09/04/2026

Avrupa Birliği Yapay Zeka Yasası (EU AI Act)

Paylaş
Avrupa Birliği Yapay Zeka Yasası (EU AI Act)

TL;DR: Yapay zekâ hukuku, statik kanunların dinamik algoritmalara yetişme çabasıdır. 2026 itibarıyla bu alanın sütunları arasında; (AB) 2024/1689 sayılı AB Yapay Zekâ Tüzüğü () çerçevesindeki risk temelli düzenlemeler, genel amaçlı yapay zekâ (GPAI) modellerine özgü ayrı bir yükümlülükler rejimi, yapay zekânın "eser sahibi" olup olamayacağına dair fikri mülkiyet tartışmaları ve otonom sistemlerin yol açtığı zararlardan kimin sorumlu tutulacağı meselesi yer almaktadır. Sorumluluk cephesinde AB'nin yeni Ürün Sorumluluğu Direktifi (2024/2853) yürürlükte olup yazılımı ve yapay zekâyı "ürün" kapsamına almaktadır; buna karşılık kusura dayalı sorumluluğu kolaylaştırması beklenen ayrı bir Yapay Zekâ Sorumluluk Direktifi (AILD) teklifi, Avrupa Komisyonu tarafından Şubat 2025'te geri çekilme kararı alınıp Ekim 2025'te resmen geri çekilmiş, bu alan üye devletlerin kendi hukukuna bırakılmıştır. Bu yeni düzende hukukçu, yalnızca bir dava avukatı değil, algoritmik sistemlerin uyumluluk mimarıdır.

Yazar: Avukat Yusuf KILIÇKAN | Tarih: 09.04.2026

Algoritmaların Hukuku

Yirminci yüzyılın hukuk mantığı büyük ölçüde "insan eylemi" ve "öngörülebilir sonuçlar" varsayımı üzerine kuruluydu. 2026 itibarıyla karşımızda kendi kendine öğrenen, öngörülemez çıktılar üreten ve "kara kutu" (black box) problemiyle malul sistemler bulunmaktadır. Dijital hukuk uzmanlığı, büyük ölçüde bu kara kutunun işleyişini mevcut hukuki kategorilere -ya da mevcut kategorilerin yetersiz kaldığı noktalarda yeni düzenlemelere- oturtma çabasıdır.

Risk Temelli Yaklaşım: AB Yapay Zekâ Tüzüğü

(AB) 2024/1689 sayılı Yapay Zekâ Tüzüğü (AI Act), 1 Ağustos 2024'te yürürlüğe girmiştir ve bir yazılımın yalnızca "ne yaptığı" değil, "hangi risk kategorisine girdiği" belirleyici hâle gelmiştir. Tüzük dört risk seviyesi öngörmektedir: sosyal puanlama sistemleri veya belirli biyometrik uygulamalar gibi insan onuruna aykırı kabul edilen uygulamaları yasaklayan kabul edilemez risk kategorisi (bu yasaklar 2 Şubat 2025'ten itibaren uygulanmaktadır); işe alım, sağlık, yargı veya kritik altyapı gibi alanlarda kullanılan sistemler için sıkı denetim ve şeffaflık yükümlülükleri getiren yüksek riskli sistemler kategorisi; kullanıcının bir makineyle etkileşimde olduğunu bilmesi gerektiği şeffaflık kurallarına tabi sınırlı risk kategorisi (chatbot'lar gibi); ve asgari düzenlemeye tabi minimum risk kategorisi.

Genel Amaçlı Yapay Zekâ (GPAI) ve Sistemik Risk

Tüzüğün yalnızca kullanım senaryolarını değil, ChatGPT, Claude veya Gemini gibi genel amaçlı temel modelleri (General Purpose AI, GPAI) geliştirenleri de doğrudan düzenlediği ayrıca vurgulanmalıdır. GPAI model sağlayıcıları, model eğitiminde kullanılan içeriklere ilişkin yeterli ayrıntıda bir özet yayımlamak, AB telif hukukuna uyum politikası oluşturmak ve teknik dokümantasyon hazırlamakla yükümlüdür; bu temel yükümlülükler 2 Ağustos 2025'ten itibaren uygulanmaktadır. Kümülatif eğitim hesaplama gücü 10²⁵ FLOP eşiğini aşan modeller "sistemik risk taşıyan GPAI" olarak karine olarak kabul edilmekte; bu modelleri sağlayan kuruluşların, eşiği aştıklarını veya aşacaklarını öngördükleri andan itibaren en geç iki hafta içinde Avrupa Komisyonu bünyesindeki AB Yapay Zekâ Ofisine (AI Office) bildirimde bulunması, model değerlendirmesi ve düşmanca (adversarial) dayanıklılık testleri yapması, siber güvenlik tedbirleri alması ve ciddi olayları bildirmesi gerekmektedir. AI Ofisinin bu yükümlülükler bakımından denetim ve yaptırım yetkileri ise 2 Ağustos 2026'dan itibaren tam olarak işler hâle gelmekte; 2 Ağustos 2025'ten önce piyasada bulunan GPAI modelleri için tam uyum süresi 2 Ağustos 2027'ye kadar uzamaktadır.

AI Act Zaman Çizelgesi

Tüzüğün uygulamaya geçişi kademeli bir takvime yayılmıştır: 1 Ağustos 2024'te tüzük yürürlüğe girmiş; 2 Şubat 2025'te yasaklanan uygulamalara ilişkin hükümler uygulanmaya başlamış; 2 Ağustos 2025'te GPAI model sağlayıcılarına yönelik temel yükümlülükler yürürlüğe girmiş; 2 Ağustos 2026'da AI Ofisinin denetim ve yaptırım yetkileri ile yüksek riskli sistemlere ilişkin şeffaflık hükümlerinin önemli bir kısmı devreye girmiş; 2 Ağustos 2027'ye kadar ise hem daha önce piyasada bulunan GPAI modellerinin tam uyumu hem de belirli düzenlenmiş ürünlere gömülü yüksek riskli sistemlere ilişkin bazı yükümlülükler için geçiş süreci tanınmıştır.

Fikrî Mülkiyet: Prompt Bir Eser Yaratır mı?

Yapay zekânın eğitim verisi olarak telifli eserleri kullanması ve ürettiği çıktıların "eser" niteliği taşıyıp taşımadığı, güncel telif hukukunun en tartışmalı başlıklarından biridir. Bu noktada dikkatli bir ayrım gerekir: tek başına kısa veya standart bir istem (prompt) girilmesi kural olarak telif hakkı doğurmaz, zira bu tür istemler çoğunlukla hukuken korunan somut bir ifade biçiminden (expression) ziyade fikir, talimat veya komut niteliğinde değerlendirilmektedir; Amerika Birleşik Devletleri Telif Hakkı Ofisinin (USCO) Zarya of the Dawn ve Théâtre D'opéra Spatial başvurularına ilişkin değerlendirmelerinde de bu yönde bir yaklaşım benimsenmiştir. Ayrıntılı, özgün ve yaratıcı nitelikte uzun bir istem yazılmış olması dahi, tek başına üretilen nihai çıktı üzerinde "doğrudan yaratıcı icra" oluşturduğu anlamına gelmemekte; telif koruması esas olarak insanın çıktıyı yaratıcı biçimde seçmesi, düzenlemesi, geliştirmesi veya kendi kişisel hususiyetini esere yansıtmasına bağlı olarak gündeme gelmektedir. Bu konuda gerek ABD gerek Avrupa'da şimdilik kesinleşmiş ve genel kabul görmüş bir içtihat bulunmadığından, "istem mühendisliğinin" ne zaman bir eser yaratma sürecine dönüştüğü sorusu somut olay bazında değerlendirilmeye devam etmektedir.

Eğitim Verisi ve Metin-Veri Madenciliği İstisnası

Yapay zekâ eğitiminde telifli içeriklerin kullanımı bakımından, yalnızca ABD hukukundaki "adil kullanım" (fair use) doktrinine odaklanmak eksik bir çerçeve sunar; kıta Avrupası ve dolayısıyla Türk hukuku bakımından daha belirleyici olan, 2019/790 sayılı AB Dijital Tek Pazar Telif Direktifi (DSM Direktifi) m. 4'teki metin ve veri madenciliği (TDM) istisnasıdır. Bu hükme göre ticari amaçlı metin ve veri madenciliği kural olarak serbesttir; ancak hak sahipleri eserlerinin yapay zekâ eğitiminde kullanılmasını makine tarafından okunabilir bir formatta (örneğin robots.txt dosyası veya meta veri aracılığıyla) açıkça yasaklamışsa (opt-out), bu beyana rağmen eğitimde kullanım doğrudan bir telif ihlali oluşturabilir. AB Yapay Zekâ Tüzüğü de GPAI model sağlayıcılarına, eğitim verisi toplama sürecinde bu tür opt-out beyanlarına saygı gösterme ve buna ilişkin bir politika oluşturma yükümlülüğü getirmektedir.

Algoritmik Sorumluluk: Kusuru Kimde Arayacağız?

Otonom bir sistemin zarara yol açması hâlinde, klasik borçlar hukukundaki kusur arayışı çoğu zaman yetersiz kalmaktadır. Bu alanda AB hukukunda iki ayrı düzenleme girişimi bulunmakta, ancak bunlardan yalnızca biri yürürlüktedir. (AB) 2024/2853 sayılı yeni Ürün Sorumluluğu Direktifi, eski 85/374/EEC rejiminin yerini almış, yazılımı ve yapay zekâ sistemlerini doğrudan "ürün" tanımına dahil ederek kusursuz sorumluluk esasını ve zarar görenin ispat yükünü hafifleten mekanizmaları getirmiştir; üye devletlerin bu Direktifi 9 Aralık 2026'ya kadar iç hukuka aktarması ve bu tarihten sonra piyasaya sürülen ürünlere uygulaması öngörülmektedir. Buna karşılık, kusura dayalı haksız fiil taleplerinde "kara kutu" sorununu aşmak amacıyla işleticinin iç kayıtlarının mahkeme kararıyla ifşasını ve belirli hâllerde illiyet bağı karinesini öngören ayrı bir Yapay Zekâ Sorumluluk Direktifi (AI Liability Directive, AILD) teklifi, sanayi kuruluşlarının yoğun itirazları ve üye devletler arasında uzlaşı sağlanamaması gerekçesiyle Avrupa Komisyonu tarafından Şubat 2025'te 2025 çalışma programında geri çekilme kararı alınmış ve bu geri çekilme Ekim 2025'te Avrupa Birliği Resmî Gazetesinde resmen ilan edilmiştir. Bu nedenle 2026 itibarıyla AB düzeyinde kusura dayalı yapay zekâ sorumluluğuna ilişkin uyumlaştırılmış bir usul hukuku rejimi bulunmamakta; bu alan üye devletlerin kendi millî haksız fiil hukukuna bırakılmış durumdadır. Bu, yazının başında andığımız "otonom sistemlerin sorumluluğu" tartışmasının bugün itibarıyla iki farklı hızda ilerlediğini göstermektedir: ürünün kendisi kaynaklı zararlarda AB düzeyinde uyumlaştırılmış bir kusursuz sorumluluk rejimi bulunurken, kusura dayalı taleplerde henüz böyle bir uyumlaştırma yoktur.

Dijital Hukuk Uzmanının Rolü: Uyumluluk ve Etik Denetçiliği

Dijital hukuk uzmanı artık yalnızca dava dilekçesi yazan bir aktör değildir. Şirketlerin yapay zekâ modellerini piyasaya sürmeden önce algoritmik etki analizi yapması, veri gizliliği (GDPR/KVKK) uyumunu denetlemesi ve yanıltıcı çıktı (halüsinasyon) risklerine karşı sözleşmesel güvenceler kurması beklenmektedir. Yüksek riskli yapay zekâ sistemleri bakımından bu rol, Temel Haklar Etki Değerlendirmesi (Fundamental Rights Impact Assessment, FRIA) süreçlerini yürütmeyi ve uygunluk değerlendirmesi ile teknik dosya süreçlerine hukuki katkı sağlamayı da kapsamaktadır. Bu noktada bir netlik önemlidir: CE uygunluk işaretini bizzat veren taraf avukat değildir; avukatın rolü, uygunluk değerlendirmesi sürecini hukuken yönetmek, teknik dosyayı hukuki açıdan incelemek ve gerekli hâllerde CE işaretlemesine ilişkin hukuki uyum çalışmalarını koordine etmektir. Ayrıca AB Yapay Zekâ Tüzüğü kapsamında üretken yapay zekâ sistemleri için getirilen, yapay zekâ ile oluşturulan içeriklerin ve özellikle "deepfake" içeriklerin makine tarafından okunabilir şekilde işaretlenmesine ilişkin şeffaflık yükümlülüklerinin de bu denetim kapsamına girdiği unutulmamalıdır.

Avukat Yusuf KILIÇKAN

09.04.2026

Sıkça Sorulan Sorular

1. Yapay zekâ tarafından üretilen bir çıktının telif hakkı kime aittir? Yalnızca bir istem (prompt) girilmesi kural olarak telif hakkı doğurmaz, zira istem hukuken korunmayan bir fikir veya talimat niteliğindedir; telif koruması esas olarak insanın çıktıyı yaratıcı biçimde seçmesi, düzenlemesi veya kendi kişisel hususiyetini esere katmasına bağlıdır.

2. Şirketimde yapay zekâ kullanırken hangi hukuki riski önce değerlendirmeliyim? Veri güvenliği ve gizlilik genellikle ilk sırada değerlendirilmelidir; yapay zekâ modeline girilen ticari sırların modelin işleyişine dahil olma ve istenmeyen şekilde ortaya çıkma riski özellikle önemlidir.

3. AB Yapay Zekâ Tüzüğü sadece Avrupa'da mı geçerlidir? Hayır, GDPR'a benzer şekilde, Avrupa pazarında hizmet veren veya Avrupalı kullanıcıları etkileyen sistemler sunan Türkiye dâhil küresel şirketleri de kapsamına almaktadır.

4. Genel amaçlı yapay zekâ (GPAI) modelleri için hangi ek yükümlülükler vardır? GPAI sağlayıcıları teknik dokümantasyon hazırlamak, telif uyum politikası oluşturmak ve eğitim verisi özeti yayımlamakla yükümlüdür; kümülatif eğitim hesaplaması 10²⁵ FLOP'u aşan modeller için ayrıca model değerlendirmesi, dayanıklılık testi ve olay bildirimi gibi ek yükümlülükler uygulanır.

5. Yapay zekânın hukuki kişiliği var mıdır? 2026 itibarıyla hayır; yapay zekâ hâlâ bir eşya veya hizmet olarak kabul edilmekte, ancak sorumluluk hukuku bakımından giderek daha karmaşık bir konum kazanmaktadır.

6. Yapay zekâ eğitiminde telifli eser kullanmak her zaman hukuka aykırı mıdır? Hayır, AB hukukunda ticari metin ve veri madenciliği kural olarak serbesttir; ancak hak sahibi eserinin bu amaçla kullanılmasını makine tarafından okunabilir şekilde açıkça yasaklamışsa, bu yasağa rağmen kullanım telif ihlali oluşturabilir.

7. Yapay zekâ kaynaklı bir zarardan kim sorumlu tutulur? Ürünün kendisi kaynaklı zararlarda AB'nin yeni Ürün Sorumluluğu Direktifi kapsamında kusursuz sorumluluk esası uygulanabilir; kusura dayalı taleplerde ise AB düzeyinde ayrı bir uyumlaştırılmış rejim bulunmadığından, konu üye devletlerin kendi haksız fiil hukukuna tabidir.

8. AB'nin Yapay Zekâ Sorumluluk Direktifi (AILD) hâlâ yürürlükte midir? Hayır, bu direktif teklifi Avrupa Komisyonu tarafından Şubat 2025'te geri çekilme kararı alınıp Ekim 2025'te resmen geri çekilmiştir; bu alanda AB düzeyinde ayrı bir usul hukuku düzenlemesi şu an itibarıyla bulunmamaktadır.

9. Avukat, bir yapay zekâ ürününe CE uygunluk işareti verebilir mi? Hayır, CE işaretini avukat vermez; avukatın rolü uygunluk değerlendirmesi sürecini ve teknik dosyayı hukuken yönetmek, gerekli hâllerde ilgili süreçleri koordine etmektir.

10. Dijital hukuk uzmanı olmak için yazılım bilmek şart mıdır? Kod yazmak şart değildir; ancak bir algoritmanın genel işleyişini, "parametre" ve "eğitim seti" gibi kavramların hukuki sonuçlarını analiz edebilecek düzeyde teknik okuryazarlık gerekmektedir.

Yazar Hakkında

Av. Yusuf Kılıçkan | Avukat & Hukuki Danışman

Serbest avukatlık ve hukuki danışmanlık faaliyetlerini sürdürmektedir. Mesleki çalışmalarında geleneksel dava süreçleri, sözleşme tasarımı ve uyuşmazlık çözümü ile yapay zekâ ve bilişim hukuku gibi gelişen alanları bütüncül bir yaklaşımla ele almaktadır. Yayınlarında, yerel yüksek yargı içtihatları ile küresel regülasyonları analitik, veri temelli ve sistematik bir yöntemle incelemektedir. Hukuki yazılarına yusufkilickan.av.tr adresinden ulaşabilirsiniz.

📧 av.yusufkilickan@gmail.com

Yasal Uyarı

Bu yazı, yapay zekâ hukuku alanındaki güncel gelişmeleri analiz etmek amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Yapay zekâ regülasyonları hızla değişen bir yapıya sahiptir; AB Yapay Zekâ Tüzüğü, GPAI yükümlülükleri, ürün sorumluluğu rejimi ve ilgili diğer düzenlemelere ilişkin bilgiler yazının hazırlandığı tarih itibarıyla güncel olup şirketlerin yapay zekâ entegrasyon süreçlerinde ayrıca özel bir hukuki uyum denetimi yaptırması önerilir.

Yusuf Kılıçkan Logo

Adaletin tesisi ve hukukun üstünlüğü ilkesiyle, müvekkillerimizin haklarını ulusal ve uluslararası arenada profesyonel şekilde savunuyoruz.

Bu internet sitesi, Avukat Yusuf Kılıçkan tarafından Avukatlık Kanunu ve Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliği'ne uygun olarak hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler hukuki danışmanlık niteliği taşımaz.

© 2026 Yusuf Kılıçkan. Tüm Hakları Saklıdır.