Kamusal Alanda Çekim, Hedefli Kayıt ve Sosyal Medyada Paylaşım: Kişilik Hakları, TCK ve KVKK Açısından Değerlendirme

TL;DR: Türk hukukunda kamusal alanda görüntü almak kendiliğinden hukuka aykırı değildir; bir kişi sokakta, meydanda veya kamuya açık bir etkinlikte çekilen her fotoğraf veya videonun rızasına bağlı olduğunu iddia edemez. Ancak bu, kişinin bireysel olarak hedef alınmasına, yakın plan çekilmesine, takip edilmesine ve ardından sosyal medyada yayımlanmasına sınırsız bir rıza verdiği anlamına da gelmez. Hukuki değerlendirmede asıl soru "kamusal alanda mıydı" değil, "tam olarak ne çekildi, kişi nasıl konumlandırıldı, çekim neden yapıldı ve görüntü sonrasında nasıl kullanıldı" sorusudur. Bu çerçevede TCK m. 134 yalnızca özel hayatın gizliliğinin ihlaline uygulanır ve her yakın çekim otomatik olarak bu maddeyi oluşturmaz; kamusal alanda çekilmiş kimliklendirilebilir bir görüntünün izinsiz olarak sosyal medyada paylaşılması çoğunlukla TCK m. 136 kapsamında kişisel verilerin? hukuka aykırı yayılması suçunu oluşturur. FSEK? m. 86 kişinin resim ve görüntüsü üzerindeki hakkı ayrıca korur; istisnalar bulunsa da TMK m. 24 her durumda saklıdır.
Yazar: Avukat Yusuf KILIÇKAN | Tarih: 13 Eylül 2026
Kamusal Alanda Bulunmak Sınırsız Rıza Anlamına Gelmez
Türk hukukunda kamusal alanda (sokak, meydan, park, kamuya açık etkinlik) bulunan bir kişi, orada çekilen her görüntünün kendisinden izin alınmasını gerektirdiğini iddia edemez. Ancak bunun tersi de doğru değildir: kişinin fiziken kamusal alanda bulunması, bireysel olarak hedef alınmasına, kimliklendirilecek şekilde yakın plan çekilmesine ve ardından kamuya açık bir hesapta yayımlanmasına sınırsız bir rıza verdiği anlamına gelmez. Değerlendirmeyi değiştiren unsurlar arasında çekimin belirli bir kişiyi özellikle hedef alması, tekrarlı biçimde o kişiyi takip etmesi veya odaklanması, yakınlaştırma (zoom) ile kimliklendirilebilir hâle getirmesi, kişinin özel alanına giren bir durumu görüntülemesi ve ardından sosyal medyada, kimliklendirici bilgilerle veya küçük düşürücü bir yorumla paylaşılması sayılabilir. Bu nedenle asıl hukuki soru "kamusal alanda mıydı" değil, "ne çekildi, kişi nasıl konumlandırıldı, neden çekildi ve nasıl kullanıldı" sorusudur.
Tesadüfi Görüntü ile Hedefli Çekim Arasındaki Fark
Bir caddenin, kalabalığın, bir gösterinin veya kamuya açık bir etkinliğin geniş açılı bir fotoğrafında kimliklendirilebilir kişilerin yer alması, bu kişilerin bireysel rızasını gerektirmeyebilir; bir kişinin arka planda tesadüfen görünmesi, fotoğrafı çekenin davranışını kendiliğinden hukuka aykırı hâle getirmez. FSEK m. 86'nın kendisi de resmi geçitler, genel toplantılar ve günlük olaylara ilişkin fotoğraflar bakımından belirli istisnalar tanımaktadır. Buna karşılık, çekimi yapan kişinin kamerayı bilinçli olarak belirli bir kişiye yöneltmesi, o kişinin yüzüne yakınlaşması, onu takip etmesi veya tekrar tekrar çekmesi hâlinde durum köklü biçimde değişir; kişinin fiziken kamusal alanda bulunması bu durumda kişilik haklarının veya mahremiyetinin sınırsız biçimde feragat edildiği anlamına gelmez.
Çekim ve Yayınlama
Bu konuyu değerlendirirken görüntünün çekilmesi (fiksasyon) ile bu görüntünün yayınlanması/ifşası birbirinden kesin biçimde ayrılmalıdır. Bir görüntünün çekilmesi belirli koşullarda hukuken tolere edilebilirken (örneğin delil saklama veya haber amacıyla), aynı görüntünün ardından Instagram, TikTok, X veya YouTube gibi bir platformda yayımlanması bağımsız ve ayrı bir ihlal oluşturabilir; bu iki eylem hukuki sonuçları bakımından çoğaltıcı bir etki yaratır. Bu ayrım gözden kaçırıldığında konu yanlış anlaşılmaya çok açık hâle gelir.
TCK m. 134: Özel Hayatın Gizliliği İhlali
TCK m. 134/1 uyarınca kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlal eden kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir; ihlalin görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle gerçekleştirilmesi hâlinde bu ceza artırılır. TCK m. 134/2 ise kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya seslerin hukuka aykırı olarak ifşa edilmesini ayrıca düzenlemekte ve bu fiile iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası öngörmekte; ifşanın basın ve yayın yoluyla gerçekleştirilmesi hâlinde de aynı ceza uygulanmaktadır. Ancak burada önemli bir sınırlama vardır: "kamusal alanda çekilen her yakın plan görüntü otomatik olarak TCK m. 134 kapsamında suç oluşturur" demek doğru değildir. Madde, kişinin makul olarak gizli tutmayı beklediği yaşam alanını korumaktadır; bir kişinin sokakta yürürken, dururken veya konuşurken görüntülenmesi, bu davranış zaten kamuya açık olduğundan tek başına m. 134 ihlali oluşturmaz. Buna karşılık çekimin kişinin makul mahremiyet beklentisini deldiği hâllerde (örneğin teleobjektifle yakın fiziksel temasın görüntülenmesi veya kişinin kamusal alanın duygusal olarak savunmasız, tenha bir köşesinde yakalanması) madde uygulanabilir hâle gelir. Bu nedenle yazıda "her yakın çekim = TCK 134 suçu" gibi genellemelerden kaçınılmalı, içeriğin gerçekten korunan özel yaşam alanına girip girmediği ayrıca değerlendirilmelidir.
TCK m. 136: Asıl Ceza Riski Kişisel Verilerin İzinsiz Yayılmasıdır
Kamusal alanda çekilen bir görüntü, TCK m. 134 anlamında özel hayat düzeyine ulaşmıyorsa, bu durum failin hiçbir cezai riskle karşılaşmayacağı anlamına gelmez; bu tür görüntüler tipik olarak TCK m. 136 (kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme, yayma veya ele geçirme) kapsamına girer. Kimliklendirilebilir bir yüz görüntüsü, tüm vücut fotoğrafı veya ses kaydı kişisel veri niteliği taşımaktadır. Bu nedenle sokakta kimliklendirilebilir bir kişinin çekilip rızası veya hukuki bir dayanak olmaksızın açık bir sosyal medya hesabında yayımlanması, TCK m. 136 kapsamında iki yıldan dört yıla kadar hapis cezasını gerektiren bir suç oluşturabilir. Uygulamada sıradan bir sokak görüntüsü senaryosunda asıl ceza hukuku riski, çoğu zaman TCK m. 134 değil, bu maddedir.
TCK m. 123/A: Israrlı Takip
12 Mayıs 2022 tarihinde 7406 sayılı Kanunla TCK'ya eklenen m. 123/A, bir kişinin ısrarlı biçimde fiziken takip edilmesi veya haberleşme araçları, bilişim sistemleri ya da üçüncü kişiler aracılığıyla temas kurulmaya çalışılması suretiyle o kişide ciddi bir huzursuzluk oluşturulmasını veya kendisinin ya da yakınlarının güvenliğinden endişe duymasına yol açılmasını cezalandırmaktadır. Bir kişinin kamerayla ısrarla takip edilmesi, açık itirazlarına rağmen tekrar tekrar çekilmesi veya huzurunu ciddi biçimde bozacak şekilde hedef alınması, bu suçun oluşmasına yol açabilir; temel hâlin cezası altı aydan iki yıla kadar hapistir, suçun çocuğa veya ayrılık kararı verilmiş ya da boşanılmış eşe karşı işlenmesi gibi nitelikli hâllerde ceza bir yıldan üç yıla kadar hapse çıkmaktadır. Bu suç şikâyete tabidir ve şikâyet, fiilin ve failin öğrenildiği tarihten itibaren altı ay içinde yapılmalıdır.
FSEK m. 86: Kişinin Resmi Üzerindeki Hakkı
Sıradan "sokakta beni çekip internete koydular" senaryosu için en güçlü hukuki çerçeve genellikle FSEK m. 86'dır. Bu madde, bir fotoğraf veya video eser niteliği taşımasa dahi, kişinin portresinin/görüntüsünün, tasvir edilen kişinin rızası olmaksızın sergilenemeyeceğini veya kamuya sunulamayacağını öngörmektedir. Buna karşılık madde üç sınırlı istisna tanımaktadır: ülkenin siyasi ve sosyal hayatında rol oynayan kişiler, resmî geçit, tören veya genel toplantılara katılan kişileri gösteren görüntüler ile günlük olaylara ve haber niteliğine ilişkin görüntüler. Kritik nokta şudur: bu istisnalardan biri uygulansa dahi, Türk Medeni Kanunu m. 24 her zaman saklıdır; bu nedenle FSEK'teki istisnalar, bir kişinin görüntüsünü sınırsızca sömürme izni olarak yorumlanmamalıdır. Yayının kişiyi alaya, tacize veya ölçüsüz bir onur ihlaline maruz bırakması hâlinde, FSEK istisnası dahi kişiyi korumasız bırakmaz.
Kişilik Hakları ve Tazminat: TMK m. 24-25, TBK m. 49 ve m. 58
TMK m. 24, kişilik haklarının hukuka aykırı bir saldırıya karşı genel koruma çerçevesini oluşturur; hukuka aykırılığı ortadan kaldıran bir rıza, üstün bir özel veya kamusal yarar ya da kanuni bir yetki bulunmadıkça, kişilik hakkına yönelen her saldırı hukuka aykırı sayılır. Buna dayanarak zarar gören kişi, asliye hukuk mahkemesi önünde saldırının önlenmesi, durdurulması/kaldırılması ve hukuka aykırılığın tespiti gibi taleplerde bulunabilir. TBK m. 58 kişilik hakkı ihlal edilen kişiye manevi tazminat talep etme imkânı tanımakta, hâkime başka giderim biçimlerine de hükmetme yetkisi vermektedir. Görüntünün ticari amaçla, örneğin parasal kazanç sağlayan bir YouTube kanalında veya sponsorlu içerikte kullanılması hâlinde, TBK m. 49 ve vekâletsiz iş görme hükümleri çerçevesinde maddi tazminat veya elde edilen kazancın iadesi de talep edilebilir.
KVKK Boyutu: Yüz Kişisel Veri midir, Biyometrik Veri midir?
Kimliklendirilebilir bir kişinin görüntüsü, KVKK m. 3/1-d anlamında kişisel veri niteliği taşır. Kişisel Verileri Koruma Kurulu, 2022/630 sayılı kararında, gözleri kapatılmış olsa dahi kaş ve bıyık gibi unsurlarla kimliklendirilebilir hâle gelen bir fotoğrafın kişisel veri sayıldığına ve açık rıza bulunmaksızın işlenmesinin hukuka aykırı olduğuna hükmetmiştir; 2021/422 sayılı kararında ise bir kişinin fotoğraflarının hukuki dayanağı olmaksızın sosyal medyada kamuya açık şekilde paylaşılmasını hukuka aykırı bulmuş ve fotoğrafların silinmesine karar vermiştir. Burada önemli bir nüans gözetilmelidir: her fotoğraf otomatik olarak "biyometrik veri" sayılmaz; Kurul uygulamasına göre bir görüntü, kişinin benzersiz biçimde tanımlanması veya doğrulanması amacıyla belirli bir teknik yöntemle (örneğin yüz tanıma algoritmasıyla) işlendiğinde biyometrik veri niteliği kazanır. Bu nedenle kimliklendirilebilir bir yüz görüntüsünü genel olarak kişisel veri olarak nitelendirmek, otomatik olarak biyometrik veri demekten daha isabetlidir.
Kişisel/Hane Halkı İstisnasına Gelişigüzel Dayanılmamalı
KVKK m. 28/1-ç, tamamen kişisel veya hane halkına ilişkin faaliyetler kapsamında yapılan veri işlemeyi, üçüncü kişilere aktarılmaması ve veri güvenliğine ilişkin yükümlülüklere aykırı olunmaması koşuluyla Kanun kapsamı dışında bırakmaktadır. Ancak sokakta çekilen bir görüntünün açık, indekslenebilir, herkese açık bir sosyal medya hesabında paylaşılması, bu istisnanın sınırını büyük ölçüde aşar; zira burada artık gerçek anlamda kişisel bir faaliyetten değil, üçüncü bir kişinin verisinin kamuya açık şekilde yayılmasından söz edilmektedir. Kurul'un sosyal medya paylaşımlarına ilişkin kararları, bu tür bir paylaşımın düzenlemeye tabi bir veri işleme faaliyeti oluşturabileceğini göstermektedir.
Anonim Hesap Kullanmak Sorumluluğu Ortadan Kaldırmaz
Anonim bir Instagram hesabı, takma adlı bir X hesabı veya sahte bir TikTok profili kullanılması, altta yatan davranışı hukuka uygun hâle getirmez. Anonimlik yalnızca failin kimliğinin tespiti meselesidir, davranışın hukuka uygunluğu meselesi değildir; sorumlu kişi uygun hukuki usullerle (IP çözümlemesi, platform kayıtları, adli bilişim inceleme) tespit edilebiliyorsa cezai, hukuki ve KVKK bakımından sonuçlar yine doğabilir.
Kritik Güncelleme: 5651 Sayılı Kanun m. 9 Artık Yürürlükte Değil
2026 tarihli bir yazıda, kişilik hakkı ihlali gerekçesiyle içeriğin kaldırılması veya erişimin engellenmesi için sulh ceza hâkimliğine 5651 sayılı Kanun m. 9 uyarınca başvurulabileceğini yazmak artık doğru değildir. Anayasa Mahkemesi, 11.10.2023 tarihli, E. 2020/76, K. 2023/172 sayılı kararıyla (10.01.2024 tarihli ve 32425 sayılı Resmî Gazetede yayımlanmıştır) 5651 sayılı Kanunun 9. maddesinin bütününü, ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğü bakımından orantısız bir sınırlama oluşturduğu, kademeli müdahale mekanizması ve yeterli usul güvencesi içermediği gerekçesiyle iptal etmiştir. AYM iptal hükmünün kararın Resmî Gazetede yayımlanmasından dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar vermiş olup bu iptal 10.10.2024 tarihinde fiilen yürürlüğe girmiştir. Bu nedenle bugün itibarıyla internet ortamındaki kişilik hakkı ihlallerine karşı, eski m. 9 usulü yerine; asliye hukuk mahkemesinden HMK m. 389 vd. uyarınca ihtiyati tedbir talep edilmesi, 5651 sayılı Kanun ek m. 4 kapsamında içerik/yer sağlayıcılara ve platform temsilcilerine doğrudan bildirimde bulunulması, özel hayatın gizliliğinin ihlali iddiasıyla doğrudan BTK'ya erişimin engellenmesi başvurusunda bulunulması ve KVKK m. 15 kapsamında Kurula şikâyette bulunulması gibi güncel yollar kullanılmalıdır.
Çekim ve Yayının Hukuka Uygun Olabileceği Hâller
Rıza tek hukuka uygunluk sebebi değildir. Kamu yararını ilgilendiren haber niteliğindeki olaylar (gösteri, kaza, siyasi etkinlik), kamusal figürlerin kamusal faaliyetlerine ilişkin görüntüler, FSEK m. 86'nın tanıdığı resmî tören ve genel toplantı istisnası ile bir kalabalık fotoğrafında tesadüfen arka planda yer alma, somut olayın özelliklerine göre yayını hukuka uygun kılabilecek hâllerdir. Bununla birlikte bu istisnaların hiçbiri, kişiyi küçük düşürücü veya ölçüsüz biçimde sömüren bir kullanım için mutlak bir koruma sağlamaz.
En Önemli Ölçüt: Orantılılık Testi
"Kamusal alan = serbestçe çekilebilir" gibi basit bir kural yerine, somut olayda aşağıdaki unsurların bir arada değerlendirildiği bir orantılılık testi çok daha isabetli bir analiz sunar: çekimin yapıldığı yerin niteliği (kamusal etkinlik mi, hassas/özel bir ortam mı), kadrajlama (geniş açı mı, yakın plan/zoom mu), kişinin konumu (tesadüfi mi, bilinçli olarak hedef alınmış mı), süre ve tekrar (kısa an mı, ısrarlı takip mi), kimliklendirilebilirlik derecesi, bağlam (haber değeri/kamu yararı mı, meşru bir amaç yok mu), yayının kapsamı (sınırlı/özel mi, herkese açık sosyal medya hesabı mı) ve eşlik eden yorum (tarafsız mı, küçük düşürücü/itham edici mi). Bu unsurların birlikte değerlendirilmesi, tek bir mutlak kuraldan çok daha gerçekçi bir hukuki sonuç verir.
Görüntüsü Paylaşılan Kişi Ne Yapabilir?
Hukuki yollar arasında TMK m. 24-25 kapsamında saldırının önlenmesi, durdurulması/kaldırılması ve hukuka aykırılığın tespiti davaları ile TBK m. 58 uyarınca manevi tazminat talebi bulunmaktadır. Fiilin unsurları somut olayda gerçekleşmişse, özellikle TCK m. 134 veya daha sık olarak TCK m. 136 kapsamında suç duyurusunda bulunulabilir; ısrarlı bir takip söz konusuysa TCK m. 123/A ayrıca değerlendirilmelidir. İşleme faaliyeti KVKK kapsamında hukuka aykırıysa, ilgili kişi KVKK m. 11'deki haklarını kullanabilir, veri sorumlusuna başvurabilir ve Kurula şikâyette bulunabilir; Kurul, hukuka aykırı sosyal medya paylaşımlarında fotoğrafların silinmesine karar vermiştir. Son olarak, ilgili kişinin platformun kendi gizlilik, taciz veya kimlik gaspı bildirim mekanizmalarını gecikmeksizin kullanması da pratik ve hızlı bir ilk adımdır.
Sonuç
En isabetli sonuç "izinsiz kimseyi kamusal alanda çekemezsiniz" gibi mutlak bir ifade değildir; bu aşırı geneldir. Daha doğru ve hukuken isabetli sonuç şudur: kamusal alanda bulunmak, bireysel olarak hedef alınmaya, çekilmeye ve kamuya teşhir edilmeye sınırsız bir rıza anlamına gelmez. Türk hukuku, bir kamusal sahnede tesadüfen görünen kişilerin görüntüsü ile kimliklendirilebilir bir bireyin bilinçli olarak çekilmesi veya yayımlanması arasında ayrım yapmaktadır. Bir kişi özellikle hedef alındığında, özellikle yakın plan çekim, tekrarlı takip veya sosyal medyada yayımlama söz konusu olduğunda, kişilik hakları, FSEK m. 86'daki resim hakkı, KVKK ve somut olayın özelliklerine göre özel hayatın cezai koruması gündeme gelebilir.
Avukat Yusuf KILIÇKAN
13 Eylül 2026
Sıkça Sorulan Sorular
1. Sokakta izinsiz fotoğrafım çekilebilir mi?
Genel ve tesadüfi bir kalabalık görüntüsünde evet, bu kural olarak hukuka aykırı değildir; ancak sizin bilinçli olarak hedef alınıp yakın plan çekilmeniz farklı bir hukuki değerlendirmeye tabidir.
2. Beni çeken kişi bunu internete koyarsa ne olur?
Çekim ile yayınlama ayrı hukuki eylemlerdir; yayınlama çoğunlukla FSEK m. 86, TCK m. 136 ve KVKK bakımından ayrı ve daha ciddi bir sorumluluk doğurur.
3. Her yakın plan çekim TCK m. 134 suçu mudur?
Hayır, TCK m. 134 yalnızca korunan özel yaşam alanına giren görüntülere uygulanır; kamusal alanda yürüyen bir kişinin görüntülenmesi tek başına bu maddeyi oluşturmaz.
4. O zaman hangi suç daha sık uygulanır?
Kamusal alanda çekilip izinsiz paylaşılan kimliklendirilebilir görüntülerde uygulamada en sık gündeme gelen suç TCK m. 136 (kişisel verilerin hukuka aykırı yayılması) olmaktadır.
5. Beni ısrarla takip edip çeken kişi hakkında ne yapabilirim?
Fiil ısrarlı ve huzursuzluk verici nitelikteyse TCK m. 123/A kapsamında şikâyette bulunulabilir; şikâyet süresi öğrenmeden itibaren altı aydır.
6. Anonim bir hesaptan paylaşılırsa hiçbir şey yapılamaz mı?
Yapılabilir; anonimlik yalnızca failin kimliğinin tespiti meselesidir, kimlik tespit edilebildiğinde cezai, hukuki ve KVKK sonuçları doğabilir.
7. 5651 sayılı Kanun m. 9 uyarınca sulh ceza hâkimliğine başvurabilir miyim?
Hayır, bu madde Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş olup iptal 10.10.2024'te yürürlüğe girmiştir; bunun yerine ihtiyati tedbir, platform bildirimi, BTK başvurusu veya KVKK şikâyeti gibi güncel yollar kullanılmalıdır.
8. Yüzümün göründüğü bir fotoğraf otomatik olarak biyometrik veri midir?
Hayır, sıradan bir fotoğraf kişisel veridir; biyometrik veri sayılması için yüz tanıma gibi özel bir teknik yöntemle işlenmesi gerekir.
9. Kendi sosyal medyama koyduğum bir video KVKK'dan muaf mıdır?
Bu, kişisel faaliyet istisnasının sınırları içinde kalıp kalmadığına bağlıdır; açık ve herkese açık bir hesapta üçüncü bir kişinin görüntüsünü paylaşmak bu istisnayı büyük ölçüde aşabilir.
10. Basın haberciliği kapsamındaki görüntüler her zaman hukuka uygun mudur?
Haber değeri taşıyan olaylara ilişkin görüntüler daha geniş bir koruma alanına sahip olsa da, TMK m. 24 her durumda saklıdır; kişiyi ölçüsüz biçimde küçük düşüren bir kullanım bu istisnayla dahi korunmayabilir.
Yazar Hakkında
Av. Yusuf Kılıçkan | Avukat & Hukuki Danışman
Serbest avukatlık ve hukuki danışmanlık faaliyetlerini sürdürmektedir. Mesleki çalışmalarında geleneksel dava süreçleri, sözleşme tasarımı ve uyuşmazlık çözümü ile yapay zekâ ve bilişim hukuku gibi gelişen alanları bütüncül bir yaklaşımla ele almaktadır. Yayınlarında, yerel yüksek yargı içtihatları ile küresel regülasyonları analitik, veri temelli ve sistematik bir yöntemle incelemektedir. Hukuki yazılarına yusufkilickan.av.tr adresinden ulaşabilirsiniz.
📧 av.yusufkilickan@gmail.com
Yasal Uyarı
Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır, hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. TCK, FSEK, TMK, TBK, KVKK ve 5651 sayılı Kanuna ilişkin bilgiler güncel mevzuat ve Anayasa Mahkemesi kararlarına dayanmakta olup somut bir görüntü/mahremiyet ihlali olayında bir avukata danışılması önerilir.
