinin kusuru imalatçının mağdura karşı sorumluluğunu azaltmazken, zarar görenin kendi kusuru tazminatı azaltabilir veya kaldırabilir. Avrupa Birliği'nin yazılım, yapay zekâ ve güncellemeleri doğrudan "ürün" kapsamına alan yeni Ürün Sorumluluğu Direktifi (AB) 2024/2853, 9 Aralık 2026 tarihinden itibaren piyasaya sürülen ürünlere uygulanacak olup Türk hukukundaki akıllı ürün ve yazılım sorumluluğu tartışmaları bakımından önemli bir karşılaştırma noktası sunmaktadır.

Yazar: Avukat Yusuf KILIÇKAN | Tarih: 1 Eylül 2026

Temel Ayrım: Ayıplı Mal Sorumluluğu ile Ürün Sorumluluğu Aynı Şey Değildir

Türk hukukunda üreticinin sorumluluğu araştırılırken önce iki farklı hukuki alanın birbirinden ayrılması gerekir. Ayıplı mal sorumluluğu, esas olarak 6502 sayılı Kanun m. 8 vd. çerçevesinde tüketici ile satıcı arasındaki ilişkiyi düzenler; ayıplı mal, tüketiciye teslim edildiğinde sözleşmeye veya objektif olarak taşıması gereken özelliklere uygun olmayan maldır ve tüketiciye sözleşmeden dönme, bedelden indirim, ücretsiz onarım veya ayıpsız misliyle değiştirme gibi seçimlik haklar tanır. Ürün sorumluluğu ise farklı bir soruya cevap verir: güvenli olmayan bir ürün bir kişiye veya bir mala zarar verirse, imalatçı veya ithalatçı bu zarardan sorumlu mudur? Bu soru, 7223 sayılı Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu m. 6 ile cevaplanmaktadır. Bu nedenle her ayıplı mal mutlaka bir ürün sorumluluğu doğurmaz; her ürün sorumluluğu uyuşmazlığı da tüketicinin satıcıya karşı ileri sürdüğü ayıplı mal taleplerinden ibaret değildir. Örneğin, kusurlu bir çamaşır makinesinin yalnızca kendisinin bozulması ayıplı mal/sözleşmesel rejimin konusuyken, aynı makinenin yangına yol açarak eve zarar vermesi doğrudan ürün sorumluluğu rejimini devreye sokar.

7223 Sayılı Kanunun Sistematiği ve m. 6'nın Yapısı

7223 sayılı Kanun, 5 Mart 2020'de kabul edilmiş, 12 Mart 2020 tarihli ve 31066 sayılı Resmî Gazetede yayımlanmış ve yayımından bir yıl sonra, 12 Mart 2021'de yürürlüğe girerek 4703 sayılı eski Kanunun yerini almıştır. Kanunun sistematiği ürün güvenliğini (m. 5), ürün sorumluluğu tazminatını (m. 6), imalatçının yükümlülüklerini (m. 7), yetkili temsilci, ithalatçı ve dağıtıcının konumunu (m. 8-10), izlenebilirliği (m. 12), geri çağırmayı (m. 19) ve sorumluluktan kurtulma hâllerini (m. 21) düzenlemektedir. Bu sistematik, üreticinin sorumluluğunu yalnızca "ürünü doğru üretmiş mi?" sorusundan çıkarıp ürünün tüm yaşam döngüsüne yaymaktadır. m. 6'nın işleyişi için üç unsur aranır: ürün, üründeki uygunsuzluk ve bu uygunsuzluk ile zarar arasındaki nedensellik bağı; zarar gören taraf, zararını, uygunsuzluğu ve aradaki nedensellik bağını ispatla yükümlüdür. Öğretide bu sorumluluk genel olarak kusursuz sorumluluk niteliğinde değerlendirilmekte; imalatçının "gereken özeni gösterdim" savunması tek başına sorumluluktan kurtulmak için yeterli sayılmamaktadır.

Sorumluluktan Kurtulma Sebepleri ve "Gelişim Riski" Savunmasının Türk Hukukundaki Durumu

7223 m. 21'de sayılan kurtuluş sebepleri sınırlı (numerus clausus) niteliktedir; imalatçı veya ithalatçı, örneğin ürünü kendisinin piyasaya arz etmediğini veya uygunsuzluğun üründeki zorunlu teknik kurallara uygun üretimden kaynaklandığını ispatlayarak belirli sonuçlara ulaşabilir. Bununla birlikte, akademik incelemelerde tutarlı biçimde vurgulandığı üzere, Avrupa Birliği'nin eski 85/374/EEC Direktifinin üye devletlerin tercihine bıraktığı "gelişim riski" (development risk) savunması -yani imalatçının, ürünü piyasaya sürdüğü tarihteki bilimsel ve teknik bilgi düzeyinin uygunsuzluğu tespit etmeye elverişli olmadığını ileri sürmesi- 7223 m. 21 kapsamına dahil edilmemiştir. Bu nedenle Türk pozitif hukukunda imalatçı, bu gerekçeyle kusursuz ürün sorumluluğu tazminatından kural olarak kurtulamaz; bu risk imalatçının işletme riski kapsamında kalmaya devam eder. Bu, 7223'ün AB'nin eski rejiminden esinlenmekle birlikte onunla birebir aynı olmadığını gösteren önemli bir farklılıktır.

Üçüncü Kişinin Kusuru ile Zarar Görenin Kusuru Arasındaki Fark

7223 sistemi, üçüncü kişinin kusuru ile zarar görenin kendi kusurunu farklı sonuçlara bağlamaktadır. Zarar, ürünün uygunsuzluğu ile birlikte üçüncü bir kişinin (örneğin yetkili servisin hatalı bakımının) fiili veya ihmali sonucunda meydana gelmişse, bu durum imalatçının mağdura karşı sorumluluğunu kural olarak azaltmaz; imalatçının bu durumda üçüncü kişiye rücu hakkı saklıdır. Buna karşılık zarar görenin veya onun sorumluluğundaki bir kişinin kusurunun zararla birlikte etkili olması hâlinde, imalatçının tazminat sorumluluğu azaltılabilir veya tamamen kaldırılabilir. Ayrıca 7223 m. 6/4 uyarınca, imalatçı veya ithalatçıyı ürün kaynaklı tazminat sorumluluğundan kurtaran veya bu sorumluluğu azaltan sözleşme hükümleri hükümsüzdür; bu nedenle "ürün nedeniyle oluşacak hiçbir zarardan sorumlu değiliz" şeklindeki sözleşme maddeleri mağdura karşı koruma sağlamaz.

Görevli Mahkeme: Zarar Görenin Sıfatına Göre Değişen Yargı Yolu

7223 m. 6'nın "bir kişiye veya bir mala" ifadesi, ürün sorumluluğunun yalnızca klasik tüketici ilişkisiyle sınırlı olmadığını göstermektedir; bu durum görevli mahkeme bakımından da sonuç doğurur. Zarar gören taraf tüketici sıfatıyla hareket ediyor ve zarar şahsi kullanımındaki eşyasına veya vücut bütünlüğüne verilmişse, 6502 sayılı Kanun çerçevesinde tüketici mahkemesi görevlidir. Zarar gören taraf bir ticari işletme ise ve zarar ticari faaliyeti kapsamında ortaya çıkmışsa, uyuşmazlık ticari dava niteliği taşıdığından asliye ticaret mahkemesi görevli olup 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 5/A uyarınca dava şartı arabuluculuğa başvurulması gerekir. Zarar gören, ne tüketici ne de tacir sıfatı taşımayan üçüncü bir kişi ise (örneğin kusurlu bir cihazın patlaması sonucu yaralanan bir yaya), görevli mahkeme genel hükümlere göre asliye hukuk mahkemesidir. Bu ayrım, ürün sorumluluğu davasının doğru mahkemede açılması bakımından uygulamada gözden kaçırılabilecek önemli bir noktadır.

E-Ticaret Zincirinde Sorumlu Taraf: İzlenebilirlik ve Dağıtıcının İmalatçı Sayılması

Günümüzde yaygın olan "yurt dışındaki üretici - pazaryeri satıcısı - tüketici" zincirinde, ürünün gerçek imalatçısına veya Türkiye'deki ithalatçısına ulaşılamaması sık karşılaşılan bir sorundur. 7223 sayılı Kanun bu boşluğu izlenebilirlik yükümlülükleriyle kapatmaya çalışmaktadır: kanunun lafzına göre, ürünün imalatçısı, yetkili temsilcisi veya ithalatçısının tespit edilemediği durumlarda, yetkili kuruluşça yapılan bildirime rağmen bu kişilerin kimlik ve iletişim bilgilerini on iş günü içinde bildirmeyen dağıtıcı, kanun kapsamında imalatçı olarak kabul edilmekte ve imalatçının yükümlülüklerinden sorumlu tutulmaktadır. Bu kural, ürünün depolama, paketleme ve kargolama hizmetini yürüten fulfillment sağlayıcıları da dâhil olmak üzere, tedarik zincirindeki diğer iktisadi işletmecilerin belirli koşullarda imalatçı gibi sorumlu tutulabilmesine imkân tanımakta ve e-ticarette güvensiz üründen kaynaklanan zararlarda mağdura somut bir muhatap yaratmaktadır.

Zamanaşımı Karşılaştırması: 6502 ile 7223

7223 m. 6/6 uyarınca ürün sorumluluğu tazminat talebi için zamanaşımı süresi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren üç yıl ve her hâlde zararın doğduğu tarihten itibaren on yıldır. Bu süreler, 6502 sayılı Kanun kapsamındaki ayıplı maldan sorumluluğun kural olarak tesliminden itibaren iki yıl (konut ve tatil amaçlı taşınmazlarda beş yıl) olan süresinden belirgin şekilde farklıdır; ayıp ağır kusur veya hile ile gizlenmişse bu süreler uygulanmaz. Bu farklılık, aynı olayın hem ayıplı mal hem ürün sorumluluğu kapsamında değerlendirilebildiği hâllerde hangi zamanaşımı süresinin hangi talebe uygulanacağının ayrıca tespit edilmesini gerektirir; nitekim 7223 m. 6/7 "diğer kanunlardaki tazminat sorumluluğuna ilişkin hükümler saklıdır" diyerek bu Kanunun diğer tazminat rejimlerini (TBK m. 49 haksız fiil, TBK m. 71 tehlike sorumluluğu gibi) dışlamadığını açıkça ortaya koymaktadır.

Akıllı Ürünler, Yazılım ve Avrupa Birliği'nin Yeni Direktifi

Modern ürünlerde fiziksel donanım ile yazılım giderek ayrıştırılamaz hâle gelmektedir; bir akıllı aracın veya tıbbi cihazın donanımı hatasız üretilmiş olsa dahi, kontrol yazılımındaki bir hata nedeniyle meydana gelen zararlar bakımından sorumluluğun sınırları Türk hukukunda 7223 m. 6 ve m. 7 çerçevesinde ayrıca değerlendirilmesi gereken bir konudur. Bu tartışma, Avrupa Birliği'nin 23 Ekim 2024 tarihinde kabul edilen ve 8 Aralık 2024'te yürürlüğe giren yeni Ürün Sorumluluğu Direktifi (AB) 2024/2853 ile güncel bir karşılaştırmalı hukuk zemini kazanmaktadır; bu Direktif, yazılımı, bağımsız yapay zekâ sistemlerini ve piyasaya arzdan sonra yapılan güncellemeleri doğrudan "ürün" tanımı kapsamına almakta ve üye devletlerin bu düzenlemeyi 9 Aralık 2026 tarihine kadar iç hukuklarına aktarmasını, yeni rejimin ise bu tarihten sonra piyasaya sürülen veya hizmete sunulan ürünlere uygulanmasını öngörmektedir. Türk hukukunda henüz bu düzeyde açık bir düzenleme bulunmadığından, fiziksel ürüne entegre yazılımın neden olduğu zararlarda 7223 m. 7'deki imalatçının ürün yaşam döngüsü boyunca güvenliği koruma yükümlülüğünün nasıl yorumlanacağı, önümüzdeki dönemde önem kazanacak bir tartışma alanıdır.

Sonuç: Çok Katmanlı Bir Sorumluluk Yapısı

Üreticinin sorumluluğu tek bir soruyla ("ürün ayıplı mı?") değil, çok katmanlı bir sistematikle değerlendirilmelidir: ürün hangi teknik düzenlemeye tabi, bir uygunsuzluk var mı, bu uygunsuzluk zarara yol açtı mı, zarar gören kimdir ve hangi mahkemeye başvurmalıdır, imalatçının m. 21 kapsamında bir kurtuluş sebebi var mıdır ve aynı olay 6502 kapsamında ayrıca bir ayıplı mal sorumluluğu doğuruyor mudur. Ayrıca üreticinin karşılaşabileceği sorumluluk yalnızca özel hukuk tazminatından ibaret değildir; idari para cezası ve piyasadan çekme gibi idari yaptırımlar ile somut olayda taksirle yaralama veya öldürme gibi ceza hukuku sorumluluğu da bu çok katmanlı yapının parçasıdır.

Avukat Yusuf KILIÇKAN

1 Eylül 2026

Sıkça Sorulan Sorular

1. Ayıplı mal sorumluluğu ile ürün sorumluluğu arasındaki temel fark nedir? Ayıplı mal sorumluluğu (6502 sayılı Kanun) tüketicinin satın aldığı malın sözleşmeye uygun olmamasından doğan seçimlik haklarını düzenlerken, ürün sorumluluğu (7223 sayılı Kanun m. 6) güvenli olmayan bir ürünün bir kişiye veya mala verdiği zarardan imalatçının kusursuz sorumluluğunu düzenler.

2. 7223 sayılı Kanun ne zaman yürürlüğe girmiştir? Kanun 5 Mart 2020'de kabul edilmiş, 12 Mart 2020 tarihli ve 31066 sayılı Resmî Gazetede yayımlanmış ve yayımından bir yıl sonra, 12 Mart 2021'de yürürlüğe girmiştir.

3. İmalatçı, "ürünü piyasaya sürdüğüm tarihte bu risk bilimsel olarak bilinemiyordu" savunmasıyla sorumluluktan kurtulabilir mi? Hayır, Avrupa Birliği'nin eski Direktifinden farklı olarak 7223 m. 21'de "gelişim riski" savunmasına yer verilmediğinden, imalatçı Türk hukukunda bu gerekçeyle kusursuz ürün sorumluluğu tazminatından kurtulamaz.

4. Üçüncü bir kişinin kusuru (örneğin hatalı bakım yapan bir servis) imalatçıyı sorumluluktan kurtarır mı? Hayır, üçüncü kişinin kusuru imalatçının mağdura karşı sorumluluğunu kural olarak azaltmaz; imalatçının bu durumda üçüncü kişiye rücu hakkı saklıdır.

5. Zarar görenin kendi kusuru tazminatı etkiler mi? Evet, zarar görenin veya onun sorumluluğundaki bir kişinin kusuru zararla birlikte etkili olmuşsa, imalatçının tazminat sorumluluğu azaltılabilir veya tamamen kaldırılabilir.

6. "Üründen doğacak hiçbir zarardan sorumlu değiliz" şeklindeki bir sözleşme maddesi geçerli midir? Hayır, 7223 m. 6/4 uyarınca imalatçı veya ithalatçıyı ürün kaynaklı tazminat sorumluluğundan kurtaran veya azaltan sözleşme hükümleri hükümsüzdür.

7. Ürün sorumluluğu davasında hangi mahkeme görevlidir? Bu, zarar görenin sıfatına göre değişir: tüketiciler için tüketici mahkemesi, ticari işletmeler için asliye ticaret mahkemesi (dava şartı arabuluculukla birlikte), diğer üçüncü kişiler için ise asliye hukuk mahkemesi görevlidir.

8. Yurt dışındaki üreticiye ulaşılamıyorsa e-ticarette kim sorumlu tutulabilir? İmalatçı, yetkili temsilci veya ithalatçı tespit edilemiyor ve dağıtıcı da bu kişilerin bilgilerini süresinde bildirmiyorsa, dağıtıcı 7223 sayılı Kanun kapsamında imalatçı olarak kabul edilip sorumlu tutulabilir.

9. Ürün sorumluluğunda zamanaşımı süresi ayıplı maldan farklı mıdır? Evet, ürün sorumluluğunda süre üç yıl (öğrenmeden itibaren) ve her hâlde on yıl (zararın doğumundan itibaren) iken, ayıplı malda kural olarak teslimden itibaren iki yıldır.

10. Avrupa Birliği'nin yeni Ürün Sorumluluğu Direktifi ne zaman uygulanmaya başlayacaktır? Direktif (AB) 2024/2853, 9 Aralık 2026 tarihinden itibaren piyasaya sürülen veya hizmete sunulan ürünlere uygulanacak olup yazılımı, yapay zekâ sistemlerini ve güncellemeleri doğrudan "ürün" tanımına dahil etmektedir.

Yazar Hakkında

Av. Yusuf Kılıçkan | Avukat & Hukuki Danışman

Serbest avukatlık ve hukuki danışmanlık faaliyetlerini sürdürmektedir. Mesleki çalışmalarında geleneksel dava süreçleri, sözleşme tasarımı ve uyuşmazlık çözümü ile yapay zekâ ve bilişim hukuku gibi gelişen alanları bütüncül bir yaklaşımla ele almaktadır. Yayınlarında, yerel yüksek yargı içtihatları ile küresel regülasyonları analitik, veri temelli ve sistematik bir yöntemle incelemektedir. Hukuki yazılarına yusufkilickan.av.tr adresinden ulaşabilirsiniz.

📧 av.yusufkilickan@gmail.com

Yasal Uyarı

Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır, hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. 7223 sayılı Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ve ilgili Avrupa Birliği mevzuatına ilişkin bilgiler güncel kaynaklara dayanmakta olup somut bir ürün sorumluluğu uyuşmazlığında bir uzmana danışılması önerilir.

Yusuf Kılıçkan Logo

Upholding justice and the rule of law, we defend our clients' rights at national and international levels with the highest professional standards.

This website has been prepared by Attorney Yusuf Kılıçkan in compliance with the Attorneys Act and the Turkish Bar Association's Advertising Prohibition Regulation. The information on this site does not constitute legal advice.

© 2026 Yusuf Kılıçkan. All Rights Reserved.