06/10/2026

Süresiz Yoksulluk Nafakası İptal Edildi: AYM'nin TMK m. 175 Kararı (E.2025/156, K.2026/131), 30 Haziran 2027 Takvimi ve Mevcut Nafakalara Etkisi

Paylaş
Süresiz Yoksulluk Nafakası İptal Edildi: AYM'nin TMK m. 175 Kararı (E.2025/156, K.2026/131), 30 Haziran 2027 Takvimi ve Mevcut Nafakalara Etkisi

TL;DR: Anayasa Mahkemesi, 4 Haziran 2026 tarihli ve E.2025/156, K.2026/131 sayılı kararıyla 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun 175. maddesinin birinci fıkrasındaki ‘süresiz olarak’ ibaresini Anayasa'nın 2., 5. ve 17. maddelerine aykırı bularak oyçokluğuyla iptal etmiştir. Karar 30 Eylül 2026 tarihli ve 33386 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmış, iptal hükmünün yürürlüğü yayımdan başlayarak dokuz ay sonraya, yani 30 Haziran 2027'ye bırakılmıştır. Yoksulluk nafakası kaldırılmamış, 175. maddenin geri kalanı yürürlükte kalmış, nafakaya belirli bir yıl sınırı da getirilmemiştir. Mahkeme, süre ve istisnai süresizlik ölçütlerinin kanunda belirli ve öngörülebilir bir çerçevede düzenlenmesini beklemekte; gerekçede evliliğin süresi, tarafların yaşı ve sağlığı, alacaklının eğitimi ve çalışma imkânı gibi ölçütleri saymaktadır. İptal kararları geriye yürümediği ve kararda mevcut nafakaların sona ermesine ilişkin bir hüküm bulunmadığı için ödenen nafakalar kendiliğinden kalkmamıştır; yeni düzenlemenin geçiş hükümleri belirleyici olacaktır. Adalet Bakanı düzenlemeyi Ekim ayındaki pakette hayata geçirmeyi planladığını açıklamıştır; yazı tarihi itibarıyla bir teklif metnine ulaşılamamıştır. İştirak, tedbir ve yardım nafakaları kararın konusu dışındadır.

Yazar: Avukat Yusuf KILIÇKAN | Tarih: 6 Ekim 2026

Karar Nedir ve Neyi İptal Etmiştir?

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, Antalya 12. Aile Mahkemesinin itiraz başvurusu üzerine 4 Haziran 2026 tarihinde E.2025/156, K.2026/131 sayılı kararı vermiştir. Karar 30 Eylül 2026 tarihli ve 33386 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır. İtiraz konusu kural, 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun 175. maddesinin birinci fıkrasında yer alan ‘süresiz olarak’ ibaresidir.

Madde, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafın, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebileceğini, nafaka yükümlüsünün kusurunun ise aranmayacağını düzenlemektedir. İtiraz başvurusunda, ödeme yükümlülüğünün kişinin hayatının sonuna kadar sürebilmesinin yeniden evlenme, mülk edinme ve yeni çocukları koruma üzerinde olumsuz sonuçlar doğurabileceği ileri sürülmüş; kuralın Anayasa'nın 2., 10., 20., 35. ve 41. maddelerine aykırı olduğu savunulmuştur.

Mahkeme ibareyi oyçokluğuyla iptal etmiştir. Kural, Anayasa'nın 2., 5. ve 17. maddelerine aykırı bulunmuş; 20. ve 41. maddeler yönünden ayrıca inceleme yapılmasına gerek görülmemiş, kuralın 10. ve 35. maddelerle ilgisi görülmemiştir. İptal edilen yalnızca ibaredir. 175. maddenin tamamı iptal edilmemiş ve nafaka için belirli bir yıl sınırı konulmamıştır.

İptalin doğuracağı hukuksal boşluk kamu yararını ihlal edecek nitelikte görüldüğünden, iptal hükmünün yürürlüğü Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanunun 66. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonraya bırakılmıştır. Karar 30 Eylül 2026'da yayımlandığı için iptal 30 Haziran 2027'de yürürlüğe girecektir. Yürürlüğün ertelenmesi oybirliğiyle kararlaştırılmıştır.

TMK m. 175 ve m. 176: Mevcut Sistemin Çerçevesi

Yoksulluk nafakasının koşulları üç unsura dayanır: boşanma yüzünden yoksulluğa düşme, yoksulluğa düşecek tarafın kusurunun diğer taraftan daha ağır olmaması ve nafaka yükümlüsünün malî gücü. Yoksulluk kanunda tanımlanmamıştır; Yargıtay içtihadında yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür ve eğitim gibi zorunlu harcamaları karşılayacak düzeyde geliri bulunmayan taraf yoksul sayılmaktadır. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmadığından, boşanmada kusursuz olan eş de nafaka ödemekle yükümlü olabilir.

TMK m. 176 nafakanın ödeme biçimini ve sona erme hâllerini düzenler. Nafaka toptan veya irat biçiminde ödenebilir. İrat biçiminde ödenen nafaka, alacaklının yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölümü hâlinde kendiliğinden kalkar. Alacaklının evlenmeksizin fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması veya haysiyetsiz hayat sürmesi hâllerinde ise mahkeme kararıyla kaldırılır. Tarafların malî durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirmesi hâlinde iradın artırılmasına ya da azaltılmasına karar verilebilir; hâkim, talep üzerine iradın gelecek yıllarda tarafların durumuna göre ne miktarda ödeneceğini de belirleyebilir.

Kararın gerekçesi bu rejimin tarihçesini de içermektedir. 743 sayılı eski Türk Kanunu Medenisinin 144. maddesinin ilk hâlinde yoksulluk nafakası bir yıllık süreyle sınırlandırılmıştı. 4/5/1988 tarihli ve 3444 sayılı Kanunla bu süre sınırı kaldırılmış ve nafakanın süresiz istenmesine imkân tanınmıştır. 4721 sayılı Kanunun 175. maddesi ise önceki metni sadeleştirerek aynen almıştır.

Bu yapı nedeniyle, 176. maddedeki sona erme hâlleri gerçekleşmedikçe nafaka yükümlüsünün hayatı boyunca yoksulluk nafakası ödemesi mümkündür. Anayasa Mahkemesi aynı ibareyi 17/5/2012 tarihli ve E.2011/136, K.2012/72 sayılı kararında Anayasa'ya aykırı bulmamıştı; o kararda süresizlik unsurunun nafaka alacaklısının her hâlükârda yaşamı boyunca nafaka alacağı anlamına gelmediği ve kuralın her durumda süresiz nafaka verilmesini zorunlu kılmadığı belirtilmişti.

Anayasa Mahkemesi'nin Gerekçesi

Gerekçenin ilk ayağı belirlilik ilkesidir. Kararda, kuralın lafzının süresiz nafakaya hükmedilmesine imkân tanıdığı, ancak her durumda süresiz nafakayı zorunlu kılan açık bir hüküm içermediği kabul edilmiştir. Buna karşılık yerleşik yargısal uygulamada kuralın emredici sayıldığı, hâkimin nafakanın süresi konusunda takdir yetkisinin bulunmadığı ve irat biçiminde hükmedilen yoksulluk nafakasının süresiz belirlenmesi gerektiği yönünde bir yorumun benimsendiği tespit edilmiştir. Mahkeme, 2012 tarihli kararından sonra da bu yaklaşımın sürdüğünü belirtmiş ve kuralın tereddüde yer bırakmayacak ölçüde açık ve belirli sayılamayacağı sonucuna varmıştır.

İkinci ayak, Anayasa'nın 5. ve 17. maddelerinden doğan pozitif yükümlülüktür. Mahkeme, yoksulluk nafakasının boşanma yüzünden geçimini sağlayamayacak duruma düşen eşin maddi ve manevi varlığını koruduğunu, ancak süresiz ödeme yükümlülüğünün nafaka borçlusunun maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkını da doğrudan etkilediğini belirtmiştir. Devlet, özel kişiler arasındaki uyuşmazlıklarda tarafların karşılıklı menfaatlerini mümkün olduğunca dengelemeli ve taraflardan birine aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklememelidir. Kusuru dahi aranmayan nafaka borçlusunun hiçbir ölçüt belirlenmeksizin kategorik olarak ömür boyu bağlı tutulması, Mahkemeye göre bu dengeyi bozmaktadır.

Mahkeme, dengeyi kurmak için dikkate alınması gereken unsurları da saymıştır: evliliğin süresi, nafaka alacaklısı eşin yaşı, eğitim ve sağlık durumu, ekonomik ve sosyal koşulları, ekonomik ihtiyaçlarını kendi imkânlarıyla karşılayabilme kapasitesi, çalışma hayatına katılma imkânı ve nafaka süresinin yükümlünün boşanma sonrası hayatına etkisi. Karara göre irat biçiminde hükmedilecek nafakada hâkime süreyi somut olayın özelliklerine göre belirleme yetkisi tanınmalı ve bu konuda belirli, öngörülebilir bir çerçeve oluşturulmalıdır.

Gerekçe iki yöne de kapı aralık bırakmıştır. Yoksulluk nafakası kural olarak durumun gerektirdiği ölçüde belirli bir süreyle sınırlandırılabilir; bazı durumlarda ise öngörülecek koşulların varlığı hâlinde alacaklı lehine sürenin uzatılması veya yaşam boyu nafakaya hükmedilmesi mümkün kılınabilir. Mahkeme, süresiz nafakayı gerektiren hâllerin ölçütlerinin de kanunda açık ve net biçimde yer alması gerektiğini vurgulamıştır. Kararda bir yıl veya benzeri bir azami süre belirlenmemiş, model tercihi kanun koyucunun geniş takdir yetkisine bırakılmıştır.

Karşıoy ve Farklı Gerekçe

Kararda karşı oy yazılmıştır. Karşı oy gerekçesine göre yoksulluk nafakası, boşanma sonrasında ekonomik açıdan güçsüz kalan eşin insan haysiyetine uygun yaşamını sürdürmesini amaçlayan sosyal nitelikli bir koruma mekanizmasıdır ve kanun koyucu koruma ölçütü olarak süreyi değil, yoksulluk olgusunu esas almıştır. TMK m. 175 ve m. 176 birlikte değerlendirildiğinde nafaka yükümlüsünün menfaatlerini de gözeten dengeli bir sistem kurulduğu, nafakanın azaltılması, kaldırılması ve uyarlanması mekanizmalarının bu dengeyi sağladığı ifade edilmiştir.

Karşıoyda ayrıca, uygulamadaki katı yorumdan doğan sorunların kuralın anayasal niteliğinden değil yorum biçiminden kaynaklandığı, Mahkemenin 2012 tarihli kararından ayrılmayı gerektiren yeni nedenlerin yeterince gösterilmediği ve süreli ya da süresiz modelden hangisinin tercih edileceğinin yasama organının sosyal politika alanındaki takdirine ait olduğu belirtilmiştir. Kararda ayrıca farklı gerekçeyle iptal sonucuna katılan bir yazı da bulunmaktadır; bu yazıya göre denge değerlendirmesi belirlilik incelemesinden sonra gelir.

Karşılaştırmalı Hukuk Notu

Kararda yer alan karşılaştırmalı hukuk değerlendirmesi, boşanma sonrası nafaka süresi bakımından tek bir model bulunmadığını göstermektedir. İsviçre hukukunda nafakanın miktarı ve süresi tarafların ekonomik ve kişisel durumlarına göre somut olayda belirlenmekte, Alman hukukunda eşlerin kural olarak kendi geçimlerini sağlamaları esas alınmakla birlikte kesin bir azami süre öngörülmemektedir. Fransa'da nafaka esas itibarıyla toplu ödeme biçiminde yerine getirilmekte, istisnaen ömür boyu irat mümkün olmaktadır. İngiliz hukukunda ekonomik bağımlılığın makul sürede sona erdirilmesi amacıyla süreli nafaka uygulaması öngörülmüş, Hollanda hukukunda mahkeme süre belirtmediğinde nafaka süresi kural olarak evlilik süresinin yarısı ve en fazla beş yıl ile sınırlandırılmış, on beş yıldan uzun evliliklerde veya ortak çocuk bulunmasında farklı ve kademeli azami süreler düzenlenmiştir. Belçika hukukunda ise süre kural olarak evlilik süresini aşamamakta, ihtiyaç sürerse uzatılabilmektedir. Mahkeme bu tabloya dayanarak her hukuk sisteminin kendi toplumsal tercihlerine göre farklı çözümler benimsediğini belirtmiştir.

Yürürlük Tarihine Kadar Hukuki Durum

Anayasa'nın 153. maddesi uyarınca Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazete'de yayımlanır ve bağlayıcıdır; Mahkeme iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi bir yılı geçmemek üzere ayrıca kararlaştırabilir ve iptal kararları geriye yürümez. Bu kararda iptal hükmünün yürürlük tarihi 30 Haziran 2027'dir. O tarihe kadar TMK m. 175'in ‘süresiz olarak’ ibaresini içeren mevcut metni uygulanmaya devam edecektir.

Kararda mevcut nafaka kararlarının kendiliğinden sona ermesine veya bütün nafakaların aynı süreyle sınırlandırılmasına ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. Dolayısıyla halen ödenen ve alınan yoksulluk nafakaları, 30 Eylül 2026'da yayımlanan karar nedeniyle kendiliğinden kalkmamıştır; yürürlük tarihinde kendiliğinden kalkacağını söylemek için de bir dayanak görünmemektedir.

Mevcut nafakaların akıbetini belirleyecek olan, 30 Haziran 2027'ye kadar çıkarılması beklenen kanuni düzenlemenin geçiş hükümleridir. Açık bir geçiş kuralı bulunmaması hâlinde kesinleşmiş nafaka kararlarının yürürlük tarihinden sonra yeniden değerlendirilip değerlendirilemeyeceği tartışma konusu olacaktır; bu sorunun cevabı bugünden verilemez.

30 Haziran 2027'den Sonra Açık Kalan Sorular

Meclis 30 Haziran 2027'ye kadar bir düzenleme yaparsa, yeni modelin süre ölçütleri, süresizliğin istisnai koşulları ve geçiş hükümleri belirleyici olacaktır. Özellikle üç soru açıktır: yeni kurallar yürürlük tarihinden sonra açılacak davalara mı uygulanacak, derdest davaları da kapsayacak mı ve kesinleşmiş nafaka kararları için yeniden değerlendirme yolu açılacak mı.

Düzenleme yapılmazsa belirsizlik daha da artar. ‘Süresiz olarak’ ibaresi metinden çıktığında maddenin kalan hâlinin hâkime nafakanın süresini belirleme yetkisi tanıyıp tanımadığı, Anayasa Mahkemesinin lafzın süresizliği zorunlu kılmadığı ancak uygulamanın emredici saydığı yönündeki tespiti karşısında, mahkemelerin ve Yargıtay'ın yaklaşımına bağlı olacaktır. Bu nedenle kanun koyucunun açık bir model getirmesi, hem kararın gerekçesinin hem de hukuki güvenliğin beklentisidir.

Bu başlıktaki değerlendirmeler henüz yazılmamış bir düzenleme ve henüz oluşmamış bir uygulama hakkındadır; kesin sonuç olarak değil, izlenecek sorular olarak okunmalıdır.

Nafaka Alacaklısı ve Yükümlüsü İçin Pratik Değerlendirme

Nafaka alacaklısı bakımından mevcut nafaka tahsil edilmeye devam eder. Karar gerekçesinde evlilik süresi, yaş, eğitim, sağlık, çalışma imkânı ve geçimini kendi imkânlarıyla sağlama kapasitesi gibi ölçütler öne çıktığından, bu bilgilerin belgelenmesi (sağlık raporları, öğrenim ve meslek belgeleri, gelir durumu) ileride hak kaybı yaşanmaması bakımından yarar sağlar.

Nafaka yükümlüsü bakımından karar, ödeme yükümlülüğünü kendiliğinden sona erdirmez. Nafakanın ödenmemesi hâlinde icra takibi ve İİK m. 344 kapsamında tazyik hapsi gibi sonuçlar gündeme gelebilir. Bu nedenle ödemeyi kesmek yerine, koşulları varsa TMK m. 176 çerçevesinde nafakanın kaldırılması veya azaltılması için dava yoluna başvurulmalıdır.

TMK m. 176 kapsamındaki dava yolları kararla değişmemiştir. Alacaklının evlenmeksizin fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması veya haysiyetsiz hayat sürmesi ile tarafların malî durumlarındaki esaslı değişiklik hâllerinde bu mekanizmalar kullanılabilir. Karar yalnızca 175. maddedeki ibareyi hedef aldığından, bu davalarda uygulanan ölçütler 30 Haziran 2027'ye kadar mevcut kurallara göre değerlendirilecektir.

Devam Eden ve Açılacak Boşanma Davalarında Talep ve Delil

Devam eden veya açılacak boşanma davalarında yoksulluk nafakası talebi, hâkimin mevcut metinle bağlı olduğu göz önünde bulundurularak kurulmalıdır. Bununla birlikte kararın gerekçesinde sayılan ölçütler yeni düzenlemenin muhtemel eksenini gösterdiğinden, tarafların bu ölçütlere ilişkin delilleri dosyaya sunması yerindedir: evliliğin süresi, tarafların yaşı ve sağlığı, alacaklının eğitim ve meslek durumu, çalışma geçmişi ve imkânı, gelir ve giderler ile yükümlünün malî gücü.

Anlaşmalı boşanma protokollerinde nafakaya ilişkin hükümler yazılırken de yeni düzenlemenin geçiş hükümleri izlenmelidir. Nafakanın miktarı, ödeme biçimi ve süresine ilişkin iradenin açıkça yazılması, ileride yorum uyuşmazlıklarının önüne geçer.

Kapsam Dışında Kalan Nafaka Türleri

İptal yalnızca TMK m. 175/1'deki ibareyi kapsar. Boşanma davası sürerken hükmedilen tedbir nafakası (TMK m. 169), çocuk için ödenen iştirak nafakası (TMK m. 182) ve altsoy, üstsoy ile kardeşler arasındaki yardım nafakası (TMK m. 364) bu kararın konusu değildir. Yoksulluk nafakasında ibare dışında değişen bir koşul da yoktur: yoksulluğa düşme, daha ağır kusurlu olmama ve yükümlünün malî gücü koşulları aynen geçerlidir.

Yasama Süreci: Bilinenler ve Bilinmeyenler

Yazı tarihi itibarıyla yasama sürecinde nafakaya ilişkin bir düzenleme yapılıp yapılmadığı, yalnızca kamuoyuna duyurulan açıklamalara ve basın haberlerine dayanarak kesin biçimde değerlendirilemez. Bu nedenle hangi süre ve koşullarla bir düzenleme yapılacağı konusunda kesin bir öngörüde bulunulmamalıdır.

Yazı tarihi itibarıyla kamuoyuyla paylaşılmış, kesinleşmiş bir kanun teklifi metnine ulaşılamamıştır. Basına yansıyan süre modelleri resmî bir metne dayanmadığından bu yazıda esas alınmamıştır. İzlenecek başlıklar şunlardır: süre ve ölçüt modeli, süresizliğin istisnai koşulları, derdest davalar ile mevcut nafakalar için geçiş hükümleri ve yürürlük tarihi.

Genel Değerlendirme

Anayasa Mahkemesi kararı yoksulluk nafakasını ortadan kaldırmamış; ‘süresiz olarak’ ibaresini, uygulamada kazandığı emredici yorumla birlikte Anayasa'ya aykırı bulmuştur. Kararın asıl etkisi bugün değil, 30 Haziran 2027'de ve kanun koyucunun getireceği geçiş hükümlerinde ortaya çıkacaktır. Şimdilik hem alacaklı hem yükümlü bakımından geçerli olan kural, mevcut nafakaların devam ettiği ve değişiklik gerekiyorsa TMK m. 176 yollarının kullanılması gerektiğidir.

Avukat Yusuf KILIÇKAN

6 Ekim 2026

Sıkça Sorulan Sorular

1. Süresiz nafaka kalktı mı?

Hayır, henüz kalkmamıştır. Anayasa Mahkemesi TMK m. 175/1'deki ‘süresiz olarak’ ibaresini iptal etmiş, ancak iptal hükmü 30 Haziran 2027'de yürürlüğe girecektir. O tarihe kadar mevcut kural uygulanmaya devam eder. Yoksulluk nafakası kurumu da kaldırılmamıştır; iptal yalnızca nafakanın süresiz bağlanabilmesine ilişkin ibareyi kapsar. Bu nedenle bugün için ‘artık süresiz nafaka verilemiyor’ demek doğru değildir.

2. İptal hükmü ne zaman yürürlüğe girecek?

Mahkeme, iptal hükmünün kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine oybirliğiyle karar vermiştir. Karar 30 Eylül 2026 tarihli ve 33386 sayılı Resmî Gazete'de yayımlandığından yürürlük tarihi 30 Haziran 2027'dir. Bu süre, Anayasa'nın 153. maddesindeki bir yıllık üst sınırın içindedir ve kanun koyucuya yeni bir düzenleme yapması için zaman tanımaktadır.

3. Halen ödediğim veya aldığım nafaka kendiliğinden sona erecek mi?

Kararda mevcut nafaka kararlarının kendiliğinden sona ermesine veya tüm nafakaların aynı süreyle sınırlandırılmasına ilişkin bir hüküm yoktur. İptal kararları geriye yürümediğinden, yayım nedeniyle bir nafaka kalkmamıştır. Yürürlük tarihinden sonra mevcut nafakaların durumu, çıkarılacak yeni düzenlemenin geçiş hükümlerine bağlı olacaktır. O zamana kadar nafaka alacaklısı alacağını tahsil etmeye, yükümlü de ödemeye devam etmelidir.

4. Yeni modelde nafaka kaç yıl sürecek?

Bu soruya şu an resmî bir cevap yoktur. Anayasa Mahkemesi nafakaya belirli bir yıl sınırı getirmemiş, süre belirleme ve istisnai süresizlik ölçütlerini düzenleme görevini kanun koyucuya bırakmıştır. Yazı tarihi itibarıyla kamuoyuyla paylaşılmış kesinleşmiş bir teklif metnine ulaşılamamıştır. Basında geçen süre modelleri resmî metin olmadığından kesin bilgi olarak kabul edilmemelidir.

5. Anayasa Mahkemesi ibareyi neden iptal etti?

İki ana gerekçe vardır. Birincisi belirlilik: kuralın lafzı süresiz nafakayı zorunlu kılmadığı hâlde yerleşik uygulama onu emredici saymış ve hâkime süre konusunda takdir yetkisi tanımamıştır; bu durum kuralı açık ve belirli olmaktan çıkarmıştır. İkincisi, Anayasa'nın 5. ve 17. maddelerinden doğan pozitif yükümlülüktür: kusuru dahi aranmayan nafaka borçlusunun hiçbir ölçüt belirlenmeksizin ömür boyu bağlı tutulması, tarafların hakları arasındaki makul dengeyi bozmaktadır. Karar oyçokluğuyla alınmış, üç üye karşıoy yazmıştır.

6. Karar iştirak, tedbir ve yardım nafakalarını etkiler mi?

Hayır. İptal yalnızca TMK m. 175/1'deki ‘süresiz olarak’ ibaresini kapsar. Boşanma davası sürerken hükmedilen tedbir nafakası, çocuk için ödenen iştirak nafakası ve altsoy, üstsoy ile kardeşler arasındaki yardım nafakası kararın konusu değildir. Bu nafaka türlerine ilişkin hükümler yürürlükte kalmaya devam etmektedir.

7. Nafaka ödemeyi bırakabilir miyim?

Hayır, karar bunun için bir dayanak oluşturmaz. İptal hükmü henüz yürürlüğe girmemiş, mevcut nafaka kararları da kendiliğinden kalkmamıştır. Nafakanın ödenmemesi hâlinde alacaklı icra takibi başlatabilir ve İİK m. 344 kapsamında tazyik hapsi gibi sonuçlar gündeme gelebilir. Nafakanın kaldırılması veya azaltılması gerektiğini düşünen yükümlü, TMK m. 176 çerçevesinde mahkemeye başvurmalıdır.

8. Nafakanın kaldırılması veya azaltılması için şimdi ne yapılabilir?

TMK m. 176 kapsamındaki yollar geçerliliğini korumaktadır. İrat biçiminde ödenen nafaka, alacaklının yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölümü hâlinde kendiliğinden kalkar; alacaklının evlenmeksizin fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması veya haysiyetsiz hayat sürmesi hâllerinde mahkeme kararıyla kaldırılır. Tarafların malî durumlarında değişiklik olması veya hakkaniyetin gerektirmesi hâlinde ise iradın artırılması ya da azaltılması istenebilir. Her somut olayda delillerin ve koşulların ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

9. Devam eden boşanma davamda yoksulluk nafakasını nasıl talep etmeliyim?

Talep, mevcut TMK m. 175 koşullarına göre kurulmalıdır: boşanma yüzünden yoksulluğa düşme, daha ağır kusurlu olmama ve karşı tarafın malî gücü. Bunun yanında Anayasa Mahkemesinin gerekçesinde sayılan ölçütlere ilişkin deliller de dosyaya sunulmalıdır: evliliğin süresi, tarafların yaşı ve sağlığı, alacaklının eğitim ve meslek durumu, çalışma imkânı, gelir ve giderler. Bu bilgiler yeni düzenlemenin muhtemel ölçütleri olduğundan ileride de önem taşıyabilir.

10. Karar yaşam boyu nafakayı tamamen dışlıyor mu?

Hayır. Mahkeme gerekçesinde yoksulluk nafakasının kural olarak durumun gerektirdiği ölçüde belirli bir süreyle sınırlandırılabileceğini, bazı durumlarda ise öngörülecek koşulların varlığı hâlinde alacaklı lehine sürenin uzatılarak yaşam boyu nafakaya hükmedilebilmesine imkân sağlanabileceğini belirtmiştir. Önemli olan, yaşam boyu nafakayı gerektiren hâllerin ölçütlerinin kanunda açık ve net biçimde yer almasıdır. Başka bir deyişle karar süresizliği kategorik olarak değil, ölçütsüz olarak sakıncalı bulmaktadır.

Yazar Hakkında

Av. Yusuf Kılıçkan | Avukat & Hukuki Danışman

Serbest avukatlık ve hukuki danışmanlık faaliyetlerini sürdürmektedir. Mesleki çalışmalarında geleneksel dava süreçleri, sözleşme tasarımı ve uyuşmazlık çözümü ile yapay zekâ ve bilişim hukuku gibi gelişen alanları bütüncül bir yaklaşımla ele almaktadır. Yayınlarında, yerel yüksek yargı içtihatları ile küresel regülasyonları analitik, veri temelli ve sistematik bir yöntemle incelemektedir. Hukuki yazılarına yusufkilickan.av.tr adresinden ulaşabilirsiniz.

📧 av.yusufkilickan@gmail.com

Yasal Uyarı

Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır, hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Anayasa Mahkemesi kararına ve nafaka düzenlemesine ilişkin değerlendirmeler 6 Ekim 2026 tarihli bilgilere dayanmakta olup yeni kanuni düzenlemenin metni, süre modeli ve geçiş hükümleri yazıdan sonra değişebilir veya netleşebilir. Nafaka alacağı, yükümlülüğü veya boşanma davası bakımından somut bir işlem yapılmadan önce güncel mevzuatın teyit edilmesi ve bir avukata danışılması önerilir.

Yusuf Kılıçkan Logo

Adaletin tesisi ve hukukun üstünlüğü ilkesiyle, müvekkillerimizin haklarını ulusal ve uluslararası arenada profesyonel şekilde savunuyoruz.

Bu internet sitesi, Avukat Yusuf Kılıçkan tarafından Avukatlık Kanunu ve Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliği'ne uygun olarak hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler hukuki danışmanlık niteliği taşımaz.

© 2026 Yusuf Kılıçkan. Tüm Hakları Saklıdır.