Türkiye'de İnternet Yönetiminde Yetki Devri

TL;DR: 31 Temmuz 2026'da yürürlüğe giren 7590 sayılı Kanun, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'nun (BTK) alan adı yönetimi ve 5651 sayılı Kanun kapsamındaki erişim engelleme ile içerik kaldırma yetkilerini Siber Güvenlik Başkanlığı'na (SGB) devretmiştir. BTK ortadan kalkmamakta; elektronik haberleşme sektörünün düzenleyicisi olarak varlığını sürdürmektedir. Yeni düzenlemenin en dikkat çekici yönü, önceden yalnızca "bant daraltma" olarak adlandırılan dar kapsamlı bir yetkinin yerini, sınırları kanunda tam olarak tanımlanmamış ve teknoloji bakımından tarafsız bir "tedbir" yetkisinin almasıdır. Bu yetki, Anayasa m. 22'deki millî güvenlik ve kamu düzeni gerekçelerine dayanarak, hâkim kararı olmaksızın işletmecilere, erişim sağlayıcılara, veri merkezlerine ve içerik sağlayıcılara yönelik anlık müdahale kararı alınabilmesine imkân tanımaktadır. Kararın iki saat içinde uygulanması, yirmi dört saat içinde sulh ceza hâkiminin onayına sunulması ve hâkimin kırk sekiz saat içinde karar vermemesi hâlinde kendiliğinden ortadan kalkması öngörülmüştür. Uyumsuzluk hâlinde yirmi bin ila yüz bin Türk lirası arasında idari para cezası uygulanmaktadır.
Yazar: Avukat Yusuf KILIÇKAN
Tarih: 11 Ağustos 2026
Bağımsız Düzenleyiciden Yürütmeye Bağlı Uygulayıcıya
Türkiye'nin internet yönetişimi mimarisi, 2026 yazında köklü bir dönüşüm geçirmiştir. Bu dönüşümün merkezinde, geleneksel olarak bağımsız idari otorite statüsündeki BTK'nın belirli teknik ve icrai yetkilerinin, Cumhurbaşkanlığı'na bağlı özel bütçeli bir kurum olan Siber Güvenlik Başkanlığı'na aktarılması yer almaktadır. Bu yalnızca bir personel ve kurum ismi değişikliği değildir; internetin teknik altyapısı üzerindeki denetimin, bağımsız düzenleyici kurul yapısından doğrudan yürütme organına bağlı bir kuruma kaymasıdır.
Yasanın Kimliği ve Yürürlüğü
7590 sayılı "Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun", 3 Temmuz 2026'da TBMM Başkanlığı'na sunulmuş, 24 Temmuz 2026'da TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilmiş ve 31 Temmuz 2026'da Resmî Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe girmiştir. Kanun; 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun, 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu, 7545 sayılı Siber Güvenlik Kanunu ve Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu dahil birden fazla temel mevzuatta eş zamanlı değişiklik yapmıştır.
Bu düzenleme, Mart 2025'te yürürlüğe giren 7545 sayılı Siber Güvenlik Kanunu ile başlatılan kurumsallaşma sürecinin ikinci büyük adımıdır. 7545 sayılı Kanun, SGB'yi kurumsal bir yapıya kavuşturmuş; 7590 sayılı Kanun ise bu kuruma internet altyapısı üzerinde doğrudan icrai yetki tanımıştır.
Ne Devredildi: Alan Adı Yönetimi ve 5651 Sayılı Kanun Yetkileri
5809 sayılı Kanun'a eklenen yeni hüküm, internet alan adlarına ilişkin strateji belirleme, düzenleme yapma ve internet altyapısını yönetme yetkisini SGB'ye tanımaktadır. Bu değişiklikle Türkiye'nin ".tr" uzantılı alan adı sistemi, ikincil piyasa kuralları ve alan adı kötüye kullanımına (kimlik avı, kötü amaçlı yazılım dağıtımı, botnet komuta-kontrol altyapısı gibi) karşı alınacak tedbirler artık BTK değil SGB denetiminde şekillenmektedir.
Kanunun ikinci büyük bileşeni, 5651 sayılı Kanun'un tamamında "Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu / Kurum / Kuruma" ifadelerinin "Siber Güvenlik Başkanlığı / Başkanlık / Başkanlığa" olarak değiştirilmesidir. Bu, sınırlı bir yetki devri değil; erişim engelleme kararlarının uygulanması, içeriğin yayından çıkarılması, trafik verisi alınması ve kaldırma bildirimlerinin işlenmesi dahil önceki tüm işlevlerin toptan yeniden atanmasıdır.
BTK'nın Kalan Yetkileri
BTK, elektronik haberleşme sektörünün düzenleyicisi olarak varlığını sürdürmektedir; mobil operatörlerin ve internet servis sağlayıcılarının yetkilendirilmesi, frekans tahsisi, spektrum yönetimi, numaralandırma, tüketici hakları, rekabet düzenlemeleri ve sektöre yönelik denetimler BTK'nın görev alanında kalmaya devam etmektedir. Devredilen yetkiler, spesifik olarak siber güvenlikle doğrudan bağlantılı işlevlerle — alan adı yönetimi, erişim engelleme, içerik kaldırma ve iletişimin tespiti ile analizi — sınırlıdır.
Yeni "Tedbir" Mekanizması: İki Saat, Yirmi Dört Saat, Kırk Sekiz Saat
Kanunun en somut ve pratik açıdan en belirleyici hükmü, SGB'ye tanınan "tedbir" alma yetkisidir. Anayasa'nın 22. maddesinde sayılan gerekçelerden biri veya birden fazlası mevcut olduğunda ve gecikmesinde sakınca bulunduğunda, SGB güvenlik veya istihbarat kurumlarının talebi üzerine ya da resen gerekli tedbirleri alabilmektedir.
Bu tedbir kararı derhâl işletmecilere, erişim sağlayıcılara, veri merkezlerine, içerik sağlayıcılara ve yer sağlayıcılara bildirilmektedir. Yükümlülerin uyması gereken süreler açık ve katı biçimde belirlenmiştir: kararın gereği, bildirimden itibaren en geç iki saat içinde yerine getirilmek zorundadır. Karar, yirmi dört saat içinde sulh ceza hâkiminin onayına sunulmak zorundadır. Hâkim kırk sekiz saat içinde karar vermezse tedbir kendiliğinden ortadan kalkmaktadır.
Bu yapı, "önce uygula sonra yargı denetimine sun" mantığına dayanan bir rejim oluşturmaktadır. İki saatlik uygulama penceresi, erişim sağlayıcıları ve veri merkezlerini yirmi dört saat kesintisiz nöbet mekanizması kurmaya fiilen zorlamaktadır; yazılı protokolü ve tanımlı nöbet listesi bulunmayan kuruluşların bu süreye gerçekçi biçimde uyması güçtür.
Bant Daraltmadan Tedbire: Kapsamı Genişleyen Ama Sınırı Belirsizleşen Yetki
Önceki düzenlemede "bant daraltma" adı verilen ve dar kapsamlı bir yetki mevcuttu: Cumhurbaşkanlığı'nın belirlediği tedbir BTK'ya bildirilir, BTK Başkanı bu tedbiri erişim sağlayıcılara ve veri merkezlerine iletir, karar iki saat içinde uygulanır, yirmi dört saat içinde sulh ceza hâkiminin onayına sunulur ve hâkim kırk sekiz saat içinde karar vermezse hüküm kendiliğinden ortadan kalkardı. Bu yetkinin tek yasal dayanağı olan 5809 sayılı Kanun'un 60. maddesinin 10. fıkrası, 7590 sayılı Kanun'la yürürlükten kaldırılmıştır.
Yeni düzenlemenin kritik farkı, "bant daraltma" gibi somut ve dar tanımlı bir önlem yerine, kapsamı ve içeriği kanunda açıkça sınırlandırılmamış genel bir "tedbir" yetkisinin getirilmesidir. Bu yetki teknolojik açıdan tarafsız bir kavram olduğundan; erişim engelleme, bant daraltma, DNS yönlendirmesi veya başka herhangi bir teknik müdahaleyi kapsayabilecek genişlikte yorumlanabilir. Tedbirin türü ve orantılılığı kanunun kendisinde tanımlanmadığından, bu sınırların ikincil mevzuat ve yargısal denetim yoluyla netleşmesi beklenmektedir; bu da işletmeciler açısından belirsizlik ve olası yetki aşımı itirazlarına zemin hazırlamaktadır.
Anayasa m. 22 ile Gerilim: Haberleşme Hürriyeti
Anayasa m. 22, haberleşmenin gizliliğini temel bir hak olarak güvence altına almaktadır. SGB'nin trafik verisini durdurma, analiz etme ve engelleme yetkisi, doğrudan bu maddenin kendi istisnalarına — millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın korunması — dayandırılmaktadır. Bununla birlikte, sürekli ve yapısal bir trafik analizi mimarisinin — hedefli ve münferit bir müdahaleden farklı olarak — orantılılık ve gereklilik ilkeleri bakımından Anayasa Mahkemesi önünde SGB'nin yeni yetkileri bağlamında henüz test edilmediği belirtilmelidir.
SGB'nin görev tanımına giren "iletişimin tespiti ve analizi" yetkisi, bu tartışmanın hukuki zeminini oluşturmaktadır. Bu yetkinin somut uygulama sınırları — hangi trafik türlerinin, hangi koşullarda ve ne ölçüde analiz edilebileceği — kanunun kendisinde ayrıntılı biçimde düzenlenmemiş olup ikincil mevzuata bırakılmıştır.
Yaptırım Rejimi: İdari Para Cezaları
SGB Başkanı, kanun kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmeyen kişi ve kuruluşlara her bir ihlal için yirmi bin ila yüz bin Türk lirası arasında idari para cezası uygulama yetkisiyle donatılmıştır. Bu yaptırım rejimi, iki saatlik uygulama süresine uyulmaması, tedbir kararının gereğinin yerine getirilmemesi ya da SGB'nin diğer yükümlülüklerine aykırı davranılması hâllerini kapsamaktadır.
Personel ve Altyapı Devri: Üç Aylık Geçiş Süreci
Kanun, yalnızca yetkiyi değil bu yetkinin kullanılması için gerekli tüm kaynakları da devretmektedir. BTK'nın devredilen görevleri yerine getirmek için kullandığı bilgi işlem altyapıları, veri merkezleri, yazılımlar, taşınırlar, araç ve ekipmanlar, elektronik kayıtlar, dokümanlar, hak ve yükümlülükler ile bu faaliyetleri yürüten personel, kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren üç ay içinde SGB'ye devredilecektir. Bu devir kapsamına, devam eden dava ve icra takipleri de dahildir.
SGB'nin Kurumsal Büyümesi: Siber Güvenlikten Dijital Devlete
SGB, 8 Ocak 2025'te 177 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile kurulmuş; 12 Mart 2025'te yürürlüğe giren 7545 sayılı Siber Güvenlik Kanunu ile yasal zeminine kavuşmuştur. 25 Aralık 2025'te yapılan kapsamlı bir değişiklikle kurumun görev tanımı "siber güvenlik"ten "siber güvenlik ve dijital devlet"e genişletilmiş, kadrosu yüz otuz beşten iki yüz dörde çıkarılmış; Kamu Yapay Zeka Genel Müdürlüğü ve Dijital Devlet Genel Müdürlüğü gibi yeni hizmet birimleri kurulmuştur. Bu genişleme, SGB'yi yalnızca siber güvenlik değil Türkiye'nin dijital dönüşüm gündeminin merkezi bir kurumu hâline getirmektedir. 7590 sayılı Kanun'la gelen yetki devri, bu büyüme sürecinin doğal bir devamı olarak okunabilir.
Kritik Altyapı İlanı: On Beş Sektör
7545 sayılı Kanun'un 9. maddesi çerçevesinde, 5 Mayıs 2026'da Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Siber Güvenlik Kurulu, on beş sektörü kritik altyapı olarak ilan etmiştir: dijital altyapılar, dijital hizmetler, elektronik haberleşme, enerji, finans, gıda ve tarım, imalat sanayii, kamu hizmetleri, medya ve kriz iletişimi, posta ve kargo, sağlık, savunma sanayii, su yönetimi, ulaştırma ve uzay.
Bu sektörlerdeki kuruluşlar; SGB'nin belirlediği teknik ve idari güvenlik tedbirlerini uygulamak, kurumsal siber olay müdahale ekipleri (SOME) kurmak ve siber güvenlik ürünlerini yalnızca SGB tarafından yetkilendirilmiş ve sertifikalandırılmış sağlayıcılardan temin etmek zorundadır. Bu yapı, kuralları koyan, ürünleri sertifikalandıran, uyumu izleyen ve doğrudan para cezası ile tedbir yoluyla yaptırım uygulayabilen kapalı devre bir sistem oluşturmaktadır.
İkincil Mevzuat Boşluğu: Öngörülebilirlik Sorunu Tekrarlıyor
7545 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesinde işaret edilen ikincil düzenlemelerin — yönetmelikler, tebliğler, sektörel kriterler — 19 Mart 2026 hedef tarihine karşın, hukuk çevrelerinin 14 Mayıs 2026 tarihli değerlendirmelerinde henüz Resmî Gazete'de yayımlanmadığı tespit edilmiştir. Bu bilginin araştırma tarihinden bu yana güncellenmiş olabileceği göz önünde bulundurulmalı; ancak tespit edildiği tarih itibarıyla ortaya çıkan tablo önemlidir: kritik altyapı sektörleri ilan edilmiş, yaptırım yetkisi ve tedbir mekanizması yürürlüğe girmiş olmasına karşın, bu yükümlülüklerin somut içeriğini belirleyecek ikincil mevzuat henüz kamuoyuna sunulmamıştır.
Bu tablo, idare hukukunun öngörülebilirlik ve hukuki belirlilik ilkeleri açısından dikkat çekicidir: yaptırıma tabi yükümlülüklerin somut çerçevesi netleşmeden yaptırım mekanizmasının işlerlik kazanması, muhatapların hangi davranışın hangi sonucu doğuracağını önceden bilme imkânından yoksun kalması riskini taşımaktadır.
RTÜK ile Çift Başlı Denetim: Aynı İçerik, İki Ayrı Otorite
7590 sayılı Kanun'un SGB'ye tanıdığı yeni yetkiler, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu'nun (RTÜK) 6112 sayılı Kanun ve 2019 tarihli İnternet Ortamında Yayın Yapan Yayın Kuruluşları ve Platform İşletmecileri Hakkında Yönetmelik kapsamındaki yayıncılık denetim yetkisini ortadan kaldırmamaktadır. Bu iki rejim artık paralel işlemektedir: SGB internet altyapısı, alan adı, erişim engelleme ve siber güvenlik eksenli bir denetim uygularken; RTÜK medya hizmet sağlayıcıları, yayın platformları ve lisanslı içerik kanalları üzerinde içerik odaklı bir denetim sürdürmektedir.
Bu paralel yapının pratik sonucu, bir video paylaşım platformunun ya da haber sitesinin aynı anda hem SGB'nin "güvenlik" gerekçesiyle verdiği erişim engelleme kararına hem de RTÜK'ün içerik esaslı yaptırımına muhatap olabilmesidir; bu iki karar farklı hukuki eşiklere ve farklı başvuru yollarına dayanmaktadır.
Sivil Toplumun Tepkisi
Kanun teklif aşamasındayken, İfade Özgürlüğü Derneği bu süreci kamuoyu önünde "dijital itaat rejimi" olarak nitelendirmiştir. Bu değerlendirme, sivil toplum örgütlerinin düzenlemeye yönelik eleştirel bakış açısını yansıtmaktadır; kanunun resmî gerekçesinde ise millî güvenlik ve siber tehditlere karşı hızlı müdahale kapasitesinin güçlendirilmesi öncelik olarak sunulmuştur. Bu iki bakış açısı, düzenlemenin hem güvenlik hem ifade özgürlüğü boyutlarını içeren dengeli bir hukuki değerlendirmenin parçalarını oluşturmaktadır.
Avukat Yusuf KILIÇKAN
11 Ağustos 2026
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
1. BTK artık internet erişimini engelleyemiyor mu?
5651 sayılı Kanun kapsamındaki erişim engelleme ve içerik kaldırma yetkisi SGB'ye devredilmiştir. Ancak BTK tamamen ortadan kalkmamıştır; elektronik haberleşme sektörünün düzenleyicisi olarak varlığını sürdürmekte, operatör yetkilendirmesi, frekans tahsisi ve tüketici hakları gibi konularda görevine devam etmektedir.
2. SGB'nin "tedbir" kararı almak için mahkemeye başvurması gerekiyor mu?
Hayır, önceden değil. SGB, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde hâkim kararı olmaksızın doğrudan tedbir alabilmektedir. Ancak bu karar yirmi dört saat içinde sulh ceza hâkiminin onayına sunulmak zorundadır; hâkim kırk sekiz saat içinde karar vermezse tedbir kendiliğinden ortadan kalkar. Bu, önce uygulama sonra yargısal denetim mantığına dayanan bir sistemdir.
3. Bir erişim sağlayıcı ya da veri merkezi SGB'nin kararına ne kadar sürede uymak zorunda?
En geç iki saat içinde. Bu süre, özellikle yazılı acil durum protokolü ve tanımlı nöbet sistemi bulunmayan kuruluşlar için ciddi bir operasyonel yük oluşturmaktadır.
4. "Bant daraltma" yetkisi hâlâ geçerli mi?
Hayır; bu terimin dayandığı 5809 sayılı Kanun'un 60. maddesinin 10. fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır. Yerine, kapsamı daha geniş ve teknolojik açıdan tarafsız bir "tedbir" yetkisi getirilmiştir. Bu yeni yetki bant daraltmayı da kapsayabilir; ancak sınırları kanunda somut biçimde tanımlanmamıştır.
5. SGB'nin bu yetkileri kullanması için ikincil mevzuat yayımlandı mı?
7545 sayılı Kanun'un öngördüğü ikincil düzenlemelerin bir kısmı, hedeflenen tarihe karşın araştırma dönemine kadar henüz kamuoyuna sunulmamıştı. Bu durum, yükümlülüklerin somut içeriğinin netleşmeden yaptırım mekanizmasının işlerlik kazanması bakımından hukuki belirlilik açısından tartışmalı bir tablo oluşturmaktadır.
6. Kanuna uymayan bir kuruluşa ne kadar ceza kesilebilir?
SGB Başkanı, kanun kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmeyen kişi ve kuruluşlara her bir ihlal için yirmi bin ila yüz bin Türk lirası arasında idari para cezası uygulayabilmektedir.
7. RTÜK'ün yetkileri bu düzenlemeyle ortadan kalktı mı?
Hayır. RTÜK, 6112 sayılı Kanun ve 2019 tarihli yönetmelik kapsamındaki yayıncılık denetim yetkisini korumaktadır. SGB'nin yeni yetkileri buna ek, güvenlik odaklı ayrı bir katman oluşturmaktadır; bu durum bir platformun aynı anda iki farklı otoriteye muhatap olabilmesi sonucunu doğurabilmektedir.
8. Kritik altyapı sektörü olarak ilan edilen kuruluşların ek yükümlülükleri neler?
SGB'nin belirlediği teknik ve idari güvenlik tedbirlerini uygulamak, kurumsal siber olay müdahale ekibi kurmak ve siber güvenlik ürünlerini yalnızca SGB tarafından yetkilendirilmiş sağlayıcılardan temin etmek zorundadırlar. On beş sektör, 5 Mayıs 2026 tarihli Siber Güvenlik Kurulu kararıyla belirlenmiştir.
9. SGB'nin aldığı bir tedbir kararına karşı hangi hukuki yollar mevcut?
Kararın kendisi yirmi dört-kırk sekiz saatlik yargısal denetime tabi olmakla birlikte, muhatap tüzel kişilerin kararın hukuka uygunluğunu ayrıca idare mahkemesinde dava konusu yapması genel idare hukuku ilkeleri çerçevesinde mümkün görünmektedir. Bu konuda henüz yerleşmiş bir yargı içtihadı bulunmamaktadır.
10. SGB'nin yalnızca siber güvenlikle mi ilgilendiği doğru mu?
Artık hayır. Aralık 2025'teki kapsamlı değişiklikle SGB'nin görev tanımı "siber güvenlik ve dijital devlet"e genişletilmiş; Kamu Yapay Zeka Genel Müdürlüğü ve Dijital Devlet Genel Müdürlüğü gibi yeni birimler kurulmuştur. 7590 sayılı Kanun'la gelen yetki devri, bu kurumun Türkiye'nin dijital altyapısı üzerindeki merkezi konumunu daha da pekiştirmiştir.
Yazar Hakkında
Avukat Yusuf KILIÇKAN, idare hukuku, dijital hukuk ve tüketici hukuku alanlarında faaliyet gösteren bir hukuk bürosunun kurucusudur. Siber güvenlik mevzuatına uyum süreçleri, erişim engelleme kararlarına karşı idari itiraz ve iptal davaları ile kritik altyapı işletmecilerinin yasal yükümlülükleri konularında müvekkillere hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunmaktadır. Hukuki yazılarına yusufkilickan.av.tr adresinden ulaşabilirsiniz.
📧 av.yusufkilickan@gmail.com
Yasal Uyarı
Bu makale yalnızca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. 7590 sayılı Kanun'un uygulanması, ikincil mevzuatın yayımlanma sürecine ve idari uygulama pratiğine göre önümüzdeki dönemde şekillenmeye devam edecektir. Siber Güvenlik Başkanlığı'nın tedbir yetkisi ve kritik altyapı yükümlülüklerine ilişkin somut uygulama esasları değişime açık olduğundan güncel gelişmelerin takip edilmesi önerilir. Somut hukuki durumunuz için mutlaka alanında uzman bir idare hukuku veya dijital hukuk avukatından destek almanız tavsiye edilir.
